Frederick Law Olmsted ve Amerikan Kentinde Kırsal Manzaralar

Peyzaj Mimarlığı'nın Öncüleri dosyamız kapsamında, Amerika'nın ilk peyzaj mimarı ve aynı zamanda gazeteci, sosyal eleştirmen ve kamu yöneticisi kimlikleriyle de ön plana çıkan Frederick Law Olmsted'i inceliyoruz.

19. yüzyılın ikinci yarısında Amerika’da muazzam değişimler meydana geliyor ve kırdaki insanlar daha önce görülmemiş bir şekilde şehirlere ilerliyor. Bu dönemde şehirlerin sadece ticaret merkezleri olarak görülmemesi gerektiği, daha misafirperver bir yapıya dönüştürülmesi gündeme geliyor. Artık toplum liderlerinin bu duruma kayıtsız kalmaması gerektiği insanlarınn düşüncelerinde yer etmeye başlıyor. 1850’lerin sonlarına doğru şehrin güzelleştirilmesi, gittikçe daha fazla liderin keşfettiği ve takip ettiği bir konu haline geliyor. Bu hareketin ardındaki teori, daha estetik bir şehir tasarlandığında o şehirde daha fazla insanın yaşamak isteyeceği ve daha mutlu olacaklarıydı. “City Beautiful” hareketinin en büyük öncülerinden biri ise Frederick Law Olmsted.

Yale Üniversitesi’ne girmek üzereyken görme kabiliyetini büyük ölçüde düşüren bir zehirlenme yaşayan Olmsted, sonraki 20 yılını daha sonra mesleğinde kullanacağı farklı deneyimler ve becerileri bir araya getirmek üzere çalışıyor. İlk olarak New York’ta manifaturacıda çalıyor, daha sonra Çin’e bir yıl sürecek bir yolculuğa çıkıyor. Araştırma, mühendislik, kimya ve bilimsel çiftçilik eğitimleri aldıktan sonra 1848-1855 yılları arasında bir çiftlik işletiyor. 1850’de altı ay boyunca yürüyerek Avrupa ve Britanya Adaları turu yapıyor. Bu gezi sırasında sayısız park, özel mülk ve tabii ki de doğal peyzaj ile karşılaşıyor.


Frederick Law Olmsted’in yazılı eserleri.

1852’de “Walks and Talks of an American Farmer” isimli bir kitap yayınlayan Olmsted, aynı yılın Aralık ayında güneydeki kölelik meselesiyle ilgili New York Times muhabiri olarak ilk iki alan gezisini yapıyor. 1856-1860 yılları arasında ise güneydeki sosyal durum ve gezi yazıları konulu üç cilt daha yayınlıyor. Bu dönemde edebi faaliyetlerini köleliğin batıya doğru genişlemesine karşı çıkmak ve güney devletlerinde köleliğin kaldırılmasının gündeme gelmesi için kullanıyor. 1855’ten 1857’ye kadar bir yayıncılık şirketinin ortağı oluyor ve önde gelen bir edebiyat ve siyasi yorum yazarı olan Putnam’ın aylık dergisinin editörlüğünü yürütüyor. Bu deneyimleri ile Olmsted, bir dizi toplumsal ve politik değere sahip bir peyzaj mimarı olarak çalışmaya başlıyor.


Belle Isle Park, Detroit

New Yorklu bir köşe yazarı olarak kazandığı çeşitli bağlantılar sayesinde Olmsted, 1857’de New York City’de planlanan park projesinin geliştirilmesinin başlangıcında, Central Park’ın baş sorumlusu olarak atanıyor. Kısa süre sonra Calvert Vaux ile tanışıyor ve Central Park projesini birlikte yürütüyorlar. Bu durum 1857’den 1861’e kadar benzer nitelikteki önemli çalışmaların çoğunda yer almasıyla sonuçlanıyor: Prospect Park, Brooklyn, NY; Fairmont Park, Philadelphia; Riverside ve Morningside parkları, New York; Belle Isle Park, Detroit; 1874-1895 yılları arasında Washington, D.C.’de Capitol’u çevreleyen alanlar; Palo Alto, Kaliforniya’da Stanford Üniversitesi ve daha birçok proje… 

Köleliğin kaldırılması ile ilgili önemli çalışmaları bulunan Olmsted, Amerikan İç Savaşı’nın başlamasıyla Birleşik Devletler Sağlık Komisyonu’nda göreve başlıyor ve peyzaj mimarlığına 1865’e kadar ara veriyor. New York’a döndüğünde, Prospect Park’ın tasarımında Vaux’a katılıyor. Daha sonra sırayla Chicago’daki Riverside’ın ve Buffalo’da kentsel yeşil alan sisteminin planlanması üzerine çalışmalarda ve Niagara Şelalesi’nin koruma projesinde görev alıyor.


Central Park, New York City

Central Park, günümüzde New York City’nin beşinci en büyük parkı. 1962 yılından bu yana Ulusal Tarihi Kentsel Simge olan Central Park, bir tasarım yarışmasını kazandıktan sonra 1858 yılında Frederick Law Olmsted ve İngiliz mimar Calvert Vaux tarafından tasarlanıyor. 

