Katılımcı, Trabzon Ortahisar Sanayi Mahallesi Kentsel Tasarım Fikir Yarışması

Katılımcı, Trabzon Ortahisar Sanayi Mahallesi Kentsel Tasarım Fikir Yarışması

Nalan Korkut, Merve Deniz Tak, Raşit Eren Cangür, Ayşe Burcu Kısacık, Gökçe Yıldız ve Tunga Türkay Tüdeş'in "Trabzon Ortahisar Sanayi Mahallesi Kentsel Tasarım Fikir Yarışması" için tasarladığı proje önerisi.

Proje Raporu:

Kavramsal Çerçeve: İçre

İÇRE, farklı sistemlerin yalnızca yan yana geldiği değil; birbirini dönüştürerek birlikte var ettiği bir mekânsal sürekliliği tanımlar. Bu yaklaşımda üretim–tüketim, doğa–yapı ve geçmiş– gelecek ilişkileri ayrıştırılmaz; katmanlaştırılarak iç içe geçirilir. Bu doğrultuda tasarım, çok katmanlı, geçirgen ve süreklilik üreten bir kentsel sistem olarak ele alınmaktadır.

İçre’nin Kırmızısı

Ar-Ge üretim merkezi ile turizm alanını birbirine bağlayan köprü, iki farklı programın kesiştiği kamusal geçiş anını işaretleyen bir eşik yapısıdır. Kırmızı renk bu eşikte üç kavramsal katmanın örtüşmesinden doğar. İlk katman endüstriyel hafızadır. Kırmızı, köprüler, vinçler ve boru hatlarıyla tanımlanan endüstriyel altyapı estetiğinin tarihsel rengidir. Alanın çimento fabrikasından gelen üretim kültürü bu renkte yaşamaya devam eder; yeni yapıların nötr paleti içinde köprü, o hafızanın görünür kaldığı tek sıcak aksandır. İkinci katman kamusal akışın işaretlenmesidir. Rem Koolhaas pratiğinde kırmızı, hareketin yoğunlaştığı ve programların kesiştiği noktaları kentsel ölçekte görünür kılmak için kullanılır. Köprü, İÇRE konseptinin mekânsal kalbindeki bu kesişim anını tam bu anlamda işaretler. Üçüncü katman malzeme sürekliliğidir. Konut cephelerindeki kızıl taş ve turizm yapısının terracotta çatısıyla aynı renk ailesinden gelen köprü kırmızısı, bu tonu zemin kotundan köprü kotuna taşır ve projenin renk hafızasını kuran bir sistem rengine dönüşür. Sonuç olarak İçre’nin kırmızısı, geri kalan her şey nötr kaldığı için görünürdür ve tam da bu yüzden anlamlıdır.

Hafıza ve Dönüşüm Stratejisi

Proje alanı, geçmişte üretimle şekillenmiş güçlü bir endüstriyel karakter taşımaktadır. Bu doğrultuda öneri, alanı tamamen yeniden kurmak yerine, mevcut üretim mantığını güncel programlarla dönüştürmeyi hedefler.

Eski çimento fabrikası bu dönüşümün ana taşıyıcısı olarak ele alınmış; tarım alanları, seralar ve Ar-Ge yapıları ile birlikte yeniden kurgulanarak üretim kavramı fiziksel bir faaliyet olmanın ötesine taşınmış, bilgi üretimi ve deneyimle ilişkilendirilmiştir. Bu yaklaşım, alanın geçmişten gelen üretim kültürünü kesintiye uğratmadan, yeni bir kentsel yaşam biçimi ile bütünleştirir. Aynı doğrultuda, mevcut yapıların karakteristik çatı formları korunarak yeni yapılarda yeniden yorumlanmış ve eski ile yeni arasında süreklilik kuran bütüncül bir mekânsal dil oluşturulmuştur.

Alt Bölgenin Seçimi ve Tasarımın Rolü

Alt bölge, proje alanı içerisinde ulaşım, kamusal yaşam ve ekolojik sistemlerin en yoğun biçimde kesiştiği kritik bir eşik noktası olarak tanımlanmıştır. Dere hattı, ana ulaşım aksı ve kamusal odakların kesişiminde konumlanması nedeniyle bu alanrn1/500 ölçekte detaylandırılmış; aynı zamanda 1/2500 ölçekli tasarımın ana odağı ve İÇRE konseptinin mekânsal çekirdeği olarak ele alınmıştır.

Alt bölgede; araştırma-geliştirme (AR-GE), kentsel tarım, deneyim ve üretim alanları ile birlikte kütüphane, müze, sera ve atölye (workshop) birimleri bütüncül bir kurgu içerisinde yer almaktadır. Bu işlevler, bilgi üretimi ile fiziksel üretimi bir araya getiren çok katmanlı bir merkez oluştururken; alan, aynı zamanda yurt yapıları, spor alanları ve konut çevresi ile desteklenerek süreklilik gösteren bir yaşam çevresi sunmaktadır. Ana ticaret aksı ve turizm odaklı yapılaşma kararları da bu alt bölgede yoğunlaşarak, alanın ekonomik ve sosyal canlılığını güçlendirmektedir.

Alt bölgenin seçiminde belirleyici olan temel unsur, proje alanını ikiye ayıran ana ulaşım aksının, yaya ve bisiklet öncelikli bir sistemle yeniden bağlanmasıdır. Bu doğrultuda tasarlanan ve yerden yükseltilmiş köprü kurgusu; AR-GE ve üretim alanları ile turizm odaklarını kesintisiz bir yaya ve bisiklet hattı üzerinden birbirine bağlayarak mekânsal süreklilik sağlamaktadır.

Bu kapsamda alt bölge, İÇRE yaklaşımının; üretim, deneyim, ekoloji ve kamusal yaşam bileşenlerini bütünleştiren mekânsal karşılığını ortaya koyan bir prototip alan olarak değerlendirilmiştir.

3 Tasarım Senaryosu ve Mekânsal Kurgu

Alt bölge, üretim, kamusal yaşam ve ekolojik sistemlerin iç içe geçtiği çok katmanlı bir mekânsal organizasyon olarak kurgulanmıştır. Tek merkezli bir yapı yerine, dağıtılmış kamusal odaklar sistemi benimsenmiştir:

– Ana Meydan (Üretim + Kamusal Odak)

– İkincil Meydan (Turizm + Ticaret Odak)

– Dere Rekreasyon Hattı (Ekolojik Omurga)

Bu odaklar, lineer bir yaya aksı ile birbirine bağlanarak süreklilik üreten bir kamusal sistem oluşturur.

Ulaşım Sistemi ve Yol Tipolojileri

Alt bölgede ulaşım sistemi, yaya öncelikli ve çok modlu bir yapı olarak ele alınmıştır. Alanı bölen tramvay hattı ve karayolu, kopukluk değil bağlantı potansiyeli olarak değerlendirilmiştir. Tasarımda temel ilke yaya önceliği ve sürekliliğidir. Bunun için köprü ve geçişlerle baplana bir sistem kurgulanmıştır.

Ana Yaya Aksı

  • Genişlik: 8–12 m
  • Kullanım: Yaya + mikro mobilite
  • Özellik: Kamusal odakları bağlayan ana omurga

Karma Sokak (Shared Street)

  • Araç + yaya birlikte kullanım
  • Düşük hız (10–20 km/h)
  • Zemin: tek kot, geçirgen yüzey

Servis Yolu

  • Sadece lojistik ve acil erişim
  • Kontrollü giriş

Bisiklet Yolu

  • Yaya aksına paralel veya entegre
  • Süreklilik esas

Erişilebilirlik ve Süreklilik

Alan içerisindeki fiziksel eşikler:

Tramvay hattı

Bu doğrultuda tasarım alanını ikiye bölen karayolu, köprüler, yaya geçişleri, kademeli kot çözümleri ile aşılmış; mekânsal süreklilik yeniden kurulmuştur.

Açık Alan Sistemi ve Meydanlar

Ana Meydan

Ana meydan; Ar-Ge yapıları, seralar, gastronomi birimleri, müze ve kütüphane gibi işlevlerin bir araya geldiği çok katmanlı bir odak olarak kurgulanmıştır. Bu alan, üretim, öğrenme ve gündelik yaşamın kesiştiği bir mekân olarak çalışırken; açık hava sineması, amfi oturma düzenleri, su öğeleri ve oyun alanları ile günün farklı saatlerinde aktif olan esnek bir kamusal zemin sunar.

● Ar-Ge + üretim + kültür kesişimi

● Açık hava etkinlikleri

● Su öğeleri + amfi

● Ar-Ge yapısı

● Seralar ve tarım alanları

● Gastronomi birimleri

● Müze ve kütüphane

Meydanın taşkın alanı içerisinde konumlanması, geniş yeşil yüzeyler ve geçirgen kullanım senaryoları ile desteklenmiş; bu sayede mekân hem ekolojik sistemlerle uyumlu hale getirilmiş hem de değişken kullanım biçimlerine olanak tanımıştır.

Ana meydandan başlayan aks, köprü aracılığıyla karşı kıyıya bağlanarak lineer bir mekânsal süreklilik oluşturur. Bu hat üzerinde ilerleyen kullanıcı, ikinci bir meydan ile karşılanır. Turizm alanı içerisinde konumlanan bu odak; otel, ticaret ve topluluk kullanım alanlarını bir araya getirerek kamusal yaşamı destekleyen aktif bir zemin oluşturur.

İkincil Meydan (Turizm Alanı)

İkincil meydandan devam eden turizm ve ticaret odaklı yapılaşma bölgesi, yaya hareketinin kesintisiz ve konforlu şekilde sağlanacağı bir dolaşım sistemi ile tasarlanmıştır. Bu aks boyunca, kullanıcı deneyimini zenginleştirmek amacıyla su ile ilişki kuran dinlenme alanları oluşturulmuş; dereye yönlenen cephelerde oturma mekânları ve su kenarı kullanımları önerilmiştir.

Yapılar ile dere arasında kopukluk yaratan ve korunması gereken otoyol etkisini azaltmak amacıyla, otoyol ile turizm yapıları arasında bir gölet önerilerek hem görsel hem de mekânsal bir tampon oluşturulmuştur. Bu yaklaşım, gürültü ve fiziksel bariyer etkisini azaltırken, alanın peyzaj sürekliliğini güçlendirmektedir.

Ayrıca proje alanında yer alan konut bölgesi ile turizm-ticaret alanı arasındaki ilişkiyi dengelemek amacıyla, iki farklı kullanım arasında geçiş sağlayan geniş ölçekli bir park alanı önerilmiş; bu sayede hem mekânsal ayrışma hem de kamusal süreklilik birlikte ele alınmıştır.

● Turizm ve ticaret odaklı

● Aktif zemin katlar

● Sürekli hareket

Ana meydandan çıkan aks, köprü ile karşı kıyıya bağlanır ve ikinci bir odak oluşturur.

● Otel + ticaret + mahalle merkezi

● Aktif zemin kullanımı

● Sürekli hareket ve canlılık

Yarı Kamusal Alanlar

● Avlular

● Ara boşluklar

● Sosyal etkileşim alanları

Mavi-Yeşil Altyapı ve Ekolojik Omurga

Dere, tasarımda sınır olarak ele alınmayıp, mekânsal kurgunun ana omurgası olarak değerlendirilmiştir. Bu bağlamda;

– Dere kesitinin genişletilmesine,

– Taşkın alanlarının tanımlanmasına,

– Wetland sistemlerinin kurulmasına,

– Su ağının alan içine yayılmasına öncelik verilmiştir.

