BİROK A.Ş.'nin "Kadıköy Belediyesi Hizmet Binası Mimari Proje Yarışması" için tasarladığı proje önerisi.
Yarışma: “Çağdaş değerleri”, “temsil eden” ve “yenilikçi çözümleri” olan bir tasarımı amaçlamıştır. Sunulan tasarım “yenilikçi çözümler” ve özgün bir yaklaşımla “çağdaş değerlere” ulaşmak için:
A. Teorik Yaklaşım Bağlamında: Ulusal kültürümüzün en önemli unsurlarından mimarinin güncel yorumu ile çağdaş değerlerimizi temsil ederek geleceğe taşınmasına değin yeni ve özgün, ilk kez formüle edilen, teorik bir yaklaşımın somutlanması ve mimarlık ortamı ile ilk defa paylaşılan bir “motto”,
B. Taşıyıcı Sistem İçin: Bu somutlanan teorik yaklaşımın gereksinimi, bilinen bir sistemden esinlenerek geliştirilen, “yeni” bir çelik “kutu” taşıyıcı sistem,
C. Peyzaj İçin: Şartnamenin peyzaj önerileri için “korunacak ağaçların varlıklarını sürdürmesi için gereken çözümler önerilmesinin “sunulması” talebi bağlamında, ülkemizde ilk defa kullanılacak, bir anlamda “yeni” bir yöntem önerisi,
D. İklimlendirme İçin: İklimlendirme sistemindeki “dönüş havasını” gerçekleştirecek “yeni bir uyarlama” önerilmiştir.
E. Yeşil Bina İçin: “Gold” seviyesinde bina standartları önerilmiştir.
A. Teorik Yaklaşım:
Mimari tasarımın kültürel sürekliliğin içinde zamanını ve toplumu “temsil etmesi” Cumhuriyet sonrası mimarlığımızın en başat düşünce alanı olmuştur. “Temsiliyet” ve “anlam”, semiyolojinin (simge bilimin) kuruluş nedenidir. Sözcüklerin bir araya gelip cümleleri oluşturduğu gibi Semiyoloji de mimaride yapı ögelerinin yapıdaki formların kelimeler gibi yan yana gelmeleri ile mimari ürünün cümleyi, yani temsiliyetin mesajını oluşturduğunu bilimselleştirmiştir.
“Mimari formlarda çelişki ve karmalık, cinaslılık “TEORİSİ Temsiliyet cümlesini oluşturan yapının kelimelerinin (Yapı formları olan ögelerin) mesajlarının tarihsel süreklilikte anlamlarının günümüze nasıl aktarılacağını tanımlamaktadır. Teorinin kurucusu Robert Venturi bunu: “alışılmışı, alışılmamış biçimde, sıradan nesneleri sıradan olmayan biçimde düzenleyebilirsek bağlamlarını değiştirmiş oluruz. Tanıdıklar böyle yeni bir bağlama oturtulursa eski oldukları kadar yeni de algılanırlar” formülasyonu ile tespit etmiştir. Bu formülasyonu aşağıda önerilen tasarımın ögeleri ile açımsamazdan önce bunun bizde de Uğur Tanyeli’nin kitabının da adını verdiği “Yıkarak yapmak” olduğunu tespit etmekte yarar var. Tanyeli bu kavramı, eylemi, “tarih metinleri (Mimarlık tarihi) için önermiştir. Onun kitabının son sayfalarında formüle ettiği bu önerisini metinler yerine mimari ürünler için “transpoze edersek” Venturi’nin teorik formülasyonunu da daha anlaşılır kılabiliriz: “yasak dayatan, ebedi gerçek olarak nitelenen her mimari formu, mesajı, yeniden çözümlemeye tabi tutmalıyız. Onların bildiğimiz form ve mesajlarından (gösterilenlerinden) farklı kökenleri olduğunu fark eder, görür, buluruz. Hala geçerli sanılanın (tarihi formları doğrudan alıntılamamız, taklit etmemiz diye okuyunuz) artık eskidiğini görür kavrarız. Bu kavrayış bize “yıkarak yapmak” için “yıkmanın iki yolunu” açar:
Birincisi: Eskiyeni yıkıp unutmak, rafa kaldırmaktır; bu durumda mesajı, gösterileni “Nihilist” binalar inşa ederiz. Bu da güncel sanatların “bazen” mesajı “varmış” gibi yapan aldatıcı avangard konumuna düşeriz.”
