Denizi Doldurmaktan Korkmamak

Karadeniz’in coğrafyası denizde de karada da insanı gibi hırçın. Öte yandan deniz yapısı herhalde doldurmaya elverişli ki başımıza bunlar geliyor. Samsun, Ordu, Trabzon gibi şehirlerin eski fotoğrafları önümüze düştükçe şaşırıyoruz. Neredeyse (demeye de gerek yok kesin bilgi) hiçbir Karadeniz kenti doğal kıyısında değil.

Yazıya konu dolgular (aynı ölçekte)

Karadeniz’in coğrafyası denizde de karada da insanı gibi hırçın. Öte yandan deniz yapısı herhalde doldurmaya elverişli ki başımıza bunlar geliyor. Samsun, Ordu, Trabzon gibi şehirlerin eski fotoğrafları önümüze düştükçe şaşırıyoruz. Neredeyse (demeye de gerek yok kesin bilgi) hiçbir Karadeniz kenti doğal kıyısında değil.
İstanbul farklı mı? Maltepe’deki Bakireler Anıtı denizin 50m içindeyken bugün denizden 500m uzakta.

Yakın tarihin dolgu mazisi elbette sadece Karadeniz ve İstanbul’dan ibaret değil. İzmir’deki dolguyu bir defa görseydiniz Burhan Özfatura adını unutmanız mümkün değildi.

Ordu Giresun Havalimanı sanıyorum son dönemin büyük dolgularının başlangıcı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 29 Mart 2009 seçimlerinin hemen öncesinde açıkladığı proje 2015’te tamamlanarak açılmıştı.

Türkiye’nin Büyük Projeleri yazı dizisinde bu kez dolgular ve limanlardayız. Önce tek tek şu başlıkların üzerinden geçelim:

Adı Türü Alanı (ha) Başlangıcı Bitişi
Çandarlı Limanı Yük limanı 2012 devam
Filyos Limanı Yük limanı 64 2017 2021
Rize – Artvin Havalimanı Havalimanı 275 2017 2021
Maltepe Dolgusu Rekreasyon Alanı 106 2012 2014
Yenikapı Dolgusu Rekreasyon Alanı 57 2013 2014
Haydarpaşa Port Gayrimenkul Başlamadı
Seaport Yolcu Limanı & gayrimenkul 117 Başlamadı
Kabataş Transfer Merkezi Yolcu limanı 2 2016 2018
Galataport Yolcu limanı 11 2013 2021

 

Çandarlı Limanı

Yapımı yılan hikayesine dönmüş bir konteynır limanı. Haberlerde şu isimlerle rastlamak mümkün:

  • Türkiye’nin en büyüğü
  • Pire’nin rakibi
  • Geleceğin projesi
  • Türkiye’nin yeni endüstri bölgesi
  • İpekyolu’nu denize çıkış noktası
  • Asya’nın Avrupa’ya açılan kapısı

2011 genel seçimlerinde AK Parti tarafından İzmir için açıklanan 35 projeden birisiydi. 2011’de başladı. Geçtiğimiz 10 yılda bazı dalgakıranları yapıldı, öylece bekliyor. Kuzey Ege Otoyolu -en azından bir süredir ve şimdilik- Çandarlı’ya kadar geliyor ve burada bitiyor. Esasen Çandarlı Limanı’na servis sağlamak için yapıldığını söylenebilecek koca bir yatırım… Bu en büyük olacağı söylenen limanda henüz bir demiryolu ise yok.

Filyos Limanı

Çandarlı’dan farklı olarak inşaatı oldukça kısa bir sürede tamamlandı. Yapıldığı yerde herhangi bir ana karayolu bağlantısı yok. Ama 85 yıldır bir demiryolu var. Tios Antik Kenti ile Filyos Çayı ve Deltası limandan etkilenen doğal ve kültürel miras.

