Zeynep Demirci, Meryem Keleş'in 2023 Cumhuriyet’in 100. Yılı Anıtı Fikir Projesi Yarışması'nda satın alma ödülü alan projesi.
Proje alanı Ankara’nın güneyinde Çaldağ Tepesi’nde bulunmaktadır. Çaldağ tepesi Ankara kent merkezindeki en yüksek noktadır. Bu yükseklik ona, kentin hemen her yerinden algılanabilme imkanını sağlamıştır. Proje alanından bakıldığında kuzeyde Ulus’a güneyde ise Gölbaşı’na uzanan kent manzarasına hakim oluruz. Doğusunda Mamak ve daha ileriye uzanan dağ manzarası, batıda ODTÜ ormanı, güneyde ise Eymir ve Mogan gölleri manzaraya dahil olur. Ulus, Ankara kalesi, anıtkabir, 50.yıl parkı gibi tarihi ve kentsel nirengi noktası olan birçok yerden algılanabilen Çaldağ Tepesi, genel Ankara silüetine arka plan oluşturur. Tepe, panoramik bir manzara sunduğu gibi kentin de farklı noktalarından farklı açılarla algılanır. Bu özellik silüetteki önemi ortaya koyar.
Mevlana Bulvarı ve Turan Güneş Bulvarı kent çeperlerinden ve kent merkezinden gelen trafiği alana yönlendiren en önemli iki akstır. Dikmen Caddesi üzerinde önerilen düğüm noktası ile Çaldağ tepesine erişim desteklenmiştir. Mevcut toplu taşıma duraklarına yeni duraklar ilave edildi. Proje arsasının doğu ve batı çeperlerinden giriş sağlanarak erişilebilirlik desteklendi. 209 bin metrekarelik Çaldağ tepesinde, 55 bin metrekarelik ulaştırma bakanlığına ait alan ve belediye hizmet alanı olarak değerlendirilecek 20 bin metrekarelik alan belirlendi. Bu alanların anıt /anma mekanı ve onu destekleyecek mekanların bulunduğu sırt bölgesinden alt kotta kalması, böylelikle bu alanlarda ileride yapılacak yapılaşmanın silüette öne çıkmaması sağlandı. Jansen Planı’nda Atatürk Bulvarı ile kuzey-güney hattında büyümesi öngörülen kentsel gelişim fikri, tasarlanan anıt/anma mekanı tasarımının kentin güneyinde yeni bir nirengi noktası ve merkez oluşturmasıyla tekrar sağlandı. Kuzeyde eski kent Ulus yer alırken, tasarlanan proje ile yeni kent merkezi güneye doğru kayacağı öngörüldü.
– ETAPLANMA SENARYOLARI
1. ETAP
Anıt/anma mekanı ve onu destekleyecek mimari yapıların, yakın çevre peyzajı ve otoparkın yapılmasıdır. Bu etapta mevcut binalara müdahale gerekmez.
2. ETAP
Sırt bölgesinde bulunan mevcut binaların yıkılması, antenlerin başka bir tepeye taşınması ve yakın çevre yollarının düzenlenmesini kapsar.
3. ETAP
Çalışma alanının kuzey-batı yakasında yer alan gecekonduların, atıl binaların kaldırılması ve yeni toplu konut önerisidir. Yeni yapılacak toplu konutların çağdaş üslup ile inşa edilirken Ankara yöresel mimarisine atıfta bulunması düşünüldü. Az katlı ticaret+ konut yapılarının arsanın doğal eğiminde farklı kotlara oturması, bulunduğu bölge itibariyle anıt ve çevre yapılaşasının aşağısında kalması, adeta Çaldağ tepesinin kenti çağırdığı yüz olması planlanmıştır. Düzenli yapılaşma ile asayişin sağlanması amaçlanırken, ticari faaliyetler ve insan yoğunluğu ile tepenin kullanımının artması öngörülmüştür.
– ARAZİ KULLANIMI VE ANA YERLEŞİM KARARLARI
Bağlamında arazinin morfolojik durumu en önemli tasarım parametrelerinden birisi olmuştur. Bu mimari tavır, doğal çevreye uyum, sürdürülebilir tasarım ve çevresel verilere cevap verme açısından önemlidir. Arazi kullanımı dört ana başlıkta incelenmiştir.
