“Başarılı Bir Tasarımcı Olmak İstiyorsan Bir Şeye İnanman Lazım”

Tuna ile Ofis Sohbetleri'nin ilk döneminin son konuğu Avcı Architects'in kurucusu Selçuk Avcı.

Arkitera’nın YouTube kanalında yayınlanan “Tuna ile Ofis Sohbetleri” söyleşi serisinin dokuzuncusuna Selçuk Avcı konuk oldu. Cemal Çobanoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı söyleşinin diğer konukları Tuna Ofis’ten Hatice Engür ve Ozan Sinan Tığlıoğlu.

Avcı Architects Nasıl Kuruldu?

Cemal Çobanoğlu’nun Avcı Architects’in nasıl kurulduğunu sorması üzerine Selçuk Avcı ofisin temellerinin Londra’da atıldığını daha sonra İstanbul’a uzanan öyküsünü kısaca şu şekilde anlattı:

İlk ofis 1989 senesinde Londra’da açıldı. Kendi işimi yapma sabırsızlığından doğdu. Şimdi geriye dönük olarak baksam biraz beklerdim. 2000’li senelerde yavaş yavaş Türkiye’ye dönmeye ve zaman geçirmeye başladım. Türkiye’nin genel olarak ekonomisinin gelişmeye başladığını fark edince ilgim daha da çok arttı. Tasarıma verilen değerin artması ve bu kelimenin lügatımıza girmeye başlaması beni biraz daha heyecanlandırdı.

Söyleşinin yapıldığı mekan olan Circle’ın kuruluş öyküsünü ise şu sözler ile dile getirdi:

Uzun zamandır ofisin bir parçası olarak sergiler ve etkinlikler düzenliyorduk fakat mekanımız buna uygun değildi. Hakkıyla bir sergi yapabileceğimiz bir yer olsun diye rüya kurduk. Aynı zamanda çalışma yöntemimizi de değiştirmeye, daha çeşitli bir ortam içerisinde çalışmaya karar verdik. O yüzden Circle, mimariye odaklı bir etkinlik merkezi aynı zamanda bir çalışma alanı.

Söyleşinin tamamını aşağıdaki videodan izleyebilirsiniz:

Tuna Ofis: http://www.tunaofis.com/

Avcı Architects: http://avciarchitects.com/tr/

The Circle: https://www.instagram.com/thecircle.o/

4 yorum

  • zafer-akay1Zafer Akay says:

    https://goo.gl/N49eSw The Hufeisensiedlung, Berlin: ‘light and air, dignity and order’

  • zafer-akay1Zafer Akay says:

    Ayşe Tatar konuya çok güzel bir paylaşımla katkıda bulunmuştu. Burada da paylaşıyorum: https://goo.gl/BbAU6G

  • zafer-akay1Zafer Akay says:

    İlgili yorumlardan bazılarını buraya da kopyalıyorum:

    Ali Nesin Hayatta en hakiki mürşit ilim bile olsa, belli ki ikincisi ya da üçüncüsü insan değil! Yahu Allah için öğrenciye yönelik bir bank, bir sığınak, kucaklayıcı bir köşe, biraz şefkat, biraz anlayış… Ne binanın ne de anlayışın savunulacak tarafı yok. Bunların beyinleri çürümüş.

    Ali Nesin 1915 sonrası ülkede mimar kalmıyor zaten!

    Ali Nesin Üzgünüm, haklı değilsin. Çirkinliğin bir nedeni olması seni haklı kılmıyor! Çirkinliğin tabii ki bir nedeni olmalı. Kaldı ki güzel bir şey yapmak için mimara gerek yok.

    Kaan Erten Hocanın demek istediği kanımca,anasına bak kızını al derler Anadolu ‘da .
    Ona ithafen “Dışı ne ki, içi ne olsun” denmiş ,ilk görüşte kimsesiz çocuklar kurumlarına benzeyen bu yereleri,üstünde onlarca büyük medeniyetler barindirmiş topraklara bir hakarettir sayıyor belki de, kim bilir? Bir insan olarak eleştiri yapıyorsa da, çokta kibar yapıyor bunu…

    Batur Karaibrahim Ne bir estetik doku ne bir sanatsal ruh var, mimar Alman soğukluğundan esinlenmiş sanırım, osmanlı da ki ermeni ve rum mimarların yaptığı eserlerin yanın da kremit fabrikası gibi kalmış

    Nezir Sümerkan bu insanlar çirkin bir binaya çirkin demekten niye bu kadar korkuyorlar anlamadım ki. çirkin işte. bu kadar politically correct olmak niye yani? çirkin deyince binanın veya ölmüş mimarının kalbi mi kırılıyor? hayır, güzel bina görmemiş olsak inanacağız.

    Binayı beğenmeyip küçümseyenleri dahil etmiyorum. Bunlara karşı olamayız. Merak edenler Ali Nesin facebook sayfasına bakabiliyor.

  • cem-yildirimCem Y. says:

    Ali Nesin ve ona alkış tutarak ‘eleştiri’ yazdığını düşünenlerin Türkçe ile de bazı sorunları var anlaşılan. Böyle yazdıklarında ciddiye de alamıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir