Celil Emre Kınalı ve Meva Cambekli tarafından “Arquine No.28 MEXTRÓPOLI Pavillion 2026” yarışması için sunulan proje önerisi.
Urban Lantern: Silhouette of the -Liminality-
(Kent Feneri: Eşiğin Silüeti)
Gündelik yaşamda, şehrin belirli katmanları görünmez hale gelir. Günlük rutinler içinde, kentsel detaylar—ve hatta bazen bir duvar resmi bile—görsel hafızamızdan silinip gidebilir. Pavyon, bu görünmezlik halini bozmak amacıyla bilinçli olarak konumlandırılmıştır. Yapıyı doğrudan mevcut bir duvar resminin önüne yerleştirerek, alışılagelmiş algıyı kırar ve kullanıcıyı durup yeniden bakmaya davet eder. Böylece şehrin sakinleri, edilgen bir izleyiciden aktif bir gözlemciye dönüşür.
Bu ışıklı hacmin içindeki kullanıcının silüeti, arkasındaki duvar resmiyle iç içe geçerek dinamik, canlı ve sürekli değişen bir sanat eseri yaratır. Bu gölge oyunu yalnızca merak uyandırmakla kalmaz; mekânı, durmaksızın yeniden üretilen sosyal bir varlığa dönüştürür. Silüetler—yani kullanıcıların kendileri—duvarın kalıcılığı ile günümüzün akışkanlığı arasında bir arayüz hâline gelir.
“Urban Lantern” projesi, farklı zaman dilimlerinde kent sakinlerine çeşitli deneyimler sunar. Gündüz, katmanlı yapısı yeni bir algı biçimi ortaya koyarken; gece, kamusal bir fenere dönüşür. Pavyonun hareketli yüzeyleri ve esnek yapısı, kent sakinlerine mekânı kendi ihtiyaçlarına göre dönüştürme özgürlüğü tanıyarak, kamusal alanı ortak bir oyun alanına dönüştürür.
Yapının taşıyıcı sistemi, standart iskele elemanlarının yeniden yorumlanmasıyla oluşturulmuştur. Zemin katta ahşap kaplama ve taş kullanılırken, üst katta hafif metal merdiven sistemi tercih edilmiştir; bu ayrım, pavyonun gündüz ve gece kimlikleri arasındaki geçişi güçlendirir.
Mextropoli festivalinin ruhuna uygun olarak proje, yeniden kullanılabilir iskele sistemleri, kereste ve sürdürülebilir polikarbon paneller kullanır. Kolayca kurulup sökülebilen bu hafif yapı, geride kalıcı bir fiziksel iz bırakmaz; bunun yerine, şehrin kolektif hafızasında deneyimsel bir katman bırakır.