2. Ödül, Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası Kültür Merkezi ve Cami Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Yarışması

2. Ödül, Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası Kültür Merkezi ve Cami Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Yarışması

SCRA Mimarlık ve 2X1 Mimarlık tarafından "Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası Kültür Merkezi ve Cami Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Yarışması" için tasarlanan proje, 2. ödülü kazandı.

Proje Raporu:

01 GENEL PROJE RAPORU

Proje alanı, Samsun’un Canik ilçesi Yenimahalle Mahallesi’nde, kıyıya yaklaşık 650 metre uzaklıkta; kıyı boyunca devam eden Atatürk Bulvarı ile kıyıya dik doğrultuda uzanan İlkadım Bulvarı’nın kesişimindeki yaklaşık sekiz hektarlık bir alanda yer almaktadır. Belediye hizmet binası, kültür merkezi ve camiden oluşan karma bir kamusal yerleşkenin öngörüldüğü alan, bir yandan Gülsan Sanayi Sitesi’nin dönüşüm sürecinin merkezinde bulunmakta, diğer yandan kentin kıyı sistemi, ana ulaşım arterleri ve önemli kamusal odakları arasında kritik bir eşik oluşturmaktadır.

Alanı çevreleyen kentsel dokunun önemli bir bölümü dönüşüm halindedir. Güneyde viyadüklerin gerisinde gelişmiş yoğun konut dokusu yer alırken, mevcut sanayi bölgesinin çok katlı, ticaret bazalı konut ve ofis yapılarıyla yeniden gelişmesi öngörülmektedir. Batıda eski 19 Mayıs Stadyumu alanının dönüşümüyle oluşan Millet Bahçesi ve toplu konut alanları; kuzeyde Doğu Park, Bandırma Gemi-Müze, Millî Mücadele Açık Hava Müzesi ve kıyı rekreasyon alanları bulunmaktadır. Bu odaklar alanın kamusal potansiyelini güçlendirmekte; ancak geniş taşıt yolları, viyadükler, raylı sistem ve sahil ulaşım altyapıları kent dokusu ile deniz arasındaki fiziksel ve algısal sürekliliği kesintiye uğratmaktadır.

Bu nedenle tasarım problemi yalnızca farklı büyüklük ve kullanım biçimlerine sahip üç ana yapının aynı parsel içerisinde çözümlenmesi olarak görülmemiştir. Proje, dönüşmekte olan kent dokusunu kıyıya bağlayan, farklı kullanıcıları ve gündelik yaşam biçimlerini bir araya getiren çok katmanlı bir kamusal arayüz olarak ele alınmıştır. Belediye hizmet binası, kültür merkezi ve cami bu arayüzün programatik bileşenlerini oluştururken; dolaşım, açık alan, peyzaj ve zemin ilişkileri yerleşkenin asıl bütünlüğünü kurmaktadır.

RIHTIM

Projenin temel fikrini oluşturan RIHTIM, kıyıya yanaşan geleneksel rıhtım kavramının ötesinde, kenti denize bağlayan doğrusal bir kamusal altyapı olarak tanımlanmaktadır. İskele, güverte, saçak ve promenad niteliklerini bir arada taşıyan bu sistem; farklı kotları, açık alanları, yapı girişlerini ve programları birbirine bağlayan sürekli bir kent zemini üretmektedir.

RIHTIM yalnızca bir ulaşım hattı değildir. Günlük hareketin, beklemenin, karşılaşmanın, dinlenmenin ve kentsel etkinliklerin birlikte gerçekleştiği genişletilmiş bir yaşam omurgasıdır. Belediye hizmetlerine erişen kentli, kültür merkezine gelen izleyici, camiyi kullanan cemaat, yerleşkede çalışan personel ve yalnızca kıyıya ulaşmak isteyen yaya aynı sistem üzerinde farklı zamanlarda ve farklı biçimlerde bir araya gelmektedir.

Omurga, güneybatıda Millet Bahçesi, dere hattı ve dönüşüm alanlarının açık alan sistemleriyle ilişki kurarak proje alanına ulaşmakta; viyadüğün oluşturduğu kentsel eşiği aşarak belediye yerleşkesine bağlanmakta ve buradan kuzey yönünde kıyıya doğru devam etmektedir. Böylece proje alanı kendi parseli içinde sonlanan kapalı bir kamu kompleksi değil, daha geniş bir kentsel yaya ve açık alan sisteminin parçası haline gelmektedir.

Yerleşke içinde RIHTIM, yapıların girişlerini birbirine bağlayan ortak bir dolaşım düzlemi, geniş saçaklarla korunan yarı açık bir kamusal çeper ve farklı açık alanlara yönelten bir dağılım sistemi olarak çalışmaktadır. Kıyı yönünde ise kent balkonuna, seyir hattına ve denizle görsel ve fiziksel ilişki kuran uzatılmış bir kamusal zemine dönüşmektedir.

Kentsel Yerleşim ve Bütüncül Kurgu

Belediye hizmet binası, kültür merkezi ve cami; kullanım biçimleri, güvenlik koşulları, çalışma saatleri ve mekânsal karakterleri bakımından birbirlerinden ayrışmaktadır. Proje bu farklılıkları tek bir büyük yapı içerisinde eritmek yerine, üç ana işlevin kendi kimliklerini koruyabildiği parçalı bir yerleşim düzeni önermektedir.

Belediye hizmet binası alanın merkezî bölümünde, avlular etrafında örgütlenen yatay kanatlar biçiminde gelişmektedir. Kültür merkezi kuzey yönündeki kentsel boşlukla ve kıyı doğrultusuyla güçlü ilişki kuran bağımsız bir kamusal odak oluştururken, cami yerleşkenin daha sakin bölümünde kendi ibadet avlusu çevresinde konumlanmaktadır. Yapılar biçimsel olarak birbirlerine benzetilmeden; ortak zemin, RIHTIM omurgası, saçak sistemi, peyzaj sürekliliği ve açık alanlar aracılığıyla aynı bütünün parçaları haline gelmektedir.

Yerleşkenin yatay ve az katlı karakteri, büyük ölçekli programın insan ölçeğinde algılanmasına olanak vermektedir. Belediye işlevleri tek bir monoblok yapı yerine avlularla parçalanan kanatlar içerisinde çözümlenmiş; böylece çalışma mekânlarının doğal ışık, açık alan ve dış çevreyle ilişkisi güçlendirilmiştir. Yapılar arasında kalan boşluklar artık alanlar olarak değil, yerleşkenin kamusal yaşamını üreten temel mekânsal bileşenler olarak değerlendirilmiştir.

Yapının uzun çeperleri çevresindeki farklı kentsel koşullara göre farklılaşmaktadır. Viyadük yönündeki çeper; servis girişleri, otopark bağlantıları, ikincil yapı girişleri ve araç yanaşma alanlarıyla daha kontrollü bir karakter taşımaktadır. Ana cadde ve gelecekteki dönüşüm dokusu yönündeki cephe ise ticaret bazaları, yaya hareketleri ve kamusal kullanımlarla ilişki kuran daha aktif bir kentsel sınır oluşturmaktadır. Bu iki uzun çeper arasında açılan geçirgen geçişler, çevredeki mahallelerden gelen hareketi yerleşkenin iç avlularına ve RIHTIM omurgasına taşımaktadır.

Kentsel Avlular ve Geçirgen Zemin

Avlular, belediye programını parçalayan iç boşluklar olmanın ötesinde, yerleşkenin açık alan sistemini oluşturan erişilebilir kentsel mekânlardır. Zemin kattaki geçişler ve yapı kanatları arasında bırakılan yırtıklar sayesinde avlular hem dış çevreyle hem de birbirleriyle kesintisiz ilişki kurmaktadır. Kullanıcı, yerleşkenin farklı çeperlerinden herhangi bir avluya ulaşabilmekte ve açık ya da yarı açık güzergâhlar üzerinden diğer avlulara devam edebilmektedir.

RIHTIM’ın doğu çeperinden avlulara açılan bağlantılar, omurga üzerinde hareket eden kullanıcıyı yapıların iç yaşantısına ve açık alanlara yönlendirmektedir. Böylece omurga yalnızca yapıların önünden geçen doğrusal bir dolaşım hattı olarak kalmamakta; yerleşkenin iç mekânsal dokusuna nüfuz eden çok yönlü bir dağılım sistemi haline gelmektedir.

Avlular, güneyden kuzeye doğru farklı kullanım yoğunlukları ve mekânsal karakterler taşımaktadır. Caminin önündeki ibadet avlusu, harim, son cemaat alanı ve sosyal-eğitsel birimlerle birlikte çalışan sakin ve kontrollü bir karşılaşma alanıdır. Onu izleyen sakin avlu, daha düşük yoğunluklu bekleme, dinlenme ve günlük kullanım senaryolarına ayrılmıştır. Sosyal avlu, belediye çalışanları, ziyaretçiler ve kentliler için ortak karşılaşma ve buluşma alanı oluşturmakta; meclis salonu, konferans salonu, kafeterya, kütüphane ve ortak kullanımlarla beslenmektedir. Kuzeydeki kültür avlusu-tören alanı ise kültür merkezi, amfi ve açık etkinlik yüzeyleriyle birlikte çalışan daha büyük ölçekli bir kent boşluğudur.

Bu farklılaşma, avluların birbirinden kopuk ve tek işlevli alanlara dönüşmesi anlamına gelmemektedir. Her avlu kendi kullanım karakterine sahip olmakla birlikte ortak dolaşım ve peyzaj sisteminin parçasıdır. Böylece yerleşke içinde daha sakin ibadet alanlarından yoğun kültür ve tören kullanımlarına doğru kademeli bir kamusal alan dizisi oluşmaktadır.

Belediye Hizmet Binası

Belediye hizmet binası, kentli ile yönetim arasındaki ilişkiyi kapalı ve hiyerarşik bir kurum yapısı üzerinden değil, erişilebilir ve okunabilir bir mekânsal organizasyon aracılığıyla kurmaktadır. Vatandaşın yoğun olarak kullandığı birimler zemin ve omurga kotlarında, doğrudan kamusal dolaşım ve açık alanlarla ilişkili biçimde konumlanmaktadır. Çözüm merkezi, danışma, halkla ilişkiler, bekleme alanları ve ortak hizmet birimleri ana girişlerle kolaylıkla ilişki kurmakta; kentlinin yapı içerisindeki yönlenmesi açık bir dolaşım sistemi üzerinden gerçekleşmektedir.

Daire başkanlıkları ve idari birimler üst katlarda, benzer çalışma ilişkilerine göre kümelenmiş ve avlular çevresinde düzenlenmiştir. Düzenli aralıklarla yerleştirilen düşey dolaşım çekirdekleri, farklı idari kümeleri RIHTIM omurgasına, zemin kattaki kamusal birimlere ve bodrumdaki ortak altyapıya bağlamaktadır. Vatandaş dolaşımı, personel dolaşımı, yönetim kullanımları ve servis hareketleri gerekli noktalarda ayrıştırılmakta; ortak kullanım alanlarında ise yeniden bir araya gelmektedir.

Yapının kamusal ve sosyal programları belediye yaşantısının içine yerleştirilmiştir. Konferans salonu, RIHTIM’ın avluya bakan çeperinde birinci ve ikinci katlar arasında kurduğu ilişkiyle görünür bir kamusal hacim oluşturur. Salonun şeffaf fuaye ve dolaşım alanları, içerideki etkinliklerin sosyal avludan algılanmasını ve belediye yapısının gündelik yaşamına katılmasını sağlamaktadır.

Salonun üç boyutlu formu, uzun ve yatay belediye kütlesi içerisinde yönlenmeyi kolaylaştıran tanımlayıcı bir odak niteliğindedir.

Meclis salonu, genişletilmiş fuayesi ve temsil mekânlarıyla sosyal avlu ve RIHTIM omurgasıyla doğrudan ilişki kurmaktadır. Fuaye; toplantı öncesi ve sonrasında karşılama, bekleme, kayıt, protokol, sergileme ve basın kullanımlarına cevap verecek büyüklükte ele alınmıştır. Böylece meclis salonu yalnızca kapalı bir toplantı mekânı değil, belediyenin kamusal ve temsili yüzünü oluşturan bir odak haline gelmektedir.

Kütüphane, kafeterya, belediye satış birimleri, ortak toplantı mekânları ve sosyal kullanımlar, kurumsal yapının gün içinde yalnızca hizmet üretimine dayalı kapalı bir çalışma ortamına dönüşmesini engellemektedir. Kreş, kendi kontrollü girişine, gün ışığı alan eğitim mekânlarına ve güvenli açık oyun bahçesine sahip bağımsız bir kullanım alanı olarak düzenlenmiştir. İştirakler ve dışarıdan bağımsız erişmesi gereken birimler, kendi giriş ve güvenlik sistemleriyle çalışırken yapının genel dolaşım ve açık alan düzeninden kopmamaktadır.

Üst yönetim ve başkanlık birimleri, kontrollü dolaşım sistemiyle ilişkili üst katlarda konumlanmaktadır. Başkanlık katı, deniz yönündeki kesintisiz vistası ve temsil mekânlarıyla kurumsal konumunu ifade ederken, belediye yapısının diğer birimleriyle işlevsel bağını sürdürmektedir.

Kültür Merkezi

Kültür merkezi, deniz yönüne dik uzanan ince ve uzun yapı iziyle ana cadde yönündeki kentsel boşluğu tanımlamakta ve kültür avlusu-tören alanının güçlü kenarlarından birini oluşturmaktadır. Yapı, belediye hizmet binasından kütlesel olarak ayrışarak kendi kamusal kimliğini üretmekte; RIHTIM, tören alanı ve ortak peyzaj sistemi aracılığıyla yerleşkenin bütününe bağlanmaktadır.
Kültür merkezinin uzun cephesi kültür avlusu ve kentsel açık alanla doğrudan ilişki kurmaktadır. Fuaye, sergi, eğitim ve sosyal kullanım alanlarının şeffaflığı, içerideki kültürel yaşantının dışarıdan algılanmasına olanak vermekte; yapı yalnızca etkinlik saatlerinde çalışan kapalı bir salon kompleksi olmaktan çıkmaktadır. Derslikler, atölyeler, sergi RIHTIM | MİMARİ, KENTSEL TASARIM VE PEYZAJ PROJE RAPORU alanları, kafeterya ve yeme-içme birimleri, günün farklı zamanlarında yapının sürekli kullanılmasını desteklemektedir.

Büyük ve küçük salonlar; seyirci, sanatçı, teknik ekip ve servis dolaşımları ayrıştırılarak düzenlenmiştir. Salonların fuayeleri ortak kamusal dolaşım sistemiyle ilişki kurarken, sahne arkası, kulis, depo ve teknik alanlar kontrollü servis bağlantıları üzerinden çalışmaktadır. Bu düzen, salonların gerektiğinde birbirlerinden bağımsız işletilebilmesini ve farklı etkinliklerin eş zamanlı gerçekleşebilmesini mümkün kılmaktadır.

Dairesel büyük salonun hacmi yapının dışından algılanabilmekte; iç mekân organizasyonu dış kontura yansıyan güçlü bir plastik etki üretmektedir. Bu hacim, kültür merkezinin kent ölçeğindeki kimliğini belirleyen temel mimari elemanlardan biridir. Yapının üst kotunda yeme-içme kullanımlarıyla birlikte çalışan geniş bir deniz terası yer almakta; kıyı manzarası kültür merkezinin gündelik kamusal yaşantısına katılmaktadır.

Yapının üst kotlarına bağlanan amfi, kültür merkezi ile tören alanı arasındaki kot ilişkisini çözen bir dolaşım elemanı olmanın ötesinde; oturma, seyir, açık hava gösterisi ve gündelik buluşma yüzeyi olarak çalışmaktadır. Kültür avlusu-tören alanı bu sayede yalnızca resmî kullanımlara ayrılmış boş bir sert zemin değil; farklı ölçek ve zamanlardaki etkinliklere uyum sağlayan dönüşebilir bir kent mekânıdır.

Cami ve İbadet Avlusu

Cami, yerleşkenin daha sakin ve dingin karakter taşıyan bileşeni olarak konumlandırılmıştır. Kendi ibadet avlusu etrafında örgütlenen yapı, belediye ve kültür merkezinin yoğun dolaşım alanlarından mekânsal ve peyzaj eşikleriyle ayrışmakta; buna karşın RIHTIM ve avlular boyunca devam eden kamusal sistemden kopmamaktadır.

Harim, kadınlar mahfili, son cemaat alanı, giriş, vestiyer ve ayakkabılık bölümleri; ibadet öncesi hazırlık, toplanma ve mekâna geçiş sürecini açık bir dizge içerisinde kurmaktadır. İmam ve görevli hacimleri, derslikler, çok amaçlı salon, kütüphane, okuma ve toplantı mekânları caminin yalnızca namaz saatlerinde kullanılan kapalı bir yapı değil, eğitim ve sosyal buluşma işlevleriyle gün boyunca yaşayan bir odak olmasını desteklemektedir.

İbadet avlusu, yoğun kullanım anlarında açık ve yarı açık alan kapasitesi sağlamakta; günlük kullanımda ise gölgeli bekleme, karşılaşma ve dinlenme alanı oluşturmaktadır. Son cemaat alanı, yapı ile avlu arasında iklimsel ve mekânsal bir eşik niteliğindedir. Avlunun peyzaj karakteri, caminin dingin atmosferini desteklerken iç avlular boyunca devam eden ikincil yeşil sistemin başlangıç noktalarından birini oluşturmaktadır.

Caminin mimari yaklaşımında geleneksel biçimlerin doğrudan tekrarı yerine ışık, boşluk, oran, malzeme ve akustik nitelikler ön plana çıkarılmıştır. Doğal ışığın kontrollü kullanımı ve yapının yalın iç mekân organizasyonu, çağdaş fakat manevi yoğunluğu güçlü bir ibadet atmosferi üretmektedir.

Ulaşım, Erişim ve Servis Organizasyonu

Yerleşkenin yaya, araç, servis ve güvenlik sistemleri birbirleriyle çakışmayacak şekilde bütüncül olarak düzenlenmiştir. Ana yaya hareketi RIHTIM ve avlular üzerinden gerçekleşirken, araç erişimleri büyük ölçüde parsel çeperlerinde çözülmektedir. Yapı çevresindeki birincil ve ikincil girişler; kullanım yoğunlukları, güvenlik seviyeleri ve farklı çalışma saatleri dikkate alınarak ayrıştırılmıştır.

Başkanlık ve protokol girişleri, kreş, zabıta, iştirakler, cami, kültür merkezi ve servis alanları için bağımsız erişim olanakları sağlanmıştır. Kısa süreli park alanları, araç yanaşma cepleri, açık otoparklar ve bekleme bölgeleri ilgili girişlerle doğrudan ilişki kurmaktadır. Bu alanların konumları, taşıt hareketinin avlular arasındaki yaya sürekliliğini ve yapıların kamusal ön alanlarını kesmemesi temelinde belirlenmiştir.

Bodrum kat, yerleşkenin farklı bileşenlerine hizmet veren ortak ve kesintisiz bir altyapı olarak düzenlenmiştir. Otopark alanları düzenli bir taşıyıcı aks ve dolaşım sistemi içerisinde çözülmüş; belediye, kültür merkezi ve caminin otopark gereksinimleri ilgili düşey dolaşım çekirdekleriyle ilişkilendirilmiştir.

Genel arşiv, birim arşivleri, depolar, teknik hacimler, sığınaklar, personel destek alanları ve yapıların servis gereksinimleri bodrum katın kontrollü bölümlerinde yer almaktadır. Araç giydirme, belediye araçlarının hazırlanması, yüksek hacimli ilan ve afiş depolama alanları gibi özel işlevler doğrudan araç erişimine olanak veren servis bandı üzerinde çözülmüştür. Kültür merkezinin sahne ve teknik servisleri, belediye yapısının servis hareketleri ve diğer depo alanları kamusal dolaşımdan ayrıştırılmış ortak bir lojistik sistem içerisinde çalışmaktadır.

Peyzaj ve Yeşil Altyapı

RIHTIM, yalnızca yapısal ve mekânsal bir yaya omurgası değil, Millet Bahçesi’nden kıyıya ulaşan yeşil sürekliliğin taşıyıcısıdır. Sert kentsel zemin, belirli noktalarda açılan yumuşak yüzeyler, açık toprak alanları, boylu ağaçlar, çalılar ve yer örtücülerle birlikte ele alınmıştır. Böylece omurga boyunca hareket, gölge, dinlenme, bitkisel çeşitlilik ve ekolojik süreklilik aynı sistem içerisinde bir araya gelmektedir.

Ana omurgaya ek olarak, cami önünden başlayıp iç avlular boyunca kuzeye doğru devam eden ikincil bir yeşil iz bulunmaktadır. Bu hat ibadet avlusu, sakin avlu, sosyal avlu ve kültür avlusunu birbirine bağlamakta; avluların bağımsız bahçeler yerine ortak açık alan sisteminin farklı karakterlere sahip parçaları olarak çalışmasını sağlamaktadır.

Peyzaj, yapıların çevresinde kalan artık alanların düzenlenmesi olarak değil, kamusal hareketi yönlendiren ve mekânsal kullanımları destekleyen yaşayan bir altyapı olarak ele alınmıştır. Bitkisel doku; gölgeleme, rüzgâr hızının düzenlenmesi, yağmur suyunun yönetimi, biyolojik çeşitlilik ve mikroklimatik konfor işlevlerini birlikte üstlenmektedir.

Geniş taçlı yaprak döken ağaçlar yaz aylarında gölge üretirken kış döneminde güneş ışığının açık alanlara ulaşmasını sağlamaktadır. Kıyı etkilerine dayanıklı herdem yeşil türler rüzgâr ve nem etkisine karşı filtre oluşturmakta; korunaklı avlulardaki katmanlı bitki dokusu daha serin ve sakin mikroiklim alanları üretmektedir. Geçirgen yüzeyler, yağmur bahçeleri, infiltrasyon alanları ve açık toprak yüzeyleri yağmur suyunun alan içinde tutulmasını ve peyzaj sisteminde yeniden kullanılmasını desteklemektedir.

Peyzaj ve yeşil altyapıya ilişkin bitkisel topluluklar, su yönetimi, mikroklimatik performans ve açık alan kullanım kararları raporun ilgili bölümünde ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

Mimari Dil, Yapı Sistemi ve Çevresel Performans

Yerleşkenin mimari dili, tekil ve anıtsal bir yapı imgesi üretmek yerine; tekrar eden taşıyıcı düzen, kolonatlar, geniş saçaklar, şeffaf ve yarı geçirgen yüzeyler ile yatay dolaşımın oluşturduğu sakin ve bütüncül bir karaktere dayanmaktadır.

Yapı boyunca devam eden kolonat ve üst örtü sistemi, farklı programları ortak bir mekânsal çerçeve altında birleştirmektedir. Geniş saçaklar, Karadeniz’in yoğun yağış rejimine karşı korunaklı dış dolaşım alanları oluşturmakta; güneş kontrolü ve gölgeleme yoluyla açık alan kullanımını desteklemektedir. Yapı ile açık alan arasındaki sınırlar ani biçimde kesilmek yerine, saçaklar, yarı açık fuayeler, galeriler ve geçirgen cepheler aracılığıyla kademeli olarak kurulmaktadır.

Belediye ofislerinde düzenli aks sistemi ve modüler planlama anlayışı benimsenmiştir. Bu sistem, çalışma alanlarının değişen gereksinimlere göre yeniden düzenlenmesine ve farklı idari birimlerin zaman içerisinde büyüyüp küçülebilmesine olanak vermektedir. Konferans salonu, meclis salonu, kültür merkezinin büyük açıklıklı salonları, cami harimi ve diğer özel hacimler ise kendi mekânsal ve strüktürel gereksinimlerine uygun taşıyıcı sistemlerle çözülmektedir.

Avlulu organizasyon, doğal ışığın yapı derinliklerine ulaşmasını ve uygun iklim koşullarında doğal havalandırmanın desteklenmesini sağlamaktadır. Şeffaf ve yarı geçirgen cephe yüzeyleri, gün ışığı, gölgeleme ve mahremiyet gereksinimlerine göre farklılaşmaktadır. Malzeme kararlarında kıyı ikliminin yüksek nem, yağış, rüzgâr ve korozyon etkileri dikkate alınmakta; uzun ömürlü, bakım gereksinimi düşük ve tekrar edilebilir yapı bileşenleri tercih edilmektedir.

Taşıyıcı sistem, temel sistemi, geniş açıklıklı hacimler, yapısal süreklilik, deprem davranışı, yangın güvenliği ve yapım teknolojisine ilişkin ayrıntılı kararlar İnşaat Mühendisliği Raporu kapsamında açıklanmaktadır.

Sonuç

RIHTIM, Samsun Büyükşehir Belediyesi Hizmet Binası, Kültür Merkezi ve Cami yerleşkesini yalnızca farklı işlevlerin yan yana getirildiği bir yapı kompleksi olarak değil, kent ile kıyı arasında süreklilik kuran kamusal bir altyapı olarak ele almaktadır.

Belediye yapısının kurumsal işleyişi, kültür merkezinin sosyal ve kültürel yaşantısı ile caminin ibadet ve eğitim işlevleri; ortak dolaşım, avlular, yarı açık alanlar, peyzaj ve kıyı bağlantısı üzerinden birbirine eklemlenmektedir. Her yapı kendi kimliğini ve kullanım düzenini korurken, RIHTIM bütün bu parçaları ortak bir kent zemini üzerinde bir araya getirmektedir.

Öneri, dönüşüm alanının yeni yapı adalarıyla yarışan tekil bir mimari nesne üretmek yerine; Millet Bahçesi, belediye yerleşkesi, Doğu Park ve sahil arasında devam eden yatay bir kamusal eşik oluşturmaktadır. Böylece belediye hizmet binası yalnızca yönetim hizmetlerinin yürütüldüğü bir kurum yapısı olmaktan çıkmakta; kültür, ibadet, gündelik yaşam, açık alan ve kıyı deneyimini bir araya getiren yeni bir kentsel merkezin parçası haline gelmektedir.

Bu nedenle proje, yalnızca belediye hizmet binası, kültür merkezi ve caminin aynı parsel üzerinde çözümlendiği bir yapı topluluğu olarak değil; dönüşmekte olan kent dokusunu kıyıya bağlayan yeni bir kamusal arayüz olarak ele alınmıştır.

02 BİRİNCİ AŞAMADAN İKİNCİ AŞAMAYA PROJENİN GELİŞİMİ

Ana fikir korunmuş, mekânsal ve işlevsel ilişkiler güçlendirilmiştir.

Birinci aşamada olumlu bulunan yarı açık omurga, avlular etrafındaki yerleşim, yapının dışa dönük dili, bağımsız birimlerin kamusal alanla ilişkisi ve deniz yönündeki süreklilik ikinci aşamanın temel tasarım omurgası olarak korunmuştur. Açık alanların sınırlılığı, avlular arasındaki kopukluk, konferans salonunun konumu, meclis fuayesinin yetersizliği, kültür merkezinin kamusal çekiciliği, işlevlerin okunabilirliği ve omurganın sahille ilişkisi ise projenin geliştirilmesinde doğrudan ele alınan başlıklar olmuştur.

1. Bodrum Katın Tek Katlı ve Bütüncül Bir Sistem Olarak Yeniden Düzenlenmesi

Jüri değerlendirmesinde bodrum kat çözümlerinin zemin verileri doğrultusunda tercihen tek katta ele alınması önerilmiştir. İkinci aşamada bodrum kat tek katlı ve kesintisiz bir düzende yeniden çözülmüş; otopark modülleri, araç yolları ve düşey dolaşım çekirdekleri park verimliliğini artıracak biçimde düzenlenmiştir.

Belediye hizmet binası, kültür merkezi ve caminin gereksinim duyduğu teknik hacimler, genel ve birim depoları, arşivler, personel destek alanları ve servis mekânları aynı altyapı içerisinde, ilgili yapılarla doğrudan düşey bağlantı kuracak şekilde yerleştirilmiştir. Araç giydirme, belediye araçlarının hazırlanması, yüksek hacim gerektiren depo ve atölyeler gibi ihtiyaç programında özellikle tariflenen işlevler, zeminle kontrollü servis ilişkisi kuran ortak bir bant üzerinde çözülmüştür.

Bu düzenleme, farklı yapıların birbirinden kopuk bodrum parçaları yerine tek bir servis ve otopark altyapısı üzerinden çalışmasını sağlamış; kazı derinliğini sınırlandırırken taşıyıcı sistem, servis organizasyonu ve yapım ekonomisi bakımından daha rasyonel bir çözüm üretmiştir.

2. Yapı Çevresindeki Araç Erişimlerinin, Yanaşma ve Kısa Süreli Park Alanlarının Geliştirilmesi

Yapı çevresinde birincil ve ikincil girişlerle doğrudan ilişki kuran açık otoparklar, kısa süreli park alanları, araç yanaşma cepleri ve bekleme bölgeleri oluşturulmuştur. Başkanlık ve protokol girişleri, kreş, zabıta, iştirakler, kültür merkezi servis girişi ve dışarıdan bağımsız erişmesi gereken birimler için farklı erişim senaryoları geliştirilmiştir.

Araç erişimleri yapının kamusal ön alanlarını ve avlular arasındaki yaya sürekliliğini kesmeyecek biçimde çeperlerde tutulmuş; servis ve yükleme hareketleri gündelik kentli dolaşımından ayrıştırılmıştır. Böylece doğrudan dış erişim gerektiren birimlerin işletme ihtiyaçları karşılanırken, yerleşkenin yaya öncelikli kamusal karakteri korunmuştur.

3. Yapı İzinin Kompaktlaştırılması ve Avluların Kentsel Sürekliliğinin Kurulması

Birinci aşamada geliştirilen yayılgan, az katlı ve avlulu yapı kurgusu; kıyı görüşlerini engellememesi, belediye programını insan ölçeğinde parçalaması ve zemin kat etkileşimini artırması bakımından projenin temel niteliği olarak korunmuştur.

Bununla birlikte, yapının parsele fazla yayılması ve avlular dışında açık alan üretiminin sınırlı kalması yönündeki jüri eleştirisi doğrultusunda yapı, uzun ve kısa yönlerde birer aks küçültülmüştür. Böylece yapı izi kompaktlaştırılmış, çevresindeki açık alanlar büyütülmüş ve yapı-kent ilişkisi daha dengeli hale getirilmiştir.

Avlular arasındaki mekânsal kopukluğu gidermek amacıyla zemin katta yeni yırtıklar ve geçirgen geçişler oluşturulmuştur. Artık dışarıdan herhangi bir avluya girilebilmekte; bir avludan diğerine yapının zemin katındaki kesintisiz kamusal güzergâhlar üzerinden ulaşılabilmektedir. İskeleyle ilişkili doğu çeperinden avlulara açılan geçişler genişletilmiş, görünür ve yönlendirici hale getirilmiştir.

Avlular böylece içe kapalı bina boşlukları olmaktan çıkarak farklı kamusal kullanımlara sahip kentsel avlulara dönüşmüştür. Güneyden kuzeye doğru ibadet avlusu, sakin avlu, sosyal avlu ve kültür avlusu-tören alanı olarak karakterlendirilmiş; her avlu çevresindeki işlevlerle, peyzajı ve kullanım yoğunluğuyla farklılaşmıştır.

4. Belediye Konferans Salonunun Bodrum Kattan Kamusal Omurgaya Taşınması

Birinci aşamada bodrum katta yer alan belediye konferans salonunun konumu jüri tarafından uygun bulunmamıştır. İkinci aşamada salon bodrumdan çıkarılarak RIHTIM’ın avluya bakan çeperinde, birinci ve ikinci katları birbirine bağlayan merkezi bir konuma taşınmıştır.

Salon, şeffaf fuaye ve dolaşım alanlarıyla çevrelenmiş; belediyenin gündelik iç işleyişi ve sosyal avluyla doğrudan ilişkilendirilmiştir. Böylece konferans salonu, alt katta kalan ve yalnızca etkinlik zamanlarında kullanılan bir hacim olmaktan çıkarak belediye yaşamının görünür ve aktif bir parçası haline gelmiştir.

Salon formunun dışarıdan okunabilmesi, avlu içerisinden algılanan belirgin bir üç boyutlu plastik üretmiş; uzun belediye cephesi içerisinde yönlenmeyi kolaylaştıran ve sosyal avluya kimlik kazandıran bir odak oluşturmuştur.

5. Meclis Salonu Fuayesinin Büyütülmesi

Meclis salonu önündeki galeri boşluğu kısmen kapatılmış; elde edilen alan salonun fuayesine katılmıştır. Böylece meclis toplantıları öncesinde ve sonrasında ortaya çıkan yoğunluğu karşılayabilecek, karşılama, bekleme, kayıt, protokol ve sergileme işlevlerini barındırabilecek geniş bir fuaye genleşmesi oluşturulmuştur.

Yeni fuaye düzeni, meclis salonunu sosyal avlu ve RIHTIM omurgasıyla daha güçlü biçimde ilişkilendirmekte; düşey dolaşım, salon girişi ve açık alan arasındaki yönlenmeyi daha okunabilir hale getirmektedir. Bu müdahale, meclis salonunun kurumsal temsil gücünü artırırken fuaye yetersizliğine ilişkin jüri eleştirisine doğrudan karşılık vermektedir.

6. İskele Aksının Yaya Bağlantısının Ötesinde Yeşil Bir Kentsel Omurga Olarak Geliştirilmesi

Güneydoğudan proje alanına ulaşarak deniz kıyısına taşınan iskele aksı, ikinci aşamada yalnızca kotları ve yaya hareketini birbirine bağlayan yapısal bir eleman olarak değil; yeşil sürekliliği taşıyan bir kentsel omurga olarak yeniden değerlendirilmiştir.

Millet Bahçesi’nden itibaren sert zemin yer yer açılarak yumuşak yüzeylere dönüştürülmüş; açık toprak alanları, boylu ağaçlar, endemik türler ve yer örtücülerle kesintisiz bir bitkisel iz oluşturulmuştur. Böylece güçlü kentsel zemin, hem fiziksel hem de algısal bir yeşil süreklilikle desteklenmiştir.

İç avlular boyunca, cami önünden geçen doğrultuda ikinci bir yeşil iz tanımlanmış; bu hat ibadet avlusu, sakin avlu, sosyal avlu ve kültür avlusunu ana omurgaya bağlamıştır. Avlular birbirinden bağımsız peyzaj adaları olmaktan çıkarak kentsel ölçekteki yeşil sistemin parçaları haline gelmiştir.

Proje alanı ile kıyı arasındaki ulaşım bandı boyunca uzanan bitkisel gürültü tamponu tanımlanmıştır. Bu tampon, RIHTIM’ın kıyıya bağlanma noktasını gürültüden korurken yeşil sürekliliğin kıyı hattındaki son katmanını oluşturmaktadır.

7. Kültür Merkezinin Yeniden Konumlandırılması ve Kamusal Çekiciliğinin Artırılması

Kültür merkezi, deniz yönüne dik, daha ince ve uzun bir yapı izi üzerinde yeniden ele alınmıştır. Bu karar, yapının ana cadde yönündeki kentsel boşluğunu büyütmüş; kültür merkezi ile belediye blokları arasında daha açık, tanımlı ve kullanılabilir bir kültür avlusu-tören alanı oluşturmuştur.

Üst kotlara bağlanan amfi, tören alanının sınırını ve mekânsal karakterini belirginleştirmiş; tören dışındaki zamanlarda oturma, seyir ve açık hava etkinliklerine olanak sağlayan kamusal bir yüzey haline getirilmiştir.

Kültür merkezinin uzun cephesi bu kentsel boşlukla maksimum düzeyde ilişkilendirilmiş; fuaye, sergi, eğitim ve sosyal alanların şeffaflığı artırılmıştır. Dairesel büyük salonun dışarıdan algılanması sağlanarak yapının kentsel imgesi güçlendirilmiş; üst kotta yeme-içme işlevleriyle birlikte çalışan geniş bir deniz terası oluşturulmuştur.

Büyük ve küçük salonlar, derslikler, atölyeler, sergi alanları, kafeterya, yönetim ve servis birimlerinin farklı saatlerde bağımsız çalışabilmesi sağlanmış; kültür merkezinin yalnızca etkinlik günlerinde kullanılan kapalı bir yapı yerine gün boyunca yaşayan bir kent odağı olması hedeflenmiştir.

8. RIHTIM Omurgasının Sahille Kurduğu İlişkinin Detaylandırılması

Birinci aşamada kavramsal ölçekte tariflenen kıyı bağlantısı, ikinci aşamada parsel sınırlarının ötesine geçen kesintisiz bir yaya ve peyzaj sistemi olarak geliştirilmiştir. Omurga, yerleşke içerisindeki kamusal dolaşımı Atatürk Bulvarı, raylı sistem ve sahil yolunun oluşturduğu bariyerlerin üzerinden kıyıya taşımaktadır.

Bu bağlantı yalnızca iki nokta arasında geçiş sağlayan bir üstgeçit olarak değil; yürümeyi, durmayı, kıyıyı izlemeyi ve Doğu Park’taki mevcut yaya sistemlerine katılmayı mümkün kılan genişletilmiş bir kamusal rota olarak ele alınmıştır. Omurganın kıyıdaki iniş ve buluşma noktalarının peyzaj, seyir, bekleme ve erişilebilirlik kararlarıyla birlikte detaylandırılması; RIHTIM fikrinin kentsel ölçekte tamamlanmasını sağlamaktadır.

Bu başlığın anlatımı, kıyı perspektifleri, kesitler ve omurganın sahil yolunu aşma biçimini gösteren güncel şemalarla desteklenmektedir.

9. Belediye Bloklarının Yükseltilmesi ve Ana İşlevlerin Okunabilirliğinin Artırılması

Belediye blokları birer kat yükseltilerek kapalı program daha kompakt bir yapı izi üzerinde çözülmüş; zeminde açık alan ve avlu sürekliliği için daha fazla alan bırakılmıştır. Yapının genel yatay karakteri korunmuş, ancak üst katlardaki program dağılımı daha verimli hale getirilmiştir.

Başkanlık katının yükseltilmesi sayesinde deniz vistasıyla kesintisiz bir görsel ilişki kurulmuş; başkanlık birimlerinin kurumsal konumu güçlendirilmiştir. Bununla birlikte başkanlık, yapının geri kalanından kopuk bir üst yapı olarak değil, belediye dolaşım ve çekirdek sistemiyle ilişkili biçimde çözülmüştür.

Kültür merkezinin belediye bloklarının yanında bağımsız bir yapı olarak konumlandırılması; belediye, kültür merkezi ve caminin ayrı ayrı algılanabilmesini sağlamıştır. Farklı ana işlevlerin girişleri, açık alanları ve kütlesel karakterleri belirginleştirilmiş; RIHTIM omurgası ise bu ayrışan parçaları ortak bir kamusal sistem içinde bir araya getirmiştir. Böylece birinci aşamada eleştirilen yönlenme ve işlevlerin okunabilirliği sorunu, hem kütlesel hem de dolaşımsal kararlarla giderilmiştir.

JÜRİ DEĞERLENDİRMELERİNE VERİLEN KARŞILIKLAR ÖZETİ

İkinci aşama geliştirme süreci, jüri raporundaki olumlu bulunan ana ilkeleri korurken eleştirilen mekânsal, işlevsel, kentsel ve peyzaj başlıklarını doğrudan tasarım girdisine dönüştürmüştür. Aşağıdaki tablo, raporda ayrıntılandırılan kararların jüri değerlendirmeleriyle ilişkisini özetlemektedir.

03 PEYZAJ VE YEŞİL ALTYAPI STRATEJİSİ

Kıyı ekosisteminden kentsel avlulara uzanan yaşayan altyapı

Yeşil Altyapı Stratejisi

Ekolojik Süreklilik

Karadeniz kıyısı ile yoğun kentsel doku arasında konumlanan proje alanı, farklı ekolojik karakterlerin kesiştiği bir geçiş bölgesidir. Yeşil altyapı stratejisi bu geçişi keskin sınırlarla tanımlamak yerine kıyı ekosistemini yapı, avlu ve kamusal açık alanlarla bütünleştiren süreklilikler üretmeyi amaçlamaktadır. Bitkisel tasarım yalnızca estetik bir çevre düzenlemesi değil; gölgeleme, rüzgârın düzenlenmesi, yağmur suyunun yönetimi, biyolojik çeşitlilik ve kullanıcı konforunu aynı sistem içinde üreten yaşayan bir altyapı olarak ele alınmıştır. Bitki seçimlerinde Samsun’un nemli Karadeniz iklimi, hâkim rüzgâr yönleri ve yerel ekolojik koşullara uyum gözetilmiş; kıyı, kent dokusu, korunaklı avlular ve yağmur bahçeleri için farklı bitkisel karakterler oluşturulmuştur.

Kıyıdan Avluya

Karadeniz’in hâkim kuzey rüzgârları, yüksek nemi, yoğun yağış rejimi ve kıyı ulaşım altyapılarının ürettiği gürültü tasarımın temel iklim ve çevre girdileridir. Bu nedenle yeşil doku tek tip bir bitki paletiyle değil; kıyı geçiş kuşağı, kent meydanı, korunaklı avlular, yağmur bahçeleri ve kullanım odaklı bahçelerden oluşan birbirini tamamlayan ekolojik katmanlar halinde kurgulanmıştır. Kıyıda amaç rüzgârı durdurmak değil, çok katmanlı bitki toplulukları ile hızını düşürerek avlularda konforlu bir mikroiklim üretmektir. Kıyı kuşağında Laurus nobilis, Quercus ilex, Hippophae rhamnoides ve Elaeagnus × ebbingei gibi herdem yeşil ve rüzgâra dayanıklı türler tercih edilirken; korunaklı avlularda Rhododendron ponticum, Viburnum tinus ve Dryopteris filix-mas ile katmanlı bir bitki dokusu oluşturulmuştur.

Bitki Toplulukları

Tür seçimleri tekil bitkiler üzerinden değil, doğal bitki toplulukları yaklaşımıyla geliştirilmiştir. Kıyı kuşağında Laurus nobilis (Akdeniz Defnesi), Quercus ilex (Pırnal Meşesi), Hippophae rhamnoides ve Elaeagnus × ebbingei (Süs İğdesi) gibi kıyı koşullarına uyumlu türler; kent meydanında Carpinus betulus (Adi Gürgen), Celtis australis (Doğu Çitlembiği), Acer pseudoplatanus (Dağ Akçaağacı), Tilia tomentosa (Gümüşi Ihlamur) ve Fraxinus angustifolia (Sivri Meyveli Dişbudak) gibi geniş taçlı gölge ağaçları; korunaklı avlularda ise Rhododendron ponticum, Viburnum tinus ve Dryopteris filix-mas ile Karadeniz orman altı karakterini destekleyen katmanlı bitki dokusu tercih edilmiştir. Bu yaklaşım yalnızca iklimsel performansı artırmayı değil, mevsimsel değişimin okunabildiği, kuşlar ve polinatör canlılar için süreklilik sağlayan bir yaşam ağı oluşturmayı hedeflemektedir.

Su ile Birlikte Çalışan Peyzaj

Yağmur suyu tasarımın ayrılmaz bir bileşeni olarak değerlendirilmiştir. Geçirgen yüzeyler, biyolojik yağmur bahçeleri ve infiltrasyon alanları yüzey akışını alan içinde tutarak bitkisel dokunun doğal su döngüsünü desteklemektedir. Böylece yeşil altyapı, kent ısı adasının azaltılması ve iklim değişikliğine uyum açısından aktif rol üstlenmektedir. Yağmur bahçelerinde Alnus glutinosa (Siyah Kızılağaç), Iris pseudacorus (Sarı Bataklık Süseni) ve Carex pendula gibi suya uyumlu türler kullanılarak yüzey akışının filtrelenmesi, biyolojik çeşitliliğin artırılması ve doğal drenaj sisteminin güçlendirilmesi hedeflenmiştir.

Gürültü Tamponu ve Kıyı Eşiği

Atatürk Bulvarı, raylı sistem ve sahil yolunun oluşturduğu ulaşım bandı, omurganın kıyıya ulaştığı ucunda yoğun bir gürültü kaynağı üretmektedir. Bu eşik, tek sıra bir bitkisel perde yerine; kot farkı, toprak seddeler ve çok katmanlı bitkisel doku birlikte çalışacak biçimde ele alınmıştır. Yükseltilmiş zemin ve seddeler doğrudan ses yolunu keserken, üzerindeki yoğun bitkisel katman hem yüksek frekanslı gürültüyü sönümlemekte hem de görsel bariyer oluşturarak algılanan gürültü düzeyini düşürmektedir.

Perde dokusunda Cupressocyparis × leylandii, Pinus nigra (Karaçam) ve Prunus laurocerasus (Karayemiş) yoğun ve yıl boyu kapalı bir gövde oluştururken; kamusal yüze bakan katmanda Laurus nobilis (Akdeniz Defnesi) ve Elaeagnus × ebbingei (Süs İğdesi) daha yumuşak, kokulu ve insan ölçeğinde bir sınır üretmektedir. Böylece tampon, sırtını ulaşım bandına dönen kapalı bir duvar değil; kıyıya geçiş rotasının bir parçası olarak deneyimlenen kademeli bir eşiktir.

Kullanım Senaryoları

Her açık alan kendi kullanım biçimine göre bitkisel karakter kazanmıştır. Cami bahçesinde gölge üreten ağaçlar yoğun kullanıcı hareketini destekleyen sert zeminlerle birlikte çalışırken, bitkisel alanlar korunmuş ceplerde süreklilik sağlar. Kreş bahçesinde güvenli ve duyusal bitki toplulukları çocukların doğayla doğrudan ilişki kurabileceği bir öğrenme ortamı oluşturur. Avlular ise gün boyunca kullanılan serin, gölgeli ve sosyal karşılaşmaları destekleyen ortak yaşam mekânları olarak kurgulanmıştır.

İbadet Avlusu

Gölge üreten ağaçlar, kontrollü sert zeminler ve korunmuş bitkisel cepler; yoğun ibadet hareketi ile sakin bekleme alanlarını birlikte destekler.

Sakin Avlu

Katmanlı orman altı dokusu, gölge ve oturma cepleriyle düşük yoğunluklu dinlenme ve bekleme senaryolarına karşılık verir.

Sosyal Avlu

Konferans, meclis, kafe ve ortak kullanım alanlarının yoğunluğunu geniş taçlı ağaçlar, yarı geçirgen yüzeyler ve serin gölgeli buluşma alanlarıyla dengeler.

Kültür Avlusu – Tören Alanı

Tören, açık hava etkinliği ve gündelik kullanım arasında dönüşebilen sert zemin; amfi, gölge ağaçları ve süreklilik gösteren bitkisel bantlarla birlikte çalışır.

Kreş Bahçesi

Güvenli, duyusal ve yenilebilir bitkiler; açık oyun, öğrenme, koku ve dokunma deneyimlerini destekleyen kontrollü bir bahçe oluşturur.

Mikroklimatik Konfor ve Mevsimsel Performans

Avluların geçirgenliği, denizden gelen hava hareketinin yapı blokları arasından kontrollü biçimde ilerlemesine olanak tanımaktadır. Çok katmanlı bitkisel doku rüzgârı tümüyle kesmek yerine hızını düşürür; geniş saçaklar, ağaç gölgeleri ve yarı geçirgen yüzeyler kullanıcıların yaz aylarında serin ve korunaklı açık alanlara erişmesini sağlar.

Mevsimsel değişim, bitkisel tasarımın görünür bir parçasıdır. Yaprak döken gölge ağaçları yazın güneş kontrolü sağlarken kışın ışık geçirgenliğini artırır; herdem yeşil ve kıyı koşullarına dayanıklı türler ise rüzgâr filtresi ve yıl boyu yeşil süreklilik üretir. Çiçeklenen yer örtücüler ve orman altı bitkileri, polinatörler için süreklilik sağlayan ekolojik cepler oluşturur.

Tasarım İlkeleri

• Bitki toplulukları bulunduğu mikro çevrenin iklimsel koşullarına göre oluşturulmuştur.
• Yeşil altyapı, mimari ve kamusal yaşamın ayrılmaz bir parçası olarak ele alınmıştır.
• Geçirgen yüzeyler ve yağmur bahçeleri ile doğal su döngüsü desteklenmiştir.
• Biyolojik çeşitlilik ve mevsimsel süreklilik temel tasarım girdilerinden biridir.
• Ana RIHTIM hattı ile iç avluların ikincil yeşil izi, tek ve kesintisiz bir açık alan sistemi olarak kurgulanmıştır.
• Bitkisel tasarım; gölgeleme, rüzgâr kontrolü, su yönetimi, ekolojik süreklilik ve kullanıcı konforunu birlikte üretmektedir.

04 İHTİYAÇ PROGRAMI KONTROL

İkinci aşamadaki kat ve bodrum şemaları yalnızca ana daire başkanlıklarının yerleşimini değil, ihtiyaç programında özel koşullar tanımlanan destek işlevlerini de bütüncül biçimde ele almaktadır.

Farklı kullanıcı grupları, çalışma saatleri, güvenlik düzeyleri, servis ihtiyaçları ve kamusal erişim biçimleri; ana RIHTIM omurgası, avlular, çeper girişleri ve ortak servis altyapısı üzerinden ayrıştırılmış ve yeniden ilişkilendirilmiştir.

Belediye Hizmet Binası

Vatandaşla doğrudan ilişkili çözüm merkezi ve halkla ilişkiler birimleri giriş kotlarında ve kamusal omurgayla doğrudan ilişkili konumlarda ele alınmıştır. Çözüm merkezinin önündeki bekleme alanları ile yakın ilişkili halkla ilişkiler ofisleri, vatandaşın kuruma erişimini açık ve okunabilir hale getirmektedir.

İhtiyaç programında ortak alanlar arasında tanımlanan 350 kişilik konferans salonu, toplantı salonları, çok amaçlı salon, kütüphane, belediye satış birimleri, kafeler, yemekhane, kreş ve meclis salonu; yapı içerisindeki farklı kamusal ve yarı kamusal odaklara dağıtılmıştır. Konferans salonu RIHTIM’ın avlu çeperine taşınmış; meclis salonu büyütülen fuayesiyle sosyal avluya bağlanmış; kütüphane ve ticari birimler kamusal omurgayı gün boyu besleyen kullanımlar olarak ele alınmıştır.

Kreş, güvenli ve kontrollü ayrı erişimle birlikte gün ışığı alan, oyun bahçesiyle ilişkili bir noktada konumlandırılmıştır. Farklı yaş gruplarına yönelik sınıflar, atölye, rehberlik, öğretmenler odası, çocuk WC’leri, yemekhane ve uyku odası gibi programda tanımlanan gereksinimler aynı kontrollü kullanım alanı içinde çözülmektedir.

Genel arşiv, birim arşivleri, depolar, teknik servisler, server ve sistem odaları, sığınak ve personel destek alanları bodrumdaki ortak altyapı içinde; ilişkili oldukları bloklara doğrudan düşey erişim sağlayacak şekilde düzenlenmiştir.

İhtiyaç programında özel olarak belirtilen SBB TV stüdyosu ve reji, araç giydirme alanı, araç hazırlık ve yüksek hacimli ilan-afiş depolama birimleri; akustik, tavan yüksekliği, yükleme ve zemin bağlantısı gereksinimlerine uygun servis bölgelerinde çözülmüştür.

Kültür Merkezi

Kültür merkezi ihtiyaç programında tanımlanan 750 kişilik büyük salon ve 300 kişilik küçük salon; sahne, kulis, sanatçı odaları ve teknik destek birimleriyle birlikte bağımsız işletilebilen iki etkinlik odağı olarak ele alınmıştır. Salonların servis dolaşımları, seyirci fuayeleri ve teknik erişimleri birbirinden ayrıştırılırken ortak kamusal alan sistemi içerisinde bütünleştirilmiştir.

Beş derslik, iki atölye, sergi alanı, kafeterya, yönetim birimleri, vestiyer, WC, depo ve teknik hacimler; kültür merkezinin yalnızca gösteri saatlerinde değil gün boyunca çalışan bir kamusal merkez olmasını destekleyecek biçimde uzun cephe ve kültür avlusu boyunca dağıtılmıştır.

Programda ayrıca öngörülen dolaşım alanı gereksinimi, salon fuayelerinin, galerilerin, amfi bağlantılarının ve bağımsız kullanım senaryolarının birlikte çalışmasını sağlayan geniş ve okunabilir ortak dolaşım sistemiyle karşılanmaktadır. Yapı önündeki kültür avlusu-tören alanı ve üst kot deniz terası, kapalı programın dış mekândaki devamını oluşturmaktadır.

Cami

Cami ihtiyaç programında yaklaşık 1.000 m² harim ve 1.200 kişilik ibadet kapasitesi; giriş, vestiyer ve ayakkabılık, kadın ve erkek WC’leri, engelli WC, imam ve görevli hacimleri, depolar, çok amaçlı salon, beş derslik, kütüphane/okuma, idari toplantı odası ve teknik hacimlerle birlikte tanımlanmaktadır.

Bu program, yalnızca kapalı harim hacmi içinde değil; ibadet avlusu, son cemaat, kadınlar mahfili ve sosyal-eğitsel birimler arasında bütüncül bir ritüel ve gündelik kullanım dizisi olarak ele alınmıştır. Açık ve yarı açık alanlar, ibadet öncesi ve sonrası karşılaşmaları desteklerken caminin yerleşkenin kamusal sistemiyle bağını kurmaktadır.

Kapalı otopark gereksinimi ortak bodrum altyapısına entegre edilmiş; cami girişleri, servis ve yaya erişimleri diğer ana işlevlerin yoğun dolaşımlarından ayrıştırılarak sakin ve okunabilir bir ibadet eşiği oluşturulmuştur.

Etiketler

Bir yanıt yazın