Limanın neden yapıldığı ile ilgili rivayetler çeşitli: Bölgede bulunan 5 termik santral -ve eklenecek yenileri- için bir lojistik limanı olduğu iddia edildi. Filyos Çayı’nın civarında sanayi bölgeleri kurulması için yapıldığı söylendi. Ve sonunda Karadeniz’de bulunduğu söylenen gaz için kullanılacağı konuşuldu. Şu bir gerçek Filyos ancak Ankara ve civarı için bir lojistik merkez olabilir. İstanbul ve Marmara Bölgesi için hizmet sunması pek mantıklı değil.

Bölgenin kuşlar açısından ne kadar önemli bir alan olduğu Mustafa Sözen’in “Zonguldak Bölgesi Kuşları” makalesinde özet olarak anlatılıyor. Öte yandan denizden 15km içerideki Çayırköy Mağarası’ndan çıkan suyu Tios antik kentine taşıyan görkemli su yolu bölge için önemli bir turizm potansiyeli.

Filyos Limanı

Rize – Artvin Havalimanı

Denizin doldurulmasıyla Rize’nin Pazar ilçesinde yapılıyor. Rize’ye 28 dakika, Artvin’e 1 saat 53 dakika ve Trabzon havalimanına 1 saat 23 dakika uzaklıkta.

Yaklaşık 120 milyon dolarlık bir yatırım.

Trabzon Havalimanı ile Rize şehir merkezi arası sadece 75 km. Km başına 1 milyon dolar yatırımla bir raylı sistem yapılabilirdi. Böylece hem Trabzon Havalimanı daha da yoğunlaşır böylece uluslararası uçuş ya da İstanbul ve Ankara dışında uçuşlar da olurdu.

Hem de deniz doldurulmazdı. Ayrıca yapılacak raylı sistem Trabzon – Rize arasında güçlü bir bağlantı oluşturarak iki kentin ekonomik, sosyal ve kültürel iletişimini artırarak kazandırırdı.

Bu arada ikinci çay bardağı formundaki binanın da burada hava trafik kontrol kulesi olarak yapıldığının altını çizelim.

Rize – Artvin Havalimanı, NKY Mimarlık & Mühendislik

Maltepe Dolgusu

İBB’nin eş zamanlı olarak 2013 ve 2014 yıllarında yaptığı iki dolgudan birisi. Kentsel dönüşüm kaynaklı atıkların bertaraf edilmesi amacıyla yapıldı.

Maltepe dolgusu üzerindeki yapılaşma oranının en az olması, gerçek bir park olması, kıyıdakilerin hemen ardındaki mahallelerin denize ulaşımını sağlıyor olmasıyla ise değerli.

Yenikapı Dolgusu

Maltepe dolgusundan büyük farkı. Tarihi Yarımada’da yapılmış olması. Dolguyla Suriçi’nin 25’te 1’i büyüklüğünde böbrek şeklinde bir yeni kara parçası eklendi.

İstanbul’a yapılmış en büyük kötülüğün Yenikapı Dolgusu olduğunu düşünüyordum. Yazıyı yazarken bir de test etmek istedim, “sizce nedir?” diye sordum. Yüzlerce yanıt içinde sadece ikisi benimle aynı görüşte çıktı, doğrusu biraz şaşırdım.

Haydarpaşa Port

Haydarpaşa Port olarak söylenegelen aslında Kadıköy – Harem arasında mülkiyeti TCDD’ye ait çok sayıda parsel. Büyüklüğü yaklaşık 120 ha yani Galataport’un 10 katı…

Bu alan içinde bugün faaliyette olan Haydarpaşa Limanı yılda yaklaşık 30.000 TEU’luk (konteyner terminallerinin kapasitesini tanımlamak için kullanılan bir birim) kapasitesi ile Türkiye limanlarının %0,3’lük (binde 3) elleçlemesini yapıyor. Yani  aslında oldukça küçük bir liman.

Haydarpaşa gündemimize ilk olarak İBB’nin 2005 yılında katıldığı MIPIM’le etkin bir şekilde girmişti. MIPIM’de daha sonra Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin de tasarımcısı olarak tanıyacağımız Şefik Birkiye’nin şirketleri tarafından tasarlanan Haydarpaşa da görünmüştü.

