Deneyimle Yeniden Kurgulanan Kampüs: De Nova Ortaokulu

Deneyimle Yeniden Kurgulanan Kampüs: De Nova Ortaokulu

KPW Architecten tarafından Leuven’de tasarlanan De Nova Ortaokulu, deneyim yoluyla öğrenme yaklaşımını mekânsal olarak desteklemeyi ve farklı disiplinlerden gelen bilgi ile deneyimin öğrenme sürecine dahil edilmesini hedefliyor.

Fotoğraflar: Andre Nullens

KPW architecten tarafından De Nova Ortaokulu için tasarlanan yeni ek yapı, mimarlığın yenilikçi öğrenme yaklaşımlarını mekânsal olarak ifade edebileceğini gösteren bir örnek sunuyor.

Anaokulu, ilkokul ve ortaokul birimleri ile müzik ve sanat eğitimine yönelik yapıları içeren kampüs, uzun yıllar içinde gelişerek çok katmanlı bir eğitim yerleşkesi haline gelmiş.

1950’ler ve 1960’larda inşa edilen pavyon yapıları ile başlayan yerleşke, 1970 ve 1980’lerde yapılan eklerle büyümüş ve zamanla bütüncül bir mekânsal düzenini kaybederek parçalı bir yapılaşmaya dönüşmüş.

Bu durum, hem mekânsal sürekliliği yeniden kuracak hem de kampüsün çevresindeki kentsel gelişimlerle ilişkisini güçlendirecek bir masterplan gereksinimini ortaya çıkarmış.

Tasarım aynı zamanda okulun benimsediği “deneyim yoluyla öğrenme” yaklaşımını mekânsal olarak desteklemeyi amaçlıyor.

Bu doğrultuda ortaokul, kurumlar ve işletmelerle iş birliğine açık bir eğitim merkezi olarak kurgulanmış ve farklı disiplinlerden gelen bilgi ve deneyimin öğrenme sürecine dahil edilmesi hedeflenmiş.

KPW Architecten, yarışma sürecinde mevcut yapılara saygılı bir yaklaşım benimsemiş ve özellikle yapıların arasında kalan boşluklara odaklanmış. Bu ara mekânlar ölçek, doku ve atmosfer bakımından farklılaştırılarak yeni öğrenme ortamlarının oluşmasına olanak sağlayacak şekilde tasarlanmış.

Arazide bulunan olgun ağaçlar ve Expo’58 tarzındaki yapının dairesel girişi tasarımın önemli referans noktalarını oluşturuyor. Bu yaklaşım sonucunda, okul birimlerinin girişlerinin sokaktan algılanabildiği dairesel bir meydan tasarlanmış ve kampüse güçlü bir kamusal kimlik kazandırılmış.

Üç katlı olarak kurgulanan yeni okul yapısının merkezinde tribün ve iki öğrenme platformu içeren geniş bir ortak alan yer alıyor. Tribünün üst kotunda yer alan asma kat ise daha sakin bir atmosfer sunan kütüphane ve bireysel çalışma alanı olarak düzenlenmiş.

Beton kolonlar, döşemeler, teknik şaftlar ve merdivenler gibi ana yapısal elemanlar açık biçimde okunabilir şekilde bırakılmış. Buna karşılık iç mekân bölmeleri ve ikincil yapı elemanları esnek kullanım imkânı sağlayacak şekilde tasarlanmış. Kalın beton döşemeler akustik tampon görevi görerek mekân bölmelerinin gerektiğinde yeniden düzenlenmesine olanak tanıyor.

Yapının cephe sistemi sökülebilir ve yeniden uyarlanabilir bir kurgu ile tasarlanmış. Bu yaklaşım, ilerleyen dönemlerde ısı yalıtımının geliştirilmesi veya pencere sistemlerinin yenilenmesi gibi müdahalelerin kolaylıkla yapılabilmesine olanak sağlıyor.

Yapıdaki tüm teknik tesisatlar görünür ve erişilebilir biçimde düzenlenirken, elektrik hatları kablo kanalları üzerinden kolaylıkla değiştirilebiliyor. Bu sistem sayesinde yapı, kapsamlı müdahalelere ihtiyaç duyulmadan yenilenip, genişletilip ve farklı işlevlere uyarlanabiliyor.

Alüminyum cephe ilk bakışta sade bir görünüm sunsa da, yansıtıcı yüzeyi gün boyunca değişen ışığı ve çevredeki yeşil dokuyu yansıtarak farklı tonlar üretiyor.

Bu durum yapının kütlesini görsel olarak hafifletirken yangın güvenliği gereklilikleri doğrultusunda tasarlanan dış merdivenler de yapının dinamik karakterini güçlendiriyor.

Yoğun kullanıma uygun ve dayanıklı bir karaktere sahip iç mekân malzeme paleti, aynı zamanda büyük öğrenci grupları için sıcak bir atmosfer ve akustik konfor sağlamayı amaçlıyor.

Kırmızı cilalı beton zeminler mekâna güçlü bir kimlik kazandırırken, ıslak hacimlerde kullanılan mermer tezgâh ve kaplamalar geri kazanılmış malzemelerden elde edilmiş.

Etiketler

Bir yanıt yazın