Ahmet Baylan, Gizem Ulukardeşler, Merve Nur Aydın, Pelin Çatıkkaya, Çağrı Ayan Sancar, Esma Nur Kılıç ve Berra Görmüş'ün Trabzon Ortahisar Sanayi Mahallesi Kentsel Tasarım Fikir Yarışması için tasarladığı proje önerisi.
Asılı ipin ucundaki ağırlıkla iki zıt kutup arasında ritimsel hareket ederek kurulan denge anlamına gelen Sarkaç, karşıt eşikler arasındaki çarpık ilişkileri yeniden kurgular.
Geçmiş ile gelecek, doğa ile kent, tarihsel doku ile güncel yaşam, sakin mekânlar ile eğlenceli mekânlar, yaya yolları ile araç yolları, kara ile su gibi zıt kutuplar arasındaki sürekli denge arayışını tarifler. Kentin içinde bulunduğu ikilikler ve sorunlar içerisindeki potansiyelleri, farklı kot ve zeminlerde; akışkan ve sürekli bağlantılarla açığa çıkarır.
Sarkaç; Trabzon kentinin ağırlık merkezinde, Trabzon Meydanı, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve havaalanı gibi önemli mekânları birbirine bağlar. Doğu ve Batı bölgeleri arasında bir denge sağlar. Kenti Karadeniz’e ve Değirmendere’ye yaklaştırarak; insan, kent yaşamı ve doğal yaşam arasında geçişken ve temaslı bir denge kurar.
Matematikte sarkacın ritmik hareketlerinin grafiksel karşılığı, aşağı-yukarı hareket eden yarı düzenli sistematik çizgilerdir. Tasarım bu çizgilerden hareketle yaya ve araç sirkülasyonunu yeniden ele alırken; dikey düzlemde düşük ve yüksek kot farkları ile hareketli ve dengeli mekânlar kurgular.
Tasarım alanı yıllardır süregelen tarihsel süreç boyunca; geçmiş ve gelecek, doğal ve beşerî, hafıza ve dönüşüm, yaya ve araç, kıyı ve kavşak, Değirmendere ve sanayi bölgeleri, kamu ve özel mülkiyet gibi pek çok ikiliğin (zıt eşiklerin) arasında kalmıştır. Bu durum bölgede giderek artan ekolojik dengenin bozulmasına, beton ve asfaltın orantısız çoğalmasına, düzensiz sanayileşmeye ve çarpık yapılaşmaya; bunun doğal sonucu olarak da kent içi sosyo-kültürel fonksiyonların ve kamusal kıyı kullanımının zayıflamasına neden olmuştur.
Sarkaç, tahrip olan tüm bu ilişkileri, zıtlıkları ve eşikleri yeniden ele alır. Kullanıcı, ihtiyaç, ekoloji ve hafıza gibi farklı paydaşları mekânsal çözümlemelerle bir araya getirir.
Mevcut durumu yok saymaz; var olanı kabul eder ve gerçek ile ideal arasında bir denge kurar. Böylece Sarkaç, kentin sürekli denge arayışını temsil eden bir sistem olarak, kopuşları sürekliliğe dönüştüren bütüncül bir kentsel yaklaşım önerir.
1. PROJE TANIMI VE TASARIM YAKLAŞIMLARI
Proje alanı, kent merkezinde uzun yıllar üretim faaliyetleriyle şekillenmiş; ancak günümüzde işlevini yitirmeye başlayan sanayi dokusunun dönüşüm potansiyelini barındıran kritik bir eşik alanıdır. Bu dönüşüm, yalnızca fiziksel bir yeniden düzenleme değil; kentin ekolojik, sosyal ve mekânsal sürekliliğini yeniden kurma fırsatı olarak ele alınmaktadır. Bu doğrultuda proje, alanı statik imar kararları bütünü olarak değil; kendi içinde yaşayan, çevresiyle etkileşim kuran ve farklı katmanları bir araya getiren dinamik bir kentsel sistem olarak ele almaktadır.
2. KAVRAMSAL ÜST ÖLÇEK YAKLAŞIMLARI
Trabzon’un kentsel gelişimi, tarihsel derinliği ile modern ulaşım kararları arasındaki gerilimde şekillenen kırılgan bir yapı sergilemektedir. Doğal sistemler, tarihsel katmanlar ve ulaşım ağlarının üst üste binmesiyle oluşan bu çok katmanlı yapı, zaman içerisinde bütüncül ilişkisini kaybederek parçalı ve kopuk bir kentsel organizasyona dönüşmüştür. Kentin topoğrafya ile kurduğu dengeli ilişki, yerini sert eşiklere ve mekânsal kopuşlara bırakmış; bu durum Trabzon’u hem fiziksel hem de ekolojik anlamda kırılgan bir yapıya sürüklemiştir.
2.1. Kırılgan Kent: Kimliğin ve Doğanın Kaybı
Trabzon’un kentsel gelişimi, tarihsel derinliği ile modern ulaşım kararları arasındaki gerilim içinde şekillenmiş; doğal sistemler, tarihsel katmanlar ve ulaşım ağlarının üst üste binmesiyle çok katmanlı bir yapı ortaya çıkmıştır. Bu yapı zamanla bütüncül ilişkisini kaybederek parçalı ve kopuk bir kentsel organizasyona dönüşmüştür.
