Katılımcı, Kore Savaşı Anma Alanı ve Ziyaretçi Merkezi Mimari Proje Yarışması

MİMARİ PROJE RAPORU

“Bir savaşı anmak aynı zamanda onun pek çok korkunç yönünü, konuşulamayacak tahribini ve hayal edilemeyecek ıstırabını hatırlamamak anlamına gelir.”

Edward Casey

Yakın tarihin doğu ve batı geriliminden kaynaklanan en büyük trajedilerinden birisi olan Kore Savaşı, 1950’li yıllarda pek çok insanın hayatını kaybetmesine, maddi ve manevi yıkımlara neden olmuştur. Üç yıl kesintilerle süren savaş, dünyaya hakim güçlerin sahnelendiği bir ortama dönüşmüştür. “Mecbur kalmadıkça savaş cinayettir” diyen bir önderin kurduğu devlet olan Türkiye de, kendisini ekonomik ve siyasi olarak güvence altına almak için, kendisine ait olmayan bir savaşa, yurt topraklarından uzak bir coğrafyaya asker gönderme kararı almıştır. Bilinmez bir coğrafyaya doğru yapılan bu yolculuk tasarımın ana fikrini oluşturmaktadır. Bu ana fikir ile bağlantılı olarak projede; deniz yoluyla bir aylık süren bir yolculuk askerlerin zihninde nasıl bir coğrafya hayali ile geçmiştir ve bu bilinmezlik projede nasıl temsil edilebilir? sorularına yanıt aranmaktadır. Edward Casey’in belirttiği “hatırlamama”nın tersine, tasarımda savaşta askerlerin gözünden yaşanan bütün süreci ziyaretçilere yansıtmak hedeflenmektedir.

“Geçmişin temsil edilme biçimi, neyin nasıl hatırlanacağını belirler.”
M.Foucault

Anma mekânı hatırlama ve unutma pratiğinin mekansallaştığı yerdir. Ayrıca geçmişte yaşanan olayların kolektif belleklerde canlı tutulmasını sağlamak amacıyla oluşturulan bir kamusallığı temsil etmektedir. Bu kapsamda proje ile ikinci bir şahıs tarafından yaşanmayan/yaşanamayacak bir olayın/trajedinin nasıl somutlaştırılabileceği üzerine odaklanılmıştır. Proje ile;

– Yaşanmayan bir olaya ortak olma düşüncesi nasıldır?

– Yaşanmış duyguları mekân üzerinde somutlaştırma imkanı var mıdır?

– Yaşanmış olayların beraberinde gömdükleri bilinmezlikler hatırlanabilir mi? şeklinde farklı sorulara cevaplar aranmaktadır.

Proje ile savaşın dramatik ve trajik kısmı ön plana çıkarılarak, insanları barışın önemini bulmaya ve anlamaya yönlendirmek hedeflenmektedir. Fakat bu durum dikte edilmiş, buyurgan bir senaryo yerine, proje alanının verileri kullanılarak daha dinamik bir hatırlama süreci olarak tasarlanmıştır. Üretilmiş hafızanın iletilmesi yerine bireysel hatırlama ve anlama imkanları ile kişisel deneyimler ön plana çıkarılmaktadır. Bu durumun anma mekânları ve bireyler arasındaki etkileşimi arttıracağı düşünülmektedir.

Tasarım Kararları

1. Çevresel Veriler

Proje alanı Lüleburgaz kent merkezine yaklaşık 2,5-3 km uzaklıkta yer almaktadır. Askeri alan ve sanayi alanlarına yakın olan proje alanı Turgutbey Caddesi ile kent merkezine bağlanmaktadır. Alanın kent merkezinin dışında yer alması nedeniyle projede kentle kır arakesitinde konumlanacak bir yaklaşım geliştirilmiştir.

2. Ulaşım

Eski İstanbul-Kırklareli Yolu ve Tatarköy Yolu kesişiminde yer alan proje alanı Turgutbey Caddesi ile merkeze bağlanmaktadır. Proje alanının merkeze uzaklığı nedeniyle toplu taşıma ve özel araç ile ulaşımın sağlanacağı düşünülmektedir. Bu nedenle ana girişin yer aldığı Turgutbey Caddesi (Eski İstanbul-Kırklareli Yolu) üzerine bir otobüs durağı önerilmektedir. Ayrıca merkeze olan uzaklığın 2,5 km olması nedeniyle alana bisiklet ile ulaşımın da sağlanacağı öngörülmektedir. Bu nedenle erişilebilirliğin arttırılması amacıyla kent merkezi ve proje alanı arasına bisiklet yolu yapılması önerilmektedir.

