Antalya Bilim Üniversitesi'nden Öyküm Selen Kurt'un projesi Akdeniz SMD Mimarlık Bitirme Projesi Yarışması'nda mansiyon ödülü kazandı.
Yurt Alanları Tasarım Yaklaşımı
Yurt alanlarının tasarımında temel amaç, öğrencinin yalnızca barınma ihtiyacını karşılayan kapalı bir yapıdan öteye geçmektir. Günümüz kampüs yaşamında öğrencilerin akademik gelişimlerinin yanı sıra sosyal, kültürel ve psikolojik ihtiyaçlarının da desteklenmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda yurt yapıları, yeşil ve yarı açık alanlarla zenginleştirilerek, bireyin doğayla bağ kurabileceği, sosyalleşebileceği ve kendini yeniden üretebileceği yaşam alanlarına dönüştürülmüştür.
Yarı açık alanlar, iç ve dış mekân arasında bir geçiş oluşturarak hem fiziksel hem de sosyal etkileşimin sürekliliğini sağlar. Ortak avlular, yeşil teraslar ve açık oturma alanları gibi düzenlemeler, öğrenciler arasında spontane karşılaşmaları teşvik eder ve dinamik bir etkileşim ortamı yaratır. Bu alanlar, bireysel mahremiyet ile topluluk yaşamı arasındaki dengeyi kurarak öğrencilerin aidiyet hissini güçlendirir.
Yurt alanlarının tasarımında yeşil ve yarı açık alanların önemi özellikle vurgulanmaktadır. Öğrencilerin yalnızca barınma ihtiyaçlarını karşılayan kapalı yapılarda değil, sosyalleşebilecekleri, dinlenebilecekleri ve doğayla etkileşim kurabilecekleri açık ve yarı açık mekânlarda da vakit geçirmeleri hedeflenmiştir. Böylece yurt birimleri sadece konaklama değil, öğrencilerin bireysel gelişimlerini, sosyal etkileşimlerini ve aidiyet duygularını destekleyen bütüncül yaşam alanlarına dönüşmektedir. Bu amaç doğrultusunda birimlere entegre edilen sosyal alanlar, öğrencilerin günlük yaşamına esneklik ve zenginlik katmakta; kampüs genelinde topluluk bilincini güçlendirmektedir.
Yurt birimlerine entegre edilen sosyal alanlar —örneğin çalışma odaları, dinlenme ve etkinlik mekânları— öğrencilerin günün farklı zaman dilimlerinde farklı ihtiyaçlarına cevap verebilen esnek kullanımlı bir sistem sunar. Bu yaklaşım, öğrencinin yaşam kalitesini artırmakla kalmaz; aynı zamanda kampüsün genel sosyal yapısına da canlılık kazandırır.
Uzun vadede bu tasarım yaklaşımı, yalnızca öğrenciler için değil, kampüs çevresindeki daha geniş topluluklar için de kullanılabilir alanlar oluşturur. Böylece yurt alanları, zamanla toplumsal etkileşimi destekleyen, esnek ve sürdürülebilir birer kamusal yaşam odağına dönüşür.