Belediye Hizmet Binaları ve Kente Söyledikleri

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması kolokyum ve ödül töreni 8 Ekim 2016 Cumartesi günü Balkonuk Center'da yapıldı.

Satın alma projeleri müelliflerinin eleştirileri ve jüri değerlendirme kriterleri üzerinde yoğunlaşan tartışmaların yapıldığı kolokyuma katılım yüksekti. Tartışmalar proje alanı kullanımı ve topoğrafya ile ilişki, yakın çevre ve kent ile ilişki, ofis yaşantısı, yatay/düşey kurgusu ve boşluk yaratmak, vaziyet planı, ulaşım kurgusu, yarışma ve kolokyuma katılım ve kenti okumak başlıkları üzerinden ilerledi.

İlk konuşmayı TMMOB Balıkesir Şube başkanı Ali Özerk yaptı. Kamu kurumları için proje elde etmenin en ideal yolunun yarışmalar olduğuna değinen Özerk, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin daha fazla yarışma açmasını ve diğer belediyelerin de bu eylemi takip etmesini umduğunu söyledi ve sözü Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Edip Uğur’a bıraktı.

Uğur, yarışma ile Balıkesir’in yenilikçi belediye yaklaşımına yakışır bir belediye hizmet binası projesi elde edildiğini söyledi. Yarışma sayfasının kapanmadığını belirten Uğur, Bandırma’da yer alacak olan yeni bir uluslararası mimari tema parkı yarışmasının ilan edileceğinin haberini verdi.

Uğur’un konuşmasının ardından ödül törenine geçildi. Törene Balıkesir Valisi, Balıkesir Üniversitesi rektörü, ilçe belediye başkanları ve siyasi parti temsilcileri de katıldı.

Kolokyum oturumu Doç.Dr. Berrin Akgün Yüksekli’nin konuşmasıyla başladı. Yüksekli, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, TMMOB Bursa Şubesi ve tüm yarışma ekibine teşekkür etti. Yarışmanın konusu ve jüri ile ilgili bilgi veren Yüksekli sözü jüri üyelerine bıraktı.

Jüri başkanı Ebru Erdönmez Dinçer 95 projenin katıldığı yarışmada elemenin dört aşamada yapıldığını, ikinci eleme sonrası 43, üçüncü eleme sonrası 15 projenin kaldığını ve sonunda ödül grubu olan sekiz projenin kaldığını belirtti. İkinci ve üçüncü eleme süreçlerinin zorlu geçtiğini söyleyen Dinçer, yarışmaya nitelikli katılım olduğunu ve bu sebeple tüm yarışmacıları tebrik ettiğini belirtti.

Proje Alanı Kullanımı ve Topoğrafya ile İlişki Üzerine

Kolokyumda ilk sözü ikinci ödülü kazanan ekipte yer alan Murat Sönmez aldı: “Eğer büyüklüğü doğru biçimde organize ederek tasarımsal nitelikleri geliştirmezseniz, tasarımın yayılması gibi bir tehlike oluşuyor ve bu birbirinden kopuk, nitelikleri birbirini beslemeyen bir tutarsızlığa sebep oluyor. Jüri ihtiyaç programı sonucunda ortaya çıkan yer ve büyüklük arasındaki ilişkiyi nasıl tartıştı?”.

Özcan Uygur bu konuyu jürinin yarışma açılmadan önce tartışmış olduğunu hatta yarışmanın yerinin değiştirildiğini söyledi. Projelerin ne kadar yayılabileceğini yarışmadan önce tahmin edemeyeceklerini ancak yarışma sırasında programın da yoğunluğuyla çoğu projenin yarışma alanına yayılmak zorunda kaldığını gördüklerini belirten Uygur, jürinin yarışma öncesinde alana yayılma ile ilgili beklenti oluşturmadığını ekledi.

Can Elmas, yarışma alanı ne kadar büyütülürse projenin de o kadar çok yayılabileceğini belirterek açık-kapalı alan oranını tutturamamış projelerin zaten dereceye giremediğini söyledi. Birinci ve ikinci ödülü alan projelerin nispeten bu oranı en iyi yakalamış projeler olduğunu söyleyen Elmas, yarışmada az katlı ve arsaya yayılan proje yaklaşımının hâkim olduğunu yüksek yapılara pek rastlamadıklarını söyledi.

Arsaya yayılan başarılı proje örnekleri de olduğunu söyleyen Ebru Erdönmez Dinçer üçüncü ödülü alan projeyi örnek gösterdi. Jüri arasında büyük tartışmalara sebep olan üçüncü ödül projesinin topoğrafyanın bir parçası olarak devam eden konseptini kendi içerisinde tutarlı bulduğunu söyleyen Dinçer arsaya yayılma ya da yayılmama gibi bir yaklaşımla projeleri incelemediklerini belirtti.

Deniz Dokgöz, yarışma öncesi yapılan jüri hazırlık çalışmaları sorasında şartnamedekinden çok daha yüksek metrekareye sahip bir ihtiyaç programının talep edildiğini ancak daha sonra bunu optimize etmek için çalıştıklarını söyledi. Dokgöz bu durumu büyükşehir yasasının değişmesi ve birim ile çalışan sayısının artması sonucu belediye hizmet binasındaki kapasite değişimine bağladı ve bundan sonra gerçekleşecek olan belediye binaları yarışmalarında bu ölçeğe alışmak gerekeceğini belirtti.

Kerem Yazgan yarışmanın temelindeki meselenin arsa ile ilişki olduğunu söyledi. Konum olarak kentten kopuk ve referansız bir noktada bulunan yarışma alanını topoğrafya ve kent ile ilişkilendirmenin problemin kendisi olduğunu belirtti. Bu bağlamda üçüncü ödülü alan projenin topoğrafya ile kurduğu ilişki anlamında en güçlü proje olduğunu düşündüğünü söyledi ve kendisinin bu projeyi ikinciliğe önerdiğini de ekledi. Öte yandan aynı projenin kent ile kurduğu ilişkinin ve içedönüklüğünün de eleştirildiğini söyleyen Yazgan, örneğin yer ile ilişkisi çok kuvvetli olmayan beşinci mansiyon ödülünü alan projenin de başka nitelikleri dolayısıyla ödül grubuna çıkartılmış olduğunu söyledi.

Yakın Çevre ve Kent ile İlişki Üzerine

Kolokyumda ikinci soru yarışmada satın alma ödülü alan Rahmi Uysalkan’dan geldi. Jürinin bahsettiği kent ile interaktif ilişki kurma kriterini ödül grubundaki kimi projelerde göremediğini söyleyen Uysalkan jürinin seçiminde tutarsızlıklar olduğunu düşündüğünü söyledi. Projesinde, Balıkesir’de öngörülen ve yarışma alanının çevresinde yer alan niteliksiz yapılaşma ile yarışmayacak ve onlara benzemeyecek bir tavır takındığını söyleyen Uysalkan daha zarif bir anlayışla yükselen yapılara karşı tutum sergileyerek yatayda yayılmayı tercih ettiğini söyledi.

Ebru Erdönmez Dinçer, Rahmi Uysalkan’ın projesinde jüriyi en etkileyen noktanın kent ile kurulan ilişki olduğunu söyledi. Bunun yanında binanın iki ayrı kütlede ele alınarak sosyal birimler yayılırken idari birimlerin sıkıştırılmasını olumsuz olarak değerlendirdiklerini de ekledi.

Can Elmas, ödül grubu oluşurken birinci ödülden sona doğru aynı değerlerin azalarak gitmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, farklı nitelikleriyle öne çıkmış projelerin sona kalabileceğini söyledi. Ödül grubuna giren ve çıkan projeler ile grubun kendi içinde de değişkenlik gösterdiğini söyleyen Elmas, Uysalkan’ın projesinin değerli bir proje olarak görüldüğünü bu sebeple yukarılara çıktığını ancak bir noktadan sonra dışarıda kaldığını söyledi.

Rahmi Uysalkan’ın projesi üzerinden yapının etrafına ve kente söylediği söz tartışmalarına Alişan Çırakoğlu da katkıda bulundu. Birinci ve ikinci ödülü alan projelerin de Uysalkan’ın bahsettiği tavıra sahip olduğunu düşündüğünü söyleyen Çırakoğlu, ikinci projenin kütlesel olarak kendini estetik kılmaya ile ya da birinci projenin kuzeyde yarattığı duvar etkisi ile bilinçli biçimlendiklerini düşündüğünü söyledi. Bu sebeple ödül grubundaki projelerin hepsinin kente bir söz söylediğini ancak farklı sözler söylediklerini ve bu sebepten dolayı da tutarsız seçimler yapılmadığına inandığını ekledi.

Ofis Yaşantısı Üzerine

Deniz Dokgöz, “yapıların kente söyledikleri söz” tartışmalarına yeni bir bakış açısı getirdi. Yapıların yalnızca obje olarak değerlendirilemeyeceği özellikle yarışmanın konusunu oluşturan belediye hizmet binasında çalışacak binlerce kişinin ofis yaşantısının niteliğinin de çok önemli bir kriter olduğunu belirtti. Ofis kurgusundaki pek çok sıkıntının projenin kentten algılanan olumlu tavrını zayıflattığını ekledi. Tasarımdan tek bir parametreyi çekip bütünü bununla değerlendirmenin yanlış olduğunu söyleyen Dokgöz projeleri bütünüyle değerlendirdiklerini söyledi.

Rahmi Uysalkan, ofis çalışanlarının temel çalışma ihtiyaçlarının sağlanmasının elzem olduğunu ancak manzara etkisinin bir zorunluluk olmadığını düşündüğünü ve ofis kurgusunu bu kriter üzerinde tasarladığını söyledi. Ferah mekânların sosyal birimlerin ihtiyacı olduğunu düşündüğünü ekledi.

