Finalist, MDC’25: “Geçici” Öğrenci Mimari Tasarım ve Fikir Yarışması

Finalist, MDC’25: “Geçici” Öğrenci Mimari Tasarım ve Fikir Yarışması

Gebze Teknik Üniversitesi öğrencileri Sedanur Gökçe, Yaren Simge İlıç, Esra Nur Aras ve Gizem Uz'un MDC’25: “Geçici” Öğrenci Mimari Tasarım ve Fikir Yarışması kapsamında hazırladığı proje.

Küreselleşmeyle birlikte geçicilik ve kalıcılık gibi kavramlar kent yaşamında daha görünür hale gelmiştir. Tüm insanlar gibi göçmen işçiler de yaşam arayışı içinde hareket eder; göç eder, değişirler. Bu bağlamda, mevsimlik tarım işçileri günümüzde geçici yaşamın en net örneklerinden biridir.

Türkiye’nin tarımsal üretim sürecinde yaklaşık 2,3 milyon tarım işçisi mevsimlik olarak çalışmaktadır. Bu işçiler çoğunlukla Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinden, tarımsal faaliyetlerin yoğun olduğu Adana, Konya ve Manisa gibi illere göç etmektedir. Örneğin, Çukurova bölgesine her yıl yaklaşık 25–30 bin mevsimlik işçi gelmektedir. Bu işçiler aylarca kadın ve çocukların da dahil olduğu aileleriyle birlikte kötü ve sağlıksız koşullarda yaşamaktadır. Göçmen topluluklar olarak çoğu, ötekileştirilme, dışlanma, sağlıksız, güvencesiz ve düşük ücretli çalışma koşullarına maruz kalmaktadır. Barınma, bu gruplar için en temel ve en büyük sorunlardan biridir. Geçici yerleşim için kurulan barınaklar su, tuvalet ve temizlik gibi temel ihtiyaçlardan yoksundur. Tarlaların yakınında kurulan barınaklar, işçilerin barınması için uygun olmadığı gibi yiyecek ve eşya depolama, hatta hava koşullarından korunma ihtiyacını da karşılamamaktadır. Ayrıca sağlık açısından da son derece yetersizdirler. Yerleşim altyapısı yoktur, temiz suya erişim çok zordur ve eğitimden hijyene kadar birçok temel yaşam alanı olumsuz etkilenmektedir. Bu geçici yaşam, sürekli bir güvencesizlik haline dönüşmüştür.

Bu noktada, mobil tarım işçilerine kültürel yaşam tarzlarına ve pratiklerine uygun, geçici ama insanca yaşam koşulları sunan bir barınma sistemi önerilmektedir. Bu amaçla modüler yapılar tasarlanmıştır. Her bir birimde tuvalet, banyo ve mutfak bulunmaktadır. Güneş enerjisiyle çalışan sistem kullanıcıya elektrik sağlamakta, suyu ısıtabilmekte ve sulama sistemlerini doğaya zarar vermeden çalıştırabilmektedir. Yaşar Kemal’in Dağın Öteki Yüzü adlı romanında her yaz yaylalara göç eden göçebelerin yaşam biçiminden esinlenerek yerleşim birimleri sokaklar, avlular ve meydanlar etrafında kurgulanmıştır. Eğitim ve sağlık gibi temel hizmetler kamusal alanlar olarak düşünülmüştür. Sosyal alanlar ise geleneksel buluşma yerlerinin simgesi olan “çınar gölgesi” mantığıyla tasarlanmıştır. Böylece, geçici ama dayanışma ve dayanıklılığa dayalı bir yaşam biçimi hedeflenmiştir—insanca, sosyal ve sürdürülebilir.

Bu modüler sistemler yalnızca tarım alanlarında değil, farklı koşul ve formlarda da kurulabilir. Çünkü insanın ihtiyacı kendini evinde hissetmek; sağlıklı, güvenli, onurlu ve saygın bir yaşam sürmektir.

Etiketler

Bir yanıt yazın