Mimarlığın Çevre ile Uyumu Konusunda Çok Dikkatli Olmalıyız

Türkiye'de DNA Mimarlık ile ortaklığa giren İtalya'nın en büyük mimarlık şirketlerinden Progetto CRM'in mimarlarından Giovanni Giacobone ile tasarım, dış pazarlar ve sürdürebilirlik hakkında konuştuk.

Selin Biçer: Hoşgeldiniz. Bize kısaca kendinizden ve Progetto CRM’den bahseder misiniz?
Giovanni Giacobone: Merhaba, ben Giovanni Giacobone, İtalya’da Progetto CRM’de mimarım. Progetto CRM yaklaşık 17 yıldır piyasada varlığını sürdüren dinamik bir mimarlık firması. Mimari olarak farklı sektörlerde projeler üretiyoruz. 150 kişilik kadromuzla İtalya’daki en büyük mimarlık ofislerinden biriyiz. Avrupa’da Milano’da, Barselona’da, Atina’da ve 2001 yılında Çin’de ofisler açtık.

Daha sonra başka piyasalarla ilgilenmeye başladık, bunun için de ilk durağımız Türkiye oldu. DNA Mimarlık ile bir ortaklık geliştirdik. Uluslar arası tecrübelerimizden yararlanarak yerel bir ofisle güçlenip yeni fikirler önermeyi düşünüyoruz. Bu gayet iyi bir fırsat olacak. Bence bu, yeni bir şeyler ortaya koymak için bir fırsat. Şu an Birleşik Arap Emirlikleri ve Dubai’de de anlaşmalar yapıyoruz. Hindistan’a ve Şangay’a doğru ilerliyoruz.

SB: Türkiye’de neden DNA Mimarlık’ı seçtiniz?
GG: Ortak tanıdıkların sayesinde. Yaklaşık 2 yıl önce Sur Yapı’nın düzenlediği bir yarışmaya davet edildik. Bu projeyi en iyi şekilde ele aldığımızda anladık ki buraya ait düzenlemelere ve kültüre hakim olan bir desteğe ihtiyacımız var. Tanıdıklarımızın sayesinde DNA Mimarlık ile temasa geçtik. Ve öyle görünüyor ki birlikte çok iyi çalışıyoruz ve bu durumdan memnunuz.

SB: Birçok farklı tipte proje yürütüyorsunuz. Neden?
GG: Çünkü piyasa bizden farklı tipte projeler talep ediyor. Mimar olarak biz bütün bu faklı projeleri yönetebiliyoruz. Tabii ki her sektörle ilgili belli bir bilgi birikiminin olması gerektiğine inanıyoruz. Yeni bir alanla ilgili proje geliştirme kararı verirken piyasadaki bu konuda yetenekli insanlarla çalışmayı tercih ediyoruz. Ofis sektörü ile ilgili bir projeye başladık ve bu sektörde uzman kişileri araştırmaya başladık.

SB: Türkiye mimarisi ile İtalyan mimarisi arasındaki farklılıklar hakkında ne düşünüyorsunuz?
GG: Her ikisi de Akdeniz ülkesi ve birbirleriyle birçok ortak noktaları var. Türkler, iş disiplini konusunda İtalyanlar’a çok yakın. Tabii ki mimaride farklılıklar vardır, fakat bence bugünlerde mimari dil her yerde aynı biçimde sergileniyor.

SB: Bildiğim kadarıyla sürdürülebilirlik üzerine çalışmalar gerçekleştiriyorsunuz. Nasıl projeler geliştiriyorsunuz ve bu konuda neler yapmayı planlıyorsunuz? Diğer firmalardan danışmanlıklar alıyor musunuz, yoksa projeleri kendiniz mi geliştiriyorsunuz?
GG: Bizce sürdürülebilirlik bugün en önemli konulardan biri. Mimariden bahsederken sürdürülebilirliği göz önünde bulundurmamak imkansız. Sürdürülebilirlik konusu hem bugün hem de gelecek için çok önemli bir konu. Aşırı tüketimi ve kirlenmeyi azaltmaya çalışıyoruz, gelecek için güçlü bir mimari yaratmaya çalışıyoruz. Özellikle İtalya’da sürdürülebilir konseptlerle yapıları tasarlamaya başladık. Tabii ki sürdürülebilirlği göz önüne alacaksan alanın ısısı, rüzgar yönü, güneşlenme yönü gibi detaylarla ilgilenmek zorundasınız. Temel olarak binanın tüm bu detaylar ele alınarak doğru bir pozisyonda konumlandırılması gerek. İtalya’da sıcak ve soğuk su üretimi için yeraltı suyunu kullanan binalar inşa ettik.

SB: Binalarınızda yerli malzemeler mi kullanıyorsunuz?
GG: Tabii ki, LEED prosedürleri, en iyi sonuçları elde etmek için mimarlığın farklı açılarını sergilememizi istiyor. Biz de bunu gerçekleştirmeye çabalıyoruz. Ancak ne yazık ki bunu yapabilmemiz için işvereni ikna etmek gerekiyor, sonuçta son kararı onlar veriyor.

SB: LEED Sertifikası bulunan projeleriniz var mı?
GG: İtalya’da LEED Sertifikası adı altında bir şey yok, ama benzer standartlara sahip uygulamalar söz konusu. Şu anda “enerji tüketimini azaltan” binalar sınıflandırılıyor. A kategorisinde bulunan 3 tane yapımız var. Sizin de daha önce yayınlamış olduğunuz Garibaldi Kuleleri projesi ile ödül aldık.

SB: Tasarım fikirleriniz ile ilgili başka neler söylemek istersiniz?
GG: Tasarım, mimarlık için çok önemli bir konu. Eğer tasarımlarımıza bakarsanız pek benzerlik göremezsiniz. Çünkü bizim yaklaşımımız müşteri odaklı ve müşterinin ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak tasarımlar gerçekleştiriyoruz. Bu farklı bir yaklaşım biçimi, fakat bunun daha doğru olduğunu düşünüyoruz. Bir projede tek bir bakış açısının etkisi olmasına karşıyız. Mimarlığın çevre ile uyumu konusunda da çok dikkatli olmalıyız. Son olarak şunu söyleyebiliriz ki İstanbul’u çok seviyoruz, önemli bir kültüre sahip mükemmel bir şehir. Buradaki fırssatları değerlendirme konusunda çalışmalar yapıyoruz ve fikirlerimizi buradaki piyasaya aktarmaya gayret ediyoruz.

SB: Çok teşekkür ediyoruz.
GG: Ben teşekkür ederim.

Etiketler

Bir yanıt yazın