Yatay/Düşey Kurgusu ve Boşluk Yaratmak Üzerine

Satın alma ödülü alan 17 sıra numaralı proje ekibinden TMMOB Eskişehir Şubesi Başkanı Canan Oytan jüriye “Herkes yayılırken biz dikine gittik, neden korktunuz?” sorusunu yöneltti ve ardından fikirlerini belirtti. Kolokyumun başından beri yayılma üzerine giden tartışmalara karşı çıkan Oytan, yarışma alanı yakın çevresinde öngörülen yüksek yapılaşmanın Türkiye’de bir stereotip haline geldiğini ve engellenemeyeceğini, bu yapılaşmanın yanında görünmez olmaya çalışmaktansa daha iddialı olma tavrını desteklediğini söyledi. 50 yıl sonrasında kentsel boşluk kalmayacağını belirten Oytan, yapılaşmamış bir alanda boşluk ve kamusal mekân yaratma oranının yarışma projelerinde çok düşük olduğunu söyledi ve katılımcılara sordu: “Boşluk yaratmak varken neden dolduruyorsunuz?”.

Ebru Erdönmez Dinçer 17 sıra numaralı projeyi söylem açısından değerli bulunduğunu ancak proje daha yakından incelendiğinde sistemin çalışmadığının ve çözülmemiş olduğunun fark edildiğini dolayısıyla elemelerde daha yukarılara çıkamadığını söyledi.

Alişan Çırakoğlu Oytan’a yükseklik konusunda katıldığını ve yarışma sırasında neden yüksek katlı öneri gelmediğini merak ettiğini ve projenin satın alma ödülünü almasının sebebinin de farklı duruşu ve karşı söylemi olduğunu belirtti. Can Elmas ise yalnızca form veya yükseklik üzerinden değerlendirilemeyeceğini, projenin çözümsüz kaldığı için daha yukarılara çıkamadığını söyledi.

Vaziyet Planı, Ulaşım Kurgusu Üzerine

Yarışmada üçüncü elemede elenen 21 sıra numaralı projenin müellifi Buğra Kalmaz, jürinin projelerin vaziyet planlarıyla ilgili değerlendirme kriterlerinin ne olduğunu sordu. Projelerde, şartnamede belirtilen toplu taşıma yönünün dikkate alınmaması ya da kot farkı olan kuzey yönünden giriş verilmesi gibi kararları gözlemlediğini söyleyen Kalmaz genel değerlendirme kriterlerini sorguladı.

Deniz Dokgöz, vaziyet planı ile ilgili nereden giriş-çıkış yapılacağına dair ön kabuller belirlemediklerini söyledi. Aykırı yaklaşımların olabileceğini ancak önemli olanın kurgunun tutarlı oluşturulması olduğunu ekledi. Kuzey rüzgârı ya da topoğrafik durum gibi verileri göz önünde bulundurduklarını ancak çözülme biçimine odaklandıklarını ekledi.

Yarışma ve Kolokyuma Katılım Üzerine

Can Elmas, 21 sıra numaralı projenin değerli bir proje olduğunu ve jürinin dikkatini çektiğini ancak şeması sebebiyle pek çok projeyle aynı kategoride olması sebebiyle zayıf yönlerinden dolayı elendiğini söyledi. Elenmelerinin projenin tamamıyla başarısız olması anlamına gelmediğini söyleyen Elmas, müellifleri tebrik etti ve devam etmelerini söyledi.

Özcan Uygur ise ödül almamış olmasına rağmen kolokyuma katılmış olmalarını takdir etti. Kolokyumların eğitici ortamından faydalanmanın önemine değinen Uygur tüm katılımcıların kolokyumlarda yer alması gerektiğini düşündüğünü söyledi ve katılımın artmasını umduğunu ekledi.

Kenti Okumak Üzerine

Yarışmada ikinci mansiyon ödülünü alan İbrahim Eyüp son yıllardaki yarışmalarda projelerin bulundukları kenti okumamış ve analiz etmemiş bir şekilde kurgulandığına dair bir eleştiri getirdi. Bu sebeple de yalnızca yarışma alanının nasıl kullanıldığına ve yapının kente söylediği söze odaklanıldığını belirtti.

Ebru Erdönmez Dinçer, İbrahim Eyüp’e katılmadığını yarışma alanı ve kent ilişkisinin iki taraflı olduğunu ve bütüncül olarak aslında projelerde bu durumun okunabildiğini söyledi. Can Elmas, mimari projelerden önce kentsel tasarım yarışmalarının açılması gerektiği ve kent probleminin bu yarışmalarda ele alınması gerektiğini ekledi.

Kolokyum saat 16:30’da sonlandırıldı.

Bir cevap yazın