Başka Bir Louvre Müzesi Mümkün

Mona Lisa'nın karşısındaki kalabalık bitecek demiyoruz ama, belki de gidenlerin bile yeniden gitmesi gerekecek...

Louvre Müzesi, dünyanın en büyük müzelerinden biri. I.M.Pei tarafından tasarlanan cam piramidi ile Paris’in simge yapılarından Louvre Müzesi’ni ziyaret etmek her turistin boynunun borcuyken, müzenin içinde yaşananlar her zaman bir sır olarak kalır.

Leonardo Da Vinci’nin Mona Lisa’sına koşulur, geri kalan dünyanın en büyük koleksiyonu ile ilgili hatıralar ise çoğu ziyaretçinin hatırlarında silik kalır. Zaten ne kadarı gezilir, gezilmek istense kaç gün yeter gibi insanların zihinlerinde yer etmiş soru işaretleri vardır.

New York Times’da Louvre Müzesi’ni canlandırmaya baş koymuş, “ziyaretçiyi düşün” stratejisiyle hareket eden bir başkanın hikayesi yayınlandı. Hayırlısı diyelim, zaten herkes Louvre’u daha bilinçli gezmek istemez mi?

Jean-Luc Martinez Louvre Müzesi’nin Kahramanı mı Olacak?

Jean-Luc Martinez 2013 Nisan’dan beri Louvre Müzesi Başkanı. Paris’in doğusunda, daha çok işçi sınıfının yaşadığı Rosny-sous-Bois banliyösünde büyüyen Martinez, Louvre Müzesi’ne ilk ziyaretini 11 yaşında bir okul gezisiyle gerçekleştirmiş. Paris’in tarihi merkezine göre daha yeni yapılarda vaktini geçiren Martinez’e göre Louvre Müzesi yapısı ve içinde barındırdıklarıyla insanlık tarihinin ne kadar derin olduğunu hissettirmiş. 

%70’i turistlerden oluşan ziyaretçilerin kaotik bir ortamda kuyruklar oluşturduğu, Martinez’in gürültülü bir havaalanına benzettiği, insanların yönlerini şaşırıp, kaybolduğu müze girişi başkana göre aslında diğer müzelerden çok da farkı olmayan sorunlara işaret ediyor. Örneğin Floransa’da Palazzo Strozzi’nin Başkanı James Bradburne “Neredeyse herkes için müzeler korkutucu mekanlardır.” diyor. Müzeye gitmeyi bir şehre ilk defa gelmekle eş tutan Bradburne, işaretlerin azlığı nedeniyle Louvre da dahil her müzenin ziyaretçilerini az bilgilendirdiğini de ekliyor.

Louvre ve Kaybolmuşluk Hissi

Makale, farklı ziyaretçilerin müze ile ilgili düşündüklerini biraraya getiriyor ve çıkan sonuç, çoğunluğun gezerken hissettiklerini kapsıyor denebilir.

Örneğin Türkiye’den giden ziyaretçi olan Berke Erat “Michelangelo resimlerini bulamadık. Gerçekten Da Vinci Code filminde gibiydim.” diyor. Ya da İsrailli Naama Barel ise yanına sesli rehber almadığı için çok üzgün, çünkü tüm açıklamalar Fransızca.

Martinez de üniversitede arkoeloji profesörü iken müzeye geldiğinde farkettiği İngilizce yazılar üzerine “İngilizce. Ama o kadar küçük ki. Kim okuyabilir bunu?” diye isyan ettiğini hatırlatıyor.

Ama tabii ki, sıkıntılar sadece turistler için geçerli değil. Fransız ziyaretçiler de müzenin labirent gibi olmasından ve kaybolmaktan şikayetçi. 

Geçmişte belki müzeler ziyaretçilerine yiyecek-içecek gibi kitaplar dağıtarak karşılıyordu ama artık öyle değil. Zaten Martinez’e göre müze bir kitap değil, fiziksel bir durum. Sanatın daha iyi anlaşılabilmesi için gezilmesi, dolaşılması gereken bir yer.

Geçen sene bir turist gibi sırada 2,5 saat bekledikten sonra giriş sayısını 5’ten 3’e düşürmeye karar veren Martinez, böylece daha kontrollü bir girişin sağlanabileceğini ve giriş sorunlarını daha büyük bir ölçekte mekansal olarak çözümleyebileceklerini düşünüyor. 

Kaybolmuşluk hissi üzerinden hareket eden Martinez öncelikle, şu anda Fransızca olarak yer alan yaklaşık 40.000 afiş, duvar metni ve işaretini daha okunabilir ve basit hale getirmeyi planlıyor. İkincil olarak İngilizce ve İspanyolca’nın da eklenmesiyle tarihi 1190’lara dayanan 2. Kral Philippe’in sarayında ziyaretçilerin büyük çoğunluğunun Mona Lisa’yı ya da başka bir bölümü bulmasının kolaylaşacağını düşünüyor.

Sosyeteye yakın olmamasıyla, Fransa’daki müzeler devletten destek alamadıkları zamanlarda onları finanse eden zengin iş adamlarını görmezden gelmesiyle eleştirilen Martinez küçük bir devrim yapmaya kararlı. Bilgilerin daha erişilebilir olması, herkesin faydalabilmesi gerektiğini düşünüyor ve şimdiden bazılarının gözünde kahraman.

Peki Ya Mona Lisa?

Ama tabii, bazı konularda mucize yaratılmayacağını da eklemek lazım. Mona Lisa’nın etrafındaki kalabalık ve selfie çılgınlığı uzunca bir süre azalmayacak.

Etiketler

Bir cevap yazın