1- KENTSEL ZON
Adeta tepenin kente açılan kapısı rolündedir. 3.etapta yapılması önerilen toplu konut alanı bu bölgede bulunur, anıt / anma mekanı ile kent ilişkisini güçlendirir.
2- SIRT
Anıt ve anma mekanlarının konumlandığı arazinin en yüksek, manzaraya ve alana en hakim kısmıdır. Sırt boyunca yerleşmiş olan yapı stoğu adeta silüette hakimiyetini ortaya koyar. Kapalı hacimler, 0.00 kotundaki anıt ve tarih yolunun altında yer almaktadır. Bu sayede yardımcı mekanların silüette ön plana çıkması engellenmiştir. Sırt, Çaldağ Tepesi’nin kent ölçeğinde en iyi algılandığı kısımdır. Anıtkabir, Ankara kalesi, TBMM binası gibi çok sayıda yapı ve Jansen planı için kentsel arka plan oluşturur.
3- REKREASYON ALANI
Belediye hizmet alanı bu bölgede konumlandırılmış olup, bölge doğal peyzajın korunarak çeşitli etkinliklere fırsat veren park alanı olarak düşünülmüştür. Bölgedeki her türlü yapılaşma 0.00 kotunun altında kalır, yumuşak dokudaki peyzajı ve yeniden hayata kazandırılmış taş ocağı ile anıt ve anma mekanına zemin oluşturur.
4- DOĞAL PEYZAJ
Arazinin doğu ve kuzeyinde kalan çok eğimli kısımlarıdır. Doğal karakteri korunarak uygun ağaç ve bitkilerle zenginleştirilen alan, sırttaki yapılaşma için doğal bir altlık olmuş ve silüetteki görsel etkisini güçlendirmiştir. Ulaştırma bakanlığına bırakılacak 55.000 metrekarelik alan bu bölgede bulunur (80057 ada 3 parsel).
‘payidar’
Atatürk: Benim naciz vücudum, bir gün elbet toprak olacaktır. Fakat Türkiye Cumhuriyeti, ilelebet payidar kalacaktır.
SONSUZLUK…
Cumhuriyet’in ilanı bağımsızlığı, özgürlüğü ve geleceğe dair en güzel hayalleri de beraberinde getirmiştir. Ülkemizin elde ettiği bu değerleri sonsuza dek sürdürmekten daha önemli bir vazifesi olmamıştır. Şimdilerde bir asrı geride bırakmanın gururuyla şanlı zaferimizin nişanesi olarak Cumhuriyet’in 100. Yılı Anıtı Fikir Yarışması düzenlenmektedir. Cumhuriyet’in ilanının etkisini anlatmak, hissettirmek ve bu kutlu görevi nesilden nesile aktarmanın bir yolunu bulmak hedefimizdir.
Cumhuriyet… böylesine değerli bir anlam şehre, ülkeye ve hatta dünyaya nasıl anlatılabilirdi?
Tüm bu düşünceler içerisinde Çaldağ tepesi bu görevi en iyi şekilde üstlenecek ve zirvede oluşuyla önce kente, daha sonra da başkentte bulunuşuyla ülkeye ve gelecek nesillere bu bilinci yükleyerek dünyaya anlatmaya yetecekti. Sadece bunlar da değildi Çaldağ tepesini anlamlı kılan. Milli mücadeleyi başlatan ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ve arkadaşlarının Ankara’ya gelip bağımsızlık meşalesini yakarak kızılca gün olayının yaşandığı nokta Dikmen’de bulunmaktadır. Bu geliş Cumhuriyetle birlikte ülkemize bir de başkent kazandırmıştır.
Tasarım önerimizi kente hakim olan noktada düşünme, anlama ve hissettirme mekanı olarak sunabilmeyi amaçladık.
Bu mekanı anıt, anma mekanı, müze içerisindeki sergi ve anlatı içeriğiyle peyzaj elemanlarını kullanarak Cumhuriyet’in ilanının önemini anlatmak ve her yaştan ziyaretçiye bu deneyimi tam anlamıyla yaşatmak hedeflendi.