3. Mekansal Kurgu

Tasarım ile savaşın yıkımı ve parçalayıcılığı mekâna yansımaktadır. Topografya verileri ve korunacak ağaçlar göz önüne alınarak oluşturulan tasarımda parçacıl bir mimari yaklaşım benimsenmiştir. Ön koşul olarak zayıf görülen 3 ağaç hariç proje alanı içerisindeki ağaçlar korunarak, kütleleşme ağaçlar arasındaki boşluklara sızarak gerçekleştirilmiştir. Alan genelinde peyzaj elemanları ile oluşturulan özgür rota bireysel hatırlama deneyimine katkı sağlamaktadır. Yaşayan malzeme kullanılan peyzaj tasarımında, malzemelerin zamanla eskimesi ile yaşanmışlık hissi verilmesi amaçlanmaktadır. Projenin toplam 1350 m2 kapalı alanı bulunmaktadır.

Turgutbey Caddesi’nden (Eski İstanbul-Kırklareli Yolu) alınan ana girişle birlikte tasarımda “bilinmeyene yolculuk” izleri sürülmeye başlanmaktadır. Askerlerin savaşta bilmedikleri coğrafyaya olan yolcukları tasarıma da “bilinmezlik” olarak yansımakta ve giriş bu kapsamda daha saklı tutularak, ulaşılmaya çalışılan mekan hakkında insanların algılarında muğlaklık ve merak yaratmaktadır. Protokol girişi için tasarlanan ayrı giriş, askeriyeye daha yakın konumda olan Tatarköy Yolu’ndan sağlanmaktadır. Bu giriş yönlendirici peyzaj elemanları ile birlikte şeref odasına direkt bağlantı sunmaktadır.

Servis girişi ziyaretçi otoparkı ile bağlantılı olarak +3.50 kotundan sağlanmaktadır.

Yerleşim ölçeğindeki tasarım kararlarının ardından, mekan ölçeğinde alınan kararlar işlevlere göre detaylandırılmaktadır.

a) Sergi Salonları

Bilinmez bir yolculuk sonrası ulaşılan ana binada askeriyeye ait envanterlerin sergilenmesi için farklı salonlar oluşturulmaktadır. Bu salonlar sergilenen envanterlerle birlikte ziyaretçileri, askerlerin çıktığı yolculuğa eşlik etmelerini sağlayarak, yaşanılan hikayeye ortak olmayı ve bireysel bir anma gerçekleştirilmesini sağlamaktadır.

Geçici sergi salonu sadece bu mekan için gelen ziyaretçilerin kolay erişimi açısından ana giriş holü ve danışma ile bağlantılı olarak tasarlanmıştır. Farklı etkinliklere göre şekillenebilen esnek bir mekan oluşturmaktadır. Bu salon içerisinde ayrı bir küratör odası da tasarlanmış, bodrum kattaki depo alanı ile doğrudan bağlantı sağlanmıştır. Ayrıca servis girişi için ana girişin yer aldığı arka cepheden, ofis birimlerinin bulunduğu +3.50 kotundan giriş alınarak, bodrum katla bağlantısı sağlanmaktadır.

Kalıcı sergi için tasarlanan ilk salon-yolculuk salonu ile Türk askerinin savaş sırasındaki yolculuğu anlatılmakta, salonda kullanılan su ögesi ile deniz aşırı yolculuk yapılması ve yarımada kavramları temsil edilmektedir. İkinci salon-savaş salonu savaşın soğukluğunu ve kasvetli hissini duvarlar ve sıcaklık dengesi ile ziyaretçilere yansıtmaktadır. Üçüncü salon-kayboluş salonu ile bilinmeyen bir coğrafyada olmanın sonucunda askerlerde oluşan kaybolmuşluk hissi temsil edilmektedir. Ziyaretçilerin de bu salonda yönlerini kaybetmeleri ve bir an için o algıyı yaşamaları beklenmektedir. Dördüncü salon-bırakılanlar salonunda savaş sonunda çok fazla şehit veren Türk askerinin geride bıraktıklarına karşı duyduğu özlem yansıtılmaktadır. Ölümün temsil edildiği çökertilmiş alanla geride bırakılanlara (şehitlere, kayıplara) karşı duyulan saygı ifade edilmektedir. Son salonda askerlerin dönüş yolculuğu anlatılarak, savaşın bitmesi sonucu ışığa ve aydınlığa kavuşulması ile umutların tekrar canlandığı ziyaretçiye aktarılmaktadır. Savaşın bitmesi ile barışa ulaşılması aydınlık geleceklere doğru bir yönlenmeyi yansıtmaktadır. Bu şekilde oluşturulan sergi salonları ile Türk askerinin savaş süresince hissettikleri ve yaşadıklarının ziyaretçilere sergiyi deneyimlerken aktarılması amaçlanmaktadır.

