Gezi Parkı Bütünlüğünü Nasıl Kaybetti?

Gezi Parkı'na inşa edilen ve parkın bütünlüğünü bozan Hilton ve Sheraton otellerinin yapım hikayeleri dönemlerinin gazete küpürlerine nasıl yansıdı?

Beyoğlu için Henri Prost tarafından hazırlanan plan doğrultusunda Maçka, Harbiye, Taksim ve Dolmabahçe arasında yaklaşık 20 hektarlık büyük bir park öngörülmüştü. İki Numaralı Park Projesi Taksim Meydanı’nı da içine alarak, bir açık hava tiyatrosu, spor sarayı ve sergi salonları, önemli konukların karşılandığı deniz kenarında Dolmabahçe Sarayı yanında bir meydan, çeşitli spor yarışmalarının düzenlenebileceği geniş yeşil alanları içeriyordu. Bu proje, Harbiye’ye kadar devam eden iki kilometre uzunluğunda yaya gezinti yolu ile birlikte hayata geçirilmişti. (*)

Ancak İstanbul’un önemli yeşil alanlarından biri haline gelen Taksim Gezisi seneler içerisinde çeşitli otel yatırımları ile bölündü, bütünlüğünü yitirdi. Sizlerle 50’lerde Hilton ve 70’lerde Sheraton otellerinin uygulanmalarının Cumhuriyet Gazetesi’ne nasıl yansıdığını paylaşmak istedik. Erken Cumhuriyet Dönemi’nde modern kamusal alanlardan biri olarak geliştirilen Taksim Gezi Parkı’nın park olarak kalması dileğiyle…

HILTON OTELİ

Türkiye’nin ilk 5 yıldızlı otel projesi olan Hilton Oteli Skidmore, Owings & Merrill mimarlık ofisi tarafından tasarlanmış ve yerel danışmanlığını da Sedad Hakkı Eldem üstlenmişti.

“Hilton oteli 1954 te bitecek” – 30 Haziran 1952

“Hilton Otelcilik Şirketi Umum Müdür Muavini ve Avrupa mümessili Mr. Dean Carpenter dün Park Otelde bir basın toplantısı yapmıştır. Mr. Carpenter, İstanbul’da yapılmakta olan otelin 1954 baharında işletmeye açılacağını bildirmiştir”

“Hilton oteli inşaatı ihale edildi” – 22 Ekim 1952

“İstanbulda yapılacak olan Hilton otelinin inşaatı bugün saat 14.30’da Emekli Sandığında ihale edilmiştir. Bu inşaat dünyaca tanınmış firmalar arasında teklif alma suretile eksiltmeye çıkarılmış bulunuyordu. Eksiltme müddeti dolmuş ve inşaat en ucuz teklifi yapmış olan tanınmış Alman firmaları ‘Julius Berger’ ve ‘Dyckerhoff Widmann’ firmalarına müştereken ihale olunmuş, (…)”

“Zihniyetimizi ayarlamalıyız” – 1 Eylül 1953

“Türkiye inkişaf halinde bir memlekettir. Orada tabiat kanunları kendi prensiplerine göre yürür. Inkişafın bu tarafı bariz şekilde göze çarpar. Lakin Türkiyenin medeni memleketlerdeki modern zihniyete göre bir inkişaf grafiği çizdiği iddia edilemez. (…)

(…) İstanbul’da bir ecnebi şirketin yapmayı deruhde ettiği bir otel inşaatı halkı, hatta müteahhid ve mimarları hayrete düşürmektedir. Bu ecnebi şirket, inşaatı taahhüdünden daha evvel bitireceğe benzediği için binayı işletecek olanlar vaktinden evvel personel bulamamak endişesine düşmüşlerdir. (…) Türkiyede, şu yukarıda yazdığımız – açıkça söyliyelim- Hilton oteli inşaatı hükumete ve müteahhidlere bir ders olmuyor mu? (…)”

“Hilton otelinin inşaatı süratle ilerliyor” – 16 Eylül 1953

“Harbiyedeki Kervansaray arkasında inşa edilmekte olan Hilton otelinin inşaatı süratle ilerlemektedir. Halen 8 katlı muazzam binanın 7nci katının betonu dökülmektedir. İnşaatı üzerine alan Alman firması oteli 1954 yılının nisan ayına yetiştirmek için işçileri günde 3 ekip halinde 24 saat çalıştırmaktadır.

8 katlı, 300 odalı (600) kişi alabilecek Hilton oteli tamamlandıktan sonra, şehrimizde otel sıkıntısının kalkacağı tahmin edilmektedir. Hilton oteli, her türlü konforu havl odaları, salonları, barları, modern yüzme havuzu, tenis kortları ve eşsiz tabii manzarası ile dünyanın en lüks otellerinden biri olacaktır.”