Tasarımı bu anlamda farklı kotlardaki peyzajlarla destekleyerek anıt ve anıt meydan yapısını vurgulamayı amaçladık.
ANIT VE ANMA MEKANI
Mustafa Kemal Atatürk, Ankara’ya geldiğinde, binlerce Seymen onu Çaldağ Tepesi’nde karşıladı. Ankaralılar gece ateşler yaktı, meşaleler ile önderlerini bekledi. Bu simgesel değeri anıt ruhuna işlemek istedik. Anıttaki cam katmanı gündüz güneş ışığını gece ise yapay ışığı bünyesine alarak bir ışık hacmi sağlar. Adeta kızılca gün meşalesi olarak kentten okunur. Tarih yolu boyunca dizilmiş şeffaf levhalar tarihteki olaylara şahitlik ederken kenarlarında bulunan dikey ışıklar silüette meşaleler şeklinde okunur ve önderlerini bekleyen seymenlere atıfta bulunur.
Cumhuriyet’in kurucusu olan ulu önder Atatürk’ün kabri olan Anıtkabir’in anıt/anma mekanı kurgusu referans alınarak yol (anma mekanı) ve anıt aksı projede uygulanmıştır. Böylece yerleşim yönü olarak da Anıtkabir’e imgesel bir yaklaşım benimsenmiştir.
Bu kararlarla birlikte şekillenen anıt ve meydan yapısı ziyaretçileri geçmiş ve gelecek arasında bir devinime sokmaktadır. Öyle ki Cumhuriyet’in ilanından önceki dönem müzede anlatılırken, anıt ve tarih yolu cumhuriyet sonraki dönemi anlatmıştır. Rampalarla bu akış desteklenmek istenmiş ve erişim her ziyaretçiye olumlu hale getirilmiştir.
Anıt yapısı geçmişi simgeleyen ve yerden çıkarak eskimiş ancak çağdaş görüntü veren korten malzemesi olarak planlanırken gelecek olarak düşünülen parça ise betondan çelik strüktür üzerine yapılmıştır. Bağımsızlık meşalesinin simgesi olan cam kütle ise iki parçayı birleştiren ve şeffaflığıyla kente varlığını gündüz doğal ışıkla gece ise yapay ışıkla her daim göstermektedir. Düşey doğrultudaki cam kütleye yatayda ise su ögesi eşlik etmektedir. Su ögesi tören alanından geçerken üstü cam bir parçayla kapatılarak görsel bağlantı hiçbir kesintiye uğramamaktadır. Yansıma havuzuna katılan su anıtın heybetini daha da artırır niteliktedir.
Anıt ve anma mekanındaki su ögesi güneş gölge etkisiyle hareketi ifade ederken bir yandan da anıtın merkezideki cam kütleyle birbirini tamamlayarak sonsuza uzanan bir simge haline gelmiştir. Geçmişle geleceğin anahtar kilit uyumu gibi birbirini besleyen değerler olduğu da göz önünde bulundurularak anıt da bu iki olgunun bir araya gelmesiyle oluşturulmuştur. Tarih yolu olarak adlandırılan noktada tarihten önemli notların sergilendiği şeffaf levhalar bulunmaktadır. Bu alan ayrıca yıl içerisinde gerçekleşen önemli olayların bulunacağı açık sergi alanı niteliğindedir. Tarih yolunun son noktası ise ziyaretçileri göllerle ve ormanlarla kucaklayan terasa açılmaktadır.
Anıt ve tarih yolu bir bütün olarak kurgulanırken bu alanlara tampon bölgeler de eklenmiştir. Tören alanında izleyicilerin oturacağı alanlar belli belirsiz yeşil dokuyla teras amfilere uzanır tarih yolunu ve manzarayı izleme imkanı da sağlanmıştır. Tarih yolundaki şeffaf bloklar silüette okunabilirlik sağlayarak anıt yolunu vurgularken görsel olarak geçirgenliği sağlamıştır. Güneş ışınlarını aralarından geçirerek zeminde de tanımlı bir gölge alanı oluşturmaktadır.