b) Çay Salonu ve Satış Birimi

Çay salonu sergi salonlarının çıkışında yer almaktadır. 0.00 kotunda yer alan, açık ve kapalı alanı olan salonun tören alanı ile doğrudan bağlantısı bulunmaktadır. Çıkışla bağlantılı, ayrı bir kütle olarak tasarlanan satış birimine tören alanından direkt bağlantı bulunmaktadır.

c) Tören Alanı

Patlama etkisi ile yarılan bir mekanı temsil eden tören alanı kamusallığı vurgulayarak, avlu şeklinde tasarlanmıştır. Açık mekanlar arasındaki bütünlüğün oluşturulması açısından, binalara giriş ve çıkışlar bu avlu üzerinden sağlanmaktadır. Ziyaretçilerin binayla ilk karşılaşmaları da yine bu avlu üzerinden olmaktadır. Protokol girişi ve ana giriş ile doğrudan bağlantısı bulunan tören alanı şemaya uygun olarak tasarlanmıştır, yaklaşık 700 m2‘dir.

Ayrıca anma bahçeleri ile de direkt bağlantısı bulunmaktadır.

Bilgiyi temsil eden kütüphane birimi ana salondan ayrıştırılarak, toplanma meydanı ile doğrudan bağlantı kuracak şekilde tasarlanmıştır. +4.00 kotunda yer alan okuma salonu manzaraya hakim bir konumdadır ve ziyaretçilere çalışma imkanı sunmaktadır. Okuma salonunun yukarda olması bilginin yüksekliğinin bir temsili şeklindedir.

d) Şeref Salonu

Askeriyeye yakın konumda olan Tatarköy Yolu’ndan alınan protokol girişi şeref salonu ile doğrudan bağlantılı olacak şekilde tasarlanmıştır. +3.50 kotunda yer alan şeref salonu tören alanına hakim bir noktada yer almaktadır. Ayrıca tören alanı ve çay salona çekirdek ile bağlantı kurulabilmektedir.

e) Anıtlar

Tören alanında yer alan anıt duvar, savaşın çıkmasına neden olan 38.paralel üzerinden günümüz Kuzey ve Güney Kore’nin kırılmasını, yan yana temsil etmektedir. Ayrıca anıtın arkasında, anma bahçesi içerisinde yer alan kazıklar ile oluşturulan Kore Savaşı anıtında savaşta şehit olan askerlerimizin isimleri yazılmaktadır. Tören alanından yüksekte olan bu anıt ile şehitlere olan saygının temsili şeklindedir. Ayrıca bu kazıklar arkasında peyzajın oluşturduğu, sık ağaçlık alana doğru yayılan ve kök salan fon ile bütünleşmektedir.

Tören alanı ile bağlantılı anıtlar dışında proje alanında umut ve siper isimli iki anıt daha yer almaktadır. Berlin duvarı ile birlikte anıtın anlamının değişmesiyle, anıt izleyici ile ilişki içerisinde olduğu mekanlar yaratmaktadır. Anma bahçesi içinde yer alan yürüyüş rotasında yer alan siper anıtı bireysel bir anma alanı oluşturarak ziyaretçilere bireysel olarak hatırlama ve anlama imkanları sunmaktadır. Umut anıtı ise askerlerin yurda dönüşünün temsil edildiği Işık Salonu ile bağlantılı şekildedir. Salondan görülebildiği gibi dış mekandan da bağlantısı bulunmaktadır. Bu şekilde bireysel hatırlama ve anlama imkanlarının sağlanması ile ziyaretçi ve anıtlar arasında etkileşimsel bir boyut oluşturulacağı öngörülmektedir.

4. Sürdürülebilirlik ve Ekoloji

Binaların tasarımında çökertilmiş tören alanının hafriyatından çıkan toprak, katkı malzemeleri eklenerek sıkıştırılmış ve çelik donatı ile desteklenerek dış duvarlarda kullanılmıştır. Oluşturulan bu malzeme ile geri dönüşüm yapılarak, çıkan hafriyatın değerlendirilmesi sağlanmaktadır. Ayrıca binalarda yeşil çatı kullanımı ile ekonomik ve çevresel fayda sağlanması göz önüne alınmaktadır.

PEYZAJ RAPORU

Bitkisel peyzaj stratejisi ve karakteri, alanın coğrafyası göz önüne alınarak olabildiğince doğayla uyumlu bitkilerle kurgulanmıştır. Tasarım alanında ziyaretçiye gizli patika yollar, alana giriş aksları ve dinlenme alanları sunulmuştur. Bu alanlarda mevcut doğal dokuyu vurgulayan ve bu dokuyla bütünleşen çalı ve ağaç grupları tasarlanmıştır. Siper ve anma bahçesinde dinlenme ve anma mekanları tasarlanmış olup ziyaretçinin kokusuyla ve renkleriyle farklılık yaratan bitki grupları ile alanın atmosferini deneyimlemesi sağlanmıştır.

