Teğet Mimarlık, 30. yılını kutlarken mimari üretim pratiğini aşina olduğu temsil araçlarının dışına taşıyarak mimarlığın gündelik yaşamla ne şekilde hemhal olduğunu araştıran yeni bir seri üzerine çalışıyor.
Teğet Mimarlık ekibi Sahne, Ayna ve Sofra olmak üzere 3 filmden oluşan video serisini şu sözler ile anlatıyor:
“Teğet Mimarlık olarak 30. yılımızı kutlarken, mimari üretim pratiğini aşina olduğumuz temsil araçlarının dışına taşıyan ve mimarlığın gündelik yaşamla ne şekilde hemhal olduğunu araştıran yeni bir seri üzerine çalışıyoruz. Titrek çizgili eskizler, ölçekli çizimler, temiz fotoğraflar ve bilgi odaklı metinler mesleki pratiğimizin doğal parçaları. Öte yandan anlatıyı mimarlığın kendi disipliner sınırlarının dışına taşıyarak, tasarım ve uygulama süreçleri sonrasında hayata katılan bir binanın mekansal niteliklerine, yerle ve kullanıcısı ile kurduğu ilişkiye, ürettiği yeni ritüellere daha canlı ve samimi bir tanıklık yapabileceğimize inanıyoruz. Film, bu tanıklığa taze bir bakış ve pratiğimiz için yeni bir araç.
Hem kamera arkasında, senaryo, kurgu ve çekimlerde; hem de kamera önünde, binaların yegane kullanıcıları ile birlikte, içeride ve dışarıda, biz varız. Bu bakımdan Teğet’in farklı dönemlerde gerçekleştirdiği binalar etrafında şekillenen ve üç kısa filmden oluşan çalışmanın temel iddiası, mimarlık ortamında yer edecek bir başka profesyonel ürün paylaşmaktan çok duyduğumuz merak ve heyecandan filizlenen el yapımı bir araştırmayı kayda geçirmek.
Üçlemenin ilk filmi Sahne, İstanbul Deniz Müzesi ile, şehri ve şehirlileri, denizde ve karada buluşturuyor. Yapının yalnızca monoton bir arka plan değil, kamusal hayata aktif bir sahne olarak katılmasını farklı aktörler, eylemler ve bakışlar üzerinden araştırıyor.
İkinci film Ayna, Yapı Kredi Kültür Sanat’ın ürettiği iç ve dış arasındaki gerilime, sergi ürünü ve sergileme arasındaki döngüsel ilişkiye, ziyaretçinin oto-kurgusal deneyimine odaklanıyor. Yapının şehirle ve sanatla kurduğu ilişkiyi; bir içe dönme hali olan yansımalarla ele alıyor.
Üçüncü film Sofra ise 35. Sokak’ta kurulan uzun bir masa etrafında şekilleniyor. Ev, sokak ve birlikte yaşama kültürü üzerine kurulan film, mimarlığın gündelik hayatla kurduğu temel ilişkilere katmanlı bir şekilde bakıyor.”