Paris’teki eski Gley Kışlası, evsiz bireylere daha güvenli yaşam koşulları sağlamak amacıyla François Brugel Architectes Associés ve Atelier Rita tarafından çağdaş bir barınma merkezine dönüştürüldü.

Yan yana dizilmiş 400 ranzasıyla eski askeri yapı, La vie de Souleymane (2024) filminin çekim mekanlarından biri olarak kullanılmıştı. Film, her gün bir acil barınma merkezinde uyuyacak yer bulmaya çalışan genç Gineli bir sığınmacının, Abou Sangaré’nin hayatındaki 48 saati anlatıyordu. Boulevard Ney’de yer alan yapı, 2004 yılındaki ”Grand Froid” planı kapsamında acil barınma merkezine dönüştürüldüğünden bu yana, ihtiyaç sahiplerine oldukça sert ve yetersiz yaşam koşulları sunuyordu.

Açılışından yaklaşık yirmi yıl sonra, bugün Fransa’da sabit bir ikametgâhı bulunmayan 350.000 kişiye daha güvenli ve daha onurlu yaşam koşulları sunabilmek amacıyla, yapının iki katı ortak konaklama odalarına dönüştürüldü ve zemin katta yeni ortak kullanım alanları oluşturuldu.
Konut merkezine dönüştürülen eski kışlanın, özgün mimari karakterini büyük ölçüde korunuyor. 130 metre uzunluğunda, 30 metre genişliğinde ve 5 metre yüksekliğindeki yapı, etkileyici ölçekteki kolon-kiriş taşıyıcı sistemiyle tanımlanıyor. Daha önce gelişigüzel yerleştirilmiş yatakhanelerin bulunduğu zemin kat, dönüşüm süreciyle yeniden düzenlenerek yapı hücreleri içerisinde 172 yeni konaklama odasına dönüştürülmüş.

Ekonomik, ekolojik ve estetik nedenlerle tüm bölücü elemanlarda yalnızca terrakotta tuğla kullanılmış. Bu yaklaşım, mekânsal düzenlemelerin gelecekte kolayca dönüştürülebilmesine olanak sağlıyor.


Yüksek tavanlı ve yalıtımsız mevcut yapı koşulları karşısında mimarlar, yalnızca yatak odalarının ısıtılmasını tercih etmiş. Böylece terakota tuğlanın termal kütlesinden yararlanılarak kışın ısıyı koruyan, yazın ise serinlik sağlayan daha dengeli bir iç mekân konforu elde edilmiş.

Yeni çift camlı doğramalar, iki veya üç kişinin birlikte kullandığı odalarda hem akustik hem de termal konfor sağlıyor. Yataklar, çalışma masaları ve depolama birimleri ise kullanıcı sayısına göre kurgulanarak her birey için daha tanımlı bir mahremiyet alanı oluşturuyor.

Zemin kat büyük ölçüde ortak yaşam alanlarına dönüştürülmüş. Yemek salonları, mutfaklar, çalışma odaları ve dinlenme alanları iyileştirilmiş akustik performansları sayesinde daha canlı ve nitelikli mekânlara dönüşmüş.

Barınma kullanımı geçici olsa da, personel yıl boyunca yapıda çalışmaya devam ediyor. Bu nedenle bakım ve işletme süreçleri de dönüşümün önemli bir parçası olarak ele alınmış.