Topoğrafya ile kurulan dengeli ilişki yerini sert eşiklere bırakmış; bu durum kenti hem fiziksel hem de ekolojik açıdan kırılgan hale getirmiştir.
Tarihsel olarak denizle doğrudan ilişki kuran ve yeşil sırtlara yaslanan bir liman kenti olan Trabzon, 1950’lerden itibaren bu niteliğini büyük ölçüde yitirmiştir. Hızlı kentleşme ve coğrafyayı göz ardı eden ulaşım kararları, doğal ve kültürel bileşenler arasındaki bağı zayıflatmıştır.
Bugün kent; parçalanmış, doğal sürekliliği kesintiye uğramış ve kamusal yaşamı zayıflamış bir yapı sergilemektedir.
2.2.Kentsel Eşikler. Süreklilikten Bariyere
Trabzon’un mekânsal kurgusu tarih boyunca belirli eşikler üzerinden şekillenmiştir. Antik sur sistemi ve kenti dikeyde bölen vadiler (Zağnos, Tabakhane, Değirmendere), yerleşimin yönünü belirleyen doğal ve savunma odaklı eşikler olarak çalışmıştır. Bu eşikler, kentsel organizasyonu tanımlayan ve katmanlar arası ilişkiyi kuran geçirgen sınırlar üretmiştir. Günümüzde ise bu eşik sistemi dönüşerek sertleşmiş; tarihsel surların yerini Karadeniz Sahil Yolu, Tanjant Yolu ve viyadükler gibi ulaşım altyapıları almıştır. Bu yeni eşikler, kentsel dokuyu bölen, erişilebilirliği kısıtlayan ve sürekliliği kesen modern bariyerlere dönüşmüştür. Bu bağlamda eşik, sınır tanımlayan bir öğe olmanın ötesinde, kopuşların üretildiği ve yoğunlaştığı alanlar haline gelmiştir.
Bununla birlikte Sülüklü Mezarlığı gibi alanlar, kentsel belleği taşıyan ve kent içinde farklı bir mekânsal duruş sergileyen manevi eşikler olarak varlığını sürdürmektedir.
Ancak bu alanlar da modern hareketlilik sistemleri içerisinde sıkışarak hem fiziksel hem de anlamsal olarak kopuş yaşamaktadır.
Kopuşlar. Deniz, Doğa ve Hafıza Arasında Parçalanma
Modern ulaşım kararları, kentin temel bileşenleri arasında ciddi kopuşlara neden olmuştur. Karadeniz Sahil Yolu’nun inşası ve kıyı dolgu çalışmaları, kentin denizle olan fiziksel ve görsel ilişkisini büyük ölçüde koparmış; kentlilerin denize erişimi ancak üst geçitler gibi dolaylı bağlantılar üzerinden mümkün hale gelmiştir.
Benzer şekilde Zağnos ve Tabakhane vadileri, üzerlerinden geçen viyadükler ve Tanjant Yolu ile parçalanmış; bu vadilerin ekolojik koridor olma özelliği kesintiye uğramıştır. Değirmendere vadisi ise sert zeminler ve ulaşım altyapıları ile baskılanarak doğal sürekliliğini kaybetmiştir.
Bu kopuşlar yalnızca mekânsal değil, aynı zamanda zihinsel bir kırılma da üretmektedir. Eski terminal alanı ve 1. Küçük Sanayi Sitesi gibi alanlar, işlev kaybı ve düzensiz dönüşüm süreçleri nedeniyle kentsel bellekten kopma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Böylece kent, hem doğa ile hem de kendi geçmişiyle olan bağını zayıflatmaktadır.
Bu bağlamda eşik, yalnızca ayrıştıran bir sınır değil; farklı katmanlar arasında ilişki kurma potansiyeli taşıyan bir ara yüz olarak yeniden ele alınmaktadır. Kopuşların yoğunlaştığı bu alanlar, doğru kurgulandığında kentsel sürekliliği yeniden üretebilecek kritik temas noktalarına dönüşmektedir.
Sarkaç: Kopuşları Dengeyle Onarmak
Sarkaç, kentin içinde bulunduğu kırılganlık ve kopuş noktalarında devreye girer. Zıt kutuplar geçmiş ve gelecek, doğa ve kent, kara ve su – arasında ritmik bir denge kurarak kopmuş ilişkileri yeniden bağlamayı hedefler. Bu doğrultuda tasarım; yaya odaklı ulaşım kararları, ekolojik onarım stratejileri ve çok katmanlı mekânsal ilişkiler aracılığıyla kopuşları akışkan ve süreklilik üreten bağlantılara dönüştürür. Sert eşikler geçirgen arayüzlere, kopuk alanlar etkileşimli kamusal mekânlara evrilirken; Trabzon parçalanmış ve kırılgan bir yapıdan, ilişkisel ve dengeli bir kentsel organizmaya dönüşme potansiyeli kazanır. Bu bağlamda kırılganlık, bir zayıflık değil; yeniden kurulan dengeler üzerinden kentsel dönüşümün temel girdisi haline gelir.
