MEES Mimarlık tarafından "Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal Kültürel ve İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması" için tasarlanan proje önerisi.
Düşünsel Yaklaşım
“Bir Kültür Taşıyıcısı Olarak Muğla Kültür Sahnesi”
Muğla kültürü; üretilen, öğretilen ve kültür taşıyıcıları ile aktarılan bir kültürdür. Muğla kültür taşıyıcıları; kültürel miras değerlerini usta-çırak ilişkisiyle geçmişten geleceğe aktaran zanaatkârlar ve yerel halk bilginleridir. Muğla’da öne çıkan kültür taşıyıcıları; Menteşe geleneksel ahşap oyma sanatçıları, geleneksel tel kırma sanatı işlemecileri, geleneksel dans, zeybek ve müzik kültürünü yaşatan halk oyunu uzmanları, Milas halısı dokuyucuları, keçeciler, Bodrum çömlekçileri ve Karabağlar yayla kahvehanelerini yaşatan kahveciler gibi, kendine has başarıları ve Saburhane evleri ile yayla kültürünü yaşatan kişilerdir.
Öneri tasarım, yalnızca etkinlik sunan bir yapı olmanın ötesinde bir kültürel aktarım alanı sunan, Muğla’nın yaşayan kültürünün ve mekânsal pratiklerinin devam ettirilip, usta çırak ilişkisi ile genç kuşaklara aktarılarak yaşatılacağı kamusal bir mekân olması hedeflenmektedir. Muğla’da öne çıkan değerlerin gençlere ve çocuklara benimsetildiği, kolektif üretimi destekleyen, gündelik hayatın ve üretimin parçası olan, insan ölçeğini odağa alan, sosyal etkileşimi yüksek ve farklı toplulukları buluşturarak tüm kente ev sahipliği yapacak kamusal bir yaşam kurgulanması amaçlanmıştır.
Kent Ölçeğinde Projenin Anlamı
“Önce yaşam, sonra mekânlar, sonra binalar. Tersi sadece bazen işe yarar.” Jan Gehl, İnsan İçin Kentler, 2010.
Bir alanı, özellikle bir kültür yapısını gerçekten yaşanabilir yapan binalardan çok, o binalar arasında gelişen kamusallık; insan ilişkileridir. Günlük yaşantının öncelendiği bu yaklaşımda; insanların nasıl buluşacağı ve vakit geçireceği, bu noktalarda kamusallığın nasıl artırılacağı ve toplumsal bütünleşmenin nasıl sağlanacağı üzerine düşünülmüştür. Bu kapsamda tasarlanacak kültür yapısı, tarihi çevrede bulunmasının getirdiği potansiyel doğrultusunda, ticari, sosyal ve kültürel aksları merkezileştiren bir konumda yer almaktadır. Bölgedeki tarihi çevrenin de etkisiyle büyük ölçüde korunan az katlı yapılaşma, insan ölçeğini vurgulayarak kamusallığı artırmaktadır.
Tarihi Doku ile Uyumlu Kurgu ve Malzeme Kararları
Tarihi çevre ve binalar ile uyumlu, gabari olarak onları aşmayan, tarihi bölgedeki parçalı kitle formunu koruyan, beyaz renk ve ahşap malzeme tercihleriyle geleneksel dokuyu saygılı bir tasarım dili oluşturulmuştur. Böylelikle tarihi çevreye ve yapı kitlesi ile öne çıkmayan, tarihi çevreyle benzer ölçekte yapılan ancak tasarım kurgusu, yapım yöntemi, malzemenin kullanım şekli ile bugünü yansıtan özgün bir yapı kurgulanmıştır.
Mekânsal Yaklaşım
Tasarlanan kültür yapısı, açık alanlarıyla, peyzajıyla, cephesiyle, kente bıraktığı boşluklarıyla tarihi dokuyu koruyan, tescilli binaların gabarisini aşmayan, kütlesiyle öne çıkmayan, çevreye saygılı ve en önemlisi insan ölçeğini önceleyen biçimde tasarlanmıştır.
