Off-Gridworks ve On/Off Site'ın "International Competition for the Conceptual Architectural Design of the Central University Library in Podgorica" için tasarladığı proje önerisi.
Fulcrum. Cambridge Dictionary’de fulcrum hem bir şeyin döndüğü fiziksel dayanak noktası, hem de bir sistemi ayakta tutan “kilit unsur” anlamına geliyor. Kütüphane burada, kampüs ile şehir arasında denge kuran bir dayanak noktası gibi çalışıyor: akademik yaşamla kamusal hayat arasında sosyal ve entelektüel bir merkez. Kelimenin kökündeki “fulc-” sesinin “folk” ile kurduğu yakınlık da, topluluk fikrini adın içine sessizce yerleştiriyor.
Bağlam ve Hedef
Mihaila Lalića Bulvarı üzerinde, Montenegro Üniversitesi kampüsünün sınırında yer alan 13 numaralı parsel; şehri çerçeveleyen tepelere bakarken bulvarın karşısında Blok 5 yerleşkesi ile ilişki kuruyor. Öneri, kampüsün gelişimine eşlik eden; kampüs kullanıcıları, kentliler ve meraklı ziyaretçiler için çalışabilen bir kütüphane kompleksi arıyor.
Bugün kütüphaneler, 7/24 konfor ve teknoloji/bilgiye ücretsiz erişim üzerinden, kentte giderek azalan kesintisiz ortak mekânın güçlü örnekleri. Bu tasarım, kampüsün karakterine çağdaş bir okumayla eklemlenen; dayatmadan var olan bir “bilgi odağı” kurmayı hedefliyor. Program da klasik kütüphaneyi aşarak, kampüs ve kentin kültür–sanat üretimini taşıyabilecek; kamusal hayatı besleyecek bir çatı öneriyor.
Çevreyle Diyalog
Alan, farklı dönemlerin üst üste geldiği yoğun bir kentsel dokunun içinde. 70’lerin sonu–80’lerin başına ait modernist/brutalist miras ile birlikte Blok 5, ödüllü Teknik Fakülteler Binası ve Rektörlük—bölgenin ağırlığını kuruyor. Bunun üzerine 21. yüzyıl ekleri; Bilim ve Teknoloji Parkı ve New Capital Plaza gibi daha karma kullanımlı, hareketli bir çevre tanımı getiriyor. Yeni kütüphane, bu iki katmanı birbirine bağlayan arabulucu bir parça olarak kurgulanıyor: yapılı çevrenin ciddiyetini gözetirken güncel bağlamın temposunu da içeri alıyor.
Mimari Yanıt: Geçirgen Bir Odak
Kütle, tek parça/monolitik bir form yerine geri çekilmelerle şekillenen oyuklu bir hacim olarak ele alınıyor. Bu tavır, Biyoteknik Fakülte’nin geri çekilmiş girişi ve Bilim-Teknoloji Parkı’nın avlu kurgusuyla bağ kuruyor; öğrencilerin yollarının kesiştiği noktalarda kentsel köşeleri üretip iki köşeyi kamusal düğüm noktasına çeviriyor.
Bu geri çekilmeler, kampüs akışını karşılayan küçük meydanlara dönüşürken, araç trafiği ana meydandan uzaklaştırılıyor; yüzey ve yeraltı otoparkına kontrollü erişimlerle yaya öncelikli bir zemin kuruluyor. İki köşe arasındaki zemin kat ise geçirgen bir eşik gibi çalışıyor—kafe ve kitapçıyla canlanan çağdaş bir ortak zemin.
Ana Kamusal Kanatlar
Yapı iki ana kamusal kanat etrafında örgütleniyor: Ana Okuma Salonu ve Oditoryum.
Bulvar Blok 5 ile alanı fiziksel olarak ayırsa da görsel bağ bilinçli biçimde güçlendiriliyor. Ana Okuma Salonu, Blok 5’in ikonik cephesine referans veren bir yüzle onunla diyalog kurarken, iç mekâna okuma için ideal dolaylı ışık üretiyor. Salon, Blok 5,tepeler, kent parkları ilişkisini kurmak için kuzey bandında yatay bir yerleşimle kurgulanıyor; parlamasız, dengeli kuzey ışığı okuma mekânına konfor sağlıyor. Bulvardan geçenler için bu salon yapının “kamusal yüzü”: içerideki kullanıcılar için ise entelektüel emeğin görünür hâline geliyor.
Oditoryum, zemin kattaki kamusal akışı kesmemek için 1. katta konumlanıyor; çoklu girişler sayesinde kütüphane saatleri dışında da bağımsız çalışabiliyor. Ana salonun devamı gibi okunan şehir terası, bu iki kanadı sosyal ve ekolojik hedeflerle birleştiren yarı açık bir seyir/karşılaşma düzlemi olarak ele alınıyor.
Kurgulayıcı Çekirdek: Bağlantı ve Şeffaflık
Merkezdeki atrium, yapının dolaşımını okunur kılan ana organizasyon elemanı. Üç kat boyunca yükseliyor, tepeden gün ışığı alıyor ve çevresinde örülen sirkülasyonla katlara yayılan geçici sergilere ev sahipliği yapan bir iç forum oluşturuyor. Dış kütledeki oyuklu dil, içeride bu dikey galeriyle karşılığını buluyor.
İç örgütlenmede “akışkanlık” ve “eşit dağılım” ilkeleri öne çıkıyor: zemin kat her yönden girilebilen geçirgen bir eşik; gün ışığı da forum üzerinden yapının derinine taşınarak katlara dağıtılıyor. Kütüphanenin işleyişi de saklanmıyor: akıllı arşiv sistemi tek parça, gözlemlenebilir bir hacim olarak ele alınıyor; otonom sistemlerin kitap erişimi süreci görünür kılınarak “arka plan” şeffaflaşıyor. Mavinin seçili öğelerde kullanımı, üniversitenin kurumsal kimliğiyle sessiz bir bağ kuruyor; mekânlar gerektiği yerde yarı saydam ayırıcılarla akustik konfor korunarak ayrıştırılıyor.
Yapısal Kurgu ve Sürdürülebilirlik
Yapı, iki betonarme bodrumun üzerinde betonarme çekirdekler etrafında kurulan çelik taşıyıcı ve gergi elemanlarla hibrit bir sistem olarak düşünülüyor; geniş açıklık ihtiyacına esnek cevap veriyor. Yerleşim ve kütle kararları pasif ilkelere yaslanıyor: kuzeyde okuma salonu parlamayı azaltan dengeli ışık alıyor, Atrium tepeden ışığı kontrollü biçimde içeri taşıyor; Urban Corners ve Şehir Terası ise gölgeli mikroiklimler üretmeye yardımcı oluyor. Çatıdaki teknik kurgu “görünmeyen” bir enerji katı gibi toparlanarak yükler derli toplu çözülüyor.
Kapanış
Fulcrum, Montenegro Üniversitesi için bir kütüphane olmanın ötesinde, kampüs ve şehir arasında sürekli çalışan bir ortak zemin kurmayı amaçlıyor. Geri çekilen kütleyle oluşan kentsel köşeler, geçirgen stoa ve zemin kat akışı; kütüphaneyi günün her anında erişilebilir kılan kamusal bir çerçeveye dönüşüyor. İçeride atrium ve kuzey bandındaki ana okuma salonu, bu kamusallığı ışık ve görsel süreklilikle taşıyor. Sonuçta ortaya çıkan, kampüs yaşamını kentle buluşturan, şehri de kampüsün gündelik ritmine dahil eden yeni bir merkez olma hedefinde.