Müzelerimizin Çoğunluğu, Tarihi Binaların Yeniden İşlevlendirilmesi Suretiyle Dönüştürülmüş Yapılar

Nevra Ertürk, Bilgen Sungay ile söyleşi.

Emine Merdim Yılmaz: Müzelerde deprem hasarlarının azaltılmasına yönelik çalışmalar yaptığınızı biliyoruz. Çalışmalarınızı kısaca özetleyebilir misiniz?

Nevra Ertürk – Bilgen Sungay: 1992 yılında müzelerde sergilenen eserlerin depremden korunması konusu ile ilgili olarak yapılan ön çalışmaların ve raporlamanın ardından, BÜ KRDAE Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı tarafından aynı konu ile ilgili 1994 yılında bir bilimsel araştırma projesi ve 1996-98 yılları arasında UNESCO tarafından desteklenen bir çalışma yürütülmüş ve çalışmanın teknik boyutunu içeren bir rapor hazırlandı.

2001 yılında KRDAE Afete Hazırlık Eğitim Birimi tarafından YTÜ Müzecilik Yüksek Lisans Programı’nın desteği ile J. Paul Getty Müzesi’nden Dr. Jerry Podany’nin katılımıyla yapısal olmayan risklerin azaltılması – destek yapımı konularında bir çalıştay gerçekleştirildi.

2003 yılında, Afete Hazırlık Eğitim Birimi ile Müzecilik Yüksek Lisans Programı tarafından “İstanbul’un Tarihi ve Kültürel Mirasını Korumak: İstanbul Müzeleri’nde Depreme Karşı Yapısal Olmayan Risklerin Belirlenmesi ve Hazırlık Planı Oluşturulması”; 2006 yılında Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı tarafından ise, “Müzelerde Sergilenen Eserlerin Deprem Hareketine Karşı Düşük Maliyetli Deprem Yalıtım Cihazları ile Korunması” konulu Dünya Bankası- ProVention Consortium destekli projeler yürütüldü.

2004 yılında Boğaziçi Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi rektörleri tarafından, “Kültür Varlıklarının Deprem Riskinin Azaltılmasına Ait Araştırma, Eğitim ve Uygulama İşbirliği Protokolü” imzalandı.

2006 yılından itibaren TC Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından periyodik olarak düzenlenmekte olan “Müzecilik Eğitim Seminerleri”nde, nesnelerin depreme karşı korunması konusunda Müzecilik Yüksek Lisans Programı tarafından Bakanlık müzelerinin müdürleri ve uzmanlarına eğitim verilmiştir ve verilmeye devam ediyor.

“İstanbul 2007: Müzelerin Depremden Korunması” başlıklı bir uluslararası konferans J. Paul Getty Müzesi ve Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat İşletmesi’nin desteği ile gerçekleştirildi.

Konu ile ilgili çeşitli eğitim, araştırma ve uygulama çalışmalarını hayata geçirebilmek için gerek TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, gerekse yurtiçi ve yurtdışından başka bazı kurumlarla iletişimimiz devam ediyor.

EMY: Çalışma konusu olarak neden müzeler seçildi?

NE – BS: Toplumsal belleğe ev sahipliği yapan ve gelecek kuşaklara bu belleğin aktarılmasında aracı olan müzelerin sürekliliğini sağlamak kuşkusuz ki müze binalarının, nesnelerin en doğru ve en etkin biçimde korunmasıyla gerçekleşebilmektedir. Farklı kültürel zenginliğe sahip Türkiye müzelerinde olası bir deprem sonrası yaşanacak hasar ve bu hasarın kültürel ve sanatsal ortamı, ekonomiyi ve turizmi olumsuz yönde etkileyebilme olasılığı, müzelerin depreme karşı korunması konusunu gündeme getirdi. Müze binaları ve nesnelerin depreme karşı korunmasını en doğru ve en etkin biçimde gerçekleştirebilmek disiplinlerarası bir çalışma gerektiriyor. Bu bağlamda, gerek Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı ve Afete Hazırlık Eğitim Birimi, gerekse Müzecilik Yüksek Lisans Programı kendi uzmanlık alanlarını bir araya getirerek çeşitli projeler yürütmüştür ve yürütmeye de devam edecek.

EMY: Çalışmalar hangi kurumların iş birliği ile yürütülüyor?