23 Şubat 1954


4 Şubat 1955


15 Şubat 1955

“Hilton kardeşlerden biri şehrimizde” – 5 Mayıs 1955

“500 milyon dolar sermayeli Hilton Şirketinin yarı hissesine sahib olan misafir, İstanbul oteli ve turizm mevzuunda izahat verdi.”

“Mimarı, Hilton Otelini anlatıyor” – 10 Haziran 1955

“Günlerden, haftalardan ve aylardan beri lafı dillerde dolaşan Hilton oteli nihayet bugün (henüz tamamlanmamış bir halde) törenle açılıyor.

Hilton otelinin servisi ve iç hayatı üzerinde, zehirlenme meselesinden tutun da müşterilerin kapı dışarı edilmesine varıncaya kadar söylenmedik laf kalmadı, (daha da söyleneceğinden başka!)

Ancak ortada hesaba kitaba dayanan bir gerçek de dev gibi duruyor. Yani Hilton oteli olan şu koca bina, şüphesiz ki mimari ve teknik bakımından övülecek bir eserdir.”

“Hilton oteli dün açıldı” – 11 Haziran 1955

“Günlerdenberi dedikodusu yapılan İstanbul Hilton oteli dün büyük törenle açıldı. Merasime, Hilton otelleri sahibi Mr. Conrad Hilton’a saat 10.30 da Vali Prof. Gökay tarafından İstanbul fahri hemşehrilik unvanının verilmesiyle başlandı. Bu vesile ile bir konuşma yapan Vali, otelin turistik ve Türk-Amerikan dostluğunun gelişmesi bakımından önemini belirtti. Müteakıben Hilton, Taksim abidesine bir çelenk koydu.”


24 Haziran 1955

“İkinci bir Hilton Oteli inşası kararlaştı” – 24 Haziran 1955

“Faaliyete geçtiği 10 haziran tarihindenberi müşterilerin taleblerini karşılamakta büyük zorluk çeken Hilton müessesesi, Emekli Sandığı ile son günlerde bir prensip anlaşmasına vararak otele ikinci bir bina ilave etmeğe karar vermiştir.

İlave edilecek kısmın planları henüz hazır olmamakla beraber, yüzme havuzunun arkasındaki sahaya mevcud otele paralel bir bina inşası kararlaştırılmıştır. Bir Yer altı koridoru ile mevcud oteel bağlanacak olan yeni binada 220-300 oda bulunacağı bildirilmektedir. Fakat mevcud otelin tesisleri ve eğlence yerleri her iki binanın ihtiyacını karşılıyacak şekilde yapıldığı için yeni binanın yüzde 35 ucuza mal olacağı hesablanmıştır.”

“Otel bahsinde pehlivanlık” – 05 Ekim 1955

İnşaat sürecinden başlayarak Hilton Oteli üzerine eleştirel bir bakış açısıyla yazılar kalem alan Burhan Felek okuyucusundan gelen bir mektup üzerine yapının ölçeğini değil üslubunu eleştirdiğini dile getirir:

“Biliyorsunuz ki; bizim Hilton oteli pratik bir inşaat nümunesidir ve frenkler bu gibi yapılara ‘klinik bina’ sistemi diyorlar. Yani hastane tipi”


8 Mart 1957


15 Nisan 1959

SHERATON OTELİ (CEYLAN INTERCONTINENTAL)

Ceylan Intercontinental Oteli (Vakıflar Bankası Taksim Oteli veya İstanbul Vakıflar Oteli veya Taksim Vakıflar Oteli) için “Taksim Turistik Otel Mimari Proje Yarışması” bir yarışma açılmış ve Kemal Ahmet Aru, Tekin Aydın, Mehmet Ali Handan, Hande Suher, Yalçın Emiroğlu ve Altay Erol tarafından oluşan bir mimarlık bürosu olan AHE Mimarlık’ın kazandığı proje uygulanmıştı.


24 Mart 1968

“Yeni bir gökdelenin daha temeli atılıyor” – 7 Ağustos 1972

“‘PANAM’in dev jumbo jetlerinin uzun boylu yolcuları bundan böyle ‘Türk hamamında yıkandık’ demek için Galatasaray Hamamına veya çiçeği burnunda eski (!) malalrı satın almak için ‘Bazaar’a koşmayacaklar. Zira yarın Taksim’de temeli atılacak olan ‘Hotel İntercontinental’de bunların hepsi mevcut olacak. Tabii biraz küçültülmüş olarak.

Bir dev otel

Taksim’in eski halini bilenler hatırlayacaklardır. Şimdi ‘T4’ otobüslerinin kalktığı durağın arkasında Birkaç sene evvel İstanbul Kulübü, Osmanlı Bankası ve Ankara Pazarı’nın binaları bulunmaktaydı. İstanbullular çok değil, 30 ay sonra yani 1975 yılının yaz aylarına kadar burada 70 metreye yaklaşan boyuyla kendilerine ‘yüksekten bakan’ bir gökdelenin yükselişine tanık olacaklar.

