Atelier Birches tarafından Bursa Setbaşı-Yeşil-Emirsultan Tarihi Aksı Kentsel Tasarım Fikir Yarışması için tasarlanan proje, eşdeğer ödül kazandı.
“Ab-ı Set”, Evliya Çelebi’nin Bursa bahislerinin kimi tercümelerinde geçen, suyla ve çınarlarla teraslanmış yeşil bir coğrafyaya işaret eden bir ifadedir. “Velhasıl Bursa sudan ibarettir” sözüyle birlikte Bursa’nın eşsiz coğrafyasının mekânsal olarak tanımladığı önemli bir vurgu olarak bu tasarımda yer edinir. Bursa’nın yeşil doğası, su yolları, Uludağ eteğinden setlenerek yükselen duvarları ve çınar gölgelerinin kurduğu mekânsal karakter bu tasvirlerde açıkça görünür.
Tanpınar’ın daha yakın bir geçmişte “kaybedilmiş zaman” olarak tanımladığı arayış ise bu coğrafyada hâlâ soluk alan ritüellerin, gündelik vakitlerin ve mekânsal hafızanın kıymetini bize hatırlatır. Bu proje, Bursa’nın Uludağ eteklerindeki topografyasını ve zamanın bıraktığı ince katmanları, gündelik hayatla müşterek bir yerde buluşturmak için Evliya Çelebi’deki setler, su yolları, çınarlarla Tanpınar’ın ibadet, vakit, taşlar, serinlikler, kahvehaneler, mezar taşlarıyla örülü ritüeller olarak tariflediği çok zamanlılığı bir arada ele alır. Tasarım, tarihi odaklar ve ekolojik koridorlar için coğrafyanın en arkaik çözümlerinden biri olan, eğimli topografyaların çözümü olan “set”leri ve bu teraslanmış taşlıklar etrafında gelişen çok zamanlı kamusal ritüelleri kentsel tasarım projesinin ana iskeletine yerleştirir.
Nihayetinde, ritüellerin, gündelik hayatın, manevi atmosferin, çınar gölgelerinin, kahvehanelerin, taşlıkların, su yollarının, türbelerin, mezar taşlarının, minarelerin, basamakların, ıhlamurların, erguvanların etrafında – bunlarla birlikte yeniden şimdiye dair bir müşterek kamusalın ne kadar mümkün olduğu sorusu etrafında şekillenir. Bu yaklaşım, Tanpınar’ın Bursa’yı anlattığı “ikinci zaman”ı mekânda kurmanın olanaklarını çınar ağaçları, kademeli setler, duvarlar ve su yolları etrafında aramaktır. Böylece şehir yalnızca korunmuş bir anıtlar koleksiyonu değil, zamanın kendisiyle sürekli kurulan bir ilişki biçimine evrilebilir.
Böylece proje nostaljik veya restoratif olmaktan çıkar; zaman, mekân ilişkisini gündelik, tarihsel ve manevi ritimlerle dokuyan çağdaş bir kentsel yolculuk hâline gelir. Kaybedilmeye yüz tutmuş olanın şehirde hissedilen fakat kaybedilmekte olan o “ruh”, anıtsal yapıları çevreleyen taşlık, gölgeli avlu, sebil, çeşme ve çınaraltı gibi gündelik mikro mekânlar aracılığıyla zamanın akışına izin vererek yeniden nasıl üretilebilir? Tasarım problemini restoratif ya da salt anıt koruyucu olmaktan çıkararak Tanpınar’ın “ikinci zaman” dediği o katmanlı gündelik varoluşu mekânda kurmak mümkün müdür?
Bu tasarım, Bursa Setbaşı, Yeşil, Emir Sultan hattında zaman, mekân ilişkisini gündelik, tarihsel ve manevi ritimlerle dokuyan çağdaş bir kentsel yolculuktur. Bursa’nın kadim çınarları üzerinden şehri hem biyolojik bir koridor hem de tarihsel bir hafıza omurgası olarak örmeyi amaçlayan bu kentsel tasarım fikri çarşıyı, mahalleyi, külliyeyi, suyu, serinliği, gölgeyi, sohbeti ve dayanışmayı bu setler ve çınarlıklar etrafında kurulan bir diyalog hâlinde yeniden tarifler. Tasarım iki ölçekte karşılık bulur. Makro ölçekte yeşil Bursa’yı yeniden su, dereler, çınar ağaçları ile ekolojik ve kentsel bir yeşil omurgayla tanımlarken; ikincil olarak bu yeşil Bursa’nın peyzaj ve rekreatif yanının yanı sıra, kültürel bir koridora dönüşebilmesi için mikro ölçekte setler, basamaklar, alt meydanlar, müdahaleler, gündelik programlar, materyal çözümler içeren hamlelerdir.