Birisi 2001’de açılan ve alanı doğrudan ilgilendiren Kadıköy Meydanı Haydarpaşa-Harem Yakın Çevresi Kentsel Tasarım Proje Yarışması ve diğeri de geçen yıl tamamlanan Kadıköy Meydanı Kentsel Tasarım Yarışması ise alanla ilgili yarışmalar.

Haydarpaşa için Michael Graves tarafından hazırlanan mastır plan da unutulmamalı.

Haydarpaşa – Harem arasındaki TCDD mülkiyetleri (Turuncular, mavi İBB mülkiyeti)

Seaport

2003’ten itibaren konuşulmaya başlayan bir dolgu projesi. Kruvaziyer limanı, marina ve büyük ölçekli gayrimenkul geliştirmeyi içeriyor.

2012 yılında tamamlanması hedeflenmiş olan ve Türkiye’nin ana kruvaziyer limanı olarak lanse edilen projede toplam 700 m boyunda iki adet kazıklı kruvaziyer iskelesi 800 teknelik marina yer alıyordu. Rönesans – Koçhan Ortak girişimi projenin en önemli özelliği Karasurları’nın tam önünde yer alıyor olmasıydı.

Kabataş Transfer Merkezi

1973’te Boğaziçi Köprüsü’nün açılmasıyla Üsküdar’la Kabataş arasındaki feribot seferleri önemini yitiriyor. 1980’lerin sonunda itibaren İstanbullulara hizmet vermeye başlayan deniz otobüslerinin ana iskelelerinden birisi oluyor Kabataş. 2005’te tramvay ve 2006’da fünikülerin açılmasıyla yoğunlaşan Kabataş’taki ulaşım araçları şunlar:

  • Bağcılar’dan gelen T1 tramvayı
  • Taksim’den gelen F1 füniküleri
  • Mahmutbey’den gelecek M7 metrosu
  • Şehir Hatları’nın ve diğer küçük vapur işletmecilerinin Üsküdar, Kadıköy, Bostancı, Adalar ve Boğaz hatları
  • İDO’nun İstanbul içi ile Bursa ve Balıkesir hatları
  • BUDO’nun Mudanya hattı
  • İETT’nin çok sayıda otobüs hattı

Karaköy – Dolmabahçe hattında kıyı çizgisine yapılan en büyük müdahaleye neden olan Martı projesi (Kabataş iskelesine bir süredir verilen isim) Kabataş transfer merkezi için mimar Hakan Kıran ve dönemin Belediye Başkanı mimar Kadir Topbaş tarafından ilk kez 2007’de dile getirilmişti. Projeye göre deniz içi imalatları ve kazıklı dolgu yapıldı. Ancak proje daha sonra çeşitli nedenlerle durdu.

Yeni İBB yönetimi Kabataş için bir proje hazırladı ve proje kurul onayından geçti.

Yeni Kabataş Transfer Merkezi, IND Mimarlık

Galataport

İstanbul’un yüzyıllardır liman olarak kullanılan alanının yeniden liman olarak işlevlendirilmesi için yapılan bir mega proje. 1.200m’lik bir kıyı bandı, kruvaziyer limanı, AVM ve 2 müze içeriyor.

Galataport’u zaten ayrıntılı bir şekilde “Duvar” isimli yazımda ele almıştım.

Bugün Galataport olarak adlandırdığımız Karaköy Limanı’nın eski hali

Sonuç olarak özellikle Marmara’yı yüz yıldır doldurmuşuz. Adı Yalı olan ama denizle ilgisi kalmamış bir sürü mahallemiz sokağımız var. Bu yazıyı okurken (önce/sonra) İBB Şehir Haritası’nı açıp Arşiv bölümüne girmenizi ve 1946’dan bu yana kıyıların nasıl doldurulduğunu görmenizi isterim.

