Hindistanlı mimar Balkrishna Doshi’nin tasarladığı son yapı, Almanya’daki Vitra Kampüsü’nde tamamlandı. Yılanı andıran formu, hava koşullarıyla eskitilmiş çelikten oluşturuldu.
Doshi Retreat adını taşıyan yapı; Vitra’nın Weil am Rhein’deki ikonik yerleşkesinde, Tadao Ando’nun tasarladığı yapının bitişiğindeki bir arsada, yalnızlık ve derin düşünme için bir mekan sunuyor.
Doshi’nin hayatı boyunca tasarladığı son proje olmasının yanı sıra, yurt dışındaki ilk ve tek tamamlanmış yapısı olma özelliğini taşıyor.
Proje, Balkrishna Doshi’nin torunu Khushnu Panthaki Hoof ve onun partneri Sönke Hoof’un kurucusu olduğu Studio Sangath ile birlikte geliştirilmiş.
Doshi Retreat; zemin seviyesinin altına doğru inen, birbiri üzerine geçen ve birbirine dolanan iki patikadan oluşuyor. Patikalar, ziyaretçileri, ekip tarafından “derin düşünme odası” olarak tanımlanan bir pavyona yönlendiriyor.
Bu kıvrımlı tasarım, Doshi’nin birbirine dolanan iki kobra hakkında gördüğü bir rüyaya dayanan eskizden evrilmiş.
Khushnu Panthaki Hoof şöyle anlatıyor:
“Doshi’ye beş farklı patika varyasyonu gösterdik ve içlerinden biri biraz iç içe geçmiş yollara sahipti. Geldi, uzun uzun baktı ve ‘bu bana ata evimde gördüğüm iç içe geçmiş yılan rüyasını hatırlatıyor’ dedi.”
Gömülü yolların ve heykelsi pavyonun duvarlarının tamamı, ArcelorMittal tarafından bağışlanan hava koşullarına dayanıklı hurda çelikten üretilmiş.
Sönke Hoof, bu malzemenin kısmen de olsa, hava durumuna göre değişen estetik kalitesi nedeniyle seçildiğini, bu sayede yapının “adeta canlıymış gibi hissettirdiğini” söylüyor.
Kısa, kemerli bir tünelden girilen pavyonda, büyük bir gong ve iki yarı dairesel oturma elemanı bulunuyor. Bunlar, Hindistan’da zanaatkârlar tarafından elde dövülmüş pirinç bir mandalanın kısmi örtüsü altında yer alıyor.
Mandalayı çevreleyen boşluk sayesinde yağmur suyu içeri girebiliyor; içeri giren su, pavyonu çevreleyen bir haznede toplanarak sürekli değişen bir arka plan oluşturuyor.
Yapı, yılanlara göndermede bulunmakla birlikte, aynı zamanda Sanskritçede omurganın tabanında bulunan ilkel enerjiyi —bir sarmal ya da spiral şeklinde— tanımlayan “Kundalini” kavramından ilham alıyor.
Ziyaretçiler güzergah boyunca ilerlerken, ağaçların çevresine inşa edilen yükseltilmiş alanların yanından geçiyor; zemine yerleştirilen ses sistemi ise gong ve flüt sesleri çalıyor.