Planın Ne Ankara?

Medeni bir şehir olmak için planın ne? Var mı böyle bir niyetin? Nasıl yayılacağı belli olmayan bir 'yağ lekesi' gibi gelişiyorsun 32 yıldır.

85 yıl önce bile bir planın vardı, şimdiki planın ne, bilmiyoruz. Bilip bilmeden, yaşayıp, gidiyoruz içinde. Bildiğimizi sandığımız planları da değiştiriyormuşsun habersiz. Bir tül perdenin arkasında, belli belirsiz birşey bize planların!

Perdenin arkasını seçebilmek için Ankara Kulübü’nün düzenlediği açıkoturuma katıldım. ‘Ankara’nın İmarı’ydı konu. Oturumu, Eski Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı, 1989-1993 yılları arasındaki Büyükşehir Belediye Başkanımız Murat Karayalçın yönetti. Açık oturum bittiğinde, Ankara Kalesi’nin üzerinde yükseldiği kayalar kadar sert, oturumun düzenlendiği Abidinpaşa Konağı kadar büyük bir kafam vardı! Dertsizmiş gibi yenileri eklendi içine.

Plan tutmayan devlet merkezi
Kitap kalınlığında not tutmuşum. Yeri geldikçe ayrıntılarına değinmek üzere, şimdilik ilginizi çekecek başlıklarla giriş yapmış olalım.

Açılışı, Atılım Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nden Yardımcı Doçent Doktor Savaş Zafer Şahin yaptı. Daha önce de küreselleşme dalgaları yaşayan dünyanın, yeni küreselleşme dalgasına değindi. Bu süreçte Ankara’yı, 3 dalga halinde değerlendirdi:

– 1870’le 1914 arasındaki Birinci Dalga
– 1945’le 1980 arasındaki İkinci Dalga
– 1980’den günümüze kadar süren Üçüncü Dalga olarak.

İnanması zor ama 1800’lerin ortasında Ankara’nın çöküş direği, Yeni Zellanda’ya götürülen 50 çift tiftik keçisidir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu ve 1923’te başkent oluşuyla yeniden ayağa kalksa da 1950’de, çok partili yaşama geçişle ibre yeniden İstanbul lehine döner.

Dışarıdan aldığını içeride satan İstanbul’da birikir sermaye. Sanayileşme ve kültürel yaşamın merkezi olmaya başlar. 1980’lere kadar ağır ağır çöken Ankara’nın, 1980’den sonra yeni gerileyiş dönemi başlar. Ekonomik gelişmesi ve imarı kesintiye uğrayan başkentin, yüzde 60’ı gecekondularla doludur. 1990’dan 2007’ye kadar 17 yılı, plansız geçirir. ‘Yağ lekesi’ gibi kontrolsüz gelişir. ‘Başkent Ankara 2023 Planı’nda, 2007’den bu yana, 500 kadar plan değişikliği saptar Savaş hoca. Plan tutturamayan bir devlet merkezidir Ankara!

50 kilometre çapına 5 kilometre hizmeti
Ardından Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’den Doçent Doktor Metin Şenbil hoca söz aldı. 10 yıl Japonya’da bilgisini terbiye edip, Ankara’ya dönünce bütün bildikleri alt üst olan hocamız. Günlük 6 buçuk milyon yolcu taşınan başkentte, toplu taşıma bilgilerini içeren döküm aramış, bulamamış. Kendi çabasıyla bulmaya çalışıyor. 2 bin 400 kadar minibüs, 500 halk otobüsü ve 2 bin kadar belediye otobüsüyle 50 kilometre yarı çapındaki kente, 5 kilometre yarıçapındaki kent ulaşım hizmeti verdiğimizi söyledi. Kendi de hep toplu taşıma aracı kullanıyor. Bazı hatlardan kaldırılan otobüs seferlerinin, maliyetini ve toplumsal sonuçlarını anlattı. 163 numaralı otobüs seferi gibi. Ruhum daraldı.

Kentsel dönüşüm karmaşası
Bilkent Üniversitesi Kentsel Tasarım ve Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nden Yardımcı Doçent Doktor Bülent Batuman’a geldi söz. “2004 yılından sonra plansızlık, kamu yönetim biçimine dönüştü” diye başladı. Kentsel Dönüşüm Projeleri’ne değindi. “Dikmen’de çatışmalı, Kuzey Ankara’da uzlaşmalı dönüşüm başlatıldı ama iki mahalle de şu an Büyükşehir Belediyesi’yle mahkemelik. Buralarda toplumsal dokunun parçalanması tehlikesi, çok ciddidir” dedi. Uzun uzun ‘Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun Tasarısı’nın barındırdığı tehlikeleri anlattı.

Yetmedi yerimiz, Murat Karayalçın’ın çok önemli uyarısını Cuma günkü yazımızda işleyeceğiz. Kimsenin belirgin hatlarla çizemediği Ankara’nın planı, şimdilik, “İnşallah ‘plansızlık’ değildir” demekle yetineceğiz.

Etiketler

Bir yanıt yazın