Ünlü bestecileri yetiştiren kentler

Beethoven'in doğduğu ve yaşadığı Baden, Mozart'ın memleketi Salzburg ve çok sesli müziğin merkezi Viyana kültürü kadar doğası ve korunmuş yapısı ile görülmeye değer.

Slovakya’nın başkenti Bratislava’da ise her an paparazziye yakalanabilirsiniz

Macaristan’a veda edip Slovakya’nın başkenti Bratislava’ya geçiyoruz. Bratislava da çok düzenli ve çok güzel bir kent. Eski binalar olduğu gibi korunmuş ve çok bakımlı. İki mimar kardeşin yaptığı opera binası da çok muhteşem. Bina o kadar beğenilmiş ki, Avrupa’nın muhtelif şehirlerinde 10 adet aynısından yapılmış. Şehrin muhtelif yerlerinde değişik heykeller var. Evlerin balkonlarında ve pencerelerinde rengarenk çiçekler görüyorsunuz. Bu şehirde ünlü bir paparazzinin heykeline dokunduğum zaman haberim olmadan bir paparazzinin objektifine yakalanıyorum.

Hava serin. Yaz ortasındayız olacak şey değil. Biz de hazırlıksızız ve bu yüzden üşüyoruz. Slovakya’dan çıkarken sınırda polis, otobüsü durdurup şöyle bir pasaport kontrolü yapıyor. Anlatılanlara göre evvelce bu kontroller saatlerce sürermiş. Macaristan, Slovakya ve Avusturya birbirine komşu ülkeler. Yeryüzünde, başkentleri birbirine bu kadar yakın başka ülkeler yok.

VİYANA’DA KONSER
Aynı gün İkindi vakti Viyana’ya giriyoruz. Evet burası bir başka güzel. Şimdiye kadar gezdiğim en güzel, en düzenli ve en temiz şehir. Otobüs ile şöyle bir şehir turu yaptıktan sonra otelimize yerleşiyoruz. Akşam, konsere gideceğiz. Viyana’da konsere gitmemek olmaz. Kraliyet sarayındaki konser salonunda Johann STRAUSS ve Wolfgang Amadeus MOZART’ın eserlerini dinleyeceğiz. Kraliyet sarayı da muhteşem bir yapı. Konser salonuna girdiğim zaman doğrusu biraz hayal kırıklığı yaşıyorum. Hayalimde daha muhteşem bir salon düşünmüştüm. Harika bir konser izledik ve hayran olduk.

Hafif çiseleyen yağmurla güne başlıyoruz. MAYERLİNG faciasına konu olan Mayerling av köşküne gidiyoruz. Resmi açıklama malum da gerçek nasıl, pek belli değil. 1800 yıllarının sonunda Avusturya Kralı olan Jozef’in tek oğlu veliaht RUDOLF, manastır olan bu binayı satın alıyor ve burayı av köşkü olarak dekore edip kullanıyor. Rudolf zamanının çoğunluğunu burada geçirirken 30 Ocak 1889 günü yatağında başından vurulmuş olarak bulunuyor. Yanında da Macar Barones MARİ VETZERE de aynı şekilde bulunuyor. Barones’in cesedi alelacele alınıp defnediliyor. Rudolf’un cenazesi ise Viyana’ya getirilip 2 milyon kişinin katıldığı bir cenaze töreninden sonra defnediliyor. Yapılan resmi açıklamalarda, Prens Rudolf’un intihar ettiği belirtiliyor. Bu arada olayla ilgili bilgisi olanlara da gizlilik yemini ettiriliyor. Gerçek bugüne kadar belli olmadığına göre dedikodular ve kulaktan kulağa yayılanlara ne ölçüde inanırsınız bilemem ama görünen o ki, olay intihara benzemiyor. Uzunca bir süre boş kalan köşk KARMELİTA RAHİBELERİ’ne tahsis ediliyor. Karmelita Rahibeleri’nin özelliği şu: Bu rahibeler dünya ile ilişkilerini kesmişler ve hiç kimse ile görüşmüyor. Hiç kimse de onları göremez. Dünya ile irtibatlarını, alışverişlerini de özel olarak seçilmiş normal bir rahibe sağlıyor. Şu anda 9 Karmelita Rahibesi’nin kaldığı söyleniyor.

BEETHOVEN’IN ŞEHRİ
Buradan Baden şehrine geliyor ve kısa bir gezi yapılıyor. Gördüğüm kadarı ile temiz ve hoş bir termal kent. Büyük besteci Beethoven burada doğmuş. Pek çok şehirde gördüğüm gibi burada da şehir içi ulaşımı sağlayan iki vagondan oluşan özel araçlar var. Bir Türk burada bir termal otel satın alıp yıktırıyor ve hamam yaptırıyor. Bu iş pek tutuyor ve ünleniyor. Pazar günleri, restoranlar ile eğlence yerleri hariç her yer kapalı. Avusturyalılar pazar günlerini kendilerine ayırmışlar.

Ayrıca hafta içinde de dükkanlar saat 19.00’da kapanıyor. Bu saatten sonra açık yer bulmak mümkün değil. Avusturyalılar, konuşmaya başlamadan önce mutlaka bir selam veya o anlama gelecek bir şeyler söylerler. Yüzlerinde sahte bile olsa bir tebessüm vardır. Konuşmanın sonunda teşekkür ederler ve onlar da teşekkür beklerler. Üstleri başları her zaman temiz. Hiç kimseyi sakalı uzamış bir halde görmedim. Genci-ihtiyarı hep böyle.

Büyük bir araziye kurulu çok sayıda örnek evler var. Burayı geziyorsunuz, beğendiğiniz evi sipariş ediyorsunuz ve bu evin aynısı istediğiniz yere yapılıyor. Ne güzel değil mi?

MOZART VE SALZBURG
Viyana’dan ayrılıyoruz. Keşke bu şehri tanımak için biraz daha kalabilseydik diye hayıflanıyorum. Belki başka bir sefer… Avusturya’nın, Viyana’dan sonra en önemli şehri Salzburg’a geliyoruz. Şehrin kartal yuvası gibi bir kalesi var. Buraya çıkmak için raylı vagon asansör yapmışlar. Şehrin merkezinde, hemen hemen bütün Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, büyük bir kilise, çan kulesi ve tarihi binalar var. Mozart bu şehirde doğmuş ve yaşamış. Oturduğu bina müzeye çevrilmiş. Zaten her şehirde sayısız müze var. Gittiğiniz şehirlerde yalnızca müzeleri gezeyim deseniz günler haftalar sürer. Mozart’ın yaşadığı binayı görüyoruz.

Almanya’ya, Münih’e gideceğiz ama henüz vakit var. Şöyle bir etrafı gezeyim diyorum. Cadde ve sokaklarda zaman zaman moloz konteynırlarına rastladım. İnşaat veya tadilat yaptıracak olan kişi, Belediyeye müracaat ediyor. Belediye de binanın önüne, ihtiyaca göre büyük veya küçük konteynır koyuyor ve çıkan inşaat artıkları buraya atılıyor. Dikkat ettim bu konteynırların içine başka madde örneğin evsel çöp atılmıyor. İş bittiğinde belediye araç gönderip bu konteynırı kaldırıyor ve kendi belirlediği alana döküyor. Ne kadar güzel bir düşünce değil mi? Lütfen belediyelerimiz bu uygulamaya derhal geçsin. Bunun pek çok faydası var. Öncelikle tadilat yapacak ev sahibi, molozu nereye dökeceğim derdi ile uğraşmıyor.

Etiketler

Bir cevap yazın