NE – BS: Farklı dönemlerde hayata geçirilen çalışmalar, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı ve Afete Hazırlık Eğitim Birimi, Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Müzecilik Yüksek Lisans Programı, Topkapı Sarayı Müzesi ve Suna ve İnan Kıraç Vakfı Kültür ve Sanat İşletmesi ile iş birliği içinde yürütüldü, Dünya Bankası-Provention Consortium ve J. Paul Getty Müzesi tarafından desteklendi. Bu konunun önemine inanarak örnek uygulamalar yapan ve konu ile ilgili çalışmalara daima destek veren İstanbul müzeleri ise, gerek araştırma, gerekse uygulama açısından her zaman yol gösterici oluyor. Bundan sonraki çalışmaların, söz konusu kurumlar ile ulusal ve uluslararası alanda konuyla ilgili söz sahibi olan diğer kurum ve kuruluşların katılımıyla devam etmesi planlanıyor.

EMY: Nesnelerin deprem risklerinin azaltılması konusunda 1992 senesinde Boğaziçi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı tarafından bir rapor hazırlandığını biliyoruz. Geçen 15 sene zarfında araştırma ve uygulamaların durumu nedir?

NE – BS: 1992 yılında hazırlanan ön raporun ardından çalışmalar sonraki yıllarda detaylandırılarak uygulama için çeşitli öneriler belirlendi. Uygulamalara yönelik bilgi paylaşımı, girişim ve ilgili eğitimleri, her iki üniversite birbirleri ve TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile iletişim halinde, belirli noktalara taşımak konusunda yol aldılar ve almaya devam ediyorlar. Bunun yanısıra, diğer üniversiteler ve yurtdışında konu ile ilgili kurumlar ile de paylaşımlar ve iş birliği girişimleri devam ediyor.

Pilot proje ve uygulamaların ağırlıklı olarak İstanbul’da yapılması, karşı karşıya olunan riskler konusunda İstanbul’daki müzelerde deprem bilinci oluşturdu. Risklerin azaltılmasına yönelik uygulamalar ilk etapta İstanbul’daki sınırlı sayıda müze tarafından yapılabilmiş olsa da, bu sayının yavaş da olsa arttığını söyleyeyebiliriz. Genelde müzelerin kurumsal çabaları ile yürütülen bu çalışmaların hız kazanmasına ihtiyaç var. Bu çalışmaların yürütülmesinde müzeler, fiziksel alan, bütçe, uzman personel gibi konularda birtakım güçlükler ile karşılaşabiliyor. Konu gündemdeki yerini ve önceliğini korudukça uygulamalar hızlanacak.

EMY: Hangi müzelerde önlemler alındı?

NE – BS: Topkapı Sarayı Müzesi’nin yanısıra, Sadberk Hanım Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi, Ayasofya Müzesi, Rahmi M. Koç Müzesi, Dolmabahçe Sarayı Müzesi, TBMM Milli Saraylar Depo-Müze, Beylerbeyi Sarayı Müzesi, Sakıp Sabancı Müzesi, Yıldız Sarayı Müzesi, depolarında ve/veya sergi salonlarında çeşitli önlemler almış olan müzeler arasında bulunuyor. Bu müzelerin yanı sıra, Pera Müzesi, İstanbul’daki Askeri Müze ve Deniz Müzesi’nin de deprem riskini azaltmaya yönelik çeşitli çalışmalar yürüttüklerini biliyoruz. Elbette çalışmalarını bilmediğimiz Türkiye’de başka müzeler de olabilir. Bu çalışmaların tüm Türkiye’de yaygınlaşacağını umuyoruz.

EMY: Müze binalarının güçlendirilmesinde karşılaşılan sorunlar nelerdir?

NE – BS: Türkiye’de güçlendirilmiş müze binası olduğu bilgimiz dahilinde değil. Müzelerimizin çoğunluğu, tarihi binaların yeniden işlevlendirilmesi suretiyle müzeye dönüştürülmüş yapılar. Bir tarihi yapıya müdahale yöntemi kararının verilebilmesi, önceden belirlenmiş olan kriterler doğrultusunda yapılacak olan kapsamlı araştırma, uzun bir gözlem ve yapıya zarar vermeyecek yöntemler ile veri toplama sürecinin sonunda, inşaat/deprem mühendisliği ve mimarlık/restorasyon disiplinlerinin ortak kararı ile mümkün olabilir. Ayrıca, planlanan uygulamanın sınır ve koşullarının ve uygulamayı yapacak uzmanların seçim kriterlerinin belirlenmesine ihtiyaç var. Aksi takdirde yapının özellikleri ve “tepkileri” doğru tanımlanamayabilir, önerilecek güçlendirme yöntemi de yapı için en doğru yöntem olmayabilir. Yöntemler ve işleyiş konusunda belirlenecek olan kriterlere uyulması ile bu risk azaltılabilir. Genelde her binanın kendine özgü değer ve özelliklerinin bulunmasından dolayı bu çalışmaların ve kriterlerin binaya özel yapılması gerekir. Yapısal dayanımı, taşıyıcı duvarlar ilave etmek gibi geleneksel yöntemlerin yanısıra, tüm binanın deprem taban yalıtımının yapılması gibi yöntemler ile de arttırmak mümkün. Taban yalıtımı yöntemi, genellikle depremden korunmak (yapısal, yapısal olmayan ve içindekiler) için genel bir çözüm olarak düşünülüyor. Ancak, söz konusu uygulama Türkiye müzelerinde henüz kullanılmıyor. Mevcut parasal kaynakların kullanılmasında müze binaları ve nesnelerin depreme karşı korunmasına öncelik tanınmasına ihtiyaç var.

