UNStudio tarafından Polonya’nın Varşova şehrinde tasarlanan yeni ofis kulesi, koruma altındaki tarihi Bellona yapısı ile eski matbaa yapısına mekânsal ve strüktürel olarak hassas bir şekilde eklemleniyor.
174 metre yüksekliğindeki kule, 47.000 metrekarelik esnek ofis alanı sunuyor ve yaklaşık 280 araçlık otoparkla birlikte bisiklet tesisleri ile elektrikli araç ve scooter istasyonları üzerinden modern şehir yaşamının mobilite ihtiyaçlarına yanıt veriyor.
Yapının 40. katında yer alan özel teras, kullanıcılarına şehri geniş bir perspektiften deneyimleme olanağı sağlayan panoramik bir durak olarak tasarlanmış.
Tasarım sürecinin önemli bileşenlerinden biri olan ortak lobi, her iki yapının ana girişi olarak hizmet veriyor ve tarihi Bellona binası ile yeni kule arasında görsel ve mekânsal bir ara katman oluşturuyor.
Bu geçiş alanı, iki farklı mimari karakteri hem işlevsel hem deneyimsel açıdan bir araya getiriyor. UNStudio, kule ile birlikte Bellona binasının yenilenen iç mekânlarını da tasarlayarak geçmişin izleri ile günümüzün mekânsal beklentileri arasında tutarlı bir süreklilik kuruyor.
Tasarım konsepti, tarihi binanın ızgara ve geometrik düzenine saygı gösterirken Bellona ile modern kuleyi birbirine bağlamayı başaran bir yaklaşım üzerine kurgulandı. Çift kat yüksekliğindeki cam bağlantı alanı, iki yapıyı birbirine bağlayan şeffaf bir köprü olarak işlev görüyor.
Hafif ve şeffaf yapı, koruma altındaki sütunlu galeriyi, merdivenleri ve orijinal lobinin üç cephesini kapsayarak yapıyı çağdaş bir işlevle bütünleştiriyor.
Yeni merdivenler, panoramik asansör ve iç avlu, yapının tarihî mirasını çağdaş işlevsellikle birleştirerek anıta yeni bir mekânsal dinamizm kazandırıyor. Bağlantı lobisi, grafit tonlu beton kolonlar ile ahşap yüzeylerin dengeli birlikteliği ve bitkilendirme elemanlarının oluşturduğu doğal doku sayesinde sıcak ve canlı bir atmosfer sunuyor.
Asma katlar ve geniş çok işlevli merdivenler, gayriresmî buluşmalar ve kısa molalar için esnek kullanım imkânı sağlayarak lobiyi projenin sosyal odağına dönüşen davetkâr bir karşılaşma alanı hâline getiriyor.
Bridge Tower, tarihi yapıyı korurken teknolojik yenilik ve sürdürülebilirliği de merkeze alıyor. Enerji nötrlüğü hedefiyle tasarlanan kule, fotovoltaik paneller de dahil olmak üzere tamamen temiz enerji kaynaklarıyla çalışacak.
Yapıda kullanılan Building Energy Management System, enerji tüketimini sürekli izleyip optimize ederek işletme verimliliğini artırıyor. Vakumlu kanalizasyon sistemi ise tuvaletlerde su kullanımını yüzde 75’e varan oranlarda azaltarak kaynak yönetiminde çağdaş ve sürdürülebilir bir standart ortaya koyuyor.
Yapı, tescilli işletim sistemi aracılığıyla su ve enerji kullanımını ve iç mekân hava kalitesini bütüncül ve sürdürülebilir bir yaklaşımla yönetiyor.
Asansörler ve hava işleme ünitelerinde kullanılan virüs etkisizleştirici UV teknolojisi, kullanıcılar için sağlıklı ve güvenli bir iç ortam koşulu oluşturuyor.
Bridge Tower, Bellona binasının tarihî önemini korumakla kalmayıp, aynı zamanda Orta ve Doğu Avrupa’da sürdürülebilir, teknoloji odaklı ve çağdaş kentsel gelişim için bir referans noktası oluşturuyor.
Tasarım içgörüsü, tarihsel olan ile çağdaş olanın hiçbir zaman aynı olmayacağını ancak bir araya geldiklerinde bütüncül bir mekânsal deneyim oluşturabileceklerini vurguluyor. Çözüm ise geçmiş yapıların mirasını, geleceğe yönelik vizyoner yaklaşımlarla buluşturan bir mimari birliktelik kurmak olarak tanımlanıyor.