Bir Ofis Lobisinin Dönüşümü: Berczy Square

Toronto’nun merkezi iş alanında yer alan Berczy Square, "Town Square" konsepti doğrultusunda yeniden tasarlanmış bir çalışma ve sosyal etkileşim alanı olarak kurgulanmış. Proje, 1982 yılında WZMH Architects tarafından tasarlanan 33 Yonge yapısında yer alıyor.

Proje kapsamında dönüştürülen atriyum lobisi, ağaç formundaki taşıyıcı elemanlar, yansıtıcı su öğesi, buhar efektli ateş çukuru ve 27 metre yüksekliğindeki dijital ekran gibi mekânsal bileşenlerle yeniden tanımlanmış.

Mevcut lobi alanı, geleneksel bir geçiş mekânı olmanın ötesine taşınarak kullanıcı etkileşimini destekleyen bir kent meydanı anlayışıyla yeniden ele alınmış. Tasarım süreci, daha önce Four Seasons Hotel Toronto’nun lobi ve bar alanlarının dönüşümünü gerçekleştiren DIALOG tarafından yürütülmüş ve çalışma ortamına konukseverlik odaklı yeni bir mekânsal karakter kazandırılmış.

Atriyumun merkezinde konumlandırılan 27 metre yüksekliğindeki LED ekran, dijital sanat çalışmalarının sergilendiği temel odak elemanı olarak tasarlanmış. Bu müdahale aracılığıyla Yonge Street’in ticari dokusu ile Berczy Park arasında görsel ve mekânsal bir ilişki kurulmuş, kullanıcıların atriyum içerisinde daha uzun süre vakit geçirmesi ve yapının düşey boşluğunu deneyimlemesi hedeflenmiş.

Atriyum mekanı, çalışma ve dinlenme işlevleri arasında denge kuracak şekilde düzenlenmiş. Ağaç formundaki sütunlar, yansıtıcı su öğesi, buhar efektli ateş çukuru, asılı bitkisel elemanlar, yoğun peyzaj düzenlemeleri ve yeni oturma alanları kullanılarak doğadan referans alan sakin bir mekânsal atmosfer oluşturulmuş. Bu yaklaşım doğrultusunda atriyum, kullanıcıların gündelik çalışma deneyiminden ayrışan bir iç peyzaj olarak kurgulanmış.

Lobinin merkezinde yer alan asansör çekirdeği, dijital ekranın taşıyıcısı olarak tasarlanan kafes sistemi ile çevrelenmiş. Bu müdahale sayesinde ekranın yapıya entegre edilmesi sağlanırken mevcut traverten yüzeylerin korunması da mümkün kılınmış.

Proje kapsamında gerçekleştirilen tasarım müdahaleleri, mevcut yapının mimari karakterini koruma amacı doğrultusunda minimum düzeyde tutulmuş. Özgün mimari detayların görünürlüğü korunmuş, yeni eklemeler ise mevcut yapıyla uyumlu bir bütünlük oluşturacak biçimde uygulanmış. Yenileme sürecinde kullanılan tüm malzemeler Kanada kaynaklı ürünlerden seçilmiş ve yerel malzeme kullanımına öncelik verilmiş.

Yeniden tasarlanan lobi, yalnızca dolaşım işlevine hizmet eden bir alan olarak değil, yapının kimliğini yansıtan ve kullanıcılar arasındaki etkileşimi destekleyen çok işlevli bir sosyal merkez olarak ele alınmış. Bu doğrultuda atriyum mekânı, yapının kent içerisindeki konumunu vurgulayan ve kullanıcı deneyimini güçlendiren kamusal bir odak noktası olarak yeniden tanımlanmış.

Projenin tasarım yaklaşımı, kullanıcıların mekân içerisinde yavaşlamasını, çevresel nitelikleri fark etmesini ve atriyum deneyimini daha bilinçli biçimde yaşamasını hedefleyen “Pause” konsepti doğrultusunda geliştirilmiş. Bu kapsamda günümüz çalışma alışkanlıklarına yanıt veren yeni malzemeler ve işlevler mekâna entegre edilmiş, mevcut atriyumun ferah ve açık karakteri korunarak güçlendirilmiş. Çalışma, bekleme ve dinlenme gibi farklı kullanım senaryolarına hizmet eden alanlar oluşturulmuş, Ontario’nun doğal peyzajı ve yerel malzeme kültüründen yararlanılarak kullanıcıların mekânla kurduğu aidiyet ilişkisinin desteklenmesi amaçlanmış.

Günlük kullanımı temel alan bu üretken içerikler, tekrar hissini azaltmak ve uzun süreli görsel ilgi oluşturmak amacıyla geliştirilmiş. Zaman, hava durumu, mevsimsel değişimler ve kentte gerçekleşen spor etkinlikleri gibi sürekli veri akışlarına bağlı olarak içeriklerin gerçek zamanlı biçimde dönüşmesi sağlanmış. Böylece dijital ekranın kullanıcı deneyimine sürekli değişen ve güncellenen bir katman eklenmesi amaçlanmış.

1982 yılında WZMH Architects tarafından tasarlanan 33 Yonge yapısı, Wellington ve Front caddeleri arasında yaklaşık iki dönümlük bir alan üzerinde konumlanıyor. Yenileme çalışmaları kapsamında yapıya eklenen yeme-içme işlevleri ve sosyal kullanım alanları ile program çeşitliliği artırılmış, kullanıcıların yapı içerisinde daha uzun süre vakit geçirmesini destekleyen bir mekânsal kurgu oluşturulmuş.

Gerçekleştirilen yenileme müdahaleleri sonucunda yapı, sosyal etkileşimi destekleyen, kamusal kullanımı güçlendiren ve farklı kullanıcı ihtiyaçlarına cevap veren çok işlevli bir kentsel merkez olarak yeniden tanımlanmış.

Etiketler

Bir yanıt yazın