Proje Önerisi (NODE Architects), Viinikanlahti International Urban Ideas Competition

NODE Architects tarafından, Finlandiya'da düzenlenen uluslararası yarışma "Viinikanlahti International Urban Ideas Competition" için hazırlanan proje önerisi.

1. TAMPERE: Coğrafya | İklim

Finlandiya’nın en büyük şehirlerinden biri olan Tampere, Pirkanmaa Bölgesi’nin merkezi konumundadır. Tampere, Näsijärvi ile Pyhäjärvi Gölleri’nin arasında yer almaktadır. Bu iki göl arasındaki yükseklik farkından oluşan akıntı, bölgede tarihi boyunca taşımacılık sektöründe, çeşitli sanayi kollarında ve enerji üretim sahalarında kaynak ve lojistik destek amaçlı kullanılmıştır. İklim, kış mevsimlerinde -10 / -2 °C ortalama sıcaklık ve kar yağışlı, yaz mevsimlerinde ise 11 / 23 °C ortalama sıcaklık ve yağmurludur.

Eskiden tekstil ve metal sanayi kollarında öncü tavrı ile bilinen Tampere, günümüzde daha çok bilgi teknolojisi, otomasyon ve telekomünikasyon alanlarında faaldir. Tampere’ de, “Tampere Üniversitesi (UTA)” ve “Tampere Teknoloji Üniversitesi (TUT)” olmak üzere iki üniversite bulunmaktadır. Modernleşme konusunda küresel gidişatın gerisinde kalmayan Tampere, hem iş olanaklarıyla hem de nüfusuyla büyümektedir. Eş zamanlı bir şekilde, söz konusu büyümenin altından kalkabilecek altyapı planlamasını da oluşturmaktadır. Tampere’ nin şehir içi ulaşım sisteminin otobüs hatlarından tramvaya dönüşümü devam etmektedir; gelecekte de hâkim ulaşım ağının tramvay olması planlanmaktadır. Şehirlerarası ulaşımda ise demir yolu, havalimanı ve otobüs ağlarının her birinde önemli bir durak teşkil eden Tampere, ülke içi ulaşılabilirlik bakımından sorun yaşamamaktadır.

Yarışma alanına dair literatür kaynaklı tarihi ilk yapılaşma, mevcut Hatanpää Malikânesi’nin tarım arazisi şeklinde değerlendirilmesi ile başlamaktadır. Sonrasında ise endüstriyel faz, depo ve teknik bakım işlevlerinde değerlendirilip çeşitli modifikasyonlara uğrayan arazi, 1970’lerden günümüze değin su arıtma tesisine havza oluşturma maksadıyla kullanılmıştır.
Gelecek planlarında (Bkz. Beş Yıldızlı Şehir Merkezi Geliştirme Programı) “Konut Alanı” olarak belirlenen yarışma alanı, modern, cazibe güdümlü ve fonksiyonel çözümlemelere altlık teşkil edecek nitelikte kent ve peyzaj planlaması odağında yeniden biçimlendirilmek istenmektedir.

2. TAMPERE: Kültür | Yaşam

Tampere, gündelik yaşam dâhilinde, kültür ve sanat odaklı aktiviteler ile etkileşimi güçlü bir kent pozisyonundadır. Küresel kültürel etki ve benzeşimlerden çekinmeden, geleneksel kültürüyle de gurur duymakta ve onu korumaktadır. Philharmonic Orchestra, Jazz, Rock ve benzeri birçok müzik dalında etkinliklerin yoğunlukla yer aldığı kent, Finlandiya medya tarihi için önem teşkil eden ilk kayıt stüdyosuna da ev sahipliği yapmaktadır. Popüler yazarlara, yüksek bütçeli TV kanallarına, kısa film festivalleri gibi etkinliklere ev sahipliği yapan Tampere, bu yönde aktif konumunu koruma ve geliştirme vizyonuna sahiptir. Özellikle Finlandiya özelinde, sanat ve kültür olgularının beslendiği iki unsur vardır; bunlar doğa ile etkileşim ve insan ilişkileridir. Bu bağlamda, yerel sanatçıların ve küresel girişimcilerin, Tampere dâhilinde faaliyetlerini devam ettirebileceği mekânlara ihtiyacı güncelliğini her zaman korumaktadır. Hem doğadan, hem de sosyal yaşamdan beslenecek bu mekânları oluşturmak, tasarımcı aktör ve katılımcı kamu paydaşları olarak geniş ölçekli bir oluşuma düşen görevdir.

