İztuzu Kumsalı Kurtarma Platformu’ndan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na Mektup

İztuzu Kumsalı Kurtarma Platformu’nun, İztuzu Kumsalı Deniz Kaplumbağası Bakım Merkezi ve Günübirlik Rekreasyon Alanı Tasarımı Fikir Projesi Yarışması’nın şartnamesindeki hususlara itirazlarını ve gerekçelerini içeren mektubu:

T.C. ÇEVRE ve ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI
TABİAT VARLIKLARINI KORUMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’ne 

İztuzu kumsalı, Çevre ve Şehircilik Bakanılığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün açtığı “İztuzu Kumsalı Deniz Kaplumbağası Bakım Merkezi ve Günübirlik Rekreasyon Alanı Tasarımı Fikir Projesi Yarışması” ile 6 yıl sonra yeniden gündeme geldi. Yerel yönetimler ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının söz konusu projenin yerinin İztuzu olmaması gerektiği yönündeki açıklamaları ile alternatif yer önerilerinin de değerlendirilebilmesi gerekçesi ile Müdürlüğü’nüz, olumlu bir yaklaşım olarak gördüğümüz bir kararla yarışmayı durdurdu.

Ne var ki, bizler, alternatif yer önerilerinin değerlendirileceği “geniş katılımlı” bir istişare beklerken, geçtiğimiz hafta* yeni bir kararınızla sözkonusu değerlendirmenin yapıldığını ve yarışmaya son başvuru tarihinin “20 günlük uzatma ile” 5 Ağustos 2019 şeklinde güncellendiğini öğrenmiş bulunmaktayız. Alternatif yer konusunda şartnamede bir değişiklik göremediğimiz için, yarışma husundaki endişelerimiz devam ediyor.

Dalyan ve çevresindeki birçok sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek oluşturduğu İztuzu Kumsalını Kurtarma Platformu (İKUP) olarak, İztuzu’nun geleceğini doğrudan etkileyecek kararların alınacağı bu dönemde İztuzu’nun yönetimi konusundaki düşünce ve önerilerimizi ivedilikle değerlendirilmek üzere size sunmayı gerekli görüyoruz.

1. İztuzu Kumsalında doğa koruma her şeyden önce gelmelidir.

Özel çevre koruma bölgesinin bir parçası olarak bu kumsalda yapılaşma olmamalı, her ne amaçla olursa olsun yapılaşmanın yolunu açacak herhangi bir girişime izin verilmemelidir.

Yönetimde ve planlamalarda, Üniversitelerin bilimsel dayanağı olan gerekçelerle sunacağı, kullanım kapasitesi, mevcut tesislerin konumu ve alanı dahil İztuzu’nun yönetim kalitesini bir üst seviyeye çıkaracak koruma-kullanma tavsiye ve sınırlandırmalar esas alınmalıdır.

Doğa korumadan anlamamız gereken, “burayı nasıl çok daha güzelleştirebiliriz, nasıl daha fazla insan çekebiliriz?”den çok, kumsalda “nasıl doğaya daha az baskı üretiriz?” olmalıdır.

2. İztuzu gibi önemli doğa alanlarındaki plaj tesisleri, kazançtan önce doğa korumanın ön planda tutulabilmesi amacıyla kamu tarafından işletilmelidir. Kumsalın yönetimi, yerel STK’lar, yerel yönetimler, Bakanlık ve Üniversiteleri içerecek şekilde yapılmalıdır.

Sorumlu kurumlar, İztuzu’nu gelir kaynağı zihniyetinden uzak yönetmelidir. Plaj tesislerini doğaya uyumlu halde tutmalı, kapasite arttırımına gitmemeli ve gerekiyorsa kapasiteyi daraltmalıdır.

Buradan elde edilecek gelir, kamu yararı gereği öncelikle İztuzu’nun korunmasına yönelik olmak üzere yerele hizmet olarak geri dönecek şekilde harcanmalıdır.

Dört yıl önce açılan davalar sonucunda, Danıştay tarafından da onanan İztuzu plaj işletmesinin Muğla’ya Hizmet Vakfı ile Türkiye Çevre Koruma Vakfı ortaklığı olan Muçev Turizm Ticaret Ltd.Şti’ne verilemeyeceği kararına rağmen, işletme tekrar Muçev’e verilmiş, bu durum bölge halkında rahatsızlık yaratmıştır. İztuzu plaj işletmelerinin bir an önce hukuken özel şirket statüsünde olan Muçev’den alınıp, kanuna uygun olarak kamu tarafından işletilmesi gerekmektedir.