1860 ve 1873 yılları arasında, büyük engellerin önemli bir kısmı hallediliyor ve park tamamlanıyor. Yapım süreci eskimeyen yöntemlerle modern teknolojinin kombinasyonu halinde ilerliyor. Buharla çalışan ekipmanlar ve özel tasarım ağaç taşınmasına yarayan malkinelerin yanı sıra birçok vasıfsız işçi çalışıyor. Yapılan çalışma süreç boyunca teknik olarak görselleştiriliyor ve fotoğraflanıyor. Proje sonunda 1.500 türü temsil eden dört milyondan fazla ağaç, çalı ve bitki; 14.100 m3‘ten fazla toprak ile birlikte New Jersey’den taşınmış oluyor. Çünkü Central Park’taki mevcut toprak, planda belirtilen ağaç, çalı ve bitki türleri için ne yeterince verimli ne de yeterince sağlam. 

Tasarım sürecinde Central Park’ın Avrupai tarzda süslü girişlere sahip olması öneriliyor fakat Olmsted ve Vaux bunu kesin bir dille reddediyor ve tasarlanan yalın girişler ile “parkta rütbe ya da servete bakılmaksızın herkesin hoş karşılandığı” gösteriliyor.


Central Park, New York City

Brooklyn’de bulunan Prospect Park, 1865-1873 yılları arasında Olmsted’in hayatının başrolü konumunda. Diğer birçok projesindeki gibi bu parkta da tasarım konusunda Calvert Vaux ile iş birliğinde bulunuyor.

Prospect Park’ın en temel bölümleri “Long Meadow”, “Ravine” ve göl bölümü. Park, dolambaçlı yollara ve yemyeşil bir araziye sahip. Göl, var olan arazinin engebeli bir bölümünün oyulmasıyla oluşturuluyor. Bölgeyi su ile doldurmak için büyük bir pompa kullanıyorlar.


Prospect Park, Brooklyn

Olmsted, Riverside için yapmış olduğu planda “ideal banliyö nasıl olmalıdır” sorusuna cevap veriyor. Planlama aşaması 1868’te başlayarak iki yıl sürüyor. Ana amaçları ise rekreasyon için yeterli alan sağlamak ve tüm sakinler için uygun alanların bulunduğundan emin olmak. Bunun için taşkın yatağı ve nehir kıyısı ile yaylanın iki açık alanı korunuyor.

İlk inşaat çalışması, Riverside’ı Chicago’ya bağlamak için gölgeli bir park yolu yapmak oluyor. Ayrıca Olmsted, banliyö içerisindeki yollara doğal bir görünüm katmak için ekstra özen gösteriyor. Arazinin eğimini izleyen sokaklar tasarlıyor ve böylece planın uygulanması kolaylaşıyor. Son olarak, dik açı kesişimlerinden mümkün olduğunca kaçınıyor, bu da daha fazla kamusal alan yaratıyor. Kamusal sokaklar ve evler arasındaki alanların kamusal bir işlevi olan özel arazi olduğunu söyüyor ve kamu ile özel arasındaki geçiş alanı olduğunu belirtiyor.


Riverside, Illinois

Olmsted 1868’de Buffalo’ya geldiğinde, kendisinden yeni gelişen Buffalo şehri için bir “Central Park” yapması ve bunun için çevredeki potansiyel park alanlarını ziyaret etmesi isteniyor. Bunun üzerine yaptığı ziyaretlerde Olmsted, bir adet park yapılmasındansa, arazinin uygun ve nispeten ucuz olduğu dış banliyölerde büyük bir peyzaj parkı geliştirmeyi ve nüfus tabanına daha yakın olan iki küçük rekreasyon alanını geliştirmeyi öneriyor ve “park yolları” olarak adlandırdığı geniş caddeler aracılığıyla bu yeşil alanların hepsini birbirine bağlıyor. Komite, Olmsted’in önerisini kabul ediyor ve nihayetinde ülkenin kapsamlı planlanmış ilk belediye park sistemi oluşturulmuş oluyor.


Buffalo, Kentsel Yeşil Alan Sistemi Planı

1893 Chicago Fuarı’nın tasarımı Olmsted’in son projesi oluyor. Chicago Fuarı’nın düzeni büyük ölçüde John Wellborn Root, Daniel Burnham, Frederick Law Olmsted ve Charles B. Atwood tarafından tasarlanıyor. Yapılan tasarım, bir şehrin nasıl olması gerektiğinin bir prototipi olarak sunuluyor. Projenin ana tasarım ilkelerini, Beaux Arts’tan esinlenilerek simetri, denge ve görkem kavramları oluşturuyor. 


The White City, 1893 Şikago Fuarı

Olmsted ve firması, beş yüzün üzerinde çalışma yapıyor. Bunların içinde 100 kamusal park ve rekreasyon alanları, 200 özel mülk, 50 toplu konut, 40 akademik kampüs yer alıyor. Bunun dışında üretken bir yazar olan Olmsted’in güney yolculuklarını ve ABD Sağlık Komisyonu tarafından yayınlanan çeşitli belgeleri anlattığı mektupları da dahil olmak üzere basılı yayınlarının tam listesi, üç yüzden fazla ürün içeriyor.

Peyzaj Mimarlığı’nın Öncüleri serisinin diğer yazıları için buraya tıklanıyınız.

Etiketler

Bir cevap yazın