Yakın dönemli yukarıdaki örnekler bu konuda oldukça cesur olduğumuzu gösteriyor. Bu cesaretin sadece gayrimenkul geliştirme ya da mühendislik disiplini odaklı olduğunu düşünmek büyük bir yanılgı olur. Salacak ve Kadıköy yarışmalarına bakılırsa tasarımcıların denizi doldurmak, kıyı çizgisine müdahale etmek konusunda ne kadar cesur olduğu görülebilir. Bu konuyu özel olarak İBB’deki danışmanlığım sırasında da önümüze gelen projelerden bizzat gözlemledim. Mimarlar ve plancılar da bu işe teşne…

Esasen kıyı çizgisinin değiştirilmesi mevzuat açısından son derece zor olmasına rağmen yine mevzuatın karmaşası içinde bunun bir yolu bulunuyor. Anayasamızda çalışmayan bir “Kıyılardan Yararlanma” başlığı var. Güya kıyılar hepimize ait… İşte fırsat hem kıyıların gerçekten hepimizin olmasının sağlanması (Yunanistan’da bir plaja gidince Türk olarak utanmayacağımız bir sistemimizin olması) hem de kıyılarda yapılacak dolgu çalışmalarının önüne geçilmesi için yeni anayasa düzenlemesi önemli bir fırsat. İktidarda ve aday olan tüm partiler için…

Yenikapı ve Maltepe dolgularını ne yapmalı?

Her iki dolgu da keşke yapılmasaydı. Yapıldı ve Maltepe, Yenikapı dolgusuna göre hem kıyıya paralel ince uzun rasyonel formu hem de yeri itibarıyla farklı. Bu nedenle 4park olarak olduğu gibi kalabilir. Yerel paydaşların etkin olacağı ama merkezi idare kurumlarının da katılımının sağlanacağı, bugün yapıldığı için yarın kenara koyulmayacak uzun soluklu kullanılacak bir yönetim planı yapılması iyi olur. Şeffaf yürütülecek ve Maltepelilerin ve İstanbulluların katılımıyla hazırlanacak yönetim planı sonunda alanın yönetimi bir sistematiğe oturabilir böylece her isteyen alana yeni bir bina eklemez.

Yenikapı elbette sökülüp atılmalı. Bunu tartışmak anlamlı değil, İstanbul’a yapılan çok ama çok büyük bir kötülük. Ama bugünkü siyasi iklim buna izin vermez. Son derece hatalı bir yatırım olan düşey bahçelerin sökülmesinde bile aklı başında olduğunu düşüneceğimiz isimlerden dahi itirazlar oluyor.

500.000 m2 alanın sökülmesi. Alanda yapılmış olan tüm peyzaj yatırımlarıyla birlikte kocaman bir kongre merkezinin yok edilmesi… Buna %50’nin üzerinde oy almış olan bir belediye bile kolay kolay cesaret edemez. Meclis çoğunluğu dahi olmayan bugünkü İBB’den bunu talep etmek büyük bir haksızlık.

Bir bakış açısı ise burasını kaderine bırakmayı öngörüyor. Askerdeki cezalı tank misali… İstanbul yeşil alan zengini bir kent olsa hiç düşünmeden yapılabilir bu. Ama değil. Hafta sonları Sirkeci’den Küçükçekmece’ye kadar olan tüm sahil rekreasyon amaçlı olarak çok yoğun kullanılıyor. O kadar ki burası parklanma nedeniyle oluşan trafik ve mangal nedeniyle sıkça gündemimize geliyor.

Yenikapı dolgusunu hiç kaldırılmayacakmış gibi bugün için, yarın sökülüp atılacakmış gibi gelecek için yaklaşımıyla ele almak bana en doğrusu görünüyor. Söküme ilişkin bir strateji, eylem planı ve bütçeyi her an hazır tutmak, İstanbulluları yapılacak iletişim çalışmalarıyla bu dolgunun iyi olmadığına ve kaldırılması gerektiğine ikna etmek öte yandan da Maltepe dolgusuna göre bugün rekreasyon amaçlı kullanımı çok daha zayıf olan Yenikapı dolgusunu sökülene kadar cıvıl, cıvıl İstanbulluların kullandığı bir alan haline getirmek…

Bundan korkuyor, İstanbullular sahip çıktığında sökülmez diye düşünüyoruz. İstanbullu tarihine, Tarihi Yarımadası’na, doğal ve kültürel mirasına değil de rekreasyon alanına sahip çıkacaksa buna zaten bir şey yapamazsınız.

Etiketler

3 yorum

Bir cevap yazın