Projenin ana fikri; sıkışık kent dokusu içerisinde, sınırlı metrekareye sahip olan proje alanında kamusal kullanım yüzeyini, alanını maksimum düzeyde arttırmaktır. Tarihi merkezlerde zemin katlar, sadece sokağa açılan bir cephe değil; kentin kolektif hafızası ile binanın modern işlevlerinin karşılaştığı bir sınır bölgesidir. Bu sebeple kot farklarından da yararlanarak zemin kat ve bodrum kat bu birlikteliği sağlayacak şekilde kurgulanmıştır. Binanın cephe verdiği tüm yüzeylerde bina mümkün oldukça geri çekilerek kamusal alanları yarı açık mekânlarla sokağa, yola, açık alana taşıması amaçlanmış ve cephede bu ara yüzlerle açık alanda kamusal bir ilişki kurulması hedeflenmiştir.
Kültür Platformu ve Çok Amaçlı Esnek Salon
Akdeniz ikliminin hâkim olduğu Muğla’da, Akdenizli olma hali yaşantıyı şekillendirmektedir ve ortak etkinliklerde açık ve yarı açık alan kullanımı oldukça yaygındır. 1. katta oluşturulan kamusal kültür platformu, çok amaçlı esnek salonla birleştirilerek yoğun bir kamusallık hedeflenmiştir. Kurşunlu Camii yönünden Koca Mustafa Efendi Caddesi’ne ulaşan kamusal bir amfi ile ulaşılan bir kültür platformu, çok amaçlı esnek salonla birleşmekte, açılır sahne sistemiyle açık-yarı açık ve kapalı alanın bütünleşmesine olanak sağlamakta ve yılın 365 günü yaşayacak şekilde esnek kullanım senaryolarını barındırmaktadır.
Çok amaçlı esnek salon kitlesinin cephesinde Muğla yerel motif ve dokuma desenleri soyutlanarak, ahşap malzemeden cephe elemanı tasarım ögesi olarak kullanılmıştır.
Çatı formuyla geleneksel mimariye, ve çevreye saygılı, plan notlarıyla uyumlu olarak tasarlanmıştır. Hem malzeme, hem de kütlede yer alış biçimiyle ana öğe olarak vurgulanmıştır. Salon tiyatro, konser veya film gösterimi düzenlemeye uygun, hareketli oturma düzenine sahip, gündüzleri atölye ya da sergi alanına dönüşebilen, gerektiğinde kültürel etkinliklere, söyleşilere, düğün, toplantı vb. organizasyonlara ev sahipliği yapabilecek şekilde tasarlanmıştır.
Üretim ve Kültürel Aktarım
Bodrum katta tescilli Atatürk İlkokulu yönünde atölye ve eğitim mekânları dış mekânla ilişkili şekilde kurgulanmış, zemin katta Kurşunlu Camii ve meydanına açılan bölgede kitap kafe ve dijital kütüphane ile gençlerin sürekli uğrak noktası olacak, kültürel giriş olanağı sağlayan kamusallığı yüksek mekânlar tasarlanmıştır.
Geleneksel zanaatların yaşatıldığı el işi atölyeleri ile podcast stüdyosu gibi yeni nesil üretim ortamlarını da destekleyen bölünebilir alanlar tasarlanmıştır. Bu sayede aynı mekân günün farklı saatlerinde ya da haftanın belirli günlerinde çeşitli etkinliklere uygun olarak kullanılabilmektedir. Sokaktan geçen bir çocuk veya bir yaşlı, içeride üretim yapabilir veya bir ürünün nasıl yapıldığını izleyebilir, bir zanaatın nasıl icra edildiğini ustalarından öğrenebilir. Böylelikle üretme ve izleme ilişkisi sokakla kurularak kamusallık arttırılmaktadır. Sokaktan geçen kültür üretimine de tanıklık ederek bir parçası olmakta ve böylelikle üretim kamusallaştırılmaktadır.
Bu doğrultuda proje; Muğla’nın yaşayan kültürünün devam ettirilmesini, kültürel aktarımın desteklenmesini ve tarihi kent merkezinde kamusal yaşamın güçlendirilmesini amaçlayan bir kültür yapısı olarak kurgulanmıştır.
