Danişment Evi

Danişment Evi

SARD STUDIO | Sökün Architecture Research & Design Studio tarafından tasarlanan villa, yerel taş, eski yapılardan çıkma tuğlalar, çelik ve ahşap kullanılarak inşa edildi.

Tasarımcılar, projeyi anlatıyor:

Adana Danişment’te inşa edilen tek katlı, çelik karkasla güçlendirilmiş yığma duvarlar ve üzeri ahşap çatıdan oluşan yapı, sürdürülebilir bir tasarım ve mühendislik modeliyle üretildi. Tüm dış cephe, tuğla ve betonarme hatıllar ile güçlendirilen taş duvarlarla oluşturuldu. Yapının ana taşıyıcı sistemi ise çelik kolon ve kirişler üzeri lamine ahşap çatı kirişleri ve paneller. Toplamda 160 m² oturum alanına sahip yapının mahya kısmında geniş bir hacim üzerinde ince bir ahşap çatı görüntüsünü yakalayabilmek için ince çelik rodlar gergi amaçlı olarak kullanıldı. Glulam kirişler, hem rijit bir çatı yapısı oluşturmak hem de iç yüzey oluşturmak için lamba zıvana geçme metodu ile kullanıldı.

Adana’nın Yüreğir ilçesinde, Adana il merkezine 25 km uzaklıkta olan Danişment Köyünde bir mandalina bahçesinin içerisinde, hafta sonu evi olarak düşünülen yapı, işverenin talepleri doğrultusunda hem hafta sonları konaklayabilecekleri hem de günlük bahçe gezileri esnasında bir dinlenme alanı olarak kullanabilecekleri bir ev olarak tasarlandı.

Bölgenin iklim koşulları göz önünde bulundurularak taş duvarların iklimsel imkanlarından faydalanmak adına buraya bir taş ev yapma kararı ile yola çıktık. Yapıda kullanılan malzemeleri bağlamına uygun olması için mümkün olduğunca doğal malzemelerden seçerek, geleneksel yapım tekniklerini kullanarak uygulamayı hedefledik.

Tek katlı, çelik karkasla güçlendirilmiş yığma duvarlar ve üzeri ahşap çatıdan oluşan bu yapı, sürdürülebilir bir tasarım ve mühendislik modeliyle yapıldı. Ev, bölge yerel taşı, eski yapılardan çıkma tuğlalar, çelik ve ahşap ile yapıldı. Yapının ana taşıyıcı sistemini ise çelik kolon ve kirişler üzeri lamine ahşap çatı kirişleri ve paneller oluşturuyor.

Plan Çalışmaları

Bahçe içerisinde yapı için önceden tanımlanmış olan arazi sınırlarında bulunan mevcut bağın manzarasına ek olarak, oluşturulacak olan ön ve arka bahçelerin mesafeleri ayarlanarak yapının yerleşimi belirlendi. Mekansal organizasyon ise malzeme ve taşıyıcı sistem kararları alındıktan sonra şekillenmeye başladı.

Yaz aylarında yaşanacak sıcak hava düşünülerek yapının kuzeydoğu cephesi olan arka bölümüne ikinci bir oturma alanı yapma fikri ortaya çıktı. İleride bir misafir evi istenmesi durumunda yapının arka bölümünde küçük bir avlu oluşturulabileceği düşünülerek arka bahçenin çekme mesafeleri ayarlandı.

Yapısal Süreç

Danişment Evi’nin statik çalışmalarını ATTEC Design (Ahmet Topbaş ve ekibi) ile birlikte yürüttük. Bölgedeki taş ustalarının duvar işçiliklerini değerlendirerek, duvarları geleneksel yığma yapı tekniklerine sadık kalacak şekilde inşa edip, çelik ve ahşap ile bütünleşik bir taşıyıcı sistem oluşturarak yapının tüm çatı yükünü (rüzgar, deprem vb.) bu strüktüre taşıtma kararı aldık. Taş duvarlar da bu sistemi hem destekliyor, hem de çeliği yangından ve korozyondan koruyor.

Statik ekip ile mimari tasarım süreci boyunca dirsek teması halinde kalarak bütünleşik tasarım yaklaşımını projenin her aşamasında uygulamayı başardık. Strüktürel tasarımın ana kararlarının alındığı toplantılarda çelik ve ahşap birleşim detayları uzun uzun tartışılırken bir yandan da tip detayların altlığını oluşturan eskizler elimizde oluşmaya başlamıştı. Bu sayede yapının en önemli özelliği olan özgün detaylar ortaya çıktı ve sahada bu detayların uygulanmasında neredeyse hiç problem yaşamadık.

Taş İşleri Süreci

Malzeme seçimlerimizi kendisinden sonra da başka yapılara hayat verebilecek nitelikte, “yer”e ait olan ve uzun ömürlü olma ihtimali yüksek olan malzemelerden seçip, bir uyum içerisinde bir araya getirmeye çalıştık. Taş dokusu oluştururken de bu düşünceyle kendisinden önce başka yapılara hayat vermiş olan eski Adana evlerinden çıkma yassı harman tuğlalarını kullandık. Bu kullanılmış ve buraya özgü olan tuğlaların oluşturacağı dokunun, yapının bulunduğu “yer”e ait olma duygusunu güçlendireceğini inandık.

Bize en yakın taş ocağı, yerel taş ustaları ve onların yapabileceklerini araştırarak süreci başlattık. Geleneksel yığma yapı tekniklerine bölgenin son zamanlarda uzak kalması sebebi ile taş örgüsüne karar vermek için Ege bölgesinde belli işler yapmış bir taş ustası olan İmran Ustayı (İmran Akmil) Adanaya davet edip kısa süreli bir danışmanlık aldık. İmran Ustadan öğrendiklerimizi kendi bölgemize, imkanlarımıza ve malzemelerimize uyarladık. Yerel bir usta olan Yılmaz Usta’nın (Yılmaz Çiçek) geçmiş tecrübeleri ve taş ustalığı ile de kendi özgün dokumuzu oluşturarak taş işlerini tamamladık.

Danişment Evi Strüktürel Tasarım Yaklaşımı (ATTEC)

Yapısal tasarımda erkenden sistemler ve malzemeler üzerine mimar ve mühendis olarak beraberce düşünmeye başladık. Yerel ustalıklar, imalat yetileri, şehir dışından getirilecek ahşap taşıyıcıların seçimi tartışılırken, yerel malzeme ve işçilik kaynaklarının nasıl ileri taşınabileceği ve proje özelinden çıkıp daha sürdürülebilir bir örnek ve ekonomiye dönüşebileceği üzerinde kafa yoruldu.

Taş ustalığı ve ocakları, tarihi tuğlaların varlığı kesinlikle değerlendirilmeye alınırken, bu ağır duvarların yapıda nasıl bir taşıyıcılık içereceğini planladık. Karma ve birincil-ikincil taşıyıcı yapısal sistemler, arazide mimimal imalat ve maksimum atölye imalatı dikkate alındı. Bu önemli prensipler bizi şu sisteme itti. Çelik çerçevelerin üstünde taşıyıcı lamine ahşap gergi makasları ve mertek-kaplama kullanmadan lamine kirişleri yan yatırarak hem mertek hem kaplama hem de bir çatı diyaframı koyabilecek düz üst yüzey oluşurduk. Bu lamine yan kiriş diyafram sistemi birbirine vidalandıktan sonra alttan da bakıldığında ahşap dokusu okunabilen brüt bir taşıyıcıya dönüştüler.

Taş duvarlar düşey yükler açısından kendi kendilerini taşıyan ve direk radyeye oturan şekilde düşünülürken çatı seviyesinde dönen çelik çerçeve kirişiler bu duvarların düzlem dışına devrilmelerini önleyen birer yatay hatıl oldu. Çelik kolonlar da duvarlara gömülü düşey hatıllar olarak ikincil vazifede cephe sisteminin taşıyıcıları haline geldi. Taş duvarlar kendi düzlemlerindeki yüksek mukavemet ile kolonları hem yanal olarak fazladan desteklerken, hem de düzlem dışına doğru onlardan destek aldı. Örgünün de sınırlarını oluşturdu. Çelik, taş ve ahşap birbirini destekleyen birincil ve ikincil yapısal sistemler olarak kendi görevlerini üstlenen, brüt kullanılan ve mimariyi tanımlayan taşıyıcılar oluşturdu.

Etiketler

Bir cevap yazın