MİMARİ RAPOR
Projede ana fikir kullanıcıyı alana alarak, bir anlama düşünme ve hissetme kurgusuna dahil etmektir. Kullanıcılar geçmiş değerlerin bulunduğu müze kısmında tarihsel bir yolculuğa başlarken rampalarla desteklenen hikayeye anıt ve anma mekanının olduğu noktada devam edecektir. Tarih yolunun da eklendiği alanda teras alanlarıyla farklı kotlarda farklı işlevlerin oluşturuldu. Tarih yolunun doğusunda bulunan 19 Mayıs amfisi ise cumhuriyetle birlikte Atatürk’ün gençlere ve çocuklara armağan ettiği bayramları mekansal olarak da karşılık bulabileceği yerlerdendir. Giriş kısmında ise çocuklara ithafen 23 Nisan etkinlik alanı planlanmıştır. Kafe ise tüm noktalarla etkileşimin en güçlü olduğu konumdadır. Manzara olarak en etkili noktaya yerleştirilmiştir. Kafeyle birlikte güneyde yumuşak peyzajda şenlik alanı düşünülmüştür. Böylece anıtı kentten ve yapıdaki farklı noktalardan deneyimleme imkanı sunulmuştur.
SERGİ İÇERİĞİ
Rampa ve açık okuma alanıyla sizi içerisine alan müze geçici sergi, kalıcı sergi, okuma alanları ve kütüphanesiyle birbiri içerisine akan esnek mekanlar oluşturuyor. Fonksiyonların cam ayırıcılarla ayrılmasıyla doğal ışığı da tüm mekanlara aktarmış oluyoruz. Doğal ışığın en fazla hissedildiği yer ise okuma alanı ve fuaye gibi ışığa en fazla ihtiyaç duyulan noktalardır. Sergi üniteleri taşıyıcı nitelikte olup sirkülasyonu kesintiye uğratmayacak şekilde kurgulanmıştır.
Sergi 1908-1922 yılı arası Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılışını ve Cumhuriyet’in ilanına kadar olan süreci içermektedir.
– 31 Mart Ayaklanması
– Trablusgarb Savaşı
– Balkan Savaşı
– I. Dünya Savaşı
– Mondros Ateşkes Antlaşması
– İstanbul’un İşgali
– Sevr Anlaşması
– Saltanatın Kaldırılması
Yapı kullanım temaları
1- TÖREN ALANI
Üst kotta, anıt önünde konumlandı.
2- TARİH YOLU
Üst kotta (0.00 kotu), Anıtkabir anıt-anma mekanı kurgusuna referans verecek biçimde şekillenen açık sergi. Anma mekanı olarak hizmet veren, üzerinde tarihi olayların yazıldığı saydam levhaları bulunduran tarih yolu geçmiş ve günümüze şahitlik etme, zemin hazırlama görevini üstlendi.
3- 19 MAYIS GENÇLİK VE SPOR AMFİSİ
Güneyde kalan doğa manzarasına ev sahipliği yapan, insanların bir araya gelebileceği aktivite alanı oldu.
4- AÇIK OKUMA ALANI
Alt kotta (-4.00 kotu) iç mekanda bulunan kütüphanenin, dışarıya taşan işlevidir. Ağaç gölgesinde, sakin bir okuma alanı.
5- 23 NİSAN ETKİNLİK ALANI
Çocuklar için toplanma, gösteri yapma-izleme, oynama mekanıdır.
6- GİRİŞ PLAZASI
Alt ve üst kottaki mekanlara ulaşım sağlayan karşılama alanıdır. Düz alan ve rampalarla anıtı farklı açılardan deneyimleme imkanı sunar.
7- OTOPARK
35 araçlık açık otopark, bisiklet parkı, iki araçlık otobüs parkını kapsar.
8- ŞENLİK ÇAYIRI
Alt kotta yumuşak peyzajda yer alan, kafe ile etkileşimli çalışan açık rekreatif alandır. Şenlik, tören, etkinlik ve aktivitelere fırsat verir.
9- MÜZE
Cumhuriyet ilanı öncesi dönemi anlatır ve kütüphane ile dış mekanda olan açık okuma alanına servis sağlar.
10- KAFE VE İDARİ BÖLÜM
Yapıdaki tüm fonksiyonlara hakimiyet kurabilen noktada olup manzara ve doğal ışık ihtiyacını da karşılamaktadır. Kafe alanı şenlik çayırıyla, açık okuma alanıyla ve amfilerle de etkileşim içerisindedir.