İkincisi: Gösterilenin göstereni olan yeni biçimlerde okumayı, yorumlamayı deneyebiliriz. Geçmişin yeni biçimlerde tanımlandığı yeni binalar inşa etmekten başka seçenek yoktur. Bu Venturi’nin “alışılmışı alışılmamış sıradan olmayan biçimde düzenlemek” dediği, Tanyeli’nin bir anlamda “geçmişin yeni biçimlerle tanımlandığı” diye tarif ettiği seçenektir.
Bu kaçınılmaz ve belki de zorunlu olarak çok özet olduğu için biraz zor anlaşılan kuramsal düzlemin tanımından sonra önerilen tasarımda YENİ bir yaklaşımla günümüzün mesajı, göstereni, olması için alışılmışlığın, alışılmamış olarak tasarımda nasıl düzenlendiğini örnekleyebiliriz:
• Geleneksel “payanda” teması artık statik bir işlev olarak değil bütün bir cephenin eğimi olarak sadece “çağrışım ve/veya atıf yapan” bir tasarım ögesidir.
• Geleneksel ahşap pencere “kafesi” artık ahşap değil ve her pencerenin ögesi değildir. Bütün bir cephe ahşap kafes gibi görüntüyü ve ışığı hem perdeleyen/hem perdelemeyen paslandırılmış çelik renginde genleştirilmiş alüminyum bir cephe/tül perdedir.
• “Çıkmalar” cepheye egemen büyük bir öge değil “doku oluşturan” değişik uzunlukta çağdaş plastik bir kurgudur.
• “Kubbe” artık bir kürenin yarısı değil elips bir hacmin “uçlarının da” kesildiği cam bir zenital doğal ışık örtüsüdür.
• “Revaklar” kubbecikleri olmayan sadece “kasnaklar” dır. Ve mescidin zenital doğal ışığını sağlamaktadır.
• Çok amaçlı salonun örtüsü “tonoz” değil “kesik bir tonozdur.” Zenital doğal ışığı geçirir.
• Yivli kolonlar ne mermerdir ne beton. “Kolon” aslında “dört” kolondan oluşur. Hem bir kolon hem bir “kolon demetidir”, dört yivli bir çelik kolondur. Bu demet statik bir ögedir. Hem düşey yükleri hem de konsol momentleri karşılamaktadır.
• Tasarım orta mekânlıdır. Ancak “orta mekân” aynı zamanda “atrium” dur. Formu uçları paralel kesilmiş bir elipstir. Aynı zamanda yangın yönetmeliğinin tavsiye ettiği hızlı duman tahliyesi işlevini de görmektedir.
• Kesik eliptik orta mekân, zemin kattaki “amorf”, pek çok silindirin çakışık çelişkisinden oluşan Aalto” vazosundan esinlenen bir mekanla “çakışık çelişki” oluşturmaktadır.
• “Saçak” bütün binayı çevreleyen bir öge olarak değil, form ve malzemesi “uçak kanadı” na atıf yapan, güneş/yağmur koruyuculuğu azalmış, gösterilene yardımcı bir gösteren işlevindedir.
• Binanın zemin katı geleneksel direkler üzerinde (tasarımda dört köşede kutu perdeler üzerinde) kurgulanan volümetreye “atıf” yaparken zemin artık boşluk değil birinci kat döşemesinden kopuk, tavan taşıyıcı kesitlerinin yüksek olmaması için üst döşemeye gergi çubukları ile asılmış bir tavanı olan “cam bir kutudur.”
• Geleneksel mimaride bahçeden üst kat açık sofaya çıkan genellikle tek kollu merdiven artık tek kollu mekanik bir merdivendir.