Alan düz bir morfolojiye sahiptir. Alan genelindeki kot farkı 1 metreyi geçmemektedir. Alanın güneydoğu ve batısında askeri alan yer almaktadır. Askeri alanlarda sık orman dokusu görülmektedir. Alanın doğu ve batı girişindeki karşılama aksında ritmik 7 servi (Cupresus sempervirens) ağacı savaşta hayatını kaybeden 741 askere vurgu yapmak için giriş aksı boyunca yerleştirilmiştir. Savaşta bilmedikleri bir coğrafyaya giden Türk askerlerinin karşılaştıklarına ithafen gizemli ve varacağı rotanın belirsizliğini ifade eden rampalı girişler önerilmiştir. Rampalı girişlerle tören alanına ulaşılmıştır.

Tören alanından yolculuk salonuna geçtiğimizde bizi su yüzeyi karşılamaktadır. Bu su yüzeyi bize Kore’ye savaşa giden askerlerimizin denizle ilk karşılaştığı anı anlatmaktadır. Su yüzeyinin ortasında Kore’nin milli bitkisi olan Hibiscus syriacus (Ağaç Hatmi) türü kullanılmıştır. Hibiscus syriacus Kore’de ”ölümsüzlük çiçeği” olarak bilinir. Hatmi çiçeğinin özelliği dalından koparıldıktan sonra uzun bir müddet solmamasıdır. Bu alan anısal bir karşılamanın peyzajla bütünleşmesi niteliğindedir.

Alandaki mevcut ağaçların büyük bir kısmı ve alan genelinde bulunan çayır-mera dokusu korunmuştur. Alanda yaşayan, sürdürülebilir bir bitkisel tasarım yapılmıştır.

Zaman içerisinde alana getirilen öncü bitkiler ve kuvvetli rüzgârın etkisiyle tohumlar yayılarak alanda rastgele bir desen ve kimlik oluşturacaktır. Çayır-mera dokusu alanın doğal kimliğini korumada önemli bir rol oynamaktadır. Bunun dışında seçilen yaşayan malzemelerin arasından filizlenen ağaçlar, çayır-mera örtüsü alanda yaşanmışlığa vurgu yaparken çeşitliliği sağlayacaktır. Doğayla uyumlu bu yeni bitkisel doku karşılıklı olarak birlikte var olacak ve doğanın bir parçası olacaktır. Doğal peyzajın karakteri ormandır. Mevcut yerel orman dokusunun devamlılığını sağlamak ve bu alanların tipolojik özelliklerini korumak esas alınmıştır. En az etki ile orman alt dokusu zenginleştirilerek biyolojik çeşitliliği arttırmak ve tasarım kurgusunu pekiştirmek amaçlanmıştır.

Alana tören alanına inilen rampalar boyunca Cupresus sempervirens’ler bizlere eşlik etmektedir. Bu rampaların batı tarafında olan kolu siper alanına çıkmaktadır. Anma Bahçesi’nde ziyaretçiler, anma yolunun vermiş olduğun dinginlikle yürüyerek yaklaştığı anma alanında intensif çalı grupları ile birlikte alanın coğrafyasına özgü bitki gruplarıyla karşılaşmaktadır. İntensif çalı gruplarından Ligustrum vulgare, Photinia fraseri, Juniperus sabina, Euonymus japonica, Buxus sempervirens ve Berberis thunbergii alandaki orman alt dokusuna uyumlu bir şekilde alanda konumlandırılmıştır.

Alan genelinde otoparklar ve araç yolu boyunca doğal yapıya uyumlu ekstensif çalı grupları kullanılarak düzenlemeler yapılmıştır. Chaenomeles japonica, Forsthia intermedia, Tamarix tetranda türleri ekstensif çalı gruplarında kullandığımız türlerdendir. Alanda bulunan ibreli ağaç dokusuna ilave olarak Cedrus atlantica, Pinus nigra, Quercus pubescens kullanılarak alandaki ibreli dokusu tamamlanmıştır.

Alandaki orman dokusunu desteklemek için karşılama aksı ve bina çevresi doğu girişi dışındaki alanlarda daha yumuşak geçişler sağlanmıştır. Alandaki yumuşak geçişleri sağlamak ve insanların dingin bir şekilde anma rotalarında ilerlemeleri için yapraklı ağaçlar tercih edilmiştir. Bitkisel tasarım Acer campestre, Acer tataricum, Carpinus orientalis, Fraxinus angustifolia, Fraxinus ornus, Salix alba, Ulmus glabra gibi türlerle desteklenmiştir.

Araç yolu genelinde yaprak dökmeyen bir tür olan Quercus robur ağacı kullanılarak askeri alan ile tasarım alanı arasında yeşil tampon bölge oluşturulmuştur. Yol boyunca kademeli bitkilendirme önerilmiştir.

Bir cevap yazın