2.1. Bağlam
Yarışma alanının üst ölçek planlama dâhilinde “Konut Bölgesi” olmak dışında fazlasıyla potansiyeli bulunmaktadır. Şehir merkezinin ötelenmesine neden olacak tasarım alanı, bu yönelimi yeni alt odaklar oluşturarak ve var olan lokal odaklar arası bağ kurarak sağlayacaktır. Bölge, kendi alt odaklarını oluşturmak üzere, göl manzarası, su sporları etkinlikleri, nitelikli rekreasyon alanları, sürdürülebilir etkileşime önayak sosyal alanlar gibi güçlü çekim alanlarına sahip olmalıdır. Bunların yanı sıra, “Pyynikki Esker Ridge and Nature Conservation Park – Lidesjärvi Nature Conservation Park” ve Şehir Merkezi (Hatanpää) odaklarını, ara geçiş dâhilinde barındıracağı yeşil alan akışıyla; kendi alt odaklarını da ulaşım ağlarıyla tüm kente bağlama hedefi gözetilmektedir.

2.2. Yerleşim
Yarışma alanı kapsamında, çok güçlü yönelim doğrultuları bulunmaktadır. Tasarım dâhilinde kullanılan ve konvansiyonel yapı fiziği yeterliliklerine dair optimize koşul oluşturan yönelimlerden ilki, Güney Yönü doğrultusundadır. Bu yönelim, “İnsan” odağında Güneş ile etkileşimi kontrol etmekte; dolaysız ışınım sayesinde insan psikolojisi ve yapı ekolojisine dair pozitif etkilerini ön plana çıkarmaktadır. Diğer yönelimim ise mevcut manzara doğrultusunda, yani Viinikanlahti Gölü’ne doğrudur. Bu yönelim, hem tasarım alanı dâhili kamusal alanlarda, hem de konut kütlelerinde kullanıcılara verimli vista noktaları oluşturmakta; “İnsan” ve “Göl” etkileşimini sağlayacak bir altlık kurgulamaktadır.

Tasarım alanı dâhilinde, görsel algısı baskın iki yeşil arter düzenlenmiştir. Bu akışkan bağlaçlar, hem barındırdığı yaya kullanım odaklı yaya yolları ile ulaşımı, hem de kamusal toplanma ve faaliyetlerine dair etkileşimi mümkün kılmaktadır. Söz konusu yeşil arterlerden ilki, özellikle kıyı şeridi boyunca kesintisiz biçimde ilerleyen, Hatanpää Manor Parkı ve Höyrynpuisto Parkı’nı birbirine bağlayan bir bağlaçtır. Diğer yeşil arter ise, tasarım alanının doğusunda, Hatanpään Karayolu tarafında yer alan mevcut yeşil dokuyu korumakta ve temas kurarak etki alanını güçlendirmektedir. Bu arter, tasarım alanı dâhilinde herhangi bir faaliyette bulunmadan uzaktan etkileşim kuran kent kullanıcısına ve yol üzerindeki geçişlerle tasarım alanına anlık giriş – çıkış yapan insanlara tasarım alanı sınırlarını da yumuşakça ifade etmektedir.

Tasarım alanı mevcut kent belleği dâhilinde önemli bir yer tutan su arıtma tesisindeki 4 büyük havuz izi, kısmi olarak korunmuştur. Bu yönelim, eğitim yapılarıyla da desteklenen alt odak noktalarının kontur izinin de çıkmasına sebep olmuştur. İlk okumada rahatlıkla algılanan ve meydan niteliği kazanan bu Odak Noktası, sergi, festival, konser gibi etkinliklerin gerçekleştirilebileceği bir etkinlik alanı olarak da kullanılma hedefindedir. Tramvay durakları ve yaya geçiş yollarıyla kesişen Meydan (Odak), kent kullanıcısı ile göl kıyı şeridi arasında istemsiz abartı geçişleri perdelemekte; su ile temas yüzeyini kontrol etmektedir. Diğer yandan özellikle ilk ve orta öğretim bazında faal olacak eğitim yapısı da, söz konusu Meydan (Odak) teğetinde; tüm ulaşım yollarından ergonomik koşullar altında erişimi sağlanan, neredeyse tüm konut yerleşim ağına algı mesafesi olarak eşit uzaklıkta bulunan ve manzara – güneş yöneliminin optimize sağlandığı nitelik unsurlarıyla birlikte çözülmüştür.