• Projede daha pek çok “sıradan olmayan biçimde düzenlenmiş alışılmış öge” bulunmaktadır; bunlar somut gösterenler olarak soyut gösterileni oluşturmaktadır.
Bu proje sonuçta daha üst yeni bir genel tanımın “motto” nun da kapsamının oluşumudur. “Mimarlık ortamı” ile ilk defa paylaşılan bu motto:
“Form ve fonksiyon, gösterilen ile sentezlerini takip eder.” dir.
Bu mottodaki “gösterilenin” “gösterenleri” için Robert Venturi’nin “(mimari formlarda)” çelişki ve Karmalık (cinaslılık)” kitabı ve Alain Farel’in “Architecture Et Complexité” kitabı temel iki eserdir.
Bu mottodaki semiyolojik yaklaşım için de Françoise Choay’in (1925/2025) bütün eserleri ile Martin Krampen’in (1928, 2015 Ulm ekolü kurucusu) bütün çalışmaları temel alınmalıdır. Bu motto ışığında kültürümüz bağlamında inşa ettiğimiz pek çok binanın ardından bu öneri tasarım, kamusal bina olarak bir ilk, bir yenidir.
Tasarımımız bu bağlamda:
• Gösterileni (kimlik olarak okunabilir): Cumhuriyeti bütün kültürel birikimimiz ile birlikte temsil eden kamusal bir binadır.
• Gösterenleri: Bina ile bütünleştirilmiş mevcut Cumhuriyet heykeli, yeni önerilen özgürlük/eşitlik/kardeşlik heykelleri ile havuzlarının kamusal iç mekânını barındıran yukarıda ayrıntılı somut alışılmışların alışılmamış biçimde yeniden düzenlemelerinin tasarımıdır.
• Cumhuriyet’in üç ana ve bölünmez unsuru birer havuz ve üzerlerinde bunu somutlayan bir heykel barındırır. Bu üç havuzun suyu şeffaf cam döşemenin altındaki “derecikler” ile birbirine bağlandıktan sonra “kardeşlik havuzundan” korunmuş olan Cumhuriyet Heykelinin etrafında oluşturulan havuza “çağdaş düzene ulaşma yolculuğunu yapan” bir dere alegorisi ile dökülür. Bu “gösterenler” sistemi belediye binasının gösterilerini sarmalar.
• Daha önce ayrıntılı açıklanan dönüştürülmüş (dönüşümü çağdaşlık ekseninde olan) payanda, çıkma, tonoz, kesik kubbe, revak kasnakları, kafes vb. yapı bileşenleridir…
• Bu tasarım buraya kadar aktarılanların ışığında şartnamenin “çağdaş değerlere ulaşma” hedefi açısından da Paola Portoghesi’nin tanımı ile “Geçmişe bir dost, geleceğe de medeniyetin asırlardır avuçlarımıza bıraktığı zenginliklerle inşa edilen” bir binadır.
B. Taşıyıcı Sistem:
Tübüler çelik sistem; yenilikçi bir uyarlamadır. Köprülerde kullanılan bir sistemdir. Betonarme prefabrik elemanların büyük açıklıklarda inşa edilebilmesi için yardımcı olarak kullanılan bir çelik kiriş sisteminden esinlenerek geliştirilmiştir. Hafif, hızlı ekonomik bir çözüm vermektedir. İlk ön yaklaşımda benzeri bir konvansiyonel yapının -temel hariç- toplam kaba inşaat ağırlığı 88.000 ton olarak tahmin edilirken, önerilen sistemin (kolonları yangın için beton dolgulu olarak) 25.000 ton tahmin edilmiştir.
Bu sistem mimarinin kat planlarından otoparka kadar gereksinimi olan büyük açıklıkları ekonomik olarak sağlamıştır. Sistem hafifliği, az katlı üst ve alt yapı çözümlerine imkân vermesi, zemin iyileştirme tasarrufları ile öne çıkmaktadır. Literatürde bulunması çok muhtemel benzer bir öneriye ilk taramalarda rastlanılamamıştır. Sistem önerisi bu nedenle en azından ülkemiz için “yeni”dir.