3. Deniz kaplumbağası bakım merkezinin yeri İztuzu dışında olmalıdır.

İztuzu’ndaki Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi, kısa adıyla DEKAMER, deniz kaplumbağası koruma faaliyetlerinin en önemli ve vazgeçilmez unsurudur. Prof. Dr. Yakup Kaska ve ekibi, gönüllülerin de desteğiyle kumsalda deniz kaplumbağaları rehabilitasyonu, yuva koruma, araştırma ve eğitim faaliyetlerini yıllardır başarıyla sürdürmektedir. İhtiyaçları ve mevcut tesislerinin iyileştirilmesi gereği haklıdır. Ancak, merkezin birinci derece doğa koruma alanında, antik tuzlanın bulunduğu arkeolojik sit alanı sınırında, uluslararası FSC sertifikalı ve nesli tehlike altındaki Likya Kara semenderinin de yaşadığı İztuzu ormanında yapılması, ülkemizin de taraf olduğu Barselona ve Bern Sözleşmelerine, mevcut Kıyı Kanunu’na ve ilgili yönetmeliğe aykırıdır. Böylesine girişim, yasa ve sözleşmeleri hiçe sayarak İztuzu’nda yapılaşmanın kapısını açar.

HALK SAĞLIĞINA TEHDİT

DEKAMER, 10 yılı aşkın bir süredir atık suyunu İztuzu Gölü’ne boşaltmaktadır. Bu uygulama İztuzu Gölü ekosistemini olumsuz etkilemekte ve halk sağlığına ciddi olarak tehdit oluşturmaktadır. Bu tehdit acilen durdurulmalıdır.

Mevcut DEKAMER tesislerinde, atık su ve katı atık tesisi bulunmamaktadır. Bakım tanklarının içinde dışkı, idrar, deterjan, ilaç ve kimyasallar bulunan suyu doğrudan İztuzu Gölü’ne boşaltılmakta, bu da su kalitesini, çevredeki bitkileri ve doğal hayatı etkilemektedir. Bu sistem çevreye zarar vermekle kalmamakta, sahildeki duşlara gölden alınan su verildiğinden insanlar için de sağlık riski arz etmektedir.

DEKAMER’in İztuzu Gölü kıyısında konuşlandığı yıllar içerisinde, gölde yılan balığı, kefal, yengeç ve su yılanı gibi türler daha az rastlanır olmuştur. Muhtemelen gıda kaynaklarının azalmasına bağlı olarak, kuş türlerinde de azalma gözlenmiştir. Atık suyun İztuzu Gölü’ne boşaltılması, göl suyunun duşlarda da kullanılması sebebiyle halk sağlığında risk yaratmaktadır. Plajı kullanan özellikle çocuklar, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf olan insanlar, bir çok hastalığa sebep olan göl suyundaki virüs, bakteri, mantar, tek hücreli canlılar ve kurt gibi patojen bakterilerin tehdidine maruz kalmaktadırlar. Göl suyunun buharlaşma sonucu azaldığı turizm sezonunda, patojen bakterilerin yoğunluğu artmaktadır; atık suyun göle boşaltılmasının devam etmesiyle kirlilik de daha ciddi oranda artmaktadır. Mevcut durum bile, su örneklerinin alınarak kirliliğin ve halk sağlığına olan tehdidin boyutunun acilen tespit edilmesini gerektirmektedir.

Deniz kaplumbağası rehabilitasyon tanklarının suyu halen İztuzu plajında denizden tehlikeli bir şekilde pompa ile çekilmektedir. Su alma noktasının kıyıdan 20-25 mt uzakta ve halkın denize girdiği yerde olması halk sağlığını tehdit eden bir başka uygulamadır.

SES ve IŞIK KİRLİLİĞİ YUVA SAYISINI OLUMSUZ ETKİLEYECEK

İztuzu ekolojik yarışma şartnamesinde 30-40 kişilik personel ve gönüllü grubun idamesi için, “konaklama” yerine “dinlenme” ifadesi kullanılmıştır. Kumsalda konaklama kanunen yasak olmasına rağmen, mevcut uygulamada personel ve gönüllüler merkezde çadır ve konteynerlerde konaklamaktadırlar ve bu elzem ihtiyaç yeni merkezde de karşılanmak durumundadır. Eğer yeni merkez Dalyan’da yapılırsa, talep edilen büyüklükte bir “dinlenme” ihtiyacına gerek duyulmayacak, personel ve yuvalama döneminde ihtiyaç duyulan gönüllüler Dalyan’daki otel, pansiyon veya kamping tesislerinde kolaylıkla konaklayabileceklerdir.