Taşkın Yönetimi Stratejisi

Taşkın alan tasarıma bir girdi olarak değerlendirilmiş. Taşkın yönetiminde sistem bileşenleri; taşkın çayırları, geçirgen yüzeyler, yağmur bahçeleri, biyolojik hendekler, geçici su tutma alanları olarak tanımlanmıştır. Yeşil çatılar ve dere beslemeli sulama destekleyici sistemler olarak değerlendirilmiştir. Bu yaklaşımda ilke suyu uzaklaştırmak değil, yönetmek ve görünür kılmaktır.

Kütle Yerleşimi ve Mekânsal İlişkiler

Alanın endüstriyel geçmişi tasarımın temel referansıdır. Bu bağlamda, endüstriyel çatı dili yeniden yorumlanmıştır. Üretim mantığı deneyim ve bilgi üretimine evrilmiştir. Kültelerin konumlandırılması açık alanları tanımlayarak şekilde geliştirilmiştir. Böylece yaya hareketliliği yönlendirilmiştir. Tasarım yaklaşımında kütlelerin yükseklik ve yapılaşma yoğunluğu dereye doğru düşük yoğunlukta ve ana akslarda yüksek yoğunlukta olacak şekilde kurgulanmıştır.

Yapı Tipolojileri

Alt bölgede farklı tipolojiler tanımlanmıştır:

Ar-Ge yapısı

Bu yapı ikizleri, kampüsün omurgasını tanımlayan lineer yerleşimleriyle, araştırma faaliyetlerini mekânsal olarak görünür ve erişilebilir kılan bir ar-ge enstitüsü olarak kurgulanmıştır. Kütle dili, yatayda uzanan sade bir geometriye dayanırken, cephe boyunca devam eden şeffaflık araştırma süreçlerini dış mekânla ilişkilendirir. İç mekânda açık planlı laboratuvarlar ve çalışma alanları, doğal ışıkla beslenen, kontrollü ancak geçirgen bir atmosfer üretir.

Malzeme paleti, brüt beton, geniş cam yüzeyler ve düşey ahşap güneş kırıcılar üzerinden dengelenmiştir. Beton yüzeylerde, önceki endüstriyel dokudan referans alınan kalıp izlerinin korunması, yapıya hafızasal bir süreklilik kazandırır. Üst örtüde ise kırıklı shed çatı formu sürdürülerek hem doğal ışık alımı optimize edilmiş hem de yerin endüstriyel karakteri yeniden yorumlanmıştır.

Cephe önünde konumlanan yansıma havuzu, yapının yatay etkisini güçlendirirken, mimari dilin sakin ve kontrollü karakterini pekiştirir. Peyzaj, bu doğrusal kütleyi yumuşatan geçirgen bir ara yüz olarak çalışır; dolaşım aksları, yeşil dokular ve su elemanlarıyla birlikte araştırma girişleri tanımlı ve davetkâr eşiklere dönüştürülür. Bu yaklaşım, yapıyı yalnızca bir çalışma mekânı değil, üretimin ve etkileşimin görünür olduğu bir araştırma platformuna dönüştürür.

Müze – Kütüphane

Bu yapı, bilgi üretimi ve kamusal görünürlük arasındaki ilişkiyi mekânsal bir ifade olarak ele alır. Kütle, yatayda uzanan ve üst kotta yarı geçirgen bir kabukla sarılan sade bir geometriye sahiptir. Üst hacmi çevreleyen düşey lameller, hem gün ışığını filtreleyen hem de iç mekândaki çalışma alanlarına kontrollü bir mahremiyet sağlayan ikinci bir cephe katmanı oluşturur. Bu yarı saydam kabuk, yapıya hafiflik kazandırırken, içerideki yoğun düşünsel üretimi dış dünyadan tamamen koparmadan sınırlar.

Alt kotta ise tam geçirgen bir cam cephe tercih edilmiştir. Bu sayede küratöryel seçkiler kentle doğrudan ilişki kurar; sergi ve koleksiyon parçaları dışarıdan okunabilir hale gelir. Malzeme paleti, açık tonlu prekast beton, alüminyum lameller ve geniş cam yüzeyler üzerinden sade ve dayanıklı bir dil kurar. İç mekânda ahşap yüzeyler, çalışma alanlarına sıcaklık ve akustik konfor kazandırır.

