AVM’ler ömrünü doldurdu’

Carrefour ve Forum AVM'lerin mimarı Ertun Hızıroğlu, ERA Mimarlık'ın 40. yılını kutluyor. Hızıroğlu: "İnsanlardaki AVM merakı bitmeye başladı. Yatırımcı 'AVM'mizi ofise çevirmek mümkün mü?' diye arıyor."

40. yılını kutlayan ERA Mimarlık’ın kurucu ortağı Prof. Ertun Hızıroğlu (yanda) ve ekibiyle ‘Bir Vizyonun Peşinde: ERA’nın 40 Yılı’ sergisi vesilesiyle buluştuk, AVM’lerden ‘yeşil bina’ furyasına mimarlık gündemini tartıştık. Tophane-i Amire’de açılan sergi, ofisin bugüne kadar gerçekleştirdiği projeler üzerinden bir anlamda Türkiye’de mimarinin geçirdiği değişimi özetliyor. Serginin proje koordinasyonunu üstlenen Emre Çıkınoğlu, mimarlık öğrencilerine yakın olması için Tophane-i Amire’yi tercih ettiklerini ve bunun için sıra beklediklerini anlatıyor, “Bu iş, bizim için ticari gösterimden öte bir arşiv niteliği taşıyor” diyor.

Sergi önce 70’lere, Hızıroğlu’nun Fatih Gorbon’la yılda 13 mimari proje yarışmasına katılıp 12’sinden ödülle çıktığı gençlik yıllarına uzanıyor. Hızıroğlu’nun keyifli anekdotları aralara serpiştirilmiş: “Gazetede Çukurova Holding için Adana’da bir traktör fabrikası yapılacağını bildiren bir ilan gördük. Amerikalı mimar Kevin Roche’un üzerimde çok etkisi vardır. Kitabının arkasında bir toplantı fotoğrafı vardı: Büyük perspektifler çizmiş, duvarlara asmışlar. O kareden ilhamla, devasa kâğıtlara çizdik her şeyi, fabrikadaki toplantı salonuna astık. Sergi alanı gibiydi.” Ertesi gün işi aldıklarını öğreniyorlar. ERA, 80’lerde Shell istasyonlarının tasarım ve proje yönetimini üstleniyor, Türkiye’deki 580 istasyonu yeniliyor ya da baştan yapıyor.

Mikro kent olarak Forum

Galleria’nın tek alışveriş merkezi olduğu 90’larda İçerenköy’de ilk CarrefourSA hipermarketini tasarlıyor Hızıroğlu. Sonra Adana, İzmir, Bursa, Ankara’daki Carrefour’lar geliyor. ERA’nın CarrefourSA’lara dokunuşu çelik strüktürlerde kendisini gösteriyor. Çelik sistem sayesinde bugün binaların yalnızca cepheleri sökülerek yeni bir cephe yapılabiliyor.

Firmanın 2000’lerdeki esas meşgalesi Forum AVM inşaatları oluyor. Burada da Forum AVM’nin ‘mikro-kent’ konsepti yapıların ana karakterini belirliyor: AVM’lerin üstleri kısmen açık, sokak ve meydanlar oluşturulmuş. Kapadokya’dan Kayseri’ye Forum’lar diziliyor. 2001’de Paris’te, 2005’te de Şanghay’da ofisler açılıyor, Çin’in Shenyang kentinde Starmall AVM yapılıyor. Bu yıl sonunda tamamlanacak Ayazağa Kültür Merkezi ve Garanti Bankası’nın 2015’e yetişecek Pendik’teki Teknoloji Kampüsü de firmanın son yıllardaki çalışmalarından öne çıkanlar.

AVM’lerin sonu mu?
Prof. Hızıroğlu, son yıllarda daha teknik projelere yönelmelerini kendi deyimiyle ‘AVM furyası’nın sona eriyor olmasıyla açıklıyor: “AVM’ler ömürlerini doldurdu. Amerika’da işlemeyenleri hastane, büro olarak değiştiriyorlar. Bizim de bir müşterimiz aradı, ‘Acaba büro olarak değerlendirebilir miyiz?’ diye. O tür yatırımlar giderek azalıyor.”

1992’de İçerenköy’de ilk Carrefour’u yaptıkları zamanı anımsıyor: “O zamanlar sadece Galleria vardı. 3 bin 800 araçlık otopark yaptırdık. Buraya kim gelecek diye hop oturup hop kalktım ama açıldığı gün otopark da yollar da arabalarla dolmuştu. Bugün hâlâ doludur o otopark… Ama artık insanlarda AVM merakı bitmeye başladı, merak edecek bir şey yok ki. Hepsinde aynı dükkânlardan var. Artık tek başına bir çekim noktası değil AVM’ler.”

Hızıroğlu, yıllarca tasarladığı AVM’lere oldukça eleştirel yaklaşıyor şimdi: “Kayseri’de bir otelde kalıyordum, civarda yapacak ne var diye sorunca ‘AVM’ye gidin’ dediler. Böyle olması doğal, insanların eline kredi kartını veriyorsun, başka bir hobisi yok. Çocukları evde patırtı kopartıyor. Ne yapacak? Tiyatroya değil AVM’ye gidecek tabii. Çocuklar koşuşturacak, aile de oturup bir kahve içecek.” AVM’lerin büyük bir mahalle kadar elektrik tükettiğini ve trafik yarattığını da ekliyor sözlerine.

Gezi Parkı’na yapılmak istenen müze-AVM Topçu Kışlası’nı konuşuyoruz: “Şehirde parklara ihtiyacımız çok, tinerci gelecek diye parkı kaldıramayız. Evsizse, gece orada yatıyorsa onun için bir hizmet koyulur, bu sosyal bir meseledir. Gezi Parkı’nı içine alan aks otellerle bozuldu, eskiden Nişantaşı’na kadar yürüyebiliyorduk parkın içinden geçip. İstanbul’da aslında çok güzel ticari akslar mevcut. Farklı gelir gruplarının bir arada olabileceği alanları, yaya yollarını arttırmalıyız.”

Sarmaşıklı ‘yeşil bina’lar
Ertun Hızıroğlu, “Doğayı tüketmemek adına çözümler aranmalı” derken ‘yeşil bina’ furyasının da içyüzüne değiniyor: “Bina içinde güzel ağaçlar olması veya üç cephesine sarmaşık sardırmak onu ‘yeşil’ kılmaz. Bütün malzemelerin tekrardan bir araya getirilebilecek şekilde yapılması lazım. Oysa bu LEED sertifikaları sadece beyana dayalı işliyor, kapsamlı bir kontrol mekanizması yok. Mesela AVM’ye otobüs gelmiyor ama yatırımcı puan kazanmak için bir durak yaptırmış! İşveren artık illa ki ‘gold sertifikalı olacak’ diyor çünkü. Her şeyi yiyip bitiriyoruz, çok çabuk ucuzlatıyoruz.”

Binayı kedi gibi sevmek lazım
Ertun Hızıroğlu: “Sedat Hakkı Eldem’in Unkapanı’ndaki SSK binası bakımsızlıktan ne halde. Binayı kedi sever gibi sevmek lazım, bizse hor kullanıyoruz. Yenilemek, her şeyi yıkıp yeniden yapmak değildir. Mimari neden ilerlemiyor? Sedat Hakkı Eldem’in bir yalı saçağından hareketle yaptığına bakın, bir de bugün yapılanlara. 200 metrelik bina dikiyorlar, altı ‘Selçuklu mimarisi’ oluyor Başbakan görsün diye… 200 metrede revak maalesef olamaz!”

Etiketler

Bir yanıt yazın