EMY: Risklerin azaltılmasında gerek tasarım aşamasında gerekse sonrasında ne gibi önlemler alınmalıdır?

NE – BS: Öncelikle müze binalarının ve içindeki nesnelerin deprem hasar görebilirlikleri belirlenmeli; gerekiyorsa binanın güçlendirilmesi için uygun olan yönteme kapsamlı araştırma yapılarak disiplinlerarası bir çalışmayla karar verilmeli ve belirlenecek olan kriterler çerçevesinde yetkin kurum ve kuruluşlar tarafından uygulama yapılması sağlanmalı. Müzelerin depoları, sergi salonları veya ofis alanlarında bulunan depolama ve sergileme sistemleri, ofis mobilyaları ve nesnelerin yapısal olmayan risklerinin azaltılmasında, bulunduğu yer, malzeme, büyüklük ve ağırlığına göre değişen farklı yöntemler kullanılmaktadır. Yöntemlerin tasarımı sırasında, nesnenin kondisyon durumu, malzemesi, duruş biçimi, yükseklik-genişlik oranı, ağırlık merkezi göz önünde bulundurulur. Tasarım aşamasında, hangi nesne için hangi yöntemin uygun olduğunu bilmenin yanısıra, uygulamanın ve uygulamada kullanılan malzemenin kalitesi de, uygulamanın verimi açısından önemli. Genel ziyaretçiye kapalı olan depolarda veya ofis alanlarında bu alanlar göz önünde olmadığından önlem almak çoğunlukla estetik kaygılar daha geri plana atılabildiğinden, sergi salonlarına kıyasla daha kolay. Sergi salonlarında ise, estetik kaygı başta olmak üzere işlevsel ve psikolojik kaygılar da ön plana çıkıyor. Destekleri üreten tasarımcı (destek yapımcılar), tasarımın her aşamasında ve uygulamada konservatör ve kuratörlerle iş birliği içinde çalışmalı. Üretilen destek, ileriki yıllarda demonte edilecek şekilde tasarlanmalı yani işlevsel olmalı, özellikle sergi salonlarında estetik kaygılar gözetilerek tasarım yapılmalı, destek görsel açıdan nesnenin önüne geçmemeli ya da nesneye artı bir değer eklememeli. Ayrıca alınan önlemlerin periyodik olarak kontrol ve bakımının yapılması; sergi değişikliği ve temizlik sırasında alınan önlemlerin sürekliliği sağlanmalı.

Yeni kurulacak olan müzeler, gerek yapısal, gerekse yapısal olmayan elemanlar açısından deprem riski gözönünde bulundurularak tasarlandığı takdirde ileride daha büyük maliyetlerin çıkmasının önüne geçilebilir.

EMY: Müzeler dışında okul, ofis ya da hastane gibi başka bina tipleri için de benzer çalışmalar yapıldı mı ya da yapılıyor mu?

NE – BS: Boğaziçi Üniversitesi, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü bünyesinde müzelerin yanısıra, okullar ve hastaneler için de gerek eğitim, gerekse risklerin azaltılmasına yönelik proje bazında yürütülen çalışmalar var.

Örneğin, Afete Hazırlık Eğitim Birimi, gerek yapısal gerek yapısal olmayan riskler ve risklerin azaltılması ile ilgili bilincin arttırılması için USAID/OFDA’nın maddi desteği ile eğitim programları oluşturdu. Bu eğitimler, TC Milli Eğitim Bakanlığı ile iş birliğinde gerçekleştirilen “Türkiye’deki Okullarda Temel Afet Bilinci Egitimi Projesi” kapsamında 2004 yılında pilot olarak İstanbul’da birçok teknik ve meslek liselerinden seçilen görevli öğretmenlere verilerek, bilginin bu okullarda okumakta olan öğrencilere aktarılması sağlanmıştır. Her iki eğitim programının da ulusal müfredata zorunlu (veya seçmeli) ders olarak girmesi için çalışmalar sürdürülüyor.

