Yoğunluk Artışı ile Kentsel Dönüşüm Mümkün Değil!

Gayrimenkulün Geleceği Geleceğin Gayrimenkulü ön etkinliğinin ikincisi yapıldı.

{video640 src=”http://player.vimeo.com/external/54128334.sd.mp4?s=3d3ab51b73eb74a43b13e8a34f9fc429″}

{video640 src=”http://player.vimeo.com/external/54352356.sd.mp4?s=586a42fd62cfa5b7c3d0c2a4dc15f83a”}

ArkiPARC 2013 kapsamında, TSKB Gayrimenkul Değerleme ve Arkitera Mimarlık Merkezi iş birliği ile düzenlenen Gayrimenkulün Geleceği Geleceğin Gayrimenkulü ön etkinliğinin ikincisi “Bir Gayrimenkul Destinasyonu Olarak Türkiye” başlığıyla 22 Kasım Perşembe günü düzenlendi.

Kurumsal Yatırımcılar için Türkiye

“Kurumsal Yatırımcılar için Türkiye” oturumunun moderatörü Atlas Proje Yönetici Ortak’ı Tavit Köletavitoğlu, kurumsal yatırımcıların dünyadaki gelişimi ve Türkiye’ye yönelik ilgisinden bahsederken, Türkiye’nin avantajının ekonomik büyüme olduğunu vurguladı.  Bununla birlikte cari açık, ihracatın ithalata bağımlılığının çözülememesi ve dünya ekonomistlerinin Türkiye’deki iç tasarrufların az olması gibi sorunlarının da söz konusu olduğunu belirten Köletavitoğlu,  Türkiye’de sektörel anlamda ciddi gelişmeler yaşanıyorsa bile değerleme ve proje geliştirme sistemlerimiz buna ne kadar hazır sorusunu gündeme getirdi. 

TC Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanıtım Ajansı Daire Başkanı Arda Ermut, mütekabiliyet yasası, kredi notu artışı ve kentsel dönüşüm yasasına değinerek sözlerine başladı. Türkiye’nin yabancı yatırımcılar için cazip durumda olduğuna vurgu yapan Ermut, mütekabiliyet yasası dönüşümün bir göstergesidir diye belirtti. Ermut, 1972 -2002 yılları arasında Türkiye’nin aldığı yatırım 15 milyar dolar iken, 2002 – 2012 yılları arasında ise 120 milyar dolar olan artışın 26 milyar doları gayrimenkule ait dedi. 2002’de 500 yabancı sermayeli şirket varken günümüzde 30 bin olduğunu ve bunun 3 bin’i inşaat 5000’i gayrimenkul aittir dedi.  
PwC Türkiye Ortağı Ersu Bayraktaroğlu sözlerine Türkiye’de modern hukuk sistemi olduğunu belirterek başladı ve fakat yatırımcı için önemli olan hukuk sistemini nasıl uygulayacağınızdır diye vurguladı. Gayrimenkul yatırımcısı ile inşaat sektörünün farkından söz eden Bayraktaroğlu, gayrimenkul yatırımcısı risk analizi yapan bir finansçı olarak yer almaktadır dedi. Bayraktaroğlu, Uluslar arası yatırımcı gayrimenkul alanında yapacağı yatırımlar için vergisiz olma koşulunu değil öngörülebilir risklerle ilerlemeyi tercih ettiğini söyledi. 

Baker Mc Kenzie & Esin Hukuk Bürosu Kurucu ve Yönetici Ortağı İsmail Esin, hukukçu riski görmeye ve o riski yönetmeye çalışır sözleri ile başlayan Esin, Türkiye’de riskler ne kadar görülebilirler sorusu ile devam etti. Gayrimenkul sisteminde yeni bir tabir olan “hukuki riski yüksek olan ülke” olarak adlandırılan Türkiye için Esin, hangi ülke böyle bir risk taşımıyor diye sordu ve bununla birlikte Türkiye’nin hukuk hizmeti açısından birçok başarılı avukatı bulundurduğuna vurgu yaptı. Gayrimenkul sistemindeki önemli yeri olan sigortalardan söz eden Esin, avukatların işinin bir parçası olarak yatırımcı için güvenlik ağı kurarak yatırımcıların para kaybetmelerini engelleyeceğini belirtti. Esin ayrıca, yeni ticaret kanunundan bahsederek sözlerini bitirdi. 

