Atelier KI JUN KIM ve Studio in Loco, Seul’ün yoğun alışveriş bölgesi Myeong-dong’da yer alan eski banka şubesini Shinhan EX:PACE isimli çağdaş bir kamusal mekâna dönüştürdü. Binanın dalgalı cam cephesi, perde metaforundan esinlenerek kentsel bağlama yeni bir kimlik kazandırırken içbükey girişler, ayna tavanlar ve kamusal oturma alanlarıyla yapı, finans merkezinin ötesinde buradaki insanlar için bir “yaşayan salon” işlevi görüyor.

Fotoğraflar: Joonhwan Yoon
Myeong-dong metro istasyonunun yakınında, büyük alışveriş alanlarına açılan iki caddenin kesişiminde yer alan proje arsası, onlarca yıl önce zanaatkârların ve tüccarların buluşma noktası olarak ortaya çıktı. Kısa sürede yoğun kentsel dokuya dönüşen bu bölge her daim turistler ve alışverişçileri cezbeden dükkânlar, restoranlar ve mağazalarla dolu.
1992’de tamamlanan mevcut yapı, yaklaşık otuz yıl boyunca Shinhan Bankası Myeong-dong Şubesi olarak hizmet verdi. Ancak yeni bankacılık sistemlerini ve ilgili tesisleri barındırabilecek şekilde yenilenmesi ve genişletilmesi gerekti.

Kumaşın, perdenin ya da drapenin asılı oluşu tarih boyunca mekânlara anlam yükleyen bir jest oldu. Bir alanı örtme ya da gizleme eylemi, hem saygıyı ifade ediyor hem de gözlemcide beklenti yaratıyor. Bu projede cephe, perde metaforu üzerinden hem figüratif hem de ayırt edici bir araç olarak ele alındı.
Işığın sürekli değişen doğasını ve mekânın buna verdiği tepkileri yakalayan kavisli cam yüzey, yapıya kendine has bir karakter kazandırıyor. Bu “perde” ile yapı, 10 metre genişliğindeki yola bakan cephede üç kat, 6 metre genişliğindeki yola bakan cephede bir kat ve köşe kesitinde iki kat yükseltilmiş. Perdelerin yüksekliği, çevredeki binaların ölçeğine göre kademelendirilmiş.

İki sokağın birleşiminde konumlanan binanın 2018’de yenilenmesine karar verildi. İşveren, finansal bilgi ve çeşitli hizmetleri daha geniş kitlelere ulaştıracak, aynı zamanda kurumsal kimliği merkezî bir konumda yansıtacak bir yapı talep etti.

Başlıca giriş, içbükey cam duvarlar ve ayna kaplı tavanlarla çevrili. Peyzaj ve oturma alanlarıyla desteklenen bu bölüm, kent içinde bir oturma odası gibi, insanların mola verip dinlenebileceği kamusal bir alan yaratıyor. İkinci giriş ise cam kutuların arasına eklenmiş. Sürekli köşe dikmeleri, kavisli üst kotlar ve modüler parçalı cephe düzeniyle bu kütle bağımsız bir hacim etkisi yaratıyor.
Cephe tasarımında perde ya da pamuklu kumaşın salınımlarından ilham alınmış. Hareket eden bir kinetik cephe yerine, kumaşın tam o anda yakalanmış dalgalanması gibi “kontrollü bir karmaşıklık” hedeflenmiş.
Farklı eğrilik tiplerinden oluşan modüllerin tekrarıyla yaratılan cephe, yürürken sürekli değişiyormuş hissi uyandırıyor. Ancak gözlemcinin zihninde somut bir formdan çok bir metafor ve sembol olarak yer ediyor. Cam yüzey, çapı değişen seramik nokta frit kaplamasıyla gölgeler ve ışık oyunları üretirken pamuksu bir doku etkisi veriyor.

41,52 mm kalınlığında yalıtımlı cam modüller; çift cam, argon gazı, ısı yansıtıcı Low-E kaplama ve gölgeleme sağlayan frit tabakalarıyla üretilmiş. Yansıma değerleri ve projeksiyon testleri sonrası, 14 farklı tipte 320 kavisli cam modül üretilmiş.
Bu iki boyutlu kavisli cam panelleri taşıyan perde duvar çerçevesi, yüksek mukavemetli çelikten yapılmış. Çelik malzemenin ekstrüzyona elverişsiz doğası sebebiyle, 45 mm genişliğinde ve 150 mm uzunluğundaki çelik dikmeler bükülerek üretilmiş.

Modüllerin alt yüzeyinde kullanılan yüksek yansıtıcılı paslanmaz çelik cephede yeni bir çeşitlilik yaratıyor. Aynı eğrilikteki modüller üst üste geldiğinde 15 cm derinlikte farklı genişliklerde gölgeler oluşuyor.
Ana girişte, dalga boyu 76 cm’ye varan paslanmaz çelik kaplama tavan malzemesi, kamusal katkı niteliğinde şık bir tavan etkisi veriyor. Bu yansıtıcı yüzey, hem binanın estetik algısını zenginleştiriyor hem de kentsel mekâna değer katıyor.
