Bark Mimarlık'ın Bursa Setbaşı-Yeşil-Emirsultan Tarihi Aksı Kentsel Tasarım Fikir Yarışması için tasarladığı proje, eşdeğer ödül kazandı.
Bursa Şehri
* Ova- Şehir
Osmanlı Bursa’sı üzerine düşünmeye başladığımızda, kenti tek bir ifadeyle tanımlamak kolay olmasa da, öne çıkan tanımın “OVA-ŞEHİR” olduğunu düşünmekteyiz. Yarışma alanıyla ilgili kararlarımızı almadan önce “ova”nın ne olduğunu, bu boşluğun “kurucu coğrafyaları” aracılığıyla kentsel mekânları nasıl şekillendirdiğini anlamaya çalışarak başladık.
Kurucu Coğrafyalar
* Tepeler, Dereler, Vadiler / Külliyeler, Köprüler, Hanlar
Bursa Ovası için; topografyanın kent mekanı tektoniğini doğrudan etkilediği bir durumdan bahsedebiliriz. Tepelerin külliyelerle, derelerin köprülerle; ova ve vadilerin ise hanlar ve konut dokusuyla şekillendiği, tüm bu kurucu coğrafyaların kendi mekânsal karşılıklarını ürettiği bir şehir tanımı yapmanın yanlış olmayacağını düşünüyoruz. Ortaya çıkan bu mekânsal kurgunun ara boşluklarına ise Uludağ’ın eteklerinden başlayan, adeta sonsuz bir peyzajın sızmasıyla Bursa’nın kendine özgü bir “ova-şehir” kurgusuna sahip olmasına olanak sağladığını düşünüyoruz.
İzler – Özler, Niyet
* ipuçları-arayışlar
Bursa için düşündüklerimizi bugünün kent kurgusu üzerinden okumak her ne kadar güçleşmiş olsa da, hâlâ ipuçlarını barındırdığını düşünüyoruz. Bu nedenle, kentsel ve mekânsal kararlarımızı almadan önce bu iz-özlerin peşine düştük.
Kentin bugünün ihtiyaçlarını da karşılayan, sürdürülebilir ve rasyonel mekânsal çözümlerle, “ova-şehir” tanımında nasıl bir yaşantı kurulabileceğini düşünerek başladık.
Bu bağlamda; Bursa’yı bir ‘Ova-Şehir’ olarak var eden kurucu coğrafyaların — tepeler, dereler, vadiler ve Uludağ’ın sürekliliği — yalnızca geçmişte değil, bugün de mekânı ve yaşamı dönüştürme gücüne sahip olduğunu düşünerek ilk kararlarımızı aldık. Bu niyetle kurucu coğrafyaların, kentin bugünü ve geleceğine yönelik olan mekânsal tahayyüllerin hâlâ en güçlü zeminini oluşturacağını düşünüyoruz…
Üst Ölçek Kararlar
* Uludağ-Gökdere Ekolojik Koridoru / Döngüsel Tarihi Süreklilik
“Ova-şehir” söyleminin, ovayı kuran coğrafi unsurların (tepe–dere–vadi) birlikteliğiyle tutarlı hâle gelmesi ve mevcut kentsel kopuklukların onarılması gerektiğini düşündüğümüz için, bazı üst ölçek kararlarla konuya başladık.
Uludağ’dan başlayıp Teleferik Alanı’na kadar inen hattın, teleferik alanından başlayarak yarışma alanını da içine alacak şekilde Gökdere’ye bağlanmasını mümkün kılacak kentsel yeşil alan bütünü önerdik. Bu hattı kurgularken, Uygulama İmar Planı’nda lejantlanmış bir dizi park ve yeşil alanın birbirine bağlanması gerektiğini öngördük. Bu doğrultuda Uludağ Teleferik Parkı – Yeni Mahalle Parkı – Karamazak Parkı – Tarihi Namazgâh Parkı – Karınca Deresi Hattı – Tarihi İpek Parkı ve Boyacıkulluğu Köprüsü üzerinden Gökdere’ye bağlanacak bir “Ekolojik Koridor” önerdik.
Böylelikle Osmanlı Bursa’sını kuran coğrafyanın bugünün kentinde de görünür olmasını amaçladık.
Bu ekolojik koridora süperpoze bir şekilde işleyecek “Döngüsel Tarih Hattı” tanımladık. Bu tarihi süreklilik; batıda Ulu Camii’den başlayıp Atatürk Caddesi – Setbaşı Kütüphanesi – 1. Yeşil Caddesi – Yeşil Külliyesi – Beyazıd Medresesi – Hocataşkın Camii – Emir Sultan Külliyesi – Zeyniler Camii – Muallimzade Hamamı – Yıldırım Külliyesi – Gökdere – Cumhuriyet Caddesi aksını izleyerek Hanlar Bölgesi’nde sonlanan döngüsel bir hat olarak kurgulamak istedik.