Ayrıntılı statik rapor ayrıca sunulmuştur.
C. Peyzaj:
Peyzaj raporu ayrıca ayrıntılı sunulmuştur. Peyzaj tasarımı için şartname: “Peyzaj uygulamasında korunacak ağaçların varlıklarını sürdürmesi için “gereken çözümlerin” önerilmesini istemiştir.
Tasarımda korunacak ve taşınamaz ağaçlar bir tanesi hariç varlıklarını yerlerinde sürdürebilmiştir. Bu bir ağaç için şartnamenin “gereken çözümlerin önerilmesi” isteği uyarınca “deplase edilmesi çözümü” önerilmiştir. Deplasman işlemi bilinen bir yöntem olup belki ülkemizdeki uygulaması “yeni” olabilir. Ağacın bir taşıtla ve yerinden sökülerek kök ve gövdesinin yer çekimine maruz kalarak kötü etkilenmesi yerine, ağacın kotu değişmeksizin ve yerinden sökülmeksizin aynı kotta deplase edilmesi şartnamenin tanımladığı “gereken çözüm” olarak önerilmiştir. Muhtemelen ülkemiz için bir “yeni çözüm” olacaktır. Temel sistemi için yapılacak bentonitli membran uygulaması bu çözüm için tartışmasız bir olabilirlik getirmiştir.
D. İklimlendirme / Havalandırma:
Binada pis hava dışarı atımı için bir “kanal sistemi” kullanılmamıştır.
Pis hava geri dönüşü çatıdaki atriumun etrafındaki büyük aspiratörler ile “binanın atmosferinden” emilmektedir. Ayrıca cephesi olan mahallerde frekans kontrollü aspiratörler otomasyon ile pis havayı dış ortama atmaktadır. VAM cihazları alışılmadık ve “yeni bir anlayış” ile cam cephenin dışında, balkonlarda yer almaktadır. Böylece biraz yüksek olan akustik değerleri çalışma ortamını rahatsız etmemektedir. Sistem mekanik tasarımın “hava atımı” kısmında yeni bir uyarlama sunmaktadır. Mekanik rapor ayrıca ayrıntılı sunulmuştur.
E. Yeşil Bina:
“Gold”; altın sertifika seviyesinde bina standartları, bir kamu binası için yeni bir anlayış olarak önerilmiştir. Yeşil bina raporu ayrıca ayrıntılı sunulmuştur.
Projenin “metrik modülor”u metrik sisteme uyumlu geliştirilmiş kendine özgü bir sistemdir. İdeal insanın “kabulü” ile oluşan modülor dünyanın boylamının 1/40000 olan metrik sisteminin ondalık katsayılarına pratikte uymamaktadır. İdeal bir erkeğe göre işleyen modülor, kadın veya biraz daha kısa bir ideal erkek için geliştirilmiş olsaydı projenin kullandığı “metrik modülor” a da daha yakın olabilecekti. Aşağıdaki cetvel projenin kendine özgü metrik modülorunu ve onun bilinen modülor ile “yakınlığını” göstermektedir.

• Burada ortak projeler yaptığım Fatin Uran-Ertur Yener/Erdoğan Elmas/Güngör Kaftancı-Bihruz Çinici-Merih Karaaslan-Mürşit Günday (ortaklarım) ve büyük dost Cengiz Bektaş adına konuşacağım.
• Bu politik bir manifestodur. (9 nolu proje çizili halidir. Adı açıklanır yazıyor ama açıklanmadı.)
• Pek çok sosyoloğun, yazarın tespiti. Emre Kongar. Özdemir İnce. Karşı devrim.
• Eşitlik-özgürlük-kardeşlik-laiklik değersizleştirildi.
• Karşı devrim mimaride kimliğini de oluşturdu.
• Beğenin beğenmeyin.
• Belediye binaları-Adalet sarayları-Vali Konakları kendi ideolojisinde.
• Cumhuriyet’i yansıtan mimariyi kuramadık.
