Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü mimari tasarım stüdyolarından AtölyeDüşleDüşün/A3 öğrencisi Cemrenur Demir, Archiol tarafından düzenlenen “Aquatic Horizons-Designing the Floating Museum” öğrenci yarışmasında Honourable Mention ödülü kazandı. Atölye DüşleDüşün’ün “Seç&Yarış-11” teması kapsamında yapılan projede Prof. Dr. Pınar Dinç Kalaycı (koordinatör), Doç. Dr. Can Güngör, Öğr. Gör. Dr. Göksu Günay Öğüt, Öğr. Gör. Tarık Mermer ve Arş. Gör. Meltem Köse ile birlikte çalışıldı.
SubScope, 1999 Marmara Depremi sonrası tsunami etkisiyle su altında kalan Çınarcık kıyı dokusunu görünür kılmayı, anlamayı ve yeniden yorumlamayı amaçlayan deneyimsel bir mimari sistem olarak tasarlanmıştır. Proje alanı, bugün hala su altında okunabilen Çınarcık Meydanı ve çevresindeki batık kamusal izlerin üzerinde konumlanmaktadır. Sokak izleri, meydanı tanımlayan çınar ağaçlarının kalıntıları, kent mobilyaları ve gündelik yaşama ait parçalar yapının mekansal hafıza katmanını oluşturmaktadır. Bu izler yalnızca fiziksel bir kaybı değil, aynı zamanda kıyı yaşamına ait kolektif hafızanın ani yok oluşunu temsil etmektedir.
Yapının su üstünde konumlanan şeffaf üst kütlesi, kamusal eşik ve algısal başlangıç noktası olarak kurgulanmıştır. Tamamen cam ile çevrelenen bu hacim, ziyaretçiyi ilk andan itibaren suyla doğrudan ilişki içine sokmaktadır. Görünür taşıyıcı sistemi ve geçirgen cephe yaklaşımı sayesinde yapı hafiflik ve süreklilik hissi üretirken sergi alanları, dijital haritalar ve kamusal bilgilendirme alanları aracılığıyla kullanıcıyı su altındaki batık dokuya hazırlamaktadır. Yapının su yüzeyindeki yansıması ve değişen ışık ilişkisi, ziyaretçinin deniz ile yapı arasındaki sınırı algılayış biçimini dönüştürmektedir. Böylece üst kütle, karaya ait sabit bir nesne yerine suyun ritmine dahil olan dinamik bir eşik üretmektedir.
Deniz seviyesinin altına uzanan deneyim ve araştırma hacmi ise kullanıcıyı batık kent dokusuyla doğrudan karşı karşıya bırakmaktadır. Yapının teleskopik uzantıları ve yarı-monokok taşıyıcı sistemi sayesinde ziyaretçi, su altındaki izleri üç boyutlu olarak deneyimleyebilmekte, gözlem alanları ve duyusal deneyim noktaları aracılığıyla kent hafızasının parçalarıyla fiziksel ve görsel ilişki kurabilmektedir. Kontrollü ışık kırılmaları, suyun hareketi ve akustik etkiler kullanıcı deneyiminin bir parçasına dönüşürken yapı, afet sonrası kaybolan kamusal yaşantıyı yeniden okunabilir kılan deneyimsel bir anlatı üretmektedir.
Yapının kontrollü salınım hareketi, biyofiltre yüzeylerin ve araştırma arayüzlerinin çevredeki suyu sürekli taramasına olanak sağlamaktadır. Bu adaptif hareket sistemi çevresel veri toplama kapasitesini artırırken yapıyı statik bir nesne olmaktan çıkarıp aktif bir algılama enstrümanına dönüştürmektedir. Aynı zamanda biyofiltre duvarları ve yapay resif sistemleri Marmara Denizi’nin ekolojik iyileşmesine katkı sağlayan çevresel bir altyapı oluşturmaktadır. Böylece yapı, yalnızca insan deneyimine hizmet eden bir kabuk olmaktan çıkarak deniz ekosistemiyle birlikte çalışan canlı bir çevresel organizmaya dönüşmektedir.
SubScope, Marmara Denizi’nin sürekli değişen doğasını kabul eden ve geçmiş afetlerin izlerini görünür kılarken gelecekte oluşabilecek deprem, tsunami ve çevresel krizlere karşı araştırma, erken uyarı ve kamusal bilinç üretmeyi amaçlayan deneysel bir mimari prototip önerisidir. Yapı, geçmişin kayıplarını belgeleyen bir hafıza mekanı olmanın ötesinde gelecekteki kıyı yaşamı için adaptif, araştırmacı ve dirençli bir mimari model sunmayı hedeflemektedir.