MALZEME KULLANIMI
Korten, beton, cam…
Paslanmış metal (korten), görüntüsü ve dokusu itibariyle yıpranmış ve yıllanmıştır. Özgün dokusu yaşanmışlıkları hissettirir. Kurtuluş mücadelesinin, verilen kayıpların, yaşanılan hüzünlerin ifadesi olan malzeme, çağdaş bir ürün olarak geçmiş, günümüz ve gelecek arasındaki bağ için bir şeyler söyler.
Beton; yeni, temiz ve yalın hali ile günümüz için karakterli duruş sergiler.
Cam, saydam yapısı ile boşluğu tanımlar. Anıtta korten ve beton elemanların arasında yer alan cam hem boşluğu anlamlı kılar hem de bağlayıcı, birleştirici görev üstlenir. Cam hacim, gündüz güneş ışığını gece ise anıttaki dikey ışıkları yansıtır. Bu yansıma hem anma mekanında hem de şehrin hemen her yerinden algılanır ve ışık etkisi ‘kızılca gün’ e atıfta bulunur.
SU
Su insanlık tarihi boyunca her daim belirleyici bir etmen olarak, değişimin, dönüşümün, akışın, başlangıç ve bitişin ifadesi olmuştur. Mekandaki su ögesinin; suyun insan doğasıyla özdeşimi sonucu, düşünme ve anlama eylemine katkı yapacağı göz önünde bulundurulmuştur. Tarih yolu boyunca ilerleyen ve anıt zemininde biriken su ögesi, kavramsal önemine ilaveten mekanın dinamiğini destekler ve insan sirkülasyonunu yönlendirir. “Kızılca gün” ışıklarının yansıması ile su anlamını zenginleştirir, adeta mekanda bağlayıcı, bütünleştirici ve yönlendirici görevi görür.
PEYZAJ RAPORU
Çaldağ tepesinde bulunan eski taş ocakları, mevcut peyzajda önemli bir yer tutar. Yapılaşmada taş ocaklarına minimum müdahale ile peyzaj karakteristiğinin korunması hedeflenmiştir. Taş ocaklarında toprak ve zemin iyileştirilmesi bitkilendirme ve yeniden işlevlendirme müdahaleleri yapılmıştır.
– TAŞ OCAKLARININ DÜZENLENMESİ
Mevcut durumda taş ocaklarının iyileştirme yapılarak doğal peyzaja yeniden dahil olması hedeflenmektedir. Taş ocaklarının halihazırdaki üst toprak katmanı zayıftır. Ocak zemini ve şevlerin bitkilendirme izin vermesi açısından toprak iyileştirmesi yapılmalıdır. Daha sonra uygun bitki ve ağaç türleri seçilerek yeni yaşam alanları oluşturulacaktır.
– BİTKİLENDİRME
Bitkilendirme yapılırken derin ve güçlü kök sistemine sahip, su tutma kapasitesi yüksek, hızlı gelişim gösteren, kötü iklim ve zemin koşullarına uyum sağlayabilen türde ağaç ve bitkiler seçildi. Karaçam (Pinus Nigra Ssp. Pallasiana), Söğüt (Salix), Kara Kavak (Populus Nigra), Kara Akasya (Robinia Pseudoacacia), Üvez (Sorbus Aucuparia), Çınar Akçaağaç (Acer Pseudoplatanus), Fıstık Çamı (Pinus Pinea) kullanılacak ağaç türleridir. Taş ocaklarının yüzey ve zeminleri için seçilen yer örtücü bitkiler ise çayır otu (Poa Pratensis), Kırmızı Yonca (Trifolium Pratense), Beyaz Yonca (Trifolium Repens), FİĞ (Vicia) olarak belirlendi. Böylelikle taş ocaklarının zemin kotlarında renkli çiçeklerin de kullanıldığı doğal bahçeler oluşturuldu. Sert zemin peyzajında doğal taşlar kullanılırken Çaldağ tepesi arazisinin büyük bölümü yeşil dokuya bırakılmıştır. Belediye hizmet alanı olarak belirlenen alanın park niteliği taşıyarak çeşitli dış mekan aktivitelerine fırsat vermesi önerilmiştir.