Hastaneler ile ilgili olarak, yine Afete Hazırlık Eğitim Birimi tarafından, yapısal olmayan risklerin azaltılması ve Acil Durum Yönetimi konularında ülke çapında bilinci arttırmak ve standart geliştirmek üzere, önceki çalışmalarda Mercy Corps desteği ile uygulama yapmış olan İstanbul Polis Hastanesi’nin koordinatörlüğü’nde bir teknik kılavuz geliştirildi. Bu rehber, hastanelerin bir afet sonrasında hizmet vermeye devam edebilmeleri için bu konudaki uygulama ve eğitimlerin yapılmasına yönelik geliştirilmiş olan projenin bir parçası. Projenin hayata geçirilmesi için çalışmalar devam ediyor.

Ayrıca okullarda ve hastanelerde deprem riskinin azaltılması konusunda, enstitünün Deprem Mühendisliği Ana Bilim Dalı’ndan uzmanların da danışmanlığını yaptığı valilik tarafından yürütülen İSMEP (İstanbul Sismik Riskin Azaltılması ve Acil Durum Hazırlık Projesi) projesi kapsamında uygulamaya yönelik çalışmalar yürütülüyor. 2010 yılında tamamlanması planlanan bu projedeki etkinliklerin büyük bir çoğunluğu okullara yönelik olup; çalışmalar toplamda öncelikli 840 adet okul, hastane, yurt, idari bina, alt yapı ve kültür varlıklarının deprem riskinin azaltılmasını kapsıyor.

Nevra Ertürk Hakkında
İstanbul Üniversitesi Klasik Arkeoloji Bölümü’nde lisans, Yıldız Teknik Üniversitesi Müzecilik Yüksek Lisans Programı’nda yüksek lisans eğitimini tamamladı. Halen Yıldız Teknik Üniversitesi Mimarlık Tarihi ve Kuramı Programı’nda doktora eğitimine devam ediyor, Yıldız Teknik Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi Sanat Bölümü’nde araştırma görevlisi olarak çalışıyor. Arkeolojik alan yönetimi, risk yönetimi, önleyici koruma konusunda gerek Türkiye, gerekse Çin, Yunanistan, İtalya ve ABD’de araştırma yaptı, çeşitli eğitim programlarına katıldı. 2003 yılında Dünya Bankası ProVention Consortium Applied Research Grants for Disaster Risk Reduction bursunu kazandı, 2004-2005 yılında J. Paul Getty Vakfı tarafından verilen burs ile ABD’nin Kaliforniya Eyaleti’ndeki J. Paul Getty Müzesi’nin Eski Eserler Küratörlük Bölümü’nde staj yaptı. Arkeoloji ve müzecilik alanında ulusal ve uluslararası bir çok yayını bulunuyor.

Bilgen Sunay Hakkında
İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık bölümünden mezun olduktan sonra değişik firmalarda çalıştıktan sonra Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Afete Hazırlık Eğitim Programı’na katıldı, yurtiçi ve yurtdışından çeşitli kurumlar tarafından desteklenen projelerde görev aldı. Bu kapsamda, deprem ve risklerin azaltılması ile ilgili bazı konuların anlatılmasına yardımcı olmak üzere modeller tasarladı; halka, teknik okul öğretmen ve öğrencilerine yönelik “yapısal bilinç” ve “yapısal olmayan risklerin azaltılması” konularında iki eğitimin geliştirilmesinde ve eğitmenlerin yetiştirilmesinde görev aldı. Milli Eğitim Bakanlığı ile yürütülen bir projede ilköğretim okulları için sınıf etkinlikleri geliştirilmesi çalışmasını yürüttü. Ayrıca, Nevra Ertürk ile birlikte çalıştıkları müzelerde yapısal olmayan deprem risklerinin belirlenmesi ve azaltılması konusundaki projeleri ile Dünya Bankası ProVention Consortium Applied Research Grants for Disaster Risk Reduction bursunu kazandı ve bu çalışma ile ilgili yurtiçi ve yurtdışında bildiriler sundu. Halen Boğaziçi Üniversitesi, Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü, Deprem Mühendisliği Anabilim Dalı’nda Araştırma Görevlisi olarak çeşitli projelerde görev alıyor.

Etiketler

Bir cevap yazın