Rönesans Gayrimenkul Yatırım, Yönetim Kurulu Üyesi Murat Özgümüş, Türkiye’de arazi, akıl, insan gücü olduğunu söylerken kaynak sıkıntısına vurgu yaptı. Özgümüş, Türkiye’deki ticari kira kontratlarındaki zayıflığa da dikkat çekti ve yabancı yatırımcıdan ziyade projelerde ilk düşünülmesi gereken noktanın yerli yatırımcının projenin sürdürülebilirliğini dikkate alması gerekir diye vurguladı. Özgümüş sözlerini kira kanunun öneminden söz ederek bitirdi. 

Albaraka Türk Katılım Bankası Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Ali Verçin, yatırımcıların isteğinin geniş bir yelpazesi olduğunu söyledi. Son yıllarda Türkiye’de istikrar olduğundan söz eden Verçin, inşaat sektörünün bundan faydalandığını sözlerine ekledi. Verçin ayrıca, Türkiye’nin istikrar kazanması ile sükuk çıkarabileceğini ve Avrupada’ki sükuk gelişmelerinden söz etti. 

Bireysel Yatırımcılar için Türkiye

“Bireysel Yatırımcılar için Türkiye” oturumunun moderatörü Extensa Genel Müdürü Aysu Özlem Gökçe, gayrimenkul sektöründe daha önce yapılamayan Orta Doğu ve Körfez ülkelerine de satış yapılabilir duruma gelindiğini belirtti.. 183 yabancı ülkenin gayrimenkul sektöründe önünün açıldığını söyleyen Gökçe, ancak dünya ve gelişmiş pazarlarla entegrasyon için süre gerektiğini vurguladı. 

E-Tapu Danışmanlık Genel Müdürü Metin Yeşil, Mütekabiliyet Yasası ile 183 ülkenin artık Türkiye’de gayrimenkul sahibi olabilme listesinde yer aldığını belirtti. Yeşil, mütekabiliyet konusunda uygulamalardaki en önemli noktaların açıklık ve istikrar mütekabiliyet olduğunu belirtti. 
Sotheby’s International Reality Türkiye Genel Müdürü Arman Özver, Ortadoğu ile mesafe olara yakın olduğumuzu ve ortak paydalarımızın fazla olduğunun önemini belirtti ve bu durumun bireysel yatırımcı için önemini vurguladı. Özver, bireysel Rus ve Uzak Doğu yatırımcılarının Londra’yı tercih ettiğini fakat bunun aksine Orta Doğu’nun İstanbul’u tercih ettiğini söyledi. Mütekabiliyetin orta ve uzun vadeli bir iş olduğunu belirten Özver, bu süreçte  üst düzey ve orta düzey iki çeşit müşteri profili olduğunu ekledi. 

TC Başbakanlık Toplu Konut İdaresi, İstanbul Emlak Dairesi Başkanı Ali Seydi Karaoğlu, şehirleri düzeltmenin mevzuat düzeltmek kadar kolay olmadığını ve Kentsel Dönüşüm yasası ile şehirlerin alt ve üst yapısının bir bütün olarak gelişeceğini vurguladı. Yasanın amacının  yaşanabilir mekanlar, şehirler yaratmak olduğunu belirten Karaoğlu, yoğunluk artışı ile dönüşüm değil kentsel çevre ile dönüşüm politikasının öneminden söz etti. 

Gayrimenkulün Geleceği Geleceğin Gayrimenkulü ön etkinliğinin üçüncüsü Ocak ayında gerçekleşecektir. Etkinliğimize dair video’yu ise www.arkiparc.tv adresinden izleyebilirsiniz. 