Yuvalama döneminde 30-40 kişinin barınacağı bir merkezin İztuzu’na yapılması, Akdeniz’in en önemli deniz kaplumbağası yuvalama alanlarından birinde kaçınılmaz olarak ışık ve ses kirliliğini arttıracak, koruma hedeflerini olumsuz etkileyecek sonuçlara yol açacaktır. Ses ve ışık kirliliğinin olumsuz etkileri konusunda halkı uyaran dünya çapında saygın bir merkezin ileride bizzat kendisinin yuva sayılarının azalmasına sebep olması manidar olacaktır.

MERKEZİN İZTUZU’NDA YAPILMASI, TEHLİKE ALTINDAKİ DİĞER TÜRLERE DE TEHDİT OLUŞTURUYOR

DEKAMER’i çevreleyen ormanlık alan, Likya kara semenderinin (Lyciasalamandra fazilae) yaşam alanıdır. Bu endemik tür, orman yangınları ve kıyılardaki yapılaşma sonucu yaşam alanlarının azalması, parçalanması ve bozulmasından ve 5000 km2’den daha az bir alanda ve 5’den az bölgede görülmelerinden dolayı IUCN Kırmızı Listesi’nde nesli tükenmekte olan türler arasında yer almaktadır. Diğer taraftan, mevcut DEKAMER alanı yakınlarında koruma altındaki kum zambağı da gözlenmiştir. Bu sebeple, buraya tür koruma amaçlı yapılacak bir merkez koruma altındaki başka iki türün yok olmasına sebep olacaktır.

MERKEZİN YANI BAŞINDA ANTİK TUZLA BULUNUYOR

İztuzu Gölü’nün arkasında yıllar önce antik bir tuzla keşfedilmiş (Sal Caunitis), bu sebeple geçtiğimiz yıllarda bölge İztuzu Gölü’nün tamamını içerecek şekilde birinci derece sit alanı ilan edilmiştir. Bu tuzla, Kaunos’la bağlantılı olmasından dolayı, Kaunos’un Dünya Mirası statüsü alabilmesinde çok önemli bir kriterdir. Arkeologların değerlendirmesine göre “İztuzu kumsalındaki antik tuzla Anadolu’da antik dönemde tuz üretimi ve ticaretine ışık tutan ilk arkeolojik kayıttır. Önceden sadece antik çağdaki yazarların yazdıklarına dayanan tuz üretim merkezi mimari tasarımı bu kalıntı sayesinde artık gün yüzüne çıkmıştır. Tuzla, antik dönemdeki teknolojiyle yeniden tuz üretimi yapılabilecek kadar iyi durumdadır.”

İztuzu’nun koruma statüsüne, uluslararası sözleşme, sertifika ve kanunlara rağmen, halk sağlığına ve bölgedeki nesli tehlike altındaki türlere tehdit oluşturacak, 30-40 kişinin idamesini de içerecek bir deniz kaplumbağası merkezinin İztuzu’na yapılması, Kaunos’un Dünya Mirası olma şansını da kaybetmesine yol açacaktır.

MERKEZ İZTUZU DIŞINDA OLMALI

Yukarıda sıraladığımız tüm olumsuz özellik ve saptamalar, merkezin İztuzu dışında yapılması gerektiğini göstermektedir.

Yeni merkez, dünyanın başka yerlerindeki örneklerde olduğu gibi sahilden uzak bir yere inşa edilebilir. Dalyan’da merkezin konaklama, park yeri, arıtma ve genişleme sorunlarını çözecek uygun yerler mevcuttur. Geçtiğimiz 6 yıla yakın sürede yaptığımız yapıcı görüşmeler sonucunda Prof. Kaska da böyle bir çözümü prensip olarak kabul etmiş, mevcut tesislerin bir bölümünün en kısa sürede Dalyan’a taşınmasını önermiştir.

Merkez; deniz kaplumbağalarına yönelik farkındalık yaratan, bunu yaparken kendisini “sirk”e, deniz kaplumbağasını da “sirk hayvanı”na dönüştürmeyen bir yapıda olmalıdır. İyi bir ses yalıtımı olan, olası sağlık risklerini ve çevre baskısını en aza indirecek kapalı sistem deniz suyu yönetimi bulunan, gerektiğinde vidanjörle deniz suyunun tedarik edildiği, ziyaretçi sayısı ve saatlerinin kısıtlandığı, ziyaretlerin sadece görevli rehberliğinde, belirli saatlerde ve sadece denize salıverilmeye yakın veya hazır deniz kaplumbağalarına yönelik yapıldığı bir merkez hedeflenmelidir.

