CM Mimarlık ve Nevzat Oğuz Özer Mimarlık tarafından tasarlanan Bursa Hisariçi Arkeoparkı, Bursa'da yer alıyor.
Bursa Hisariçi’nde 5009 numaralı kadastral adada arkeolojik kazılar yapılmış ve bir kent dokusu ortaya çıkarılmıştır. Alandaki arkeolojik değerler, 2000 yılında Zodyak Mozaiği olarak anılan mozaiğin bulunması ile fark edilmiştir. 2015 yılında arkeolojik kazılara başlanmıştır. Arkeolojik kazılar 2021 yılına kadar sürmüştür. Alandaki kalıntılar, Bursa’nın tarihsel kentsel kurgusu ve geçmişteki günlük hayat ile ilgili önemli belge ve bilgiler içermektedir. Bursa Osmangazi Belediyesi alanın, bütün bu bilgi ve belgeleri ziyaretçilere aktaracak bir “Arkeopark” olarak tasarlanmasını istemiştir.
Bu nedenlerle Bursa Hisariçi Arkeoparkı’nın programı şöyle belirlenmiştir:
1. Arkeolojik Park ve Ziyaretçi Merkezi: Parkta ziyaretçi güzergahı, koruyucu çatılar ve in-situ kalıntılar üzerinden kısmi anlatımlar, içinde info masası, iki boyutlu ve üç boyutlu anlatımların olduğu bir ziyaretçi merkezi.
2. Sadece Bir Arkeolojik Park Değil, Aynı Zamanda Bir ‘Sosyal Merkez’: Mevcut Güranlı Cami, çocuk parkı, içinde kütüphane ve konferans salonunun da olduğu dolayısı ile mahalleli tarafından kullanılabilecek bir Arkeopark Araştırma Merkezi (Çevredeki sosyal yapı dikkate alınarak bu mekânın aynı zamanda bir genel kütüphane olarak da kullanılabileceği düşünülmelidir.)
3. Yeme-İçme Mekanları: Yapı adasının içinde kamulaştırılmış tescilli yapılar, parsel 1 ve parsel 20’deki yapılar, bu amaçla kullanılabilir.
Tasarımın ana çıkış noktaları şöyle özetlenebilir:
1. Hisariçi Arkeoparkı’ndaki kalıntılar günümüz kentinin ana çizgilerini açıklamaktadır. Bu, alanın bize öğrettiği en önemli bilgidir. Arkeopark’ın tasarımında bu bilginin ziyaretçiler tarafından fark edilmesi, algılanması ve anlaşılması ana çıkış noktamız olmuştur. Bu amaçla, katmanlar birbiri ile ilişkilendirilmeye çalışılmış; parkın ana çizgileri, girişi, çıkışı, kent bağlantıları ve sirkülasyonu buna göre kurgulanmıştır. Örneğin alanın ana sirkülasyonu; ortaya çıkarılan birbirine paralel, kuzey-güney doğrultusunda uzanan Doğu Caddesi ve Batı Caddesi olarak adlandırılan bu iki cadde doğrultusunda tasarlanmıştır. Böylece, ziyaretçinin alanı gezerken bugünkü kent dokusu ile geçmiş kent dokusu arasında var olan ilişkiyi fark etmesi amaçlanmıştır.
2. Bugün bir yapı adasının ortasında kalan, dolayısı ile sokaklarla ilişkisi olmayan alanın kamulaştırılarak yıkılan parseller aracılığı ile sokaklarla ilişkisi, dolayısı ile kentle ilişkisi tekrar kurulmaya çalışılmıştır. Burada amaç, alanı, günlük kent yaşamından koparmamak ve bu ilişkiyi tekrar kurmaktır. Alanın ana girişi olarak Molla Gürani Sokak tercih edilmiştir. Bunun nedeni, sokağın gerek surlarla kurduğu ilişki gerekse üzerindeki tarihi Güranlı Cami’dir. Bu sokak, adeta bir giriş avlusu gibi değerlendirilecektir.
3. Sokağın arkeolojik alan tarafında, alan ile ilişki de kurabilen bir Ziyaretçi Merkezi ve Arkeopark Araştırma Merkezi teklif edilmektedir. Bu yapıların alanın korunması için çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu fonksiyonlar sayesinde alan, mahalle sakinleri tarafından günlük olarak kullanılacak, dolayısı ile bir çekim merkezi haline gelecektir.
Koruma ve Sergileme
Alan bir arkeolojik alan olduğu için koruma önlemleri¹ ve sergileme stratejisi önemlidir. Dolayısı ile arkeolojik alanın sınır duvarı, Arkeopark’ın en önemli unsurudur. Bu duvar bir istinat duvarıdır ve arkeolojik alanla parkı birbirinden ayırmaktadır. Belirlenen sınırlar, sadece arkeolojik değerlerle ilgili değil, aynı zamanda üst kottaki Park’ın kullanılma senaryosu doğrultusunda da oluşturulmuştur.
Bu sınırların dışında kalan, kazısı yapılmış arkeolojik alanlar² kapatılacaktır. Doldurulacak kısımlarda kalıntıların üstüne tyvek serilecek, üzerine 15cm kadar kum dökülecek ve üstü de yine 15 cm kadar ponza taşı ile doldurulacaktır.
İhtiyaç duyulan yapılar (Arkeopark Araştırma Merkezi ve Ziyaretçi Merkezi) park kotuna, kalıntılara zarar vermeyecek şekilde, münferit temeller ve çelik karkas sistemi ile inşa edilmiştir. Bu alan önceden yapıların olduğu bir alandır. Kamulaştırma yapılarak bu binalar yıkılmıştır. Dolayısı ile bu alandaki kültür katmanlarının büyük ölçüde tahrip edildiğini söyleyebiliriz.
Açığa çıkarılan arkeolojik varlığın bir kısmı hiç kuşku yok ki müzede koruma altına alınmalıdır. Ancak doğrudan mimari ile ilişkili değerler, alanda, orijinal yerinde, hikayesi ile birlikte korunmalıdır. Bu nedenle çıkarılan ve müzeye kaldırılan mozaiklerin alana getirilip orijinal yerlerinde koruma önlemleri ile birlikte yerleştirilmesinin, alanın sahip olduğu kentsel ve mimari değerlerin ifadesi açısından önemli olduğunu düşünüyoruz. Diğer taraftan, alanın bütününün devasa bir koruma çatısı ile koruma altına alınmasının, alanın geleneksel kent dokusu içinde bulunması nedeni ile çevre değerlerini bozacağını, dahası tarihsel geleneksel peyzaja uygun olmadığını düşünüyoruz. Bu nedenlerle sadece bazı kritik noktalarda (örneğin mozaiklerin olduğu noktalarda) adeta tarihe açılan birer pencere gibi küçük boyutlu, korunaklı, insan sirkülasyonunu engelleyen, hava şartlarından mozaikleri koruyan ve bu değerli eserleri ziyaretçiye sunan yapılar önerilmektedir.

2. Ödül, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi Ulusal Mimari Proje Yarışması
3. Ödül, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sanat Merkezi Ulusal Mimari Proje Yarışması
Katılımcı, Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal Kültürel ve İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması
Eşdeğer Mansiyon, Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal Kültürel ve İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması
Satın Alma, Muğla Büyükşehir Belediyesi Sosyal Kültürel ve İdari Hizmetler Binası Mimari Proje Yarışması