• Kabahat hepimizin-Ne yarışmacıların-Ne jürinin.
• 1990’larda 2000’lerde “kimlik sempozyumları yapılırdı.”
• 1992 EXPO yarışması bu arayışı yansıtır. Affan Yatman birinci olsaydı çok etkili olacaktı.
• Entelektüel bir şekilde birden “kimlik arama sorgulama” “kötü oldu”
• Bunda acaba 2. Cumhuriyetçiliğin etkisi nedir?
• Akademisyenler araştırsın.
• “Cumhuriyetçi olmak” makalesinin yazarı olarak (mimar olarak da) ben çok etkilidir diyorum.
• Bir Saraçhane binası, bir İzmir Büyükşehir binası yolunda gidenler bugün hemen elenir.
• Biz onları daha İLERİYE götüremedik.
• Pek çok projenin üzerine bir şirketin veya AVM’nin logosunu koyabilirsiniz.
• Bursa, Denizli Merkez Bankaları, Tarih Kurumu, Dil Kurumu, Fındıklı Akbank binaları, Bodrum The Marmara, Reasürans binası bizim ve bizden sonraki kuşağın daha ileri götüremediği yapılar.
• Manifestosunun 1. Maddesi bu duruma karşı kendimize gelmek uyarısı.
• 2. Maddesi ise bunun yönteminin “ne olduğu”.
• Bunun açımsaması için bir hatırlatma. Zamanın ruhunu kavramının yansıması Gökhan Avcıoğlu raporunda var.
• Müzik-dans-resim-kaligrafi-edebiyat bir çember olarak etkileşir ve “Zamanın ruhunu temsil eden obje “ortaya çıkar.”
• Cumhuriyeti temsil eden mimariyi oluşturur.
• Bu çemberin enerjisi “Alelade alışıldık şeylerin yeniden zamanın ruhu ile alışılmadık olarak oluşturulmasıdır.” (Venturi) Bu da belirsizlik “Ambiquëte” dir.
• Size basit gibi gelen bu şeyi 1970’lerde Mimarlık Teorisi hocamız Lamunière bize öğretti. (Venturi’nin dostu)
• İstanbul’da kendisine onun Rönesasns ve Avrupa’dan verdiği örnekleri bizim tarihi vokabülerimizle yapmak istediğimi söyleyince “what, what, what” diyerek konuyu tekrarlattırdı.
• Arkadaşlarımın bazıları dünyayı değiştirirken bunu kullandılar. Ben de.
• Emmanuel Cattani: J. Nouvel kurucu ortağı çok erken öldü
• Pierre de Meuron.
• Kaligrafi demiştik.
• Onlar bunu kendi kültür çemberlerinin değişimi içinde yaptılar.
• Biz, Fazıl Say, Adnan Çoker, Aydın Ayan’dan mimarlığımızı besleyemedik.
• Oysa genç sanatçılarımızın “çini kaleidoskopu” “yorgan desenli seramik çanaklarını” “kufi yazıdan üretilen cam panoları” keyifle isliyorum.
• Bu çemberlerin günümüzdeki kullanım kılavuzu, anahtarı olarak 9 nolu projede şu yazıyor:
• FORM ve FONKSİYON GÖSTERİLENİ İLE SENTEZLERİNİ TAKİP EDER.
• Cengiz Abi için bunu şu şekilde söylemeliyim:
• BİÇEM ve İŞLEV GÖSTERİLENİ İLE BİREŞİMLERİNİ İZLER.
• Bu uzun bir kitabın konusu.
• İlgilenen eğitim kurumlarında bunu, bir gelişim kapısı olarak isteyenlere ayrıntılı sunuşlarla anlatabilirim.
• Bu motto bütün mimarlık camiası için yeni, ufuk açıcı. Cumhuriyetin Belediye binalarını da tasarlamak için.
• Artık bir uluslararası ikon olan (100 yaşında bu yıl kaybettik.) Semioloji Hocam Françoise Choay ve Martin Krampen duysaydı mutluluktan uçarlardı.
Şükrü Kocagöz