Çin’in Mağara Evleri 3D Baskı Teknolojisiyle Geleceğe Taşınıyor

University of Hong Kong'dan profesörler, öğrencileriyle birlikte Çin’in kuzeyindeki geleneksel bir yeraltı evini yenileyerek konut tipolojisi için yeni bir öneri geliştirdi.

Underground House of the Future olarak adlandırılan proje, ülkenin kırsal bir bölgesinde yer alan ve insanların geleneksel olarak evlerini toprağın içine kazarak inşa ettiği bir yeraltı konutunun kapsamlı biçimde yeniden inşa edilmesini içeriyor.

Yenilenen yapıda, binayı daha güvenli, daha esnek ve iklim değişikliğine karşı daha dayanıklı hale getirmek amacıyla karmaşık tuğla tonozlar, üç boyutlu baskı ile üretilmiş teraslar ve gerilimli ağdan oluşan bir gölgelik sistemi kullanılmış.

Proje, yerel belediye ile iş birliği içinde geliştirilmiş ve University of Hong Kong’s Civil Engineering Department’a bağlı bir vakıf tarafından finanse edilmiş. Bu süreçte geleneksel yeraltı evlerinin günümüzde nasıl kullanıldığı ve karşılaşılan güncel sorunlara nasıl yanıt verebileceği incelenmiş.

Tipik bir yeraltı evi, yaklaşık sekiz metreye on metre ölçülerinde ve altı metre derinliğe kadar kazılmış dikdörtgen bir avlu etrafında şekilleniyor. Kemerli kapılar avlunun çevresinden tünel biçiminde açılan odalara bağlanıyor.

Çevredeki toprağın oluşturduğu termal kütle, iç mekân sıcaklığının dengede kalmasına yardımcı oluyor. Bu özellik kullanıcıları yazın aşırı sıcaklardan, kışın ise düşük sıcaklıklardan koruyan doğal bir iklimlendirme sağlıyor.

Yeraltı mağara evleri ya da “dikengyuan”, tarihsel olarak kereste ve diğer geleneksel yapı malzemelerinin bulunmadığı bir bölgede yaşamayı mümkün kılan yaratıcı bir çözüm olarak ortaya çıkmış.

Basit ancak mekânsal açıdan gelişmiş yerleşim biçimi, Çin kültüründeki avlu yaşamını sürdürürken tarım için mümkün olan en geniş alanın yer üstünde kalmasına olanak tanıyor. Böylece yeraltında yaşamak ile yerüstünde çalışmak arasında dengeli bir ilişki kuruluyor.

Araştırmalar sonucunda bölgedeki evlerin yaklaşık yüzde sekseninin hâlâ kullanılmakta olduğu belirlenmiş. Ancak 2021 yılında yaşanan şiddetli yağmur fırtınalarının yol açtığı hasarlar sonrasında birçok ev terk edilmiş. Bu durum iklim değişikliğinin yarattığı riskleri açık biçimde ortaya koyuyor.

Projenin temel amacı, köyde ekonomik değer yaratabilecek yeni bir odak noktası oluşturmak. Yapı, iklime uyum sağlayan tasarım müdahaleleriyle yeniden düzenlenerek, düğünlerden cenazelere, kutlamalardan sergilere kadar çeşitli kamusal ve topluluk etkinliklerine ev sahipliği yapabilecek çok amaçlı bir mekâna dönüştürülmüş.

Projede fazla suyun daha sonra yeniden kullanılmak üzere yeraltı depolama alanlarına yönlendirilmesini sağlayan çevresel bir drenaj kanalı eklenmiş. Geleneksel yeraltı evlerinde yağmur suyu genellikle toprağın sıkıştırılmasıyla oluşturulan tek bir drenaj çukuruna yönlendirilirmiş. Bu sistem istikrarlı iklim koşullarında etkili olsa da, artan aşırı yağışlar nedeniyle yetersiz kalmaya başlamış.

Robotik üretim ekibi, üç boyutlu baskı robotları kullanarak avluda kademeli beton teraslar üretmiş. Bu teraslar, oturma alanları, yemek pişirme için toprak fırınlar ve bitki yetiştirmek için kullanılan saksılarla birlikte tasarlanarak çok işlevli bir kullanım sunuyor. Ayrıca büyük miktarda yağmur suyunu emerek taşkın riskini azaltan bir sistem de oluşturulmuş.

Tasarım ekibi yapının iç mekânının yeniden inşasını üstlenmiş. Tek tonozlu odalar, daha geniş mekânsal olanaklar sağlayan çok yönlü tonoz sistemleriyle yeniden tasarlanmış ve yukarıdan daha fazla gün ışığı alınabilmesi için yeni düşey boşluklar ile çatı pencereleri eklenmiş.

Çelik strüktürler üzerine gerilen geniş ölçekli bir ağ, gerilimli bir gölgelik oluşturarak avluyu güneşten koruyan hafif bir örtü meydana getirmekte ve aynı zamanda avlu kenarlarından düşme riskini de engelliyor.

Tasarım sürecinde avluya dikilen yeni bir ağacın büyümesi için yeterli boşluk bırakılmış ve yarı saydam kumaş yüzey, gün boyunca değişen ışık ve gölge oyunları oluşturarak avluyu topluluk etkinlikleri için aydınlık bir mekâna dönüştürüyor.

Etiketler

Bir yanıt yazın