Tuba Şengül ve Esra Kurt tarafından “Ankara Keçiören Belediyesi Fatih Stadı Alanı Tasarımı Fikir Projesi Yarışması” kapsamında geliştirilen proje önerisi.
Zaman içerisinde artan yapılaşma yoğunluğu, kentin belleğinde önemli bir yer tutan bağ evi kültürünü gündelik yaşamın dışına İtmiştir. Oysa bu kültür; üretim, birlikte olma ve açık mekân kullanımı üzerinden kolektif bir yaşam biçimini tarifler. Proje, bu belleği yeniden çağırmayı ve günümüz kent yaşamı içerisinde kamusal bir karşılık üretmeyi amaçlar. Bu doğrultuda “temas”, yalnızca fiziksel bir bağ kurma biçimi değil; farklı kullanıcı gruplarını, kotları, işlevleri ve kamusal yaşantıyı birbirine bağlayan mekânsal kurgu olarak ele alır.
Gökçek Parkı’ndan başlayan rampa kurgusu, kullanıcıyı yalnızca bir ulaşım elemanı olarak değil, deneyimsel bir süreklilik üzerinden yapıya dahil eder. Kullanıcı, üst kottan yapıya temas ederek farklı kotlarda tanımlanan işlevlerle karşılaşır.
Rampa boyunca kurulan bu temas hattı; dolaşımı yönlendiren bir unsur olmanın ötesinde, karşılaşmaları, duraklamaları ve birlikte kullanım senaryolarını sağlayan kamusal bir arayüzdür. Böylece proje, geçmişin bağ kültürünü güncel bir kamusal deneyime dönüştürerek, park ve yapı arasında süreklilik sağlayan katmanlı bir yaşam zemini oluşturur.
Proje, yakın çevresindeki yoğun eğitim yapıları ve gündelik yaşam pratikleri ile kurduğu ilişkiyi, farklı yaş gruplarını bir araya getiren bir temas zemini olarak ele alır.
Yakın çevrede bulunan spor birimleri ile kurulan ilişki, proje kapsamında önerilen açık futbol sahası ve kapalı spor alanları ile genişletilerek katmanlı bir spor ağına dönüşür. Bu kurgu, hem bireysel hem kolektif kullanımları destekleyen, farklı ölçeklerde temaslarla dinamik bir kamusal alan üretir.
GEÇMİŞ
“Ankara’da yazlığa çıkmak âdeti vardı.”
”Bağ evleri, Keçiören’in sosyokültürel yapısının sürdürüldüğü yerler oldu.
MEVCUT
‘Türkiye’nin her tarafından tek yönlü, kalıcı göçler nedeniyle sıkışık ve birbirinin benzeri apartmanlar ile artmaya devam eden nüfus, bugünkü Keçiören açısından en önemli olumsuzluk olarak not edilebilir.’
ÖNERİ
“Keçiören’in tarihsel bağ kültürü, yalnızca tarımsal üretimle sınırlı olmayan, açık alanda gerçekleşen kolektif bir yaşam biçimini temsil eder. Bağların bu sosyokültürel yapısının, günümüz koşullarında sosyal üretim alanlarına dönüşerek yeniden yorumlanması ile karşılığını bulması.
Proje alanı, yakın çevresindeki eğitim yapıları, spor alanları ve Gökçek Parkı ile kurduğu ilişkiler üzerinden katmanlı bir kamusal kurgu olarak ele alınmıştır. Gökçek Parkı’ndan başlayan rampa kurgusu kullanıcının farklı kotlarda tanımlanan işlevlere temasını sağlayarak park ve yapı arasındaki sürekliliği sağlar. İlk kotta emekli ve kadın lokali, konferans salonu ve kafeterya ile kent içindeki kamusal kullanımı yapıya taşırken; devamında kütüphane ve sivil toplum örgütü mekânlarının bulunduğu daha sakin ve üretken bir kotta kamusal ve kolektif kullanımı çeşitlendirerek ana giriş kotuna ulaşır.
Çevredeki yoğun eğitim yapıları ve gündelik yaşamı desteklemesi amacı ile konumlandırılan kreş; yapı genelinde yer alan fItness salonu, oyun alanları ve sergi mekânları günün farklı saatlerinde aktif kullanım senaryoları üretmektedir.