Eşdeğer Ödül, Bodrum Değirmenburnu Tarihi Yel Değirmenleri ve Yakın Çevresi Fikir Projesi Yarışması

Eşdeğer Ödül, Bodrum Değirmenburnu Tarihi Yel Değirmenleri ve Yakın Çevresi Fikir Projesi Yarışması

M. Batu Kepekcioğlu, Ömer Akman, Nihan Balkan, Emre Söylemez, Begüm Diker, Laçin Karaöz, Nilüfer Baturayoğlu, Abdüllatif Sarıkaya, Beyza Öztürk, Esra Nur Aras ve Mustafa Haki Eraslan'ın "Bodrum Değirmenburnu Tarihi Yel Değirmenleri ve Yakın Çevresi Fikir Projesi Yarışması" için tasarladığı proje eşdeğer ödül kazandı.

Proje Raporu:

“RÜZGARLAR GELEN: Yeniden Üreten Bir Kültürel Peyzaj”

TEMEL TASARIM YAKLAŞIMI

Bodrum Değirmenburnu’na adını veren yel değirmenleri, kent silueti ve panoramasının uzak ancak dikkat çekici ögeleri ve kentin hafıza mekanlarıdır. Önerinin temel hedefi; tarih boyunca Bodrum kentinin kolektif belleğinde aktif ve dinamik bir imgeyle yer edinen yel değirmenlerini, günümüzdeki statik, pasif ve işlevsiz durumundan kurtarmaktır. Yapıların geçmişteki özgün karakterini korumak, onları içi boşaltılmış dekoratif kinetik nesnelere indirgemeden gündelik yaşama yeniden kazandırmak projenin ana odağıdır. Alandaki mevcut yapıların ikonik karakteri göz önünde bulundurularak, eklenecek yeni mimari birimlerin öne çıkmayan, gösteriye dönüşmeyen ve arka planda duran bir sakinlikte olmasına özen gösterilmiştir. Tasarım sürecinde, salt ilgi çekme odaklı “aşırı tasarım” (over-design) eğiliminden özellikle kaçınılmıştır. Mevcut yapıların restore edildiği, yelkenlerin rüzgarla dolup kanatların dönmeye başladığı o dinamik anın, kendi başına yeterince güçlü ve ilgi çekici bir mekânsal deneyim ürettiği öngörülmektedir.

EK YAPILAŞMA STRATEJİSİ

Program kapsamında önerilen ziyaretçi merkezi ve destek birimleri, tarihi değirmenler ile seyir kulesinin baskın silüetini ve kültürel peyzaj değerini gölgelemeyecek bir yerleşim anlayışıyla ele alınmıştır. Yeni yapılaşma kararlarında, mevcut tarihi dokunun ön plana çıkması temel tasarım ilkesi olarak benimsenmiş; ek yapılar araziye uyum sağlayan, üçüncü boyutta düşük etkili ve geri planda kalan mekânsal bileşenler olarak kurgulanmıştır. Yapıların topoğrafyaya en az müdahale edecek şekilde yerleştirilmesi, doğal arazi karakterinin korunması ve hafriyat miktarının minimum düzeyde tutulması hedeflenmiştir. Arazi eğimi tasarımın belirleyici girdilerinden biri olarak değerlendirilmiş; kot farkları yapay teraslamalar yerine doğal araziyle uyumlu çözümlerle değerlendirilmiştir. Yapılaşma stratejisi, yalnızca mekânsal gereksinimleri karşılamayı değil, aynı zamanda tarihi yapıların algılanabilirliğini, görüş koridorlarını ve peyzaj bütünlüğünü korumayı amaçlamaktadır. Bu doğrultuda öneri, yürürlükteki günübirlik tesislere ilişkin taban alanı (TAKS) ve yükseklik (H) kriterleriyle uyumlu olarak geliştirilmiş; alanın koruma öncelikli karakteri gözetilerek minimum yapılaşma ilkesi benimsenmiştir.

PEYZAJ VE BİTKİSEL REHABİLİTASYON STRATEJİSİ

Tarihi hava fotoğrafları incelendiğinde, değirmenlerin jeolojik açıdan en dayanıklı kayaç zemine sahip olan ve farklı yönlerden esen rüzgarları maksimum düzeyde alan sırt hattı boyunca konumlandığı görülmektedir. Bu yerleşim mantığı, sırt boyunca birbirini takip eden doğrusal (lineer) bir yapılaşma aksı oluşturmuş, yamaçlardaki bitki dokusu ise doğal karakterini korumuştur.

Ancak günümüzde, araçların değirmenlerin yakınına kadar ulaşmasını sağlayan kontrolsüz yollar ve tesviye alanları bu doğal yapıyı zedelemiştir. Peyzaj stratejisi, bu niteliksiz müdahaleleri ortadan kaldırarak alanın endemik ve maki dokusunu rehabilite etmeyi amaçlar. Bu kapsamda, 1. Derece Doğal Sit statüsündeki alanda tespit edilen ağaçların tamamı tavizsiz şekilde korunacaktır.

Dokuya eşlik eden boylu çalılar, otsu türler peyzaj tahribatının rehabilitasyonunda ana bileşenler olarak muhafaza edilecektir. Yaya ve araç akslarında suyun toprakla buluşmasını sağlayan geçirimli yüzeyler oluşturulacak; malzeme paletinde ise bölgenin yapısına uygun yerel andezit taşı (blok, plak, küp ve kırma formlarında) yapısal peyzajda mekânsal hiyerarşiyi tanımlayacak şekilde kullanılacaktır. Alanın kuzey ve doğusunda bulunan tarihi sarnıçlar, arazi eğiminden faydalanan biyo-hendek hatlarıyla desteklenerek yağmur suyunun ekolojik yöntemlerle toplanması sağlanacaktır. Bu strateji, sarnıçların tarihsel su toplama işlevini canlandırarak, toplanan su hem sulamada hem de gri su ihtiyacını karşılayacak şekilde kullanılarak Değirmenburnu’nu kendini onaran ve yaşayan bir kültürel peyzaj odağına dönüştürecektir.

DEĞİRMENLERİ KORUMA VE KULLANMA STRATEJİSİ

Yel değirmenlerinin rüzgarla kurduğu mekanik etkileşime ve orijinal kullanım senaryolarına sadık kalınmıştır. Bu doğrultuda, bölgede buğday ekiminin teşviği ve tedariğinden un satışına uzanan geleneksel üretim döngüsünün canlandırılması planlanmış ve rüzgâr hasadı ile un öğütme süreci 6, 7, 8 Numaralı değirmenler için birincil fonksiyon olarak belirlenmiştir. Ayrıca, 4 ve 5 Numaralı değirmenlere, çağdaş “kendi kendine yetme” prensibi doğrultusunda, geleneksel mekanizmaya minimum müdahale edilerek rüzgâr enerjisini elektrik enerjisine çeviren alternatif rüzgâr türbinlerinin entegrasyonu önerilmiştir. Farklı boyut ve yüksekliği ile envanterde ayrışan 1 Numaralı yapı ise, seyir kulesi olarak işlevlendirilmiştir. Yel değirmenlerinin işleyişini aksatmamak adına, 2 Numaralı değirmen özgün parçaları korunarak müze/ziyaretçi deneyim alanı olarak; restore edilen 3 Numaralı değirmen ise öğütme kültürünün deneyimlenmesini ve benimsenmesini sağlayacak bir “eğitim değirmeni” olarak kurgulanmıştır. Antik Taş Ocağı’nın yıllar içerisinde şekillendirdiği doğal topografya, rüzgâr etkisini azaltan korunaklı yapısı ve doğal kaya yüzeylerinin sağladığı akustik avantajlar sayesinde açık hava etkinlikleri için en uygun nokta olarak değerlendirilmiştir. Bu doğal çanak formu korunarak minimum müdahale ilkesi doğrultusunda andezit blok taşlar kullanılarak tasarlanan etkinlik amfisi, mevcut arazi karakteriyle uyumlu, çevresiyle bütünleşen çok amaçlı bir kamusal mekân olarak kurgulanmıştır. Amfi, yalnızca belirli zamanlarda kullanılan bir etkinlik alanı değil, yıl boyunca kullanılabilecek bir mekân olarak ele alınmıştır. Günlük kullanımda ziyaretçilere tarihi değirmenler eşliğinde Bodrum’un eşsiz gün batımını izleme olanağı sunarken, farklı ölçeklerde kültürel ve sanatsal etkinliklere, açık hava gösterilerine, dinletilere, konserlere ve söyleşilere ev sahipliği yapabilecek esnek bir kamusal kullanım altyapısı sağlamaktadır.

DOLAŞIM, ROTALAR VE ULAŞIM STRATEJİSİ

Alan genelinde motorlu araç trafiği sınırlandırılarak çeperde çözümlenmiş, iç sirkülasyon tamamen yaya odaklı ve kontrollü rotalara dönüştürülmüştür. Değirmenler sırtı boyunca kurgulanan ana yürüyüş aksı, ziyaretçileri hem tarihi yapılarla buluşturmakta hem de panoramik Bodrum manzarasını deneyimletmektedir. Tematik yürüyüş rotaları, değirmenlerin batısında yer alan Antik Taş Ocağı, Haremtan Bölgesi ve kıyı şeridi ile topoğrafyaya duyarlı patikalar aracılığıyla bağlamaktadır. Ayrıca proje, kuzeyde yer alan arkeolojik sit alanını doğal yeşil koridor olarak koruyarak bu alan üzerinden Antik Halikarnasos Kent Surları, Göktepe ve Bodrum kent merkezi ile güçlü bir mekânsal ilişki kurmaktadır. Yapılaşmadan arındırılan bu yeşil kuşak, hem kültürel mirasın korunmasını hem de ekolojik sürekliliğin devamlılığını sağlarken, proje alanını Bodrum’un tarihi çekirdeğine bağlayan kesintisiz bir yaya omurgası oluşturmaktadır. Ana dolaşım omurgası, mevcut topoğrafyanın doğal eğimlerini takip edecek şekilde tasarlanmış olup arazinin karakterini korumaktadır. Rota boyunca oluşturulan dinlenme cepleri, gölgelikli oturma alanları, yönlendirme elemanları ve bilgilendirme panoları kullanıcı deneyimini desteklemektedir. Alanın kuzey ve güney girişleri kontrollü erişim noktaları olarak düzenlenirken, servis ve acil durum araçları için yalnızca bakım ve işletme süreçlerinde kullanılacak sınırlı erişim koridorları tanımlanmıştır. Böylece ziyaretçi güvenliği artırılırken yaya önceliği kesintisiz biçimde korunmaktadır. Bisiklet kullanıcıları için çeperde park alanları ve bağlantı noktaları önerilmiş, bisiklet dolaşımı ise hassas koruma alanlarına girmeden çevresel güzergâhlara yönlendirilmiştir. Kıyı bağlantısını sağlayan patikalar, seyir terasları ve fotoğraf duraklarıyla zenginleştirilerek ziyaretçilerin farklı kotlardan Bodrum siluetini deneyimlemesi amaçlanmıştır. Bu yaklaşım Değirmenburnu’nu yalnızca korunan bir kültürel miras alanı olmaktan çıkararak; kuzeydeki arkeolojik sit alanı, Antik Halikarnasos Kent Surları, Antik Tiyatro ve Bodrum kent merkeziyle bütünleşen, yürünebilir, erişilebilir, eğitim odaklı ve sürdürülebilir bir kamusal açık mekân sistemine dönüştürmektedir.

Etiketler

Bir yanıt yazın