Etiketler

1 Yorum

  • oruc-kenan-yildirim says:

    Burada finansın Türkiye’ye çekilmesinden daha çok sözedilmiş. Kenstel dönüşüm derken sadece “para” düşünülüyorda şehir sakinlerinin yaşam kalitesinden niye bahsedilmiyor? Kentsel dönüşüm derken yapılan tek veya iki katlı, etrafı ağaçlandırılmış, farklı renkler ile mozaik şekline gelmiş gecekonduların yerine kibrit kutusu 15-20 katlı dip dibe binaların dikilmesi ve binaların hacimlerinden dolayı etraftaki ağaçların sökülmesi. Şehrin güzelleşmesi bu mudur? Yaşam kalitesi bunun neresinde? Bina estetiği hele hiç yok. Amaç emlakçılara iş imkanı sağlamak, ki bu doğru güzel, ticareti zenginleştiriyor ama balon şişirerek yapılıyor bu. Bir estetik bir güzellik bir yaşam alanı yaratılmadan yapılan konutlar balon gibi patlayacaklar, bu gelecek eknomik krizin temellerini atıyor.
    Turist çekmeyecek yatırımcıların göz zevkine hitap etmeyecek, şehir sakinlerinin yaşam kalitesini arttırmayacak tüm yapılar balondan öteye gitmiyor. Şu anda yaşadığımız kriz bu patlayan balonların krizi: mortgage kriziyle şişen konut fiyatları ve bunu destekleyen bankaların batmasıyla başlayan bir kriz. Bu krizin başlangıcı burada atlanmış. Katma değersiz bir yapı geleceğin molozundan öteye gidemez.
    Örnek almak için batılı ülkelerin şehirlerine bakın Amsterdam, Paris, Venedik, batı olmaz derseniz varın Moskova ve St Petersburg’a bakın. Bunlarıda istemem derseniz kasaba iken başkente dönüşen Astana’ya bakın, Almaata’ya bakın gidin gezin görün fotoğraflarını paylaşın.
    Tüm Türkiye’de 1940’lardan sonra bir tane katma değeri olacak, her şehrin kendine özgü vaz geçilmez sembolü olacak değeri ortaya çıkarılmış modern yapıları var mı? Eski yapıları binalar arasına sıkıştırısanız övündüğünüz eski yapılarda artık turistik cazibesini kaybedecektir. Bakın İstanbul’da araştırın kaç tane tarihi eser var (belki 10 binleri geçer) ve kaç tanesini gerçekten görebiliyoruz. Bu yapılar kutu yapılar arasında kayboluyorlar. Peki diğer şehirlere ne demeli:Bursa, Edirne, Mardin, Antep, Erzurum. Yaşadığınız şehire bakın gerçekten var olan tarihi eserleriniz görülemiyor, yeni sanatsal güzellikte modern yapılarınız yapılmıyor, şehirlerimiz boğuluyor! Doğal güzelliğimiz var derken şehir içindeki ağaçlar yok ediliyor, Peki doğal güzelliğimizde tükendiğinde ne olacak?

    Kentsel dönüşüm derken kamu kuruluşları, belediyeler, ve özel sektördekiler bunları kendi kendine sormuyorlar. Kentsel dönüşüm bugün her şehrin endüstriyel görünüm kazanmasına sebep oluyor. Ama Batı’dan lütfen ders alın. Onlarda 1900 başlarında bu hataları yaptılar, Türkiye’ye seminerler için gelip bizimle aynı hatayı yapmayın dediler. Sebep olarak hayalete dönüşmüş boşaltılmış endüstriyel şehirlerini gösterdiler, betonlaşmış akdeniz kıyılarını sergilediler. Katma değeri olmayınca şehirler bir zaman sonra çekiciliklerini kaybediyorlar, ve ticaret’de sanayide o şehirden kaçıyor.

Bir yanıt yazın