1. Mansiyon, Lüleburgaz Yıldızları Kadın Akademisi Mimari Proje Yarışması

PROJE RAPORU

Düşünceler

Yalnızca iki türden oluşan insan ırkının bir tarafını oluşturan kadının toplumdaki rolü sürekli değişim halindedir. Ne yazık ki bu değişim yalnızca gelişim ekseninde değil, sarkastik bir hareketle uzamda kaymalar şeklinde gerçekleşmektedir. Bu devinim içerisinde yersiz yurtsuzlaşan kadın kimliği sürekli olarak egemen unsurlar tarafından zorunlu desantralizasyona uğramaktadır. Bu kimlik devinimi kadın dünyasında ve kadını içerisinde barındıran toplumun iç dinamiklerinde bunalımlara sebep olmaktadır. Hem türlerin yüzde ellisini oluşturan hem de bu kadar kaygan bir zeminde var olmaya çalışan kadın, bu ikili durum karşısında bocalamaktadır.

Sürekli hareket halinde olan kadınlığın karşısında yüzyıllardır sabit bir şekilde duran ve konumu sorgulanmayan erkeklik vardır. Kadın ve erkek arasındaki bu asimetrik durum, kimliğini konumlandırmak için devamlı mücadele halinde olan kadın üzerinde pekte hafife alınamayacak bir baskı oluşturmaktadır.  Kalabalıklar tarafından içselleştirilmiş bu baskı durumu kadınlar için de maalesef olağan hale gelmiştir.

Dünya üzerindeki ilk toplumsal oluşumlardan beri, Baudrillard’ın tanımladığı, kadının baştan çıkarma yetisi üzerine kurulu bir düzen işlemiştir. Erkek ve kadın birbirinden tamamen farklı iki görevi üstlenmişler ve bu iki rol kesin çizgilerle ayrıştırılmıştı. Kapitalizm’ in kurduğu yeni dünya düzeninde ortaya konması gereken insan emeğinde erkek ve kadın ayrımı söz konusu olmamıştır ve bu iki tür birbirlerinin alanına daha fazla girmek zorunda kalmışlardır. Bu karşılaşmaların faydalı sonuçlarının yanında, sürekli kimlik bunalımında olan kadınlık üzerinde negatif sonuçları da ortaya çıkmıştır.

Ayrılmaz bir parçası olduğu toplum tarafından sürekli olarak ötekileştirilen kadın, varlığından bu yana en büyük bunalımla karşı karşıyadır. Bu durumda payı olan bütün toplum katmanlarının bir şeyler yapması gerekmektedir. Modern devletlerde topluma en yakın konumda bulunan organ yerel yönetimlerdir. Belediyelerin asli görevlerinin başında, şehrin fiziki şartlarını iyileştirmelerinin yanında toplumdaki çatlakları ve problemleri çözmek için de projeler üretmek gelmektedir. Bu projeler üretilirken hukuki, psikoloji, sosyoloji vb. alanlardan uzman yardımlarına başvurulmalıdır.

Dünya üzerinde insan var olduğundan beri en önemli ihtiyaçlarından birisini karşılayan mimarlık disiplininin de bu konuda söyleyecekleri olmalıdır. Tarihte mimari mekanın insan, toplum, siyaset, ekonomi, sosyal yapı üzerindeki etkisi göz önüne alındığında ‘Kadınlık Bunalımı” konusunda da düşünmek ve eyleme geçmek mimarinin önceliklerinden olmalıdır.

Mimari Reaksiyonlar

Kadınlar ve onların ayrılmaz parçaları olan çocuklar için üretilmesi istenen yapı, toplumun geri kalanından soyutlanmadan, etkileşimini kesmeden ve kadının toplumla iletişimini güçlendirme becerisine sahip olacak şekilde tasarlanmalıdır. ”Sığınma” amaçlı bir yapı yapmak zorunda olmak başlı başına bir utanç kaynağıyken, bu yapıyı ”Hapishane” kurgusuyla yapmak daha büyük bir yanlış olacaktır.

Ülkemizde yıllardan beridir iyi niyetli oluşumlar ve kurumlar aracılığıyla buna benzer işlevlerde yapılar yapılmaktadır. Fakat konu üzerinde felsefi ve sorgulayıcı bir düşünce egzersizi yapmadan ortaya konan mimariler farkında olmadan daha büyük problemlere öncülük etmektedir.

Kadın ‘Yaşama” boşluğu tasarlanırken, yaratılan açık ve kapalı boşlukların birbirleri ile ve kentin geri kalanı ile kuracağı ilişkiler üzerine düşünülmelidir.

 ”Yaşama Boşluğu” yapısı tasarlanırken, kullanıcılarını gündelik yaşamdan koparmayacak, açık alanlarında güvenli bir şekilde sosyalleşmelerini sağlayacak, fiziksel ihtiyaçlarını en yüksek konfor düzeyinde sağlayacak ve kullanıcılarının kişisel gelişimlerine doğrudan etki edecek bir mimari kompozisyon ortaya konmalıdır. Yere özgün coğrafi durumlara cevap üreterek sürdürülebilir ve doğa ile barışık bir mimari konsept ortaya konmalıdır.

Düşüncenin Yer’e Aplikasyonu

”Kadın Yaşam Boşluğu” yapısı için rezerve edilen arazi, kentin hızla gelişen arterlerinden olan İstasyon Caddesi üzerinde, eski mezbahanenin olduğu alandır. İhtiyaç programında verilen üç ayrı işlev kamusaldan özele doğru izlenen bir hiyerarşiye göre gruplanmıştır. Şartnamede de dile getirilen bu durum yapının alana yerleşiminde önemli bir kriter olarak kullanılmıştır. Buna göre, İstasyon caddesine en yakın işlev grubu Ortak sosyal alanlardır. Bu programın alt başlıklarını oluşturan çok amaçlı salon, konferans salonu, derslikler, işlikler, danışma birimleri, sergi salonu gibi mekanlar sadece yapının kullanıcılarına değil, kentin geneline hizmet verebilecek işlevlerdir. Hem İstasyon caddesine hem de 2 nolu parselde tasarlanan park alanına açılan bir avlu yardımı ile dinamik bir kentsel etkileşim boşluğu oluşturulmuştur. İhtiyaç programında verilen kafeterya bölümü de bu avlunun bir parçası olarak ele alınmıştır.

Alanın İstasyon Caddesi’nden en uzak kısmına Kadın Sığınma Evi programı yerleştirilmiştir. Arazinin kuzeyinde planlanan yeni imar yolu üzerindeki otoparkın yanında İstasyon Caddesi’nden yaya olarak da kontrollü bir ulaşım sağlanmaktadır. Bu yapıda dışarısı ile kontrollü ilişki kuran bir orta avlu etrafında organize edilmiştir. 0,00 kotunda yönetim, yemek, oturma, çocuk oyun alanı vb. programlar, avlu ile direkt ilişkili olacak şekilde konumlanmıştır.  +6,00 kotunda ise açık terasları ile birlikte hem park hem de kendi iç avlusuyla görsel iletişimi bulunan yaşama mekanları bulunmaktadır.  İç avlunun, yapının güneyindeki kent parkı ile kontrollü bir ilişki kurması sağlanmıştır.

Alanın orta bölümünde ise diğer iki işlev grubuyla ortak ilişki kuran ve hiyerarşik olarak da tampon görevi gören kreş bulunmaktadır. Yapının içerisinde oluşturulan iç avlu ile farklı yaş gruplarındaki çocukların ihtiyaçlarına cevap verebilecek mekan çeşitliliği sağlanmıştır. Kreş ve çocuk kulübünün iç avlusu da park alanı ve otopark ile kontrollü bir ilişki kurmaktadır.

Kadın sığınma evi yapı kompleksine araçlar ulaşım alanın kuzeyindeki imar yolu üzerinde sağlanacaktır. Yapıya araçla gelecek kullanıcılar için oluşturulan sokaklar, hem yapılara giriş imkanı sunmakta hem de otopark ile kent parkı arasında ilişkiyi kurmaktadır.

Kullanıcı kolaylığı ve ölçek kaygısından dolayı yapı zemin+1 kat olarak tasarlanmıştır. Bu sayede iç avlular, ortak alanlar ve kapalı alanlar gün ışığından maksimum düzeyde yararlandırılmıştır.

Etiketler

Bir yanıt yazın