Merkez bina dışında, kanunlara uygun ve doğaya uyumlu olmak kaydıyla İztuzu’nda sadece küçük bir acil müdahale birimi ve küçük bir ziyaretçi merkezi bulundurulabilir.

Merkezin bir başka görevi de deniz kaplumbağalarının korunmasına yönelik farkındalık yaratması ve koruyucu önlemler almasıdır. Yasak olmasına rağmen, mevcut durumda özellikle Dalyan kanalının muhtelif yerlerinde, boğaz ağzı mevkiinden önce ve DALKO önünde deniz kaplumbağası besleme ve gösterme faaliyetleri yapılmakta, bazı seyahat acentaları ve şahıslar deniz kaplumbağası besleme ve gösterme turları düzenlemektedir. Bu durum yetkililerce bilinmesine rağmen, kanun ve yönetmelikler uygulanmamaktadır. Merkez, koruyucu önlemler kapsamında bu soruna çözüm getirmeli, yetkili devlet kurumları deniz kaplumbağası besleme ve gösterme faaliyetlerine müdahale etmelidir.

Özetle, açılan İztuzu ekolojik tasarım yarışmasının şartnamesi yukarıda sıraladığımız hususları içermeli, proje merkez alanı Dalyan olarak açıkça belirtilmelidir.

İKUP bileşenleri olarak bizler, İztuzu Kumsalının bugünkü değerleri ve özellikleriyle çocuklarımıza, torunlarımıza ve izleyen kuşaklara aynen ulaştırılmasından yanayız.

İztuzu kumsalı, bundan 30 yıl önce Kaptan June, o zamanki Doğal Hayatı Koruma Derneği (bugünkü adıyla WWF-Türkiye) başkanı Nergis Yazgan ve diğer çevre aktivistlerinin değerli çabaları sonucunda Türkiye’nin ilk özel çevre koruma alanının içinde yer almış, bugüne kadar da devlet kurumlarınca kanun, yönetmelik ve kamu yararına uygun yönetilmiştir. Bu özelliğindendir ki, İztuzu kumsalı basında her zaman dünyanın en iyi korunan kumsallarından biri olarak anılmıştır. İztuzu kumsalı bunu hak etmektedir ve bizler onun “en önemli doğa koruma örneği” olma özelliğinin devam etmesini diliyoruz.

Bu hedefe ulaşmak için İztuzu ortak paydasında buluşmalı, beraber çalışmalıyız. İKUP olarak Başta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlara elimizden gelen desteği vermeye hazırız.

İztuzu için verilecek kararlarda İztuzu’nun genel yönetimi konusundaki düşünce ve önerilerimizin dikkate alınmasını, Müdürlüğü’nüzce açılan yarışmanın durdurulmasını ve şartnamesinin yeniden düzenlenmesini arz ve talep ederiz.

Saygılarımızla,

İZTUZU KUMSALINI KURTARMA PLATFORMU adına
Meral Metin, Dönem Sözcüsü
Dalyan Turizm Kültür ve
Çevre Koruma Derneği Yön.Kur.Bşk.Yrd.

Platform bileşenleri
Akdeniz Kıyı Vakfı
Dalaman Bisiklet Derneği (DABİSDE)
Dalaman Çevre ve Turizm Derneği
Dalaman Doğa Yürüyüşçüleri
Dalaman Zor Yollar Yürüyüş Grubu
Dalyan Bisiklet Muhtarlığı
Dalyan Turizm Kültür ve Çevre Koruma Derneği (Dalyan Dernek)
Dalyan Turizm Sosyal Gelişim ve Eğitim Vakfı (Dalyan TUSEV)
Dalyanlı Platformu
Doğayı Hayvanları Koruma Derneği (DOHAKDER)
Ege Yolcu Motorsiklet Grubu
Hürpedal Bisiklet ve Doğa Sporları Derneği
Kaptan June Deniz Kaplumbağaları Koruma Vakfı
Köyceğiz Bisiklet Topluluğu
Köyceğiz Turizm ve Doğayı Koruma Derneği
Ortaca Outdoor Yürüyüş Grubu
TEMA Ortaca

İKUP dönem sözcüleri
Maria JONKER 
Meral METİN 
Murat DEMİRCİ 
Okyay TİRLİ

*Editörün notu: Mektup 13 Temmuz tarihinde Bakanlığa gönderilmiştir. Burada bahsedilen tarih Temmuz’un ilk haftasıdır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir