Finalist, MDC’26 Öğrenci Mimari Tasarım ve Fikir Yarışması

Finalist, MDC’26 Öğrenci Mimari Tasarım ve Fikir Yarışması

Ramazan Çağlayan, Melisa Ersoy ve Meryem Ecem Bacaklı'nın MDC’26 Öğrenci Mimari Tasarım ve Fikir Yarışması için tasarladığı proje finale kaldı.

MDC’26 kapsamında yer seçimi stratejimiz, kentin sadece fiziksel değil, ontolojik olarak da en derin yıkımı aldığı, dünyanın ilk ışıklandırılan omurgası olan Antakya Kurtuluş Caddesi olarak belirlenmiştir. Proje ismimiz olan 6KUŞAK, Antakya’nın tarih boyunca yaşadığı yedi büyük yıkımdan sonra her defasında kendi küllerinden doğan katmanlı yapısına ve 6 Şubat’ın yarattığı kentsel kopuşun ardından kenti yeniden ayağa kaldıracak olan kuşaklar arası (geçmişin kadim bilgeliğinden yarının teknolojik öngörüsüne uzanan) kesintisiz aktarım sürecine bir atıftır. Antakya’yı seçme gerekçemiz, deprem sonrası gelişen “yersizleşme” krizinin; yani insanların kentsel bellekten kopartılarak çeperdeki ruhsuz konteyner kentlere hapsedilmesi, gidenlerin şehre yabancılaşması ve kalanların yıkıntılar arasında kentsel gelişmelerden bihaber bir edilgenliğe mahkum edilmesi sorununa mimari bir direnç geliştirmektir. Seçilen parsel (Kırk Asırlık Türk Yurdu Cd. – Sokullu Sk.), barınmayı bir son ürün değil, bir “aktif onarım süreci” olarak tanımlayan bir prototip adadır; bu noktada uygulama mantığımız, parselin hemen çeperinde konumlanan geçici barınma alanları ile önerilen kalıcı konut bloğu arasında simbiyotik bir ilişki kurarak, tasarlayan “profesyonel akıl” ile orada barınan “kentsel beden”i aynı şantiye düzleminde buluşturur. Bu modelde gidenlerin dönmek için somut bir üretim motivasyonu bulduğu, kalanların ise kentsel gelişmeleri dışarıdan izlemek yerine bizzat kurucu özneye dönüştüğü bir “Geri Dönüş Eşiği” kurgulanmıştır. Proje, somut ve soyut kültürün (zanaat, mutfak, komşuluk) korunması adına kuşaklar arası bir simyacı görevi görürken; yaşlı zanaatkarların taşın ve ahşabın ruhuna dair kadim hafızası, genç kuşakların inovatif gücü ve dijital üretim becerileriyle parseldeki “Hafıza Atölyeleri”nde birleşir. Döngüsel ekonomi prensibi uyarınca, kentin yıkıntılarından arındırılan nitelikli agregalar ve devşirme taşlar, bu kolektif imece usulüyle yapının dolgu ve yüzey elemanlarına dönüştürülürken; iklim krizine Antakya’nın geleneksel avlu tipolojisinin sunduğu pasif havalandırma kapasitesi ve yerel malzemenin termal kütle gücüyle dirençli bir yanıt verilmiştir. Tasarımımızın nihai mimari dışavurumu, bu kolektif üretimden ve paylaşılan sofralardan doğan sosyal ısının kente geri verilmesidir; binanın rasyonel iskeleti üzerindeki yarı geçirgen yüzeylerden sokağa sızan ışık, dışarıdan eklenen bir aydınlatma donatısı değil, kuşakların birbirine tutunması ve ortak yaşamın enerjisiyle içeriden parlayan bir kentsel fenerdir. Bu ışık, Kurtuluş Caddesi’nin tarihsel aydınlık kimliğini, dışarıdan bir lütuf olarak değil, kentin kendi insanının el birliğiyle yaktığı bir meşale olarak geleceğe taşır.

Etiketler

Bir yanıt yazın