Dünya Mirası Adalar, Büyükada kıyı hattında yakın zamanda ortaya çıkan özgün betonarme parapetlerin tarihsel, mimari ve kamusal değerine dikkat çekmek amacıyla bir basın bülteni yayınladı.

Güzergahın 1925 tarihli Özgün Mimari Karakteri Korunmalıdır
Büyükada kıyı hattında uzun yıllardır restoran işgalleri altında kalan kamusal alanların Adalar Belediyesi tarafından temizlenmesiyle, 20. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen özgün betonarme parapetler (kıyı korkuluk duvarları) gün yüzüne çıkmıştır. Bu gelişme, yalnızca kamusal alanın fiziksel olarak geri kazanılması değil, aynı zamanda Adalar’ın kamusal belleğinin ve kültürel mirasının görünür hale gelmesi açısından da büyük önem taşımaktadır.
Dünya Mirası Adalar Ekoloji ve Kültür Derneği tarafından yerinde yürütülen belgeleme çalışmaları kapsamında çekilen güncel fotoğraflar, kıyı düzenlemesinin özgün mimari öğelerini açık biçimde ortaya koymaktadır. Bu görseller, araştırmacı yazar ve mimarlık tarihçisi Büke Uras’ın Büyükada – Moris Danon Koleksiyonu adlı kitabında yer alan tarihi fotoğraflarda Büyükada sahil promenadının 1925 yılında büyük bir törenle açılan sahil düzenlemesini gösteren fotoğraflar, korkulukları, aydınlatma direklerini ve kamusal kullanımın canlılığını belgelemektedir.
Büke Uras, güncel görseller üzerinden yaptığı değerlendirmede, Büyükada sahil düzenlemesinin iki tarihsel evreye işaret ettiğini belirtmektedir. Buna göre, iskele 1910’lu yıllarda mimar Azaryan tarafından gerçekleştirilen erken dönem düzenlemeye aitken, kıyı hattı boyunca uzanan betonarme parapetler 1925 tarihli Cumhuriyet dönemi sahil şeridi düzenlemesi kapsamında inşa edilmiştir.
Bu tarihsel ayrım ilk kez söz konusu çalışmada ortaya konmuştur.
1925 tarihli düzenleme, güzergâh boyunca yer alan yapıların belediye tarafından kamulaştırılarak yıkılması ve uzun süren hukuki süreçlerin tamamlanmasıyla mümkün olmuştur. Açılışa ilişkin çarpıcı bir fotoğraf da Moris Danon Koleksiyonu’nda yer almaktadır.
Bugün tarihi fotoğraflar ile güncel belgeleme görüntülerinin birlikte okunabilmesi, Büyükada kıyısının yalnızca fiziksel bir mekan değil, toplumsal hafızanın, kamusal iradenin ve ortak yaşam kültürünün somutlaştığı bir alan olduğunu güçlü biçimde hatırlatmaktadır. Bu nedenle, özgün korkulukların restorasyonu ile birlikte, dönemin ayrılmaz bir parçası olan ancak günümüze ulaşmayan aydınlatma elemanlarının rekonstrüksiyonunun da değerlendirilmesi ve “Gezinti Yolunun” korunması tarihsel bütünlük açısından önemlidir.
Dünya Mirası Adalar Ekoloji ve Kültür Derneği olarak, yaklaşık on yıldır Adalar’ın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınması yönünde çalışmalar yürüttüğümüzü ve bu kapsamda hazırlanan dosyanın 2019 yılında ilgili Bakanlığa iletildiğini hatırlatmak isteriz. Bugün ortaya çıkan bu özgün mimari öğeler, Adalar’ın evrensel miras değerini oluşturan tarihsel katmanların somut örnekleridir ve kıyı gezinti yolunun korunması evrensel bir sorumluluktur.
Adalar Belediyesi’nin kamusal alanı geri kazanmaya yönelik bu önemli adımını destekliyor, kıyı düzenlemesi sürecinin tarihsel, kamusal ve katılımcı bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguluyoruz. Yıkım sonrası sahil şeridinin yapım sürecine başlanmasının planlandığı ve halktan gelecek görüşlere açık olunduğuna dair açıklamalar, yapılmıştır. Bu bağlamda, Büyükada kıyı şeridinde yürütülecek düzenleme sürecinin, alanın tarihsel kimliğini ve kamusal kullanım potansiyelini gözeten, uzmanların katkısıyla ve büyük bir özenle ele alınması gerektiğini düşünüyoruz.
Kıyı bandında oturma elemanlarının olup olmayacağı ve nasıl tasarlanacağı, aydınlatmanın niteliği, olası bitkisel düzenlemeler, restoran önlerinin kamusal alanla ilişkisi, güneş kırıcılar, yer döşemesi, manzara ve seyir noktaları ile su drenajı gibi kamusal kullanımı doğrudan etkileyen kararların bütüncül ve katılımcı biçimde ele alınabilmesi için bir çalıştay sürecinin gerekli olduğunu düşünüyoruz.
Dünya Mirası Adalar Ekoloji ve Kültür Derneği olarak, Büyükada kıyı promenadının korunmasını, yapım sürecinin aceleye getirilmeden, uluslararası miras koruma ilkeleriyle uyumlu, katılımcı, şeffaf ve bilimsel bir yaklaşımla yürütülmesinin hayati önemde olduğunu bir kez daha vurguluyor, bu sürece bilgi ve deneyimimizle katkı sunmaya hazır olduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.