Peyzaj, yapının sert geometrisini yumuşatan, geçirgen ve akışkan bir zemin olarak ele alınmıştır. Bitkisel dokular, oturma elemanları ve su yüzeyi ile birlikte, kullanıcıyı yapı ile kent arasında kademeli bir geçiş deneyimine davet eder.

Sera

Bu yapı, endüstriyel hafızayı koruyarak yeniden işlevlendirme yaklaşımıyla ele alınmış bir sera olarak kurgulanır. Tasarımın çıkış noktası, eski oto sanayi kampüsüne ait kırıklı (shed/zigzag) çatı formunun korunmasıdır. Bu karakteristik profil, mevcut yapının kalıpları referans alınarak yeniden üretilmiş ve hafif çelik taşıyıcı sistem ile cam panellerden oluşan geçirgen bir kabuğa dönüştürülmüştür.

Şeffaf cephe ve çatı yüzeyleri, iç mekânda süreklilik gösteren bir ışık rejimi oluştururken, bitkisel üretimi destekleyen kontrollü bir mikroklima sağlar. Malzeme paleti, çelik, cam ve minimum detaylı birleşimlerle endüstriyel sadeliği sürdürür. Yapı, kullanıcıya yalnızca üretim değil; dolaşım, gözlem ve satın alma üzerinden katılımcı bir deneyim sunan, yaşayan bir peyzaj elemanı olarak çalışır.

Workshop

Bu yapılar, zanaat üretimi ve öğrenme süreçlerini görünür kılan, sade ve işlev odaklı atölye yapıları olarak kurgulanmıştır. Kütleler, modüler ve tekrarlı bir sistem üzerinden şekillenirken, geniş açıklıklar ve yüksek ışık alımı sayesinde üretim süreçleri doğal ışıkla desteklenmektedir. Malzeme dili, dayanıklılık ve dürüstlük üzerinden ele alınmış; betonarme taşıyıcı sistem, ahşap detaylar ve geniş cam yüzeylerle dengelenmiştir.

Turizm Yapıları

Kongre/Toplantı Yapısı Tip 01

Bu yapı, geçicilik ve süreklilik arasındaki gerilim üzerinden kurgulanan bir mimari dil üretir. Tasarımın ana teması, farklı zamanlarda değişen kullanıcı profillerine rağmen mekânın tutarlı bir karakter sunabilmesidir. Bu doğrultuda kütle, parçalı ancak dengeli bir kompozisyon olarak ele alınmış; geri çekilmeler, boşluklar ve cam yüzeylerle hafifletilerek monolitik algı kırılmıştır. Bu hareketler, yapıya hem davetkâr bir ölçek kazandırır hem de çevreyle kontrollü bir ilişki kurmasını sağlamaktadır.

Cephe dili, masif ve geçirgen yüzeyler arasındaki karşıtlık üzerine kuruludur. Açık tonlu prekast beton paneller, yapıya zamansız, nötr ve kurumsal bir ifade kazandırırken; geniş cam açıklıklar iç mekândaki geçici aktiviteleri dışa yansıtarak yapının sürekli değişen doğasını görünür kılar. Malzeme seçimi, sadelik ve dayanıklılık ilkeleriyle şekillenirken, yüzeylerin homojenliği kütlesel bütünlüğü güçlendirir. Bu yaklaşım, yapıyı hem arka planda kalan hem de gerektiğinde kendini gösteren dengeli bir kamusal yüzeye dönüştürür.

 Kongre/Toplantı Yapısı Tip 02

Bu yapı, kampüsün ana odağı olarak kurgulanan büyük ölçekli bir kongre yapısıdır ve mimari dilini güçlü bir geometrik sistem üzerinden tanımlar. Kütle, üst kotta süreklilik gösteren ve ritmik olarak tekrar eden kırıklı (shed) çatı elemanlarıyla karakter kazanır; bu sistem hem doğal ışığın kontrollü alınmasını sağlar hem de yapıya dinamik bir siluet kazandırır. Alt kotta ise geri çekilerek oluşturulan geçirgen zemin, yapının kamusal niteliğini güçlendirir ve yoğun kullanıcı akışlarını karşılayan bir eşik mekânı üretir.

