Tasarı, Tesir ve Mimarlık Üzerine

Mimarlık yoluyla yapılan tasarımın tesiri çevreyi değiştirir, çevre ise insanı dönüştürür. Dönüşen insan yeni bir tasarının peşine düşecektir. İnsanın anlam arayışı belki de bunun altında yatmaktadır.

A Cidade dos Príncipes, 1999 Kanvas üzeri akrilik, 96×135 cm © Nadir Afonso

“Şehirlerin veya yapıların biçimi ve düzeni, içinde yaşayanları yöneltir ve böylece de yaşama düzenine biçim ve özelliğini verir.1
Turgut Cansever

İnsan, değişen ve hareket halindeki bir dünyaya doğar. Uyum sağlama sürecinde de hem psikolojik olarak hem fiziki olarak pek çok çaba göstermesi gerekir. Bir önceki nesilden aldığını bir sonrakine aktarır. Bunu bazen öncekini kesip atarak bazense üzerine yeniyi inşa ederek gerçekleştirir. İnsan hep bir düzen kurma çabasındadır.

Mimarlık bu çabanın bir ürünü olmuştur. Fakat, insan ürünü pek çok şey gibi bu ürün de öyle detaylı bir hale gelmiştir ki adeta organik bir gelişme göstermiş, sadece üretimin kendisi bile bir tarihe sahip olmuş ve mimarlık başlı başına bir kurum haline gelmiştir. Böyle bir düzen kurma çabasında -insan- yaşanılabilir şartları hedefleyerek mimariyi geliştirmiştir. Yaşadığı mekânı kendine uygun kurgulamaya çalışmıştır. Hatta kimi vakit fonksiyonel bulmadığı yeri terk etmiş, kimi vakitler ise uğruna savaşacak yeni yerler kurmuştur.

Bugün mimarlık, hem alabildiğine kapsamlı ve karmaşıktır hem de evrensel kurallar edinmiş haldedir. Fakat bir yandan da kendi kurallarını sürekli yenileme gayretindedir ve bu gayeye hizmet edecek her disiplinle de ilişki içindedir. Bu durum, zamanı aşma ve eşyayı yorumlama gayretinin parçası olan mimarlık disiplininde –hedefinin aksine- aksaklıklara, hatta yer yer bozulmalara dahi sebep olabiliyor. Böylece insana hizmet etmesi icap eden mimarlık insanı peşinden sürükleyen çılgın bir akıntıya dönüşüyor. İşte bu akıntıyı doğru şekilde manipüle edebilmek için bile doğru becerileri edinmek gerekiyor.

Mimarlık edimleriyle donanmış insan; bir yandan konutlar, devasa yapılar, kentler yaparken bir yandan da bunların içinde yaşayarak mekânın da yaşamasını sağlıyor. Mekânı salt bir nesne olmaktan çıkararak, içinde yaşayan insanların ve çeşitli varlıkların oluşturduğu girift yapının bizatihi kendisine dönüştürüyor. Fakat bu kompleksite içinde, bu sefer de yarattığı çevreden kendi içine dönmek ihtiyacı duyuyor.

Canlı, cansız bütün varlıklarla ve bütün doğal kaynaklarla olan kontrollü ilişkimiz nihai olarak insanın kendisini de bir tasarım ürünü yapıyor. Doğaya müdahale ile oluşturduğumuz bu yapılı çevre, psikolojik anlamda bireyi etkiliyor. İnsan, yaşadığımız dünya üzerinde kendini incelemeye alan, bilinciyle hareket eden, edindiği izlenimleri bir sonraki nesle aktarma gayretinde bir varlıktır. Bu yüzden; insanın davranışları ve çevresi ile ilişkileri gibi konular; sosyoloji, psikoloji ve antropoloji benzeri pek çok bilim dalı ile incelenir. İnsanın içine doğduğu kurulu düzenin tesiri; bir sonraki neslin içine doğacağı düzeni etkilediği gibi, süregelen diğer düzenleri de değiştirebilir veya ortadan kaldırabilir. İşte insan bu noktada psikolojiye de başvurmak durumunda kalmaktadır. Sosyo-fiziksel çevrenin ögeleri ile insan deneyim ve davranışları arasındaki alışverişi ve karşılıklı ilişkiyi incelemekte olan çevresel psikolojiyi2 ve sosyal psikolojiyi, bir sonraki nesle aktaracağı mekânları kurgularken, dikkate alması gerekmektedir.

Ortaya koyduğu çabanın, düzenin, ürünün etkisini yaşayan ve sonraki nesle aktaran, zaman zaman ürünün meydana getirdiği etki ile kendisi ürün haline gelen insan hayatı kendi tasarısının içerisine yerleşmiş bir çekirdek gibidir. Mimarlık ürünlerinin bu çekirdeğin en güzel meyvelerini vermesinin gerekliliği, bu bakış açısıyla elzemdir. Tasarımın, elverdiği ölçüde, mevcut şartları daha ileri taşıması tasarımcının çözmesi gereken bir tür düğümdür. İşte bu düğümün çözülmesi tasarımın nicelikten bağımsız olmadan da nitelikli olmasını sağlayacak ve insan denen varlığın kendini anlamlı kılma sürecinin bir parçası olacaktır.

Kaynaklar:
1. Cansever, T. (1992). Şehir ve mimari üzerine düşünceler. (ss.118). Ağaç Yayıncılık.
2. Türksoy, Ö. (1986). Çevresel psikoloji, planlama ve kentsel bütünleşme.

Etiketler

Bir cevap yazın