Sevim Ece Yıldırım ve Deniz Kılıç'ın Yıldırım Beyazıt Külliyesi: Karşıla(ş)ma Öğrenci Mimari Fikir Yarışması için tasarladığı proje birincilik ödülünü kazandı.
“Geçmiş zamanı Bursa’da hayal etmem. Zira onun içindeyim.”
Süheyl Ünver, Bursa Defterleri
Toplumsal süreklilik, mekânların yalnızca fiziksel varlığıyla değil; gündelik yaşamın tekrar eden alışkanlıkları, ritüelleri ve kamusal karşılaşmaları üzerinden kurulur. Bursa Yıldırım Külliyesi, bu sürekliliğin tarihsel olarak üretildiği önemli bir odaktır. Proje, külliyeyi yalnızca korunacak bir miras nesnesi olmaktan çıkararak, günümüz kent yaşamı içinde yeniden etkinleşen bir kamusal sistem olarak yeniden okur. Bu bağlamda “izler” geçmişin mekânsal ve tarihsel katmanlarını, “rutinler” ise çağdaş kent yaşamının süreklilik üreten gündelik pratiklerini temsil eder; böylece eski ile yeni, geçicilik ile kalıcılık arasında ziyaretçi ve mahallelinin kesiştiği bir karşılaşma zemini kurulur.
Yıldırım Külliyesi, Osmanlı kentinde mahalle yaşamının odağı olarak kamusal, sosyal ve kültürel sürekliliği organize eden bir merkez niteliği taşımaktadır. Proje, bu tarihsel odağı çağdaş kent yaşamı içinde yeniden yorumlayarak külliyeyi yeniden bir çekim ve karşılaşma alanı olarak ele alır. Albert Gabriel’in 20. yüzyıl başında hazırladığı vaziyet planı, bu yeniden okumanın önemli bir referansı olarak değerlendirilir. Plan üzerinde tanımlanan koruyucu duvar sistemi ve tarihsel giriş noktaları, alanın yönlenme ve erişim kurgusuna temel oluşturur.
Bu tarihsel girişler, günümüzde Cümlekapı Sokak ve Yıldırım Caddesi üzerinde oluşan kentsel düğüm noktalarıyla örtüşür. Bu noktalar yalnızca birer erişim eşiği değil, gündelik akışların kesiştiği kamusal odaklar olarak yeniden ele alınır. Külliyeye yaklaşımı güçlendiren yönlendirici modüller bu eşiklerde konumlanarak alanın okunabilirliğini artırır.
Külliyenin medrese yapısı, tarihsel eğitim işlevine referansla çocuklar ve öğrenciler için yeniden üretim ve öğrenme alanı olarak ele alınır. Mekân, çağdaş bir yorumla etkinlik avlusuna dönüşerek eğitim sürekliliğini güncel kent yaşamına taşır. Alan içinde geçmişte imaret bulunan alandaki ilkokul da bu sürekliliği destekleyen önemli bir katman olarak okunur ve külliyenin gündelik yaşamla kurduğu ilişkiyi güçlendirir.
Külliye çevresindeki kamusal üretim, yalnızca eğitimle sınırlı kalmaz; cami altındaki mekânlar gündelik yaşamı destekleyen yeni işlevlerle yeniden aktive edilir. El işi atölyeleri, sergi alanları, aşevi ve küçük ölçekli üretim birimleri, sokakla doğrudan ilişki kurarak alanın gündelik ritmini güçlendirir. Böylece yapı altı boşlukları, pasif bir geçiş alanı olmaktan çıkarak yaşayan bir kamusal zemine dönüşür.
Proje kapsamında geliştirilen açık sergi strüktürü, günümüze ulaşamayan geçmişte Akçağlayan\’dan külliye alanına su getirilmesini sağlayan su kemerlerinden esinlenir. Çelik bir sistem olarak kurgulanan bu strüktür, külliyenin tarihini katmanlı bir anlatı üzerinden aktarırken aynı zamanda mekânsal bir dolaşım hattı üretir. İlerledikçe seyir terasına dönüşerek Bursa’nın panoramik görünümünü açığa çıkarır ve deneyimi üst kotta tamamlar.
Alan içinde oluşturulan teras noktaları ,gündelik yaşamın ritmini kesen değil onu destekleyen küçük kamusal odaklar olarak tasarlanır. Türbe önünde Yıldırım Beyazıt’ı anmaya yönelik bir duraksama noktası, cami çevresinde mahalle rutinine dahil bir dinlenme alanı ve Cümlekapı yönünden gelen ziyaretçiler için Bursa anlatısını karşılayan bir karşılama terası bu sistemin parçalarıdır. Yıldırım Caddesi üzerinden gelen akış ise kafe işleviyle desteklenen ve kamusal bir zemin oluşturan sosyal terastır. Bu odaklar Külliyenin topografyaya özgün yerleşen yapılaşmasından faydalanır ve çeşitli kotlar boyunca kullanıcıya bu kurgunun içerisinde bir deneyim zemini sunarken aynı zamanda kent yaşamının gündelik pratiklerine de hizmet eder.
Bu bütünlük içinde proje, Yıldırım Külliyesi’ni Osmanlı kentinde mahalle yaşamının odağı olan kamusal bir merkez olarak ele alır ve bu rolü çağdaş kent bağlamında yeniden yorumlar. Kentin gündelik akışıyla tarihsel katmanlar aynı yüzeyde buluşur; Bursa’da zaman, izler üzerinden akar ve rutinlerle yeniden kurulur.