Malzeme seçiminde, açık tonlu prekast beton paneller ana taşıyıcı ve ifade edici yüzey olarak öne çıkar. Bu paneller, derin pencere boşlukları ve düşey ritimle birlikte cephede gölge oyunları üretir. Geniş cam yüzeyler, iç mekândaki yoğun etkinlik akışını dışarı yansıtırken, ahşap detaylar yapının ölçeğini insanileştiren sıcak bir katman ekler.

Peyzaj, yapının anıtsal etkisini dengeleyen akışkan bir sistem olarak ele alınmıştır. Yoğun yeşil dokular, yumuşak dolaşım aksları ve açık alanlar, yapıya yaklaşımı kademeli hale getirir ve kongre işlevinin yoğunluğunu dağıtan bir kamusal zemin oluşturur.

Gastronomi Deneyim Alanları

Bu yapı, yerleşkenin merkezinde konumlanan ve bölgenin gastronomik kimliğini kamusal bir deneyime dönüştüren bir odak noktası olarak kurgulanmıştır. Tasarım dili, barn ve hangar estetiğinin geniş açıklıklı, yalın ve güçlü mekânsal karakterinden beslenir. Kırma çatının taşıyıcı sistemi olarak okunan çatı makasları, iç mekânda strüktürel bir ifade üretirken, yüksek tavanlı hacim ve asma kat kurgusu mekâna derinlik ve çok katmanlı kullanım imkânı kazandırır.

Üst örtüde kullanılan ahşap kaplama, yapıya sıcak ve davetkâr bir atmosfer kazandırırken, alt kotta tercih edilen betonarme yapı sistemi sağlamlık ve süreklilik hissi üretir. Ön cephenin tamamen cam doğrama ile çözülmesi, iç mekândaki foodhall yaşamını dışarıya taşır ve yüksek ışık geçirgenliği sayesinde gün boyunca değişen doğal ışıkla beslenen canlı bir iç ortam oluşturur.

Bu yapı, Trabzon ve Ortahisar’ın gastronomik değerlerini bir araya getiren, üretim, tüketim ve sosyal etkileşimi aynı mekânda buluşturan, yaşayan bir kamusal iç mekân olarak çalışır.

Oteller

Bu yapı, kampüse geçici olarak gelen kullanıcılar için konaklama ihtiyacını karşılayan bir otel olarak, dinginlik ve süreklilik hissi üzerinden kurgulanmıştır. Kütle, düzenli ve tekrarlı bir cephe sistemiyle okunabilirlik kazanırken, derin pencere boşlukları ve düşey ahşap paneller sayesinde ölçeği parçalanarak daha insani bir ifade elde eder. Bu ritmik cephe dili, hem güneş kontrolü sağlar hem de iç mekânlarda kontrollü bir mahremiyet oluşturur.

Yurtlar

Bu yapı, kampüse geçici olarak gelen kullanıcılar için konaklama ihtiyacını karşılayan bir otel olarak, dinginlik ve süreklilik hissi üzerinden kurgulanmıştır. Kütle, düzenli ve tekrarlı bir cephe sistemiyle okunabilirlik kazanırken, derin pencere boşlukları ve düşey ahşap paneller sayesinde ölçeği parçalanarak daha insani bir ifade elde eder. Bu ritmik cephe dili, hem güneş kontrolü sağlar hem de iç mekânlarda kontrollü bir mahremiyet oluşturur.

Malzeme paleti, açık tonlu prekast beton paneller, doğal ahşap yüzeyler ve geniş cam açıklıklar üzerinden dengelenmiştir. Beton yüzeyler yapıya zamansız ve kurumsal bir karakter kazandırırken, ahşap elemanlar kullanıcı deneyimini yumuşatan sıcak bir katman oluşturur.

