Katılımcı, Ankara Keçiören Belediyesi Fatih Stadı Alanı Tasarımı Fikir Projesi Yarışması

Pimodek Mimarlık'ın "Ankara Keçiören Belediyesi Fatih Stadı Alanı Tasarımı Fikir Projesi Yarışması" için tasarladığı proje önerisi.

Proje Raporu:

Proje alanı, günümüzde niteliksiz yapılaşmalarla çevrili bir kentsel doku içerisinde yer almaktadır. Aynı zamanda çeşitli toplu taşıma ağlarının kesişim noktası olması ve bu sirkülasyon ilişkilerinin kentsel ölçekte bütüncül bir yaklaşımla ele alınmamış olması, alanın sert ve soğuk bir atmosfer oluşturmasına neden olmaktadır. Bu doğrultuda, önerilecek yeni projenin mevcut yapılaşma anlayışını tekrar eden bir mimari ve şehircilik yaklaşımıyla ele alınması durumunda, kentsel katılım ve sürekliliğin eksik kalacağı açıktır. Öte yandan, alanın geçmişte sahip olduğu ve çevresiyle birlikte bölgeyi güçlü bir kentsel odak haline getirebilecek karakteristik değerlerin, zaman içerisinde eklemlenen yeni kent katmanlarıyla birlikte silikleştiği; alanın giderek kimliksiz ve özelliksiz bir yapıya dönüştüğü görülmektedir.

Alan, tarihsel geçmişi ve günümüzdeki konumu birlikte değerlendirildiğinde, önemli kentsel ve ekolojik potansiyeller barındırmaktadır:

  1. Ankara için 1930’larda hazırlanan Jansen Planı’nda bu bölge, Bahçelievler adıyla; tek katlı yapıların ve geniş yeşil dokunun hakim olduğu bir sayfiye yerleşimi olarak planlanmıştır.
  2. Bölge çevresinde geçmişte üzüm bağlarının bulunduğu ve toprağının tarım ve bitki yetiştiriciliği açısından elverişli bir karaktere sahip olduğu bilinmektedir.
  3. Temiz ve berrak havasıyla bilinen bu alanda geçmiş yıllarda bir sanatoryum kurulmuştur.
  4. Alanın iklimsel ve atmosferik özellikleri sayesinde Meteoroloji Müdürlüğü de bu bölgede konumlanmıştır.
  5. Proje alanının paralelinden geçen Ağılkaya Deresi, ilerleyen yıllarda üzeri kapatılmış önemli bir doğal su yoludur.
  6. Yarışma alanı çevresindeki mevcut yeşil alanlar ve geçmişten günümüze ulaşan yeşil dokular, bugün kesintiye uğramış olan kentsel yeşil sürekliliğinin yeniden kurulabilmesi açısından önemli bir potansiyel taşımaktadır.
  7. Bölge ve yakın çevresi, yapı üretiminde değerlendirilebilecek çeşitli yerel malzemeler açısından zengin bir karakter sunmaktadır.
  8. Tarihsel olarak İpek Yolu ve Kral Yolu güzergâhlarının bu bölgeden geçtiği düşünülmektedir.
  9. Alana dair tüm veriler; geçmişten günümüze uzanan tarihsel katmanlar, kentsel planlama kararları, master planlar ve önceki kent planlarının bıraktığı “izler” üzerinden okunmuştur. Tasarım yaklaşımını belirleyen temel çıkış noktası da bu katmanlı hafıza ve alanda hala varlığını sürdüren izler olmuştur.

Bu yaklaşım, projeye ismini veren kavramı da ortaya çıkarmıştır: İZ…

İZ, öncelikli olarak kentsel ölçekte bir akış hattı olarak ele alınmıştır. Bu akış; alan çevresindeki ana aksları ve kentsel sirkülasyon rotalarını bünyesinde bir araya getirerek süreklilik oluşturan bir omurga olarak düşünülmelidir. Söz konusu süreklilik, yaya akslarını birbirine bağlarken aynı zamanda alanın geçmişine ait izlerin deneyimlenmesine olanak sağlayan ve kentsel hafızayı korumayı amaçlayan kararlı bir yaklaşım sunmaktadır.

Ana akış, arazinin uzun kenarı doğrultusunda, geçmişte bölgede var olduğu bilinen eski su yolunun hattına paralel biçimde kurgulanmıştır. Arazi içerisinden geçen bu çizgisel hat, kendi paralelinde devam eden su kanalıyla birlikte sürekliliğini koruyarak kent ile mevcut park arasında geçirgen bir eşik oluşturmaktadır. Bu akış, Atatürk heykeli ve tören alanıyla son bulmaktadır.

Ana akışı besleyen yanal akışlar ise arazideki kot farklılıklarına uyum sağlayacak şekilde ele alınmış; çevredeki kentsel sirkülasyon akslarının proje alanına dahil olmasına ve kullanıcıların alanın farklı izlerini deneyimlemesine olanak tanıyacak biçimde kurgulanmıştır.

Alan, öncelikli olarak kentsel yeşil sürekliliğini yeniden kuran bir ekolojik peyzaj koridoru olarak ele alınmıştır. Bu doğrultuda önerilen yapılaşma; topografya ve iklim verileriyle bütünleşen, ağır ve tanımlı kütleler yerine peyzaj içerisinde çözünerek kamusal yaşama eklemlenen, düşük yoğunluklu ve geçirgen strüktürler olarak kurgulanmıştır. Tek katlı ve yatay yerleşim anlayışı benimsenirken, eğimle kurulan ilişki sayesinde yeşil çatılar ve kamusal açık alanlar üretilmiş, böylece yapı-peyzaj ayrımı minimize edilerek alanın nefes alan, süreklilik gösteren bir kamusal ekolojiye dönüşmesi hedeflenmiştir.

Yapıların çevresinde tasarlanan iki farklı pergola sistemi, alanın geçmişine ve sürdürülebilirlik yaklaşımına referans vermektedir. Bunlardan ilki, bölgenin geçmişteki üzüm bağlarını anımsatan bir kurgu ile ele alınırken; diğeri, güneş paneli örüntüsüyle oluşturulmuş, üst ve alt kotlar arasında ilişki kuran bütüncül bir örtü sistemi olarak tasarlanmıştır. Bu eleman yalnızca gölge sağlamakla kalmayıp, yapıları birbirine ve araziye bağlayan mekansal bir süreklilik de sunmaktadır.

Proje kapsamında önerilen yağmur suyu yönetim sistemi, alanın su ihtiyacına kendi ekolojik döngüsü içerisinde yanıt verebilen sürdürülebilir bir altyapı bileşeni olarak ele alınmıştır. Meydan yüzeyleri, geçirgen zeminler ve yapı çatıları aracılığıyla toplanan yağmur suları, depolama sistemlerinde biriktirilerek peyzaj sulaması ve kamusal mekan içerisinde yeniden dolaşıma kazandırılmaktadır. Proje boyunca izlenen su omurgası ise geçmişte alanın paralelinden geçen ve günümüzde görünmez hale gelen Ağılkaya Deresi’ne referansla yeniden yorumlanmış; su, yalnızca teknik bir altyapı unsuru olarak değil, alandaki suyun hafızasını görünür kılan ve mekansal deneyimi güçlendiren bir tasarım bileşeni olarak kurgulanmıştır.

“Bahçe Şehir” yaklaşımı günümüz kent koşullarında birebir üretilemese de, proje alanında oluşturulan kentsel kurgu ve peyzaj sürekliliği aracılığıyla bu atmosferin yeniden hissedilmesi amaçlanmıştır.

Proje alanının merkezinde konumlanan iklim ve gözlem kulesi ise hem güçlü bir kentsel işaret öğesi hem de bölgenin geçmişten bugüne taşıdığı temiz hava ve gözlem kültürüne yapılan imgesel bir göndermedir. Kule, ziyaretçilerine çevreyi ve gökyüzünü gözlemleme deneyimi sunarken, aynı zamanda alanın tarihsel hafızasını yeniden görünür kılan simgesel bir yapı olarak tasarlanmıştır.

Etiketler

Bir yanıt yazın