Taksim’e fantastik bir cami projesi

Ertan Altan'ın Taraf gazetesinde yayınlanan köşe yazısı...

Cumhuriyet’in son yıllardaki en büyük krizlerinden biri olan Taksim’e cami yapılması projesi nihayet gerçekleşiyor. Yıllarca yersiz laiklik endişelerine neden olan, dindarları baskı altına almanın aracı olarak kullanılan bir projenin gerçekleşecek olması sevindirici ama cami projesiyle ilgili yapılan açıklamalar ve mimari çevrelerden edindiğim bilgiler endişe verici. Cami ile ilgili laik endişeler temelsizdi ama mimari ve estetik endişelerin giderilmesi şart.

Öncelikle caminin gündeme geliş şekli son derece kötü oldu. Yıllarca kriz konusu olan, 28 Şubat’ı destekleyen unsurlardan biri yapılan Taksim’e cami projesi, Mimar Ahmet Vefik Alp tarafından bir televizyon programında açıklanıverdi. Alp “gizli proje” olarak tanımladığı cami planı için iki yıl önce Taksim Camii Sanat ve Kültür Vakfı tarafından kendisine görev verildiğini, hazırladığı iki projeden birinin beğenilerek kabul edildiğini söyledi. Cami Vakıf’ın sahibi olduğu ve Kasımpaşaspor tarafından işletilen Taksim’deki Sular İdaresi’nin arkasında yer alan otoparka yapılacak. Camiyle ilgili avan proje çoktan onaylandı. Mimar Alp, projenin Başbakan tarafından inceleneceğini söyledi ancak edindiğim bilgilere göre şu anda uygulama projesi devam ediyor.

Emek Sineması’nda, Taksim yayalaştırma projesinde olduğu gibi cami de ihale yöntemiyle yapılıyor ve böylelikle mimari rekabetin önü kesiliyor. Taksim gibi sembol bir alanda yıllarca kriz konusu olan bir cami Alp’in açıkladığı gibi “gizli proje”yle yapılamaz. Bu yöntemin Taksim’e cami yaptırmamak için gizli gündemler oluşturmaktan pek farkı yok.

Avan projeden uygulama projesine geçildiği halde caminin mimari planıyla ilgili hâlâ net bilgiler verilmedi. Mimar Alp, içinde dinler tarihi müzesinin yer alacağını, Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlığın tanıtıldığı bölümlerin olacağını söyledi. Mimari üslup olarak ise biraz Osmanlı biraz Selçuklu kullanılacakmış. Bütün bunlar modern mimariye de uyarlanacakmış.

Benim edindiğim bilgilere göre ise Sular İdaresi’nin arkasındaki mevcut otoparkın altına yedi kat inilecek. Dört katta otopark, üstteki üç katta ise alışveriş merkezi yapılacak. Cami bu tesisle bağlantılı olarak Alp’in anlattığı dinler müzesi ile birlikte inşa edilecek.

Caminin içine dinler müze müzesi yapmaktaki teolojik absürtlük bir yana, kutsal bir mekânın gelir getirici projelerle birlikte ele alınması mimari eleştirilerin başında geliyor. Mimari rekabetin önünün kesilmesinin altında yatan da gelir getirici projelere odaklanılması. “Biraz Osmanlı biraz Selçuklu biraz da modern mimari” gibi detaylar ise ortada hiçbir mimari ve estetik yaklaşımın olmadığının ispatı. Mimar Alp, “Belki cami mimarisinde yeni bir ekol yaratılıyor” demiş. Öyle olacağına eminim.

Ahmet Vefik Alp fantastik mimari projeleriyle tanınıyor. Acaba Taksim Camii Sanat ve Kültür Vakfı yıllarca koparılan kıyametten sonra Taksim’e cami yapmayı gerçek üstü bulduğu için ihaleyi Mimar Alp’e verdi?

Etiketler

Bir yanıt yazın