Cam yüzeyler ise iç mekân ile dış çevre arasında görsel süreklilik kurar. Peyzaj, yapının konaklama işlevini destekleyen sakin ve korunaklı bir atmosfer üretir. Yoğun bitkisel dokular, yarı-özel açık alanlar ve gölgeli oturma bölgeleri ile birlikte kullanıcıya hem dinlenme hem de kısa süreli sosyalleşme imkânı sunan bir ara yüz oluşturur.

Konut Blokları

Konut blokları, proje alanının taşıyıcı ızgara aksı üzerinde tanımlanan modüler bir tipoloji sistemi ile üretilmektedir. Bu sistemde her blok; oturma alanı, daire sayısı ve giriş yönelimi bakımından farklılaşırken ızgara disiplinine bağlı kalarak kentsel sürekliliği korur. Bloklar ızgara içinde 3–6 m ileri-geri veya çapraz kaydırılarak cephe hiyerarşisi ve kentsel hareketlilik kazandırılmıştır.

Konut blokları üç yoğunluk kademesinde tanımlanmıştır. 5 katlı bloklar tamamen konut programı içerir; daire sayısı 4–5 arasında değişir. 6 katlı bloklar artan yoğunlukla birlikte bloklar arasında boşluklar açılmaya başlar ve kentsel hava dolaşımı desteklenir. 7 katlı bloklar zemin katı ticaret veya ortak kullanım olarak ayrılmış olup üst 6 katta konut barındırır; bu tip özellikle ana ulaşım akslarına ve kamusal alanlara yakın konumlarda önerilmektedir.

Konut bloklarının cephelerinde doğal taş ve sıva malzemelerin katmanlı kullanımı benimsenmiştir. Dış cephe sıvası üst katlarda hâkim yüzey olarak kullanılır; açık gri, pudra ve bej tonlarında, ince dokulu perdah sıva tercih edilir. Kot farklılıklarının yaşandığı ve yapıların yer ile temas ettiği yerlerde blokların kullanım çeşidini vurgulamak için farklı bitiş malzemeleri kullanılmıştır. Karma blokların sokak kotunu karşıladığı yerlerde düzensiz yükselen cephe hareketlerinde antrasit kaplama tercih edilmiştir. Konut bölgesinde cephe hareketliliği yüksek bloklarda konut traverten, cephe hareketliliği durağan bloklarda ise kızıl taş kaplama tercih edilmiştir. Bu malzeme sistemi, her bloğun tek bir malzemeyle değil katmanlı bir yüzey kurgusuyla okunmasını sağlar; böylece tekrar eden tipoloji hem ritim hem de çeşitlilik üretir.

Peyzaj ve Bitkilendirme Yaklaşımı

Projede bitkisel tasarım, farklı işlevleri bir araya getiren katmanlı bir sistem olarak ele alınmıştır. Bu doğrultuda; ağaç katmanı geniş taç yapıları ile gölge oluşturarak mikroklimayı iyileştiren bir üst örtü sağlarken, çalı katmanı mekânsal sınırları tanımlayan ve kullanıcı yönlendirmesini destekleyen bir ara katman olarak kurgulanmıştır. Zemin katmanında ise çayır karakterli, düşük bakım gerektiren bitkisel yüzeyler tercih edilerek hem doğal bir peyzaj dili oluşturulmuş hem de sürdürülebilir bir bakım yaklaşımı benimsenmiştir.

