Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü mimari tasarım stüdyolarından AtölyeDüşleDüşün/A3 öğrencisi Nehir Pektaş, Archiol tarafından düzenlenen “Tranquil Haven - Retreat Center Design Challenge” yarışmasında Honourable Mention ödülü kazandı. Atölye DüşleDüşün’ün “Seç&Yarış-11” teması kapsamında yapılan projede Prof. Dr. Pınar Dinç Kalaycı (koordinatör), Doç. Dr. Can Güngör, Öğr. Gör. Dr. Göksu Günay Öğüt, Öğr. Gör. Tarık Mermer ve Arş. Gör. Meltem Köse ile birlikte çalışıldı.
Eski toprak, yeni hayat.
Eski rahim, yeni yaşam.
Ben, sen, biz ve birlik…
Proje, hayata ilk adımımızda bizi içine alan, sahiplenen ve aynı çatı altında toplayan anne, ana, mater, Ma Adra düşüncesiyle başladı. Hayata daha adapte olamamışken sürüklenenler, kaybolan yolcular, kendini faydasız hissedenler, en ufak bir güzelliği hak etmediğini düşünenler, evi olsa bile ev hissine sahip olmayanlar. Bir noktada geri dönmek isteyen, tutunmak isteyenlere… Yaşadığımız bunca zorluklardan bir kaçış alanı. Bize sunulan imkanlar sonucu üretkenlik ve rutinin sonucunu görebildiğin, bu sayede kendini işe yarar hissettiğin bir mekan. Madra Dağının sessiz topografyasına yerleşen proje, doğaya hükmetmek yerine onunla birlikte var olmayı seçiyor. Mevcut zeytin ağaçlarına müdahale edilmemesi temel tasarım kriterlerinden biri olarak düşünüldü ve bu nedenle hacimler doğal açıklıklara yerleştirilerek arazinin ekolojik dengesinin korunması hedefl endi. Yerleşim, birlikten bireysele doğru ilerleyen bir sakinlik kademesi üzerinden şekillendi. Ana kubbe, birlikte var olabilmenin ve üretimin mekansal eşiği olarak düşünülürken, buradan ayrılan patikalar kullanıcıyı seralara, sergi alanlarına ve bireysel inziva birimlerine taşıyacak şekilde tasarlandı. Projede üretim, yeniden bağ kurma biçimi olarak ele alındı. Seramik, resim, analog fotoğraf ve sera üretimi gibi alanlar kullanıcıyı yavaşlamaya ve odaklanmaya davet eden mekanlar olarak tasarlandı. Bireysel yaşam birimleri topografyaya gömülerek yerleştirildi. Betonarme istinat duvarları korunma hissini güçlendirirken, refl ekte cam yüzeyler kontrollü mahremiyet sağladı. Şeffaf üst örtü ise gün ışığının gün boyunca değişen atmosferler oluşturmasına izin verdi.
Projede mimarlık, topoğrafya, iklim ve ekolojik denge ile birlikte hareket eden geçirgen bir sistem olarak ele alındı. Bu proje iyileştirmeyi vaat etmiyor. Yalnızca insanın durabilmesi, nefes alabilmesi, üretebilmesi ve kendisiyle bağ kurabilmesi için bir mekan öneriyor. Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey, yeniden başlayabileceği sessiz bir topraktır.