(…) Bir diğer özelliği daha doğrusu mahzuru İstanbul’daki benzerleri (Hilton ve Sheraton) gibi bahçe içinde olmaması. İntercontinental’in bina dışında bir metrekarelik boş sahası bile yok. Otelin mimari projesini hazırlayan yüksek miamr Fatin Uran ‘bu mahzuru’ otelin 5 bodrum katından üçünü garaj haline getirmekle halletmiş. (…)”


3 Ağustos 1973

“İstanbul’un Gökdelenleri” – 16 Şubat 1975 (Yalçın Pekşen)

… Ve İntercontinental

Haziran sonunda hizmete açılacak olan İntercontinental oteli, bina olarak Sheraton’dan daha alçak (68.98 metre) fakat kot yüksekliği daha fazla olduğu için İstanbul silüetinin en yüksek noktasını oluşturuyor. İntercontinental otelinin kat adedi 33 (üç zemin katı dahil). Oda sayısı ise 412. ayrıca 4 tane kral dairesi bulunuyor . Kapalıçarşı taklidi bir çarşısı ile giriş ve çatı katlarında 6 tane lokanta, bar ve gazinosu mevcut. Teras katında yüzme havuzu ve sauna dışında, bir de Türk hamamı bulunuyor.

İntercontinental’in bir özelliği de birçok hizmetlerin elektronik beyinle yönetilecek olması. Örneğin asansörler ve emniyet sistemleri elektronik beyinle çalışıyor.

Ülkemizde yapılan gökdelenlerin en kısa sürede inşa edilenlerinden biri de İntercontinental oteli. Proje tarihi 1969 olmasına rağmen 1972 yılında temeli atılan otel 3 yılda tamamlanmış olacak. (…)”


20 Nisan 1975

“450 milyona malolan Sheraton Oteli 2 ağustos’ta açılıyor” – 17 Temmuz 1975

“İstanbul-Sheraton Oteli 2 ağustosta açılacak ve ekim ayına dek yavaş tempoda çalışacaktır. Bundan sonra, normal gündelik temposuna girecek olan Istanbul Sheraton’un ‘Sinan’, ‘Barbaros’ ve ‘Mevlana’ adlarını taşıyan ellişer kişilik üç toplantı salonu da bulunmaktadır. (…)”

“Sheraton Oteli Demirel tarafından hizmete açıldı” – 3 Ağustos 1975

“Başbakan Süleyman Demirel dün, İstanbul belediyesinin tüm ikazlarına ve otelin hizmete giremeyeceğine dair valiliğe yazdığı yazıya rağmen Sheraton Otelinin açılışını yapmış ve oteli hizmete sokmuştur. Demirel açılış konuşmasında, Türkiye’nin 100, İstanbul’un 20 tane böyle otele ihtiyacı bulunduğunu belirtmiş ve ‘Burası bacası olmayan bir fabrikadır. Yurdumuzun çeşitli yerlerinde attığımız fabrika temelleri de böyle yükselmektedir. Bu eserde Türk milliyetçiliğinin iddiası yatar. Bu Türk’ü büyük yapma iddiasıdır’ demiştir.”

“Voltajı düşürülen Sheraton’da bazı araçlar çalıştırılamıyor” – 04 Ağustos 1975

“Başbakan Süleyman Demirel tarafından önceki gün törenle açılan Sheraton Oteli’nin cereyanları, Belediye Başkanı Ahmet İsvan’ın yazılı emri üzerine dün sabah İETT teknisyenleri tarafından şantiye cereyanı seviyesi olan 220 KW’a indirilmiş ve otelin yüksek voltaj ve güç gerektiren teknik araçlarının çalışmaları durmuştur.

Otel yetkilileri

Sheraton Oteli yetkilileri Belediye Başkanının dün yaptığı açıklamsında ortaya çıkan soruna çağ dışı yasaların yol açtığını belirttiğini söyleyerek ‘Aslında konu belediye ile hükümet arasındadır. Ancak bu durum bizi zor durumda bırakmıştır. Ayrıca otele müşteri alınmaması yolundaki belediye tebliği otelin mal sahibi olan Taksim Otelcilik A.Ş.’ye yapılmıştır. Bu tebliğ ayrı bir işletme olan bizi bağlamazdı (…)”

5 Ağustos 1975

13 Ağustos 1975

6 Ekim 1978

Bu haberlerden sonra iki farklı işçi direnişi gazete haberlerine Sheraton Oteli’ni taşır. Bu süreçten sonra ise Sheraton’da yapılan toplantılarla otelin ismi haberlerde geçer.

Kaynaklar: Cumhuriyet Gazetesi Arşivi
Aydemir, I., 2008. İki Fransız Mimarı Henri Prost ve August Perret’nin İstanbul ile İlgili Çalışmaları, Megaron YTÜ Mim. Fak. E-Dergisi

Etiketler

Bir cevap yazın