Ağaç Katmanı

  • Alnus glutinosa (Kızılağaç)
  • Salix alba (Söğüt)
  • Fagus orientalis (Doğu kayını)
  • Carpinus betulus (Gürgen)
  • Tilia tomentosa (Ihlamur)
  • Fraxinus excelsior (Dişbudak)
  • Acer campestre (Ova akçaağacı)
  • Platanus orientalis (Doğu çınarı)

→ Güçlü üst ölçekli yeşil doku

→ Gölgeleme ve mikroklima oluşturma

Çalı Katmanı

  • Rhododendron ponticum (Orman gülü)
  • Cornus sanguinea (Kızılcık)
  • Viburnum opulus (Kartopu)
  • Laurus nobilis (Defne)
  • Myrtus communis (Mersin)
  • Rubus fruticosus (Böğürtlen)
  • Corylus avellana (Fındık)

→ Mevsimsel çeşitlilik

→ Görsel süreklilik

Yer Örtücüler

  • Festuca arundinacea
  • Lolium perenne
  • Trifolium repens (Yonca)
  • Bellis perennis (Papatya)
  • Vinca minor (Cezayir menekşesi)
  • Sulak Alan Bitkileri
  • Phragmites australis (Kamış)
  • Typha latifolia (Saz)
  • Iris pseudacorus (Sarı süsen)
  • Juncus effusus (Hasır otu)
  • Carex spp. (Saz türleri)
  • Scirpus spp. (Kıyı sazları)

Malzeme ve Döşeme Kararları

Proje kapsamında zemin kaplamaları, suyun yüzeyde birikmesini önleyen ve toprağa sızmasını destekleyen geçirgen sistemler doğrultusunda ele alınmıştır. Bu kapsamda; meydanlar ve kaldırımlarda doğal taş malzemeler (granit, bazalt) tercih edilerek hem dayanıklı hem de yarı geçirgen bir yüzey kurgusu oluşturulmuştur. Park alanları ve dere kenarı yürüyüş hatlarında sıkıştırılmış toprak yüzeyler kullanılarak doğal geçirgenlik artırılmış, yüzey akışı minimize edilmiştir. Araç yollarında geçirgen beton çözümleri, bisiklet yollarında ise geçirgen renkli asfalt tercih edilerek suyun yüzeyden uzaklaştırılması yerine zemine iletilmesi sağlanmıştır.

Bu bütüncül yaklaşım ile zemin kaplamaları, suyun yerinde yönetimini destekleyen ve özellikle su ile ilişkili alanlarda ekolojik sürekliliği güçlendiren sürdürülebilir bir altyapı sistemi olarak kurgulanmıştır.

Kentsel Donatı Elemanları

Kentsel donatı elemanlarının üretiminde, alanda gerçekleştirilecek yıkım süreçleri sonucunda ortaya çıkan malzemelerin yeniden kullanılması önerilmektedir. Bu yaklaşım ile atık oluşumunun azaltılması ve malzeme döngüsünün desteklenmesi hedeflenmiştir.

Mekânsal Deneyim

Alan, kullanıcıya su ile temas kurabildiği, kesintisiz hareket edebildiği ve farklı ölçeklerde mekânsal deneyimler yaşayabildiği bütüncül bir peyzaj kurgusu sunmaktadır. Bu doğrultuda; su öğesi ile kurulan yakın ilişki, kullanıcı deneyimini zenginleştirirken, süreklilik gösteren yaya akışları alanın dinamik yapısını güçlendirmektedir. Farklı ölçeklerde tanımlanan mekânlar ise hem bireysel hem de kamusal kullanımlara olanak tanımaktadır. Tüm bu kurgular, yoğun ve kesintisiz yeşil doku ile desteklenerek termal konforu artıran, doğa ile bütünleşmiş ve kullanıcı odaklı bir mekânsal deneyim üretmektedir. Proje yalnızca fiziksel değil; sosyal dönüşüm modeli olarak ele alınır.

– Kamusal alan sürekliliği

– Komşuluk ilişkileri

– Topluluk etkinlikleri

– Üretim temelli paylaşım

SONUÇ

İçre, üretim hafızasını silmeden dönüştüren, su ve peyzajı kentsel yaşamın merkezine yerleştiren, çok katmanlı ve süreklilik üreten bir kentsel modeldir.

Bu modelde: doğa altyapıya dönüşür üretim kamusal yaşama karışır mekân, deneyim üzerinden tanımlanır ve kent, bir nesne değil, yaşayan bir süreç haline gelir.

Etiketler

Bir yanıt yazın