Konut aplikasyonu oluşturulmadan önce, yukarıda sıralanan tasarıma dair çıkış noktalarının birbirlerini engellemesini önlemek ve kaotik bir duruma yol açmalarının önüne geçmek için referans aks sistemi oluşturulmuştur. Düzenlenen bu aplikasyon aks sistemi, kıyı şeridi ve kara konturu tarafında yeşil arterler ile sınırlandırılmıştır. Üstte kütle düzeni, birbirinden optimal mesafe dahilinde uzaklaştırılmış; bu esnada kent belleğinde önemli yer tutan mevcut su arıtma tesisi lekesi altlığında odak boşluk kurgusu oluşturulmuştur.

Çeşitli ticari faaliyetlere imkân verecek market, kafe ve benzeri servis birimlerinin bir baza dâhilinde çözüldüğü yapı örüntüleri, kent kullanıcı algısı kapsamında tipolojik çözümlemeye dair okunabilir bir ipucu sunmakta; ayrımı rahatlıkla sağlamaktadır. İnsan ölçeğinin barışık bir skala ile karşılık bulduğu baza yapılar, üst blokların da zemin düzleminden algısını azaltarak jenerik ve davetkar bir imaj sunmaktadır.

Su yapıları bazında, yat limanı için emniyetli bir bölgeye işaret eden “Dalgakıran”, yeşil arterin üst ölçek algısal izini devam ettirecek nitelikte tasarlanmıştır. Kent kullanıcısı odağında kıyı turizmine altlık oluşturan Marina, yine bu algı izinin içerisinde konumlandırılmıştır. Eş güdümlü şekilde, fonksiyonel bağlamı kesişmese de mekân zenginliği oluşturması açısından çeşitlilik arz eden Kürek Kulübü ve Büyük Yolcu Gemileri İskelesi de yine bu iz kapsamında kalacak şekilde, tasarım alanının en güneyinde çözülmüştür.

Tramvay bakım istasyonu ve kullanım ömrüne devam edecek yedek su arıtma tesisi, oluşturması muhtemel gürültü sebebiyle kamusal kullanım odaklarından ve konut yapılaşmasından kopartılarak tasarım alanının en kuzeyinde çözülmüştür. Baza örüntüler dâhilinde çalışacak kent kullanıcılarının söz konusu olumsuz etkili yapı etkileşimlerinden zarar görmemesi için, rekreatif yeşil kullanımın seperatör etkisinden de faydalanılmıştır.

2.3. Duvar
Tasarım alanının güneybatısında yer alan taşıt yolu ve yapısal geçişin başladığı yeşil dokunun ardından, çok işlevli bir duvar elemanı tasarlanmıştır. Bu duvarın ilk işlevi, tasarım alanını tanımlamak, kent ile okunur bir sınır oluşturmaktır. “Sınır” betimlemesinin ilk bakışta olumsuz bir algı yaratabiliyor olması söz konusu olabilir; ancak bu bölge için eşik niteliğinde birtakım ayrımların vurgulanması açısından gereklidir. Sınırları olmayan bir mekândan çıkılamayacağı ya da oraya girilemeyeceği; en azından böyle bir duyumsamanın söz konusu olamayabileceği aşikârdır. Duvar üzerindeki geçişler ise, bu yapı elemanının ikinci işlevini oluşturmaktadır. Kent kullanıcılarını yeşil doku ardından davetkâr bir şekilde içeriye almak ya da aksi istikamette geçirgen ve esnek bir tavırla yeşil dokuya çıkartmak, duvarın bu anlamda fonksiyonunu desteklemektedir. Duvar ile aynı doğrultuda konumlanan ve onunla kesişen taşıt yolu, araçları tasarım alanının içerisine sokmadan üçüncü işleve, yani otoparka ya da çıkışa yönlendirmektedir. Otopark üzerinde bir saçak detayı oluşturan duvar elemanı, otoparkın sadece zemin kotunda yer işgal eden bir yapı yaklaşımı olmasını sağlamaktadır. Konuttan bakan kullanıcı, taşıtlardan oluşan düzensiz bir kalabalık yerine mimari kaygı ile oluşturulmuş duvar yapı elemanını algılamaktadır.

2.4. Alan İçi Trafik
Tasarım alanı dâhilinde araç giriş – çıkışları sınırlandırılarak mevcut kompozisyonun öncelikle yaya kent kullanıcıları tarafından kullanımı ön planda tutulmuştur. Acil ya da servis durumları için, tasarım alanının kuzeyinde, konut yerleşimi ile dolaylı ilişkisi bulunan, tramvay bakım istasyonuna ve yedek su arıtma tesisine erişimi sağlanan ilave bir servis yolu tasarlanmıştır. Marinaya kara yoluyla tekne ya da malzeme erişimi sağlayacak güzergâh ise, sınırlandırılmış zaman dilimlerinde yoğunlukla yaya odaklı çalışacak, sert zemin dokusu genel geçer kabul görmüş asfalt malzemeden mamul olmayan nitelikte bir geçiş ile tanımlanmıştır. Bu sayede, her ne kadar grafik etkisi ve kullanıcı algısı yönünden konvansiyonel bir taşıt yolu imgesi yaratmasa da acil durumlarda kullanılabilmesi maksadıyla, arazinin kuzeydoğu, güneydoğu ve güneybatı yönlerinde çeper niteliğinde taşıt kullanım odaklı yollar mevcuttur. Tasarımın önemli girdilerinden biri de bisiklet yollarıdır; zira Finlandiya özelinde bisiklet kullanımı yaygın olmakla birlikte gelecek vizyonlarında da sıkça vurgulanmaktadır. Bu bağlamda, tasarım alanı kara yolu temas yüzeyinde yüksek hızlı bisiklet yolu, kıyı şeridine paralel bir hatta ise diğer sahil kullanım olanaklarıyla kesintisiz bir sürdürülebilirlik arz eden rekreatif bisiklet yolu tanımlaması yapılmıştır.

2.5. Kıyı Şeridi
Kıyı şeridi, kent kullanıcısı ile göl etkileşimini arttırmak ve yeni fonksiyonlara altlık oluşturmak için düzenlenmiştir. “Wetlands” (Finlandiya özelinde “bataklık” kullanımı ve değerlendirilmesi oldukça yaygındır.) çıkışları yapan kıyı şeridi, kent kullanıcılarına su öğesiyle daha çok etkileşime girme imkânı sağlamakta; temas yüzeyini arttırmaktadır. Kent kullanıcılarının gölden faydalanacağı bir diğer işlev kümesi, kürekçilik ve balıkçılıktır. Çeşitli boyda ve derinlikte tekneler için bir iskele yapısına ihtiyaç duyulduğu, hali hazır kent vizyon planı çerçevesinde özellikle vurgulanmaktadır. İskeleler, konut üst yapılarının oturduğu baza kütle izlerine referans verecek nitelikte, tekne trafik ergonomisine yarar sağlayan aralıklarla konumlandırılmıştır. İskeleler, göle yönelim doğrultusunda muhtemel azalacak kullanıcı debisini karşılaması ve ilgili habitat dâhilinde yapısal etkisinin azaltılması maksadıyla, daralan bir geometri ile teşkil edilmiştir. Yer yer kara yönünde de uzanımsal hareketlerde bulunan iskeleler, tasarım alanı alt odakları ile direkt ilişki kurabilmekte; arada tampon bölge ihtiyacı hissetmeden kullanıcıları doğrudan göle doğru yönlendirebilmektedir.

2.6. Yüksek Yapı Yaklaşımı
Tasarım alanı, sürekli ikamet eden kent kullanıcıları ile ara ara ziyaret edecek mobil kullanıcılar arası fonksiyona dair kullanım ayrımını, yatay bir düzlem dâhilinde değil, düşey hat boyunca vurgulamaktadır. Böylece z ekseninde yoğunluk kazanacak yöneylemlerle, sürekli kullanıcının hızlıca odak alan yaşantısına entegre olması hedeflenmiştir. Zemin düzleminde, insan ölçeği bazında yükselmenin yaratması muhtemel olumsuz algı etkisine yönelik baza kullanımı yoğunlukla kurgulanmış; mimari tavrı ile ayrıştırılan ve üst yapı kontüründen olabildiğince taşan niteliğiyle fonksiyonel ayrımı net bir şekilde vurgulanmıştır. Yarışma şartnamesinde tanımlanan 2030 Kent Vizyon Planı çerçevesinde, Tampere şehir merkezi ana arterinin yoğunlukla yüksek yapılardan teşkil edileceği; buna karşın güney hattı boyunca mevcut sanayi yapılaşmasının sürdürüleceği öngörülmektedir. Tasarım alanı, konumu gereği bu öngörü bazında eşik özellik göstermektedir. Nitekim ölçekler arası geçişi tanımlamak üzere konut blokları güneyden kuzeye doğru giderek yükselen bir tavırda kurgulanmıştır. Yine yarışma şartnamesi dâhilinde net bir şekilde ifade edilen önemli kıstaslardan biri de yoğun kullanıma önayak oluşturacak yüksek emsalin verilmiş olmasıydı. Diğer yandan zemin kullanımını olabildiğince yeşil kullanıma terk etmek maksadıyla yükselme çabası, bu yönde eklemlenen bir çaba olarak görülmüştür. Mimari tavır ise, özellikle İskandinav yapı fiziğine uygun kırma çatı uygulaması, kendini belli edecek nitelikte ve ahşap malzemeye gönderme yapacak şekilde oluşturulmuştur.

2.6. Platform ve Baza
“Platform” ve “Baza” fikri, kamusal ve özel kullanım alanları arasındaki geçişi sağlayacak yarı kamusal bir katman oluşturmak maksadıyla ortaya çıkmıştır. Daha çok servis alanlarını, ticari birimleri, sosyal etkileşim “hub” larını içeren bu platformlarda, akışkan kütle hareketleri ve yönelimler ile sosyal koridorlar ve alt odak sokaklar oluşturulmuştur. Yüksek yapı konumlandırmasıyla ortaya çıkan yeşil alan kullanım avantajı ve platformların sağladığı temas yüzeyi arttırılmış cepheler ile sosyal alt odak sokaklar ve meydanlar, kullanan kitle için ferah ara arterler ve karmaşıklığa izin vermeyen fonksiyonel çözümler üretmektedir. Platform ve bazaların biçimsel anlamda yüksek konut yapılarının altına gelmesi durumu, alt odak arterlerinden geçen kullanıcı algısı için de olumlu bir durum teşkil etmektedir. Yerleşik kent havzasından tasarım alanına bakan, yani tasarımın kendisinden manzara olarak fayda sağlayan kent kullanıcıları bu yönelimi yapıların yüksek tavrı sayesinde okurken, alan içindeki kullanıcı ise kendi ölçeği ile barışık, iki katlı ve hareketli yapı algısına maruz kalacaktır.

2.7. “Hub” lar
İnsan sosyal bir canlıdır ve bu sosyal etkileşim ihtiyacının farkındadır. Bu ihtiyacın karşılandığı yer, günümüz dünyası için eylemlerin kümelendiği daha özelleşmiş alanlar, yani “Hub”lar olarak ortaya çıkmaktadır. Zamanımız kent kullanıcısı, özel vaktini bireysel yaşamak yerine aynı ilgilere sahip kişilerle, aynı faaliyetlerin yapıldığı yerlerde yani sosyal olarak aktif bir mekânda yapmayı tercih etmektedir. Bu bağlamda, yöneyleme esas kümelenmiş eylemlerin altlığını oluşturan “Hub”lar, modern kent yaşantısında doğal olarak ortaya çıkmıştır ve işlevselliğiyle gelecekte de yaygınlaşma yaklaşımı taşımaktadır. Hem mevcut hem de ortaya çıkabilecek muhtemel ihtiyaçları karşılamakta olan “Hub”lar bunun yanında sosyal alt odakların da canlı tutulmasına fayda sağlamaktadır. Mobil ya da yerleşik kent kullanıcısı hem bu odaklardan faydalanacak, hem de bu odakları besleyecek ve buradaki sosyal sürekliliği sağlayacaktır.

2.8. Perma – Kültür
İnsanların maddi ve maddi olmayan ihtiyaçlarını, doğal ekosistemlerin işleyişini örnek alarak, parçası oldukları doğaya ve üzerinde yaşadıkları dünyaya zarar vererek değil, yarar sağlayarak karşılamalarını olanaklı kılan bir tasarım ve bakım bilimidir. Perma – kültür soruna değil çözüme, istemediklerimize değil istediklerimize, olumsuza değil olumluya baktığımız bir yaklaşımdır. Tasarım dâhilinde ise, yüksek yapıların zemin kotunda sağladığı kamusal alan dışında, insanın ihtiyacı olan yeşil etkileşimini sağlayacak perma – kültür alanları tasarlanmış; kent tarım üretimine altlık oluşturacak düzlemlerin de tanılanması sağlanmıştır. İnsanlara kendi bitkisini yetiştirme, bunu sevdikleriyle tüketme imkânı sağlayan perma – kültür platformların üstünde de sosyal bir ortam oluşmasını sağlamaktadır.

Etiketler

Bir cevap yazın