1. Ödül, “Yapısal Boşluğun Kentle Diyaloğu” Ulusal Öğrenci Mimari Fikir Yarışması

PROJE RAPORU

İzmir konumu, iklimi, kültürü ve yaşantısı bakımından diğer iller arasından kolayca ayrılarak belleklerimizde farklı bir yer edinir. Öyle ki, kendine has yaşantısını, sokak kültürünü, dış mekan kullanımını, kültür sanat faaliyetlerine olan yakınlığını; hiç bilmeyen biri dahi kente adımını attıktan kısa bir süre sonra bunları hisseder ve kendini bu yaşantının içinde buluverir.

İzmir Büyükşehir Belediye binası, konumu itibari ile gerek yerel kullanıcının gerekse turistlerin belleklerinde uzun yıllardır önemli bir yere sahiptir. Kentin önemli çekim merkezlerinden biri olan saat kulesinin hemen yanında yer alan yapı, uzun yıllar boyunca kamunun ihtiyaçları doğrultusunda kullanılmıştır.

Saat Meydanı, İzmir’e gelen her turistin mutlaka uğradığı bir noktadır. Bu kapsamda dönüşecek belediye binasına İzmir’in değerlerini, kültür – sanat – üretim – eğitim – tarih gibi, vurgulayacak, daha geniş kitlelere tanıtılmasını sağlayacak fonksiyonlar atanmıştır.

Dönüştürülmesi planlanan belediye binasının kamusal faaliyetlerini etkin biçimde sürdürmesi, alternatif fonksiyonlar ile desteklenerek toplumun her kesimi için davetkar ve kapsayıcı olması önerilmektedir. Bu bağlamda öncelikli olarak saat kulesi meydanı ile güçlü bir diyalog kurması, yapının zemin katının olabildiğince boşluklu – geçirgen bir sistem ile tasarlanması, meydan ile yapı arasında alternatif etkinliklerin düzenlenmesi ve sınırların esnetilmesi önerilmektedir.

Yapıya yönlenmenin vurgulanması ve çekim gücünün arttırılması için meydan ile iletişimi güçlendirecek hem de katlar arasında alternatif bir sirkülasyon saplayacak bir bağlaç önerilmektedir. İklimin potansiyeli ile kurgulanan bu bağlaç, katlar arasında dış mekanda sirkülasyonu sağlarken meydandaki bütün potansiyeli yapının üst katlarına dek taşır.

Örneğin güneşli bir İzmir günü ve meydanda arkadaşlarımızla buluştuk. Bugün burada İzmir yerel tatlar festivali var. Meydan capcanlı. Parktan saat kulesinin çeperlerine dek kiosklar kurulmuş her biri rengarenk ve kentin zenginliklerini sergiliyor. Belediye binasına doğru yürüdüğümde kırmızı bir yolla karşılaşıyorum ve çeperinde kiosklar devam ediyor. Yolu takip ettiğimde belediye binasının zemin katına doğru geliyorum, burası gölge ve oldukça serin bir yer, köşedeki kahveciden mis gibi bir koku yayılıyor. Meydanda yer alan kiosklar burada çeşitli atölyeler olarak kurgulanmış ve yerel üretimi daha görünür ve katılımcı kılmış.

Kırmızı yolu takip bir üst kata çıkıyorum ve burada belleği sürdüren çeşitli belediye birimleri ve bunlara ilişkin bir sürekli sergi buluyorum.

Kırmızı yoldan devam edip 2 ve 3. Katlarda yer alan süreli sergi salonlarında bu dönemde sergilenen ‘’Olivelo’da Bir sene’’ isimli sergiyi gezdikten sonra muhteşem bir İzmir manzarası eşliğinde bir kahve molası verip, hediyelik eşya dükkanı ve müze mağazasından bugüne ait birkaç hatıra alıyorum.

Sonraki katlarda eğitime dönük esnek çalışma alanları ve bunları destekleyen kütüphane, atölyeler, toplantı odaları, medyatek ve ofis alanlarını buluyorum. Herkes keyifle bir üretim hali içinde ve farklı yaşlardan yerli ve yabancı bir çok insan burada bulunuyor.

Yapının 7. ve en son katına ulaştığımda edindiğim bu tecrübeyi ve küçük gezintiyi arkadaşlarımda paylaşmak üzere, denize nazır İzmir manzarası eşliğinde egenin çeşitli tatlarını deneyimleyebileceğim teras restoranda bir mola daha veriyorum.

Etiketler

Bir yanıt yazın