1. Mansiyon (Bingol Barka Mimarlık), Bornova Belediye Binası ve Çevresi Mimari Proje Yarışması

MİMARİ AÇIKLAMA RAPORU

Bu coğrafyaya adım attığımız an, Akdeniz güneşinin altında dokulu beyaz satıhları, derin ve sadık gölgeleri ile aritmik şekilde şaşırtıcı bir doku oluşturarak duran kadim Akdenizli*  kütleler hafızalarımızdan süzülerek zihinlerimizde beliriverir.

Çözünük, tekdüze, monolitik, parlak ve devasa olanın tam karşısında örüntü, farklılık, kalıcılık, parçalılık, insan ölçeği olarak duran bir mimarlık geçmişinden söz ediyoruz Akdenizli kadim kütleler ile. Her daim birbirleri ile diyalog halinde, gölgeyi ve yaşamı aralarında barındıran ufki kütleler.

Ancak bu defa hep olageldiklerinden farklı şekilde, büyük bir boşlukta küçük bir parsel üzerinde, objeleşme (object-in-a-field) tehdidi altında üst üste konulmak durumundalar Akdenizli kütleler.

Tabiatlarından farklı olarak düşeyde örgütlenmek zorunda kalmış/bırakılmış basit kütlelerdir söz konusu olan. Sadece hâlâ beyazlar ve hâlâ sadık gölgeleri ile birlikte Akdeniz güneşinin altındalar.

Alışkanlıklarına uygun olarak, yatayda bir doku oluşturacak biçimde var olamıyor olmanın farkındalığı ile ve bu durumun ifadesi olarak kırık bir şekilde durmaktalar. Söz konusu üst üste konulmuş olma durumunu inceltmeye ve gizlemeye çalışmazlar. Asla bir daha olmaları gerektiği gibi bir arada olamayacaklarını bilerek ve ne olmaları gerektiğini hep hatırlayacak şekilde durma iradesini gösterirler. Belki de yatayda kurma imkânına sahip olmadıkları örüntüyü beyhude bir çaba da olsa, düşeyde kurmaya çalışmaktalar.

Yatayda üst üste duran kütleler arakesitinde görülen tesadüfi çizgiler, kırıklar ve kütle şaşmaları, düşeyde yer alan yarıklar bizlere ve kütlelere hem doğalarına aykırı olanı anlatmakta, hem de gerçekte ne olduklarının unutulmamasını hatırlatmakta. Asla yan yana ve üst üste gelmeleri onları birleştirmemekte veya yeni bir şeye dönüştürmemekte. Bu nedenle kararsız, tedirgin ve kekeme bir şekilde alışkın olmadıkları bir ortamda boy göstermekteler.

Yapı, önünde yer alan büyük boşlukta ise kendisini arayan, kaybolmuş ancak yine Akdenizli kadim parçalarına/öğelerine (kolonad, arkad, çatı, duvar, vb…) bakmaktadır. Sonuçta hüzünlü bir peyzajdır söz konusu olan. Akdenizli uzun servi ağaçları da dizi halinde bu parçalanmışlığa, dağılmışlığa ve kırılmışlığa tanıklık ederler. Aralarında dolaşacak zamane kentlileri ile satıhları ve gölgeleri aracılığıyla diyalog kurmak dışında başka çareleri olmayan mimari öğeler peyzajıdır sözü edilen. Lakin bu düşey dünyada pek de yer yok gibidir artık onlara.

Son kertede önerilen proje özünde içinde konumlanmak zorunda olduğu durumu ve kendi eleştirisini yapan bir tasarımdır. Proje alanının imar planı ile değerlendirilme şekline yönelik yapılan eleştirilerin temsili, önerilen projenin kendisidir.**  Mimari ürüne yedirilmiş eleştiri olarak tasarımı nitelemek mümkündür.

* Egeli Bornova ve İzmir’in hem coğrafi hem de kültürel anlamda önemli bir parçası olduğu, tarihçi Fernand Braudel’in tanımladığı biçimiyle “Büyük Akdeniz”in ve dolayısıyla Akdenizlilik’in irdelenmesi bir konu başlığı olarak ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda, kütleler, gölge, beyaz, aritmi, doku ön plana çıkan temalar olmuştur.

** Yarışma sürecinde önemli bir potansiyelin kullanmasının önünde engel olarak değerlendirilen uyulması zorunlu imar planı ve bu planda belediye binası için tanımlanmış kısıtlı parsel önemli bir konu başlığıdır. Bir süredir özellikle konut ve karma kullanımlı yapılar kapsamındaki girişimlerde benzerleri ile karşılan bir yoğunluk değeri (~3,5 emsal) ile bir yapı tasarımı söz konusudur. Bu bağlamda tasarımcılar olarak nasıl bir pozisyon belirleyeceğimiz sorusu belirmiştir. Düşeyde örgütlenmesi zorunlu bir hizmet yapısı tasarlanması meselesi ortadadır. Büyük bir yarışma alanının içinde imar planı ile küçük bir yapı alanı tanımlanmış olması, binanın ilçe ölçeğinde bir yerel yönetim yapısı olması ve bu yapı tipolojisinin işleyişi dikkate alındığında çok katlı olma durumu önemli bir sorun oluşturmaktadır.

